denge ile cümle

denge kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Finlandiya, AB ülkeleri arasında en dengeli bütçelerden (mali açıdan sorumlu) birine sahiptir.フィンランドはEUの中でも財政的に大きな責任をもつ国の一つである。
Yapımda esas sorun güvenilirliği ve maliyeti arasındaki dengeydi.開発する上での重要な問題は信頼性と経済性であった。
Ağır kapıların kaldırılıp indirilmesinde bir dengeleyici baskül mekanizması çoğu zaman bulunurdu.りさに(冗談で)頭髪の薄さを指摘されて以来、抜け毛の多さに悩んでいる。
Dengelenmiş seçilim, çoğu popülasyonda çoğu zaman gerçekleşir.最も効果的なプロパガンダはしばしば全体を通して真実である。
Görevi süresince sert mali reformlar gerçekleştirerek ekonomiyi dengelemeye çalıştı.この厳しい状況から脱却を図るため、政府は経済・財政改革措置を実施し始めた。
Axe4? oynayarak taş dengesini sağlamalıdır.プレイヤーは碇シンジとなってプレイするゲーム。
Buna dengeli beslenme denir.これを栄養要求と言う。
Bazen bu sonuç bir dengedir.有時這結果是一個均衡。
Bu nedenle genel denge teorisi geleneksel olarak mikroekonominin bir parçası olarak sınıflandırılır.因此,传统上一般均衡理论被归为微观经济学的一部分。
Alman birleşmesi (ve İtalya'nın birleşmesi) 1815'te ortaya konan denge unsurlarını boşa çıkarıyordu.德意志(或意大利)的统一将会破坏1815年维也纳会议建立的势力范围体系。
İlke 4 İş yükünü istikrara kavuşturun/dengeleyin (heijunka).前世為四神中的玄武。
Örnek olarak dengeli bir avcı-av ilişkisini en büyük akvaryumlarda bile sağlamak mümkün değildir.舉例,如一個平衡的捕食關係即使於最大的水族箱中亦不可能維持。
Bu durum, dengeli ikili arama ağaçlarının icadına yol açmıştır.这被用来优化二叉搜索树。
18. yüzyılın sonuna doğru Salado nehri iki uygarlık arasında sınır olmuş ve belirgin bir dengeye erişilmişti.到了18世纪末,萨拉多河成为了这两个文明间的界线。
Bu durumda bilinen hiçbir kuvvet, dengeyi sağlamaya yetmez ve söz konusu cisim tümüyle içe çöker.則天下不知其所從,而上亦將眊亂而喪其所守。
1930'lar ve 1990'larda uygulanan çeşitli dengeleme yöntemleri ile kule düzleştirildi.在20世纪30年代和90年代采用多种方法来拉直该塔。
Yoksa günah da sevap da kâinatın negatif-pozitif dengesi içindeki adaletinin bir unsuru mu?”《惡狼難馴!?》(日語:オオカミは懐かない!
Manyetik alandaki kısa zaman alan dengesizlikler ise K-index ile ölçülür.地磁場的短期不穩定性可以通過K-指標來測量。
Anlamı şudur ki, sistem karasız denge durumundadır.注意到這系統只處於平穩狀態。
Bu tip denge dışı aşırı soğuk plazmalar bu şekilde hızla gelişir ve birçok ilginç olay sergiler.此類非平衡超冷等離子體會快速地演變,並展現出各種有趣的現象。
Yardımlaşmada hem bir düzen hem de gizli bir denge vardır.易獲幫助、貴人相助。
Daha büyük cisimlerin kuantum kütleleri direkt olarak watt dengesi yöntemi kullanılarak ölçülebilir.大物体的量子质量可以直接由瓦特平衡测得。
A Dengeki G's Magazine dergisinden geçmiştir.在电击G's magazine上刊登。
Diğeri denge duyusu olup, kılların (silialar) hareketi ile ortaya çıkar.不比帷车避新妇,听他看煞子瞻来。
Leonardo: Grubun lideridir ve örneğin, en dengeli kaplumbağadır.李奥纳多(Leonardo),简称李奥(Leo),是神龟队伍的领导者,因此,他是最稳重的神龟。
Buna dengeli beslenme denir.但是现在则只表示肉食。
Balkanlar'daki güç dengesi de değişmişti.而此时巴尔干半岛的局势也发生了变化。
Arkadan kendisi de inerken dengesini kaybeder, düşerek ölür.服從他的可得生命,背逆他的必死亡。
Daha sonrasında ruhlar ve insanlar arasındaki dengeyi sağlamaya çalışmıştır.再次重逢後對美和子產生男女之間的感情。
Maria Bello - Sophie, Rebecca ve Martin'in duygusal olarak dengesiz annesi.瑪莉亞·貝蘿 飾 蘇菲:蕾貝卡和馬丁精神不穩定的母親。
