denge ile cümle

denge kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Kralın psikolojik ve aklı dengesi birden kayboldu.Se jätti kuninkaan osittain halvaantuneeksi ja älyllisesti toimintakyvyttömäksi.
Oyundaki taraflar arası denge oyunun çıkış tarihine göre inanılmaz derecede başarılıydı.Kuten niin usein, muodostui nousijajoukkueen toisesta kaudesta kovin vaikea.
Anlamı şudur ki, sistem karasız denge durumundadır.Tämä johtuu siitä, että yhdiste on hyvin steerisesti estynyt.
Rus İç Savaşı sırasında önemli bir savaş alanı olan bölge daha sonra dengesiz kaldı.Ένα σημαντικό πεδίο μάχης κατά τον Ρωσικό Εμφύλιο Πόλεμο, η περιοχή θα παρέμενε ασταθής και μετά.
Antibiyotiklerin olumlu etkileri olası yan etkilerle dengelenmelidir.Τα οφέλη των αντιβιοτικών θα πρέπει να αντισταθμίζουν τις πιθανές παρενέργειες.
Dördüncü Kitap: Denge üç yıl sonra geçer.Ο τέταρτος κύκλος τοποθετείται χρονικά 3 χρόνια αργότερα.
İtalya'da yaşayan göçmenlerin ülke içindeki dağılımı ise oldukça dengesizdir.Επιπλέον η κατανομή των ψηφοφόρων στα διαμερίσματα είναι άνιση.
Bu, iki dünyanın dengesini sağlar.Το γεγονός αυτό επιτρέπει τη συμφιλίωση των δύο ανδρών.
Aksi takdirde, ekonomide durgunluk denge haline gelecektir.Αν όχι, η οικονομική καταστροφή μπορεί να παραμονεύει.
Gezegenin denge sıcaklığı 234 K (-39 °C).Ο πλανήτης έχει θερμοκρασία ισορροπίας στους 234 K (−39 °C; −38 °F).
Genel denge teorisi teorik ekonominin bir dalı.Η θεωρία γενικής ισορροπίας είναι κλάδος των θεωρητικών οικονομικών.
Ayrıca denge durumu hızın sıcaklığa oranıyla da sağlanabilir.Το ίδιο φαινόμενο μπορεί να υπάρξει και με την θερμοκρασία.
Şehrin nüfusu çok dengesiz değişmiştir.Ο χαρακτήρας της πόλης άλλαξε ριζικά.
İçerdiği iyot sayesinde de tiroid bezinin dengeli çalışmasına yardım eder.Σε συνδυασμό με την λακτάση που περιέχει, βοηθά στην ομαλή λειτουργία του πεπτικού συστήματος.
Irak'ta yaşanan bu değişiklik Orta Doğu'daki tüm dengeleri altüst etti.Όμως η δεκαετία που ακολούθησε αλλοίωσε σε μεγάλο βαθμό την όλη κατάσταση των πραγμάτων στη Μέση Ανατολή.
Neticede denge ve işitme duyuları bozulabilir.Ενίοτε υπάρχει διαταραχή όρασης και ακοής.
Avatar dört ulusun arasındaki dengeyi sağlar ve yalnızca o dört elementi birden bükebilir.Μόνο το Άβαταρ, μπορεί να δαμάσει και τα 4 στοιχεία.
Bu durum evrenin kaçınılmaz ısı bilgisi ısıl dengeliliğine işaret eder.Με τον τρόπο αυτό θα βοηθήσει στο να αποκαλυφθεί η θερμική ιστορία του πλανήτη.
Bale'in yönetmeni Nolan "Bizim tam olarak aradığımız şey karanlığın ve ışığın dengesiydi" dedi.Ο Νόλαν είπε για τον Μπέιλ, "Είχε ακριβώς την ισορροπία του σκότους και του φωτός που ψάχναμε".
Tipik olarak etkiyi belirlemek için hassas analitik bir denge gerektirir.Det kræver typisk en følsom analytisk balance at påvise virkningen.
Aile ve kariyer arasında denge bulmanın önemi hakkında sık sık kendisinden bahsedilir.Hun er ofte citeret for at tale om vigtigheden af at finde balance mellem familie og karriere.
Güç dengesi 64 sandalye ile ultramilliyetçi Rusya Liberal Demokrat Partisi'ne kalmıştır.Tungen på vægtskålen lå hos de 64 deputerede fra det ultranationalistiske liberaldemokratiske parti.
Kalan %74'ünün ise evrene dengeli bir şekilde yayılmış olan karanlık enerjiden oluştuğu kabul edilir.De resterende ca. 70% formodes at bestå af mørk energi.
Denge üzerine (2 cilt).Stormærserå (på storemærstangen).
Ancak nüfus yoğunluğu konusunda bölgeler arasında büyük bir dengesizlik mevcuttur.Der er dog betydelige regionale forskelle i befolkningstætheden.
Dengeyi değil, ona ulaşma hızını değiştirirler.De ændrer ikke selve ligevægten, men kun hvor hurtigt den nås.
Poe'nun sarhoşluğu ve dengesiz davranışları nedeniyle ilişkileri yürümedi.Forlovelsen gik i stykker på grund af Poes druk og ustyrlige opførsel.
