Ana içeriğe geç
Sözlük

denge ile cümle

denge kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Manyetik alandaki kısa zaman alan dengesizlikler ise K-index ile ölçülür.地磁場的短期不穩定性可以通過K-指標來測量。
Anlamı şudur ki, sistem karasız denge durumundadır.注意到這系統只處於平穩狀態。
Bu tip denge dışı aşırı soğuk plazmalar bu şekilde hızla gelişir ve birçok ilginç olay sergiler.此類非平衡超冷等離子體會快速地演變,並展現出各種有趣的現象。
Yardımlaşmada hem bir düzen hem de gizli bir denge vardır.易獲幫助、貴人相助。
Daha büyük cisimlerin kuantum kütleleri direkt olarak watt dengesi yöntemi kullanılarak ölçülebilir.大物体的量子质量可以直接由瓦特平衡测得。
A Dengeki G's Magazine dergisinden geçmiştir.在电击G's magazine上刊登。
Diğeri denge duyusu olup, kılların (silialar) hareketi ile ortaya çıkar.不比帷车避新妇,听他看煞子瞻来。
Leonardo: Grubun lideridir ve örneğin, en dengeli kaplumbağadır.李奥纳多(Leonardo),简称李奥(Leo),是神龟队伍的领导者,因此,他是最稳重的神龟。
Buna dengeli beslenme denir.但是现在则只表示肉食。
Balkanlar'daki güç dengesi de değişmişti.而此时巴尔干半岛的局势也发生了变化。
Arkadan kendisi de inerken dengesini kaybeder, düşerek ölür.服從他的可得生命,背逆他的必死亡。
Daha sonrasında ruhlar ve insanlar arasındaki dengeyi sağlamaya çalışmıştır.再次重逢後對美和子產生男女之間的感情。
Maria Bello - Sophie, Rebecca ve Martin'in duygusal olarak dengesiz annesi.瑪莉亞·貝蘿 飾 蘇菲:蕾貝卡和馬丁精神不穩定的母親。
16. ve 17. yüzyıllar arasında ülkenin dış ticaret dengesi pozitiften negatife kaydı.在16和17世纪的某时,联邦的贸易差额由正转为负。
Herhangi bir dengesizlik, dünyadaki ortalama sıcaklığın belirlenmesinde farklı sonuçlar ortaya çıkarır.任何不均衡都会导致地球平均气温的变化。
Irak'ta yaşanan bu değişiklik Orta Doğu'daki tüm dengeleri altüst etti.这一发现将永远改变中东政治关系。
Faiz değişkenini dengeleyici bir unsur olarak görebiliriz.随机变量可以看作一维随机向量。
Erişim tarihi: 25 Ağustos 2012. ^ "ŞABAN İMZAYA GELİYOR". dengegazetesi.com.tr.―――――――小說「 秋之回憶#5 Promise&Wish 」 結束 4月12日:步、加入CUM研。
Bu şekilde verici partnerin dengesini sağlaması alıcı partnere bağlı olur.希望各部门都照这样正确地对待自己的顾问同志。
Kemik yapıları güçlü, vücutları dengelidir.骨骼强健,身體耐寒。
Çay içindeki Theanine maddesi, çayı içenin sinirlerini rahatlatır ve tansiyonu dengeler.且重視茶的功效,喝下的茶要能調理精神,消除疲勞。
Çoğu kez bu çelişebilecek amaçlar arasında en uygun dengeyi kuran rota seçilir.最终,会选择一个相对最适宜的方向行进。
Küçük oğul, Refik, ise dengeli ve neşeli gözükür.歷春坊贊善、諭德,轉少詹事。
Lennie Small: George ile birlikte dolaşan, akli dengesi bozuk ama çok güçlü bir adam.雷尼·斯默 (Lennie Small): 患有心理障碍、四肢强壮,他与乔治一道旅行,是他挚友。
Gevşek unsurların denge açısını herhangi bir nedenle aştığı durumlarda heyelan oluşur.不管在什麼危急情況下都表現冷靜沈著。
Mesaj doğru olsa da yönlü olabilir ve olayın tümünü dengeli bir şekilde sunmayabilir.消息可能是好的,也可能是坏的,但我们将告诉您真实的情况。
Ancak bu ailenin durumunun kararlı ve dengeli olduğunu göstermez.這個國家的個人和家庭,仍承受著無法逃避的專制與苛重。
Yoksa günah da sevap da kâinatın negatif-pozitif dengesi içindeki adaletinin bir unsuru mu?”어찌하여 무명사(無明使)가 마음을 제멋대로 부려 죄를 짓게 하는 것인가?
Yardımlaşmada hem bir düzen hem de gizli bir denge vardır.욕(欲)은 지어야 할 일을 바라고, 구하고, 하고자 하는 마음작용이다.
C {\displaystyle C} 'nin denge bedeli karakteristiktir.그 결과는 c {\displaystyle c} 값에 의존한다.
Paylaştıklarının geleceği ve dengeyi etkilemesinden korkar."나는 李家(이의민)와 杜家(두경승)가 무섭더라.
