Ana içeriğe geç
Sözlük

denge ile cümle

denge kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Dengesi iyidir ve hızlı kalkış yeteneği vardır.Má dobrou obratnost a rychlé přebijéní.
Bunun sonucu olarak ağaç kabaca dengeli olur.Stětí takového stromu pak má přinést neštěstí.
Doğalgazda fiyat dengesi sağlamak.Při sběru šetříme přírodu.
Büyüme hem toplumsal sınıflar arasındaki eşitsizliği hem de bölgesel dengesizliği artırmaktadır.Kvůli tomu dochází k zanikání sociálních tříd a zvětšují se sociální nerovnosti.
Bu şekilde verici partnerin dengesini sağlaması alıcı partnere bağlı olur.Toto také pomůže držet přijímajícího partnera zvednutého.
Ancak üçüncü çeyrekte dengeler değişti.Ve čtvrté etapě se na pořadí nic nezměnilo.
Bu yüzden çok dengeli bir enstrüman değildir.Nejednalo se tedy o úplně nový stroj.
Genel olarak, model karmaşıklığı, modelin basitliği ve doğruluğu arasındaki dengeyi içerir.Obecně platí, že se metodika snaží zachovat svojí jednoduchost a přehlednost.
(Aklî dengesi yerinde olmayan birinin evlenmesi gibi.)(V jiné verzi: Jenom se ožeň, beze všeho.
Güç dengesi 64 sandalye ile ultramilliyetçi Rusya Liberal Demokrat Partisi'ne kalmıştır.Výrazně si polepšila Strana pro svobodu a Demokraté 66.
AVL ağacı, 2-3-4 ağacı ve kırmızı-siyah ağaçlar dengeli ağaçlara örnektir.AVL stromy a červeno-černé stromy představují formy samovyvažovacích binárních stromů.
Kişinin sadece bir hesaptan pozitif bir denge olması durumunda çekebilmesi gerekir.Jen u dobře sladěného páru lze očekávat kladný výsledek.
Ayrıca kesinlikle dengelilik gösteren bir dağılımdır.Toto je rozhodně jakýsi odklon.
İdrar oluşumu, vücutta mineral ve diğer maddelerin dengesinin sağlanmasında etkilidir.Cévní síť zabezpečuje v kostech výměnu minerálů a dalších živin.
Bunu dengelemek amacıyla, vergilerin artırılması yoluna gidilmiştir.Byla zavedena proto, aby se zvýšily daňové příjmy.
Reaksiyonun denge yönü ortamın pH’sına bağlıdır.Stabilita tohoto ionu silně závisí na pH prostředí.
Çizeri Hoki Kusano, yayınlandığı dergi ise Dengeki G´s Magazine dergisidir.Camera byl švýcarský fotografický časopis, vydávaný nakladatelstvím C.
Aynı şampiyonada denge aletinde gümüş madalyanın sahibi olmuştur.V týmovém závodě vybojovala na stejném šampionátu stříbrnou medaili ve štafetě.
Bir enzim tarafından katalizlenen reaksiyon, katalizlenmeyen reaksiyon ile aynı denge özelliklerine sahiptir.Reakce, kterou katalyzuje ribonukleotidreduktáza, je zcela unikátní a nepodobná jiným enzymatickým reakcím.
Denge Dergisi Yayınları, s. 33.Vybíral, s. 33.
Martensiti dengeli hale getirerek, malzemenin sertleştirilme özelliğini geliştirir.Při této proceduře se zlepšuje struktura martenzitu a dochází k rozpadu zbytkového austenitu.
Kuyruk tutunmak için kullanılamaz, sadece dengeyi sağlar.Vyrobenou podprsenku nabídne Jen k vyzkoušení.
En hafifleri tipik olarak dengelidir.List je pro druh méně typický.
Bu denge bozulduğunda hastalıklar ortaya çıkar.Jakmile začne krvácení, tyto symptomy zmizí.
İlk birkaç gün yeni doğan yavru ayakları üstünde çok dengeli duramaz ve annesinin desteğine gereksinim duyar.În primele câteva zile, nou-născutul este instabil pe picioare și are nevoie de sprijinul mamei sale.
Bu, iki dünyanın dengesini sağlar.Poate va reuși să unească cele două lumi.
Birleşik Krallık ve Fransa ise Sovyetleri daha çok Almanya'ya karşı bir denge unsuru olarak kullanıyorlardı.Britanicii și francezii, totuși, au folosit Sovietele mai mult ca amenințare împotriva Germaniei.
Normal dağılımlar kesinlikle dengelilik gösteren olasılık dağılımlarıdır.Distribuția normală este o distribuție de probabilitate continuă.