Genel denge teorisi teorik ekonominin bir dalı.Teorien er en vigtig bestanddel af monetaristisk økonomisk teori.
Ekim 1957'de, akli dengesi bozuk birisinin Knesset'e el bombası atmasıyla Ben-Gurion yaralandı.I oktober 1957 kastede en sindssyg mand en håndgranat ind i Knesset og skadede Ben-Gurion.
Uruguay, Güney Amerika'da ekonomik ve siyasal olarak en dengeli ülkelerden biridir.Uruguay er det mest demokratiske og fredelige land i Latinamerika.
Bu muharebe, Amerikan tarihinin en kanlı, en dengesiz savaşlarından biri olarak hatırlanır.Det huskes for at være et af de mest blodige og dog ensidige slag i Amerikas militærhistorie.
Kuvvetler ayrılığı ilkesini benimsemiş her ülkenin kendine özgü bir "frenler ve dengeler" sistemi vardır.Ligesom de nationale prisuddelinger, har hver region sin egne strenge nominering- og stemmesystemer.
Aynı şampiyonada denge aletinde gümüş madalyanın sahibi olmuştur.Drengeholdet vandt i samme turnering sølv.
Ona göre, Chapman'ın akli dengesi bozuktur.Mark Chapman var efter sigende psykisk forvirret.
Ekonomi daima tam istihdam denge düzeyinde bulunmamaktadır.Men vi kommer nok aldrig i et helt rent miljø.
Ancak üçüncü çeyrekte dengeler değişti.Efter at have bestået i tredje forsøg ændrede det sig.
Denge Dergisi Yayınları, s. 33.Miami News: s. 33.
Ben çok dengeli bir dâhiyim.Jeg er et meget stabilt geni.
Duygusal dengesizlik olarak da adlandırılır.Defekten kalles da ubalansert.
Çözünmüş ve çözünmemiş tuz arasındaki dengeyi tanımlar.Den beskriver likevekten mellom oppløst salt og uoppløst salt.
Bu durumda bilinen hiçbir kuvvet, dengeyi sağlamaya yetmez ve söz konusu cisim tümüyle içe çöker.Enhver som ikke bevarer denne hel og uforfalsket, vil uten tvil gå evig fortapt.
Dengesi iyidir ve hızlı kalkış yeteneği vardır.Artene er hurtige og har svært god manøvreringsevne.
Balkanlar'daki güç dengesi de değişmişti.Tyrkernes styrkede stilling på Balkan var også en trussel.
Bu durum özellikle insülin kullanan diyabetli tüm insanlar için sürekli bir dengeleme eylemidir.Det er en kontinuerlig balansegang for alle diabetikere, spesielt de som bruker insulin.
Dengeyi değil, ona ulaşma hızını değiştirirler.Den vil derfor ikke forandre størrelsen til hastigheten, men bare dens retning.
Tekrar tasarlanan dikey dengeleyici.Gammel marksamisk boplass som er restaurert.
Fakat, kısa uzunluk ölçümlerinde yüzey geriliminden oluşan önemli dengeleyici kuvvet vardır.På liten lengdeskala er det derimot en viktig balansekraft fra overflatespenningen.
Herhangi bir dengesizlik, dünyadaki ortalama sıcaklığın belirlenmesinde farklı sonuçlar ortaya çıkarır.Enhver ubalanse resulterer i en endring i den gjennomsnittlige temperaturen på jorden.
Ancak nüfus yoğunluğu konusunda bölgeler arasında büyük bir dengesizlik mevcuttur.Der er dog betydelige regionale forskjeller i befolkningstettheten.
Doğalgazda fiyat dengesi sağlamak.I stedet gir staten naturskadeerstatning.
Yapımda esas sorun güvenilirliği ve maliyeti arasındaki dengeydi.Det største problemet var å finne en balanse mellom utgifter og inntekter.
Dengeyi sağlayan kanatçıklar büyük bir olasılıkla fırlatma yüksekliğini de arttırır.Kattedyrenes spenst setter dem også i stand til å hoppe høyt.
Roosevelt’in devlet harcamaları politikası ise bir denge politikasıydı.Wallenius var tilhenger av randstatspolitikken og var politisk engasjert.
Değişkenlerini bir dengeye ulaştırmaya çalışır.De forsøker imidlertid å gjøre dette ved å endre rentene.
O bilgiyi korudu ve deneyimsizlikle dengeledi.Den ble eksperimenterende, og overga versemål.
Vergi sisteminde bir denge vardı.Det ble også gjort en omlegging av skattesystemet.
Bu denge bozulduğunda hastalıklar ortaya çıkar.Effekten avtar etterhvert som sykdommen skrider frem.
Tüm bunlara rağmen, kadın ve erkek çalışanların ücret dengesizliği devam ediyor.Men fremdeles ligger kvinners gjennomsnittslønn etter mannens.
Fakat, Saygılı Yosma'da Lizzie ve zenci arasında dengesiz bir iş birliği görülür.I Jays fravær er det konflikter mellom Lizzie og Lennox.
Gezegenimiz yaklaşık olarak dengededir.Kroppen er nærmest dråpeformet.

İlgili Sayfalar