16. ve 17. yüzyıllar arasında ülkenin dış ticaret dengesi pozitiften negatife kaydı.在16和17世纪的某时,联邦的贸易差额由正转为负。
Herhangi bir dengesizlik, dünyadaki ortalama sıcaklığın belirlenmesinde farklı sonuçlar ortaya çıkarır.任何不均衡都会导致地球平均气温的变化。
Irak'ta yaşanan bu değişiklik Orta Doğu'daki tüm dengeleri altüst etti.这一发现将永远改变中东政治关系。
Faiz değişkenini dengeleyici bir unsur olarak görebiliriz.随机变量可以看作一维随机向量。
Erişim tarihi: 25 Ağustos 2012. ^ "ŞABAN İMZAYA GELİYOR". dengegazetesi.com.tr.―――――――小說「 秋之回憶#5 Promise&Wish 」 結束 4月12日:步、加入CUM研。
Bu şekilde verici partnerin dengesini sağlaması alıcı partnere bağlı olur.希望各部门都照这样正确地对待自己的顾问同志。
Kemik yapıları güçlü, vücutları dengelidir.骨骼强健,身體耐寒。
Çay içindeki Theanine maddesi, çayı içenin sinirlerini rahatlatır ve tansiyonu dengeler.且重視茶的功效,喝下的茶要能調理精神,消除疲勞。
Çoğu kez bu çelişebilecek amaçlar arasında en uygun dengeyi kuran rota seçilir.最终,会选择一个相对最适宜的方向行进。
Küçük oğul, Refik, ise dengeli ve neşeli gözükür.歷春坊贊善、諭德,轉少詹事。
Lennie Small: George ile birlikte dolaşan, akli dengesi bozuk ama çok güçlü bir adam.雷尼·斯默 (Lennie Small): 患有心理障碍、四肢强壮,他与乔治一道旅行,是他挚友。
Gevşek unsurların denge açısını herhangi bir nedenle aştığı durumlarda heyelan oluşur.不管在什麼危急情況下都表現冷靜沈著。
Oğluna karşı "dengesiz" davranmış ve hem kızıp döverken hem sevgi gösterisinde bulunmuştur.丁部领听闻陈明公“有德而无嗣”,带同儿子丁琏投靠。
Mesaj doğru olsa da yönlü olabilir ve olayın tümünü dengeli bir şekilde sunmayabilir.消息可能是好的,也可能是坏的,但我们将告诉您真实的情况。
Ancak bu ailenin durumunun kararlı ve dengeli olduğunu göstermez.這個國家的個人和家庭,仍承受著無法逃避的專制與苛重。
Yoksa günah da sevap da kâinatın negatif-pozitif dengesi içindeki adaletinin bir unsuru mu?”어찌하여 무명사(無明使)가 마음을 제멋대로 부려 죄를 짓게 하는 것인가?
Yardımlaşmada hem bir düzen hem de gizli bir denge vardır.욕(欲)은 지어야 할 일을 바라고, 구하고, 하고자 하는 마음작용이다.
C {\displaystyle C} 'nin denge bedeli karakteristiktir.그 결과는 c {\displaystyle c} 값에 의존한다.
Paylaştıklarının geleceği ve dengeyi etkilemesinden korkar."나는 李家(이의민)와 杜家(두경승)가 무섭더라.
Kendini manastıra kapayan kız kardeşi akli dengesini yitirip 28 yaşında öldü.결핵에 걸린 그의 어머니가 혼수상태에 빠지자 30세의 나이로 자살했다.
Dengeyi değil, ona ulaşma hızını değiştirirler.항문에서 직장에 끼우고 속도를 변화시켜 사용한다.
Düzenek denge durumundayken kapı kapalı konumdadır.정지 요구가 없으면 문은 닫힌 상태로 유지된다.
Her ikisinin sebebi de ekonomide dengelerin bozulmasıdır.둘다 이유는 스테이크에서 나왔다.
İlke 4 İş yükünü istikrara kavuşturun/dengeleyin (heijunka).이 41위를 세운 것은 자은(慈恩)의 말."
Eşinin ölümünden sonra Poe giderek daha da fazla dengesiz hâle geldi.아내가 죽은 뒤 포의 상태는 더욱 불안정해졌다.
Genellikle seks hormonlarındaki dengesizlikten kaynaklandığı düşünülür.보통은 호르몬 장애로 인해 발생한다.
Kuvvetli ve dengeli bir gübrelemeye gereksinim duyar.크고 절도 있는 동작이 필요하다.
Vergi sisteminde bir denge vardı.성내에는 수산산 봉수가 있었다.
Bu nedenle genel denge teorisi geleneksel olarak mikroekonominin bir parçası olarak sınıflandırılır.따라서, 일반균형이론은 전통적으로 미시경제의 일부로 분류되어 왔다.
Pratik olarak kusursuz bir dengeyi sağlamak hemen hemen imkânsızdır.בפועל, זה כמעט בלתי אפשרי לשמור על איזון מושלם.

İlgili Sayfalar