Antibiyotiklerin olumlu etkileri olası yan etkilerle dengelenmelidir.Efectul benefic al antibioticelor trebuie evaluat în raport cu reacțiile adverse posibile.
Azot dioksit ile bir denge karışımı oluşturur.Formează un amestec de echilibru cu dioxidul de azot.
Kam'ın en önemli görevleri bozulan dengeyi tekrar yerine getirmek ve hastaları iyileştirmektir.Cea mai importantă sarcină a șamanului era să vindece bolnavii.
Doğanın dengesini korurlar.Blocuri de construcție a Naturii.
"İşte bu seçimin; KAYBEDENLERİ". dengegazetesi.com.tr.Cine pierde ia un punct, istoriafotbalului.com
Genel denge teorisi teorik ekonominin bir dalı.Concurența perfectă este un model al teoriei economice.
Denge Gazetesi (Türkçe).Star Gazete (în Turkish).
Tarafların kayıpları neredeyse dengedeydi.Pierderile au fost aproximativ egale.
Her ikisinin sebebi de ekonomide dengelerin bozulmasıdır.Se presupune că cei doi și-au stricat legăturile de afaceri din cauza banilor.
Doğadaki sistemlerin çoğu, termodinamik dengede değildir.Multe sisteme naturale nu se află în starea de echilibru termodinamic.
Bu durum jetin içinde dengesizliğe yol açar ve bundan kaçınılmalıdır.O asemenea perspectivă ar însemna pluralism ontologic, fără îndoială de evitat.
Dış fıçıların kefenleri var ise merkez fıçının bir dengeleyici var.Butoaiele exterioare se înfășoară în timp ce butoiul central are un compensator.
Bunu dengelemek amacıyla, vergilerin artırılması yoluna gidilmiştir.Pentru a finanța această nouă ordine taxele au trebuit să fie majorate.
Uzay aracı üç eksenli dengelenmiştir.Au fost lansați 9 sateliți.
Suda her iki biçim birbiriyle dengededir ve pH 7'de halkalı biçim coğunluktadır.În soluție apoasă, cele două forme se află în echilibru, și la un pH 7, forma ciclică este predominantă.
Ayrıca ordusu oyunun en dengeli ordusudur.E și cel mai înalt grad militar al acestei gărzi.
Kızkardeşi Giulia (Paola Pitagora) ise oldukça dengesiz bir kızdır.Sora ei, Sole (Lola Dueñas) este o coafeză nefericită.
İki haftalık olduğunda daha dengeli yürür ve hortumunu kontrol edebilir.În a doua săptămână de viață, puiul poate merge mai bine și are control mai bun asupra trompei.
Esasen yönetime katılmada sorun, sermaye ile çalışanlar arasında bir denge kurabilmektedir.Acțiunile de urgență vor cauza stres printre muncitorii care le implementează.
Feodalizm, Avrupa'daki ekonomik dengelerin değişmesiyle yıkılmıştır.Reconstrucția a schimbat politicile fiscale din Sud.
Amerika'nın savaşa girmesi güç dengelerini değiştirmişti.Balanță puterii avea să se schimbe însă odată cu intrarea Statelor Unite ale Americii în război.
Reaksiyonun denge yönü ortamın pH’sına bağlıdır.Activitatea enzimatică este în strânsă legătură cu pH-ul mediului în care se află.
Kuvvetli ve dengeli bir gübrelemeye gereksinim duyar.Necesită un dresaj ferm si intensiv.
Denge üzerine (2 cilt).A fi pe drojdie (cu banii).
Böylelikle Yunanistan'daki bütün güç dengeleri altüst oldu.Între timp, situația politică în Grecia era amestecată.
Bu yöntemın kullanımı dinamik denge olarak da anılır.Într-un asemenea caz se vorbește de tipizare dinamică.
Değişen dengeler sonucunda Sovyetler hızlı bir ilerleyişe başladı.Schimbările din URSS au continuat în pas alert.
Nüfusun diğer kısmı Anadolu’nun çeşitli illerinden dengeli bir şekilde gelmiştir.Între timp, variola s-a răspândit la populații indiene îndepărtate.
Denge aletinde 2005 ve 2007 Dünya şampiyonudur.Recent, sistemul a fost folosit la campionatele mondiale de șah din 2005 și 2007.
Böylece arka bacaklarından denge bularak aşağıya asılması mümkündür.Picioarele puternice din spate îi permit să sară între arbori.
Arz- talep dengesizliklerini gidermek.Repararea inechităților sociale.
Aşapatman dünya çapında denge, refah, adalet ve düzeni destekleyen bir varlık olarak kabul görür.El a creat in lume numai ce este bun, curat, drept.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod