denge ile cümle
denge kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Kızkardeşi Giulia (Paola Pitagora) ise oldukça dengesiz bir kızdır.Sora ei, Sole (Lola Dueñas) este o coafeză nefericită.
İki haftalık olduğunda daha dengeli yürür ve hortumunu kontrol edebilir.În a doua săptămână de viață, puiul poate merge mai bine și are control mai bun asupra trompei.
Esasen yönetime katılmada sorun, sermaye ile çalışanlar arasında bir denge kurabilmektedir.Acțiunile de urgență vor cauza stres printre muncitorii care le implementează.
Feodalizm, Avrupa'daki ekonomik dengelerin değişmesiyle yıkılmıştır.Reconstrucția a schimbat politicile fiscale din Sud.
Amerika'nın savaşa girmesi güç dengelerini değiştirmişti.Balanță puterii avea să se schimbe însă odată cu intrarea Statelor Unite ale Americii în război.
Reaksiyonun denge yönü ortamın pH’sına bağlıdır.Activitatea enzimatică este în strânsă legătură cu pH-ul mediului în care se află.
Kuvvetli ve dengeli bir gübrelemeye gereksinim duyar.Necesită un dresaj ferm si intensiv.
Denge üzerine (2 cilt).A fi pe drojdie (cu banii).
Böylelikle Yunanistan'daki bütün güç dengeleri altüst oldu.Între timp, situația politică în Grecia era amestecată.
Bu yöntemın kullanımı dinamik denge olarak da anılır.Într-un asemenea caz se vorbește de tipizare dinamică.
Değişen dengeler sonucunda Sovyetler hızlı bir ilerleyişe başladı.Schimbările din URSS au continuat în pas alert.
Nüfusun diğer kısmı Anadolu’nun çeşitli illerinden dengeli bir şekilde gelmiştir.Între timp, variola s-a răspândit la populații indiene îndepărtate.
Denge aletinde 2005 ve 2007 Dünya şampiyonudur.Recent, sistemul a fost folosit la campionatele mondiale de șah din 2005 și 2007.
Böylece arka bacaklarından denge bularak aşağıya asılması mümkündür.Picioarele puternice din spate îi permit să sară între arbori.
Arz- talep dengesizliklerini gidermek.Repararea inechităților sociale.
Aşapatman dünya çapında denge, refah, adalet ve düzeni destekleyen bir varlık olarak kabul görür.El a creat in lume numai ce este bun, curat, drept.
Ekonomide arz ve talebin dengelenmesinde yardımcı olur.Indică starea economiei și perspectivele ei.
Bu durum, Kızıl Ordu'nun çevik kuvvetler yönünden dezavantajını dengelemektedir.Pe de altă parte, aceste poziții erau ușor de încercuit de ofensiva Armatei Roșii.
Tom dengesini kaybetti ve yere düştü.Tom și-a pierdut echilibrul și a căzut jos.
Doğanın dengesi kırılgandır.Echilibrul naturii este fragil.
Kaos ve yasa arasında bir denge olmalı.Trebuie să existe un echilibru între haos și lege.
Nisan ayında hava dengesiz.Vremea în luna aprilie este instabilă.
Eşinin ölümünden sonra Poe giderek daha da fazla dengesiz hâle geldi.Felesége halála után Poe egyre bizonytalanabbnak érezte helyzetét.
İki haftalık olduğunda daha dengeli yürür ve hortumunu kontrol edebilir.További két óra telik el és ő éber figyelemmel kerülgeti a csapdákat.
Doğanın dengesini korurlar.A Mátra természetvédelme.
Tahtalı hamaklar daha dengesizdir.A tojó tollazata unalmasabb.
Bu irtifalar üzerinde füze aerodinamik olarak dengesiz olmaktadır.Ezzel a rakéta aerodinamikailag instabil lett.
Kuzey kutbunda Rusya ile ABD arasında dengeleyici role sahiptir.A terület az Oroszország és az USA között létrejött ütközőterülettől északra fekszik.
Bu, bir maddenin dengeli ve radyoaktif hali için aynıdır.Hasonlóak a fizikai tulajdonságaik és ugyanaz a radiánsuk is.
Manga uyarlaması ise 2012-2014 yılları arasında ASCII Media Works'un Dengeki Maoh dergisinde yayınlandı.A sorozat az ASCII Media Works Dengeki Maoh szeinen magazinjában jelent meg először 2012 decemberében.
Bazen bu sonuç bir dengedir.A rendszerezés újabb eredményei néha meglepőek.
Bu denge bozulduğunda hastalıklar ortaya çıkar.Ahol ezek megjelennek, ott a betegség is felbukkanhat.
Enflasyon, dış ödemeler dengesini de sarsar.Speciális rendeltetése a váltónak, külföldi fizetések teljesítése.
Bunu dengelemek amacıyla, vergilerin artırılması yoluna gidilmiştir.Ennek ellátását csak az a adók növelésével tudták biztosítani.
Finans Bakanlığı sırasında ülke dengesiz bir ekonomik büyüme devresinden geçiyordu.Uzziás király alatt az ország gazdasági fellendülést élt át.
Talebenin denge ve koordinasyonunu geliştirmesini sağlar.Fejleszti a kondicionális- és koordinációs képességeket.
Üsse vardıklarında buranın bir çeşit zaman dengesizliği yaşadığını fark ederler.Mikor érkezik aztán egy hajó a szigetre, úgy érzi, hogy hirtelen megöregedett.
( Derinlik, insanın en kapsamlı gereksinimlerine olan hassaslığında yaratılan dengeden söz eder.(Néhány előleges pont a közoktatásügy legégetőbb szükségleteiről.
Değişen dengeler sonucunda Sovyetler hızlı bir ilerlemeye başladı.Ezek a kezdeti koncepciók a szovjetunióbeli események hatására azonban hamarosan megváltoztak.
Titreşim bir denge noktası etrafındaki mekanik salınımdır.Kisfeszültségnél a tömörség kiemelt tényező a mechanikus szilárdsághoz.
İtalya'da yaşayan göçmenlerin ülke içindeki dağılımı ise oldukça dengesizdir.Tökéletesen elpusztított országnak rémlik ma az én szememben Olaszország.
Önemli olan dengeli bir karakter seçmektir.Itt tehát az igeidő választásának stílusbeli jelentősége van.
Bunlar tamamen denge ile ilgilidir.Mind Hafréval állnak kapcsolatban.
Bu denge santrifüjlemesi ile belli yoğunlukta bir taneciğin yüksek derecede saflaşması elde edilebilir.Érdekessége, hogy rendkívül sok diszkózenére lehet csacsacsát táncolni.
Kemik yapıları güçlü, vücutları dengelidir.Csontozata szilárd, teste izmos.
Koştuğu zaman dengesini ağır kuyruğuyla sağlıyordu.Járás közben erős farkával egyensúlyozott.
Ancak, son zamanlarda Değişken denge kuramının önemine dair ciddi eleştiriler olmuştur.Viime aikoina on kuitenkin ollut merkittävää kritiikkiä sille kuinka tärkeä vaihtuvan balanssin teoria on.
Gezegenin denge sıcaklığı 234 K (-39 °C).Planeetta on termodynaamisessa tasapainossa 234 K (-39 °C).
Üretim süresi boyunca iş akışını dengelemek.Hän valvoo tuotantoa koko tuotantoprosessin ajan.
İnsan davranışları ile doğru-yanlış arasındaki dengeyi sorgular.Kiinnittäkää huomio ihmisten erehdyksiin epäsuorasti.
Ayrıca, ayırıcılar kimyasal tepkimeye elektrolit denge ve iletkenlik korumak için olmalıdır.Separaattorien tulee myös olla kemiallisesti inerttejä suojellakseen elektrolyyttien vakautta ja johtamista.
Statik dengedeki bir cisim, Newton'un birinci ve ikinci hareket yasalarıyla incelenebilir.Inertiaalikoordinaatisto on koordinaatisto, jossa Newtonin ensimmäinen ja toinen laki pätevät.
Gözyaşlarına rağmen, şov bu dengeyi koruyor.Puutteista huolimatta näytelmän juoni tulee hyvin esille.
Çözünmüş ve çözünmemiş tuz arasındaki dengeyi tanımlar.Vedenlaatu on luokiteltu tyydyttävän ja välttävän välille.
Dengesi iyidir ve hızlı kalkış yeteneği vardır.Se kykenee suuriin nopeuksiin ja sillä on terävä reaktiokyky.
Arkadan kendisi de inerken dengesini kaybeder, düşerek ölür.Samalla hän kuitenkin menettää tasapainonsa ja putoaa kuolemaansa.
Söz konusu metot, kolay çözüm avantajına karşın ters Laplace dönüşümünün zorluğu ile dengelenir.Paineilmaan verrattuna monimutkaistava tekijä on paluulinjan tarve.
Türkiye'de de dış açık genişlemiş ve ödemeler dengesi sürekli açık vermiştir.Kaikki Islannissa syntyneet ja sinne muuttaneet rekisteröidään automaattisesti.
Ancak iki ayak üzerinde yürürken dengeyi sağlamak için kollarını havaya uzatırlar.Kävellessään maassa ne nostavat kädet päänsä päälle pysyäkseen tasapainossa.
Andrew Mangan 77. dakikada skora dengeyi getirdi.Nazarov voitti liigan jäähypörssin 173 minuutillaan.