Kendini manastıra kapayan kız kardeşi akli dengesini yitirip 28 yaşında öldü.결핵에 걸린 그의 어머니가 혼수상태에 빠지자 30세의 나이로 자살했다.
Dengeyi değil, ona ulaşma hızını değiştirirler.항문에서 직장에 끼우고 속도를 변화시켜 사용한다.
Düzenek denge durumundayken kapı kapalı konumdadır.정지 요구가 없으면 문은 닫힌 상태로 유지된다.
Her ikisinin sebebi de ekonomide dengelerin bozulmasıdır.둘다 이유는 스테이크에서 나왔다.
Eşinin ölümünden sonra Poe giderek daha da fazla dengesiz hâle geldi.아내가 죽은 뒤 포의 상태는 더욱 불안정해졌다.
Genellikle seks hormonlarındaki dengesizlikten kaynaklandığı düşünülür.보통은 호르몬 장애로 인해 발생한다.
Kuvvetli ve dengeli bir gübrelemeye gereksinim duyar.크고 절도 있는 동작이 필요하다.
Vergi sisteminde bir denge vardı.성내에는 수산산 봉수가 있었다.
Bu nedenle genel denge teorisi geleneksel olarak mikroekonominin bir parçası olarak sınıflandırılır.따라서, 일반균형이론은 전통적으로 미시경제의 일부로 분류되어 왔다.
Pratik olarak kusursuz bir dengeyi sağlamak hemen hemen imkânsızdır.בפועל, זה כמעט בלתי אפשרי לשמור על איזון מושלם.
Bütçe dengesizliğini giderdi.התקציב לא אושר.
İdeal akvaryum, doğada bulunan ekolojik dengeyi akvaryumun kapalı sistemi içinde tekrarlar.אקווריום אידיאלי משחזר את האיזון בטבע בתוך מערכת סגורה של אקווריום.
Bu dönemde inşa edilen her geminin ayrı bir dengesi bulunmaktaydı.בכך הייתה מהירה יותר מכל אוניית מערכה קיימת אחרת.
Bu riski azaltmak için, önemli derecede efor türbini dengelemek için sarf edilir.על מנת להתחיל לצמצם את הנזק יהיה צורך להקצות למקסיקו כמויות מים גדולות יותר.
Örnek olarak dengeli bir avcı-av ilişkisini en büyük akvaryumlarda bile sağlamak mümkün değildir.כדוגמה, יחסי טורף-נטרף כמעט ובלתי אפשריים לשימור אפילו באקווריום הגדול ביותר.
Bu yüzden çok dengeli bir enstrüman değildir.לכן המכשיר אינו מתפקד כפיתוי.
Çekirdekler böylece hareket etmeye başlarlar ve yeniden denge noktasına gelirler.מפענחים את המילה וחוזרים לשלב הקודם.
Bu yüzden salya akıtmazlar ve vücut ısıları dengede tutmak için soluk soluğa kalmazlar.בצורה כזו מבטיחים שהשעווה לא תשרף ושתהיה בטמפרטורה אחידה.
Kuvvetli ve dengeli bir gübrelemeye gereksinim duyar.הוא זקוק לשמש מלאה, ועמיד לבצורת.
Kişinin sadece bir hesaptan pozitif bir denge olması durumunda çekebilmesi gerekir.למעשה במציאות גם אדם יחיד יכול לספור קלפים בהצלחה.
Erişim tarihi: 4 Nisan 2012. ^ "KALPAR VEDA ETTİ". dengegazetesi.com.tr.4 ביולי 2003. "Прощай, ТВС!
Kemik yapıları güçlü, vücutları dengelidir.כתפיו גדולות ומבנה גופו חזק.
Siyasi dengeler onu kağanlıktan kendi isteği ile el çekmeye zorlamıştır.כישלונו הפוליטי הוביל אותו לכתיבה כדי לשלם את חובותיו.
Kuyruk havada kalır ve dengeyi sağlamak için kullanılır.האוויר הדחוס נשמר במיכל עד לשימוש בו.
Anlamı şudur ki, sistem karasız denge durumundadır.משמעות הדבר הוא שהיקף התקן מוגבל.
Sıvı kaybına genellikle elektrolit dengesizlikleri eşlik eder ve bu her zaman tehlikelidir.זיהומי שמרים נגרמים בדרך כלל על ידי חוסר איזון של חומציות בנרתיק, אשר בדרך כלל נוטה להיות חומצי.
Ancak nüfus yoğunluğu konusunda bölgeler arasında büyük bir dengesizlik mevcuttur.למרות זאת יש למודל חשיבות רבה בתחום הדינמיקה של אוכלוסיות.
Düzenleme görevi: Metabolizma ile oluşan ısıyı bütün vücuda dağıtıp vücut ısısını dengede tutar.הטיפול הנהוג במצב זה הוא טיפול במגע (שיאצו או טווינה) כדי להחזיר את החום ותחושת המלאות לגוף.
Bu durum, alım-satım işlemlerinde güç dengesizliğine neden olur.עובדה זו גורמת לאי וודאות בעת ביצוע עסקאות.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod