denge ile cümle
denge kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Hisse senedi fiyatları bu son ay dengesizdi.Share prices have been erratic this last month.
Kaos ve yasa arasında bir denge olmalı.There must be a balance between chaos and law.
Dengeyi bulmuyorum.I'm not finding the equation.
Dengeyi bulamıyorum.I can't find the equation.
Nisan ayında hava dengesiz.The weather in April is unstable.
Tom'un akli dengesi bozuktur.Tom is mentally unstable.
Oldukça dengeli bir yemek oldu.It was a pretty balanced meal.
O, dengesiz.She often changes her mind.
Aşk, geçici bir hormon dengesizliğinden fazla bir şey değildir.Love is nothing more than a temporary hormone imbalance.
Tom'un çok iyi bir denge duyusu var.Tom has a really good sense of balance.
Oldukça dengeli bir diyet yediğimi düşünüyorum.I think I eat a fairly balanced diet.
Tom dengesini koruyamadı.Tom couldn't keep his balance.
O dengesini kaybediyor.He's losing his balance.
İş-yaşam dengesi yalnızca kadınların bir sorunu değildir.Work-life balance is not just a problem for women.
Uçağın arkasındaki kuyruk denge sağlar.The tail at the rear of the plane provides stability.
Cimnastikçi denge kirişi üzerinde kaydı.The gymnast slipped on the balance beam.
O aklen dengesiz ve muhtemelen bir katil.She's mentally unstable and probably a killer.
Mary denge aletinde iyidir.Mary is good at the balance beam.
Tom dengesce davranmaya başladı.Tom began to behave erratically.
Tom iki tarafı da dengede tutmak zorundadır.Tom has to walk a fine line.
Ödeme sistemleri narin ve dengesizdir - Nakit daha güvenlidir.Payment systems are delicate and unstable - Cash is safer.
Bir anne, bir eş ve bir avukat olmayı nasıl dengeliyorsun?How do you balance being a mother, a wife and a lawyer?
Tom dengesiz.Tom is unstable.
Fadıl'ın davranışı daha kontrollü ve dengesiz hale geliyordu.Fadil's behavior was becoming more controlling and erratic.
Sağlıklı ve dengeli bir diyet hepimiz için çok önemlidir.A healthy and balanced diet is very important for all of us.
Dengeli yemek yemek önemlidir.Eating balanced meals is important.
O, aklen dengesiz bir manyaktır.He is an unhinged maniac.
O, dengesiz bir manyaktır.He's an unhinged maniac.
Leyla son derece dengesizdi.Layla was extremely unstable.
Tom şeyleri kafasında dengelemekle iyi.Tom is good at balancing things on his head.
Dengeli beslenmeyi öğrenebilir misin?Can you learn to eat properly?
Tom Mary'nin dengesiz olduğunu söyledi.Tom said that Mary was deranged.
Neredeyse dengemi kaybediyordum.I almost lost my balance.
Sami, Leyla'yı hayli dengesiz biri olarak tanımlıyordu.Sami described Layla as a someone who was highly volatile.
Tom daha iyi bir iş-yaşam dengesine ulaşmak istiyor.Tom wants to achieve a better work–life balance.
Hiç bir akli dengesizlik için tedavi gördünüz mü?Have you ever been treated for a mental disorder?
Tom dengesini toplamaya çalıştı.Tom tried to recover his balance.
Sami siyaseten dengesiz bir ülkede yaşıyor.Sami lives in a politically unstable country.
Bu masa dengede durmuyor.This table is wobbling.
Tatoeba'daki cümleler konu dağılımı bakımından dengeli mi?Is the Tatoeba Corpus genre-balanced?
Tatoeba derlemi konu çeşitliliği açısından dengeli mi?Is the Tatoeba Corpus genre-balanced?
İp üstünde dengede kalmaya çalışıyor.He is balancing on a tightrope.
Ben çok dengeli bir dâhiyim.I'm a very stable genius.
İki güç arasındaki barışı bozulmadan devam ettiren tek şey dehşet dengesi.The peace between the two powers is maintained only by the balance of terror.
Dengesini kaybetti ve yere düştü.He lost his balance and fell to the ground.
Dengesini kaybedip yere düştü.He lost his balance and fell to the ground.
Böylece yeryüzündeki su, dengesi sürekli olarak korunmuş olur.The Earth rests upon water and is encompassed by it.
İdeal olarak, birey dengeli bir zihinsel cinsiyete sahip olmak ister.Ideally, one wants to have a balanced mental gender.
Bu nedenle genel denge teorisi geleneksel olarak mikroekonominin bir parçası olarak sınıflandırılır.Therefore, general equilibrium theory has traditionally been classified as part of microeconomics.
Ana iddialar şunlardı: EULA, müşteriyi gözden düşmesi için dengesizdir.In his Of Justification By Faith, Calvin says: "without forgiveness no man is pleasing to God."
Aile ve kariyer arasında denge bulmanın önemi hakkında sık sık kendisinden bahsedilir.She is often quoted talking about the importance of finding balance between family and career.
Gözyaşlarına rağmen, şov bu dengeyi koruyor.Despite the tears, the show keeps its edge.
Bağımsızlıktan bu yana, Hindistan'ın cari işlemlerinde ödemeler dengesi olumsuz olmuştu.Since independence, India's balance of payments on its current account has been negative.
Oyun kuramı Genel denge teorisi Maarten C. W. Janssen (1993) "Microfoundations: A Critical Inquiry".Maarten C. W. Janssen (1993) "Microfoundations: A Critical Inquiry".
Ancak Belisarius adamlarını bu dengesiz durumda süresiz olarak tutamadı.Unfortunately for Belisarius, his men could not hold in such a precarious condition indefinitely.
Tipik olarak etkiyi belirlemek için hassas analitik bir denge gerektirir.It typically requires a sensitive analytical balance to detect the effect.
Bu, nesneler arasındaki net yük dengesizliğini yaratır.This is what creates the net charge imbalance between the objects.
Dünya düzeni içinde somut ve dengeli bir konumu vardır.The farmer has a solid, stable position in the world order.
Bazen bu sonuç bir dengedir.Sometimes that result is an equilibrium.
Oyun dünyasını tasarlarken ekip, gerçekçilik ve hayal gücü arasında bir denge kurmayı umuyordu.When designing the game's world, the team hoped to strike a balance between realism and imagination.