denge ile cümle
denge kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Meyve ve sebzeler dengeli bir diyet için gereklidir.Fruits and vegetables are essential to a balanced diet.
Çamurlu yolda dengemi kaybettim.I lost my balance on the muddy road.
John bu sabahtan beri dengesiz.John has been moody since this morning.
Bu şeyler dengeli bir öğün oluşturur.These things constitute a balanced meal.
Doğanın dengesi çok kırılgandır.The balance of nature is very fragile.
Kamu oyu dengesi kendi lehine kalır.The balance of public opinion remains in his favor.
Otoriteler dövizi dengede tutmayı başardı.The authorities managed to stabilize the currency.
Dengesini kaybedip bisikletten düştü.He lost his balance and fell off his bicycle.
Dengesini kaybetti ve bisikletinden düştü.He lost his balance and fell off his bicycle.
Dengesini kaybetti ve düştü.He lost his balance and fell down.
Kendisini bir kütük üstünde dengeledi.He balanced himself on a log.
Dengesini kaybetti ve merdivenden düştü.He lost his balance and fell off the ladder.
Bütçe dengeli olmalıdır.The budget must be balanced.
Hayat bisiklet sürmek gibidir. Dengede kalmak için hareket etmeye devam etmelisin.Life is like riding a bicycle. To keep your balance you must keep moving.
Gelirim ve giderlerim dengeli değil.My income and expenses aren't balanced.
O, iş ve ev yaşamını dengede tutmaya çalışıyor.She's trying to balance her work and home lives.
Tom gergin bir ip üzerinde dengesini sağlamaktadır.Tom is balancing on a tightrope.
Soldaki kişi resmin dengesini bozuyor.The person on the left ruins the balance of the picture.
Ani bir fırtınadan dengesini kaybettiği için, ip cambazı ölümüne düştü.Losing his balance from a sudden gust of wind, the tightrope walker fell to his death.
Ailesinin dengeli bir diyet yaptığından emin.She makes sure that her family eats a balanced diet.
Dengeli bir diyet yemenin sizin için yararlı olduğunu hepimiz biliyoruz.We all know that eating a balanced diet is good for you.
Tom dengesini yeniden kazandı.Tom regained his balance.
Doktor Tom'a daha dengeli bir diyet yemesi gerektiğini söyledi.The doctor told Tom he needed to eat a more balanced diet.
Sen dengesizsin.You are deranged.
Doğanın dengesi çok hassastır.The balance of nature is very vulnerable.
Aşk basit bir hormonal dengesizliktir.Love is simply a temporary hormonal imbalance.
Tom dengesizdir.Tom is deranged.
Mary dengeli bir yaşam tarzına sahip olmak istiyor.Mary wants to have a balanced lifestyle.
Tom dengeli bir diyet yemez.Tom doesn't eat a balanced diet.
Çoğumuz dengeli yiyecek yemeyiz.Most of us don't eat a balanced diet.
İş ve kişisel yaşam arasında bir dengeye nasıl ulaşabiliriz?How can we achieve a balance between work and personal life?
Birçok çalışan anneler ev ve iş hayatlarını dengelemek için mücadele ediyor.Many working mothers struggle to balance their home and work lives.
Bu dengesiz.This is sick.
Tom dengesiz görünüyor.Tom looks deranged.
Bu çok dengesiz.It's too unstable.
Sen giysileri yıkarken ben çek defterini dengeledim.I balanced my checkbook while you were washing clothes.
Öyle dengesiz bir bireyle tartışmak için hiçbir yere gitmeyeceksin.You won't get anywhere arguing with a disturbed individual like that.
Dengemi kaybedip sandalyeden düştüm.I lost my balance and fell down the stairs.
Tom dengesini kaybetti ve düştü.Tom lost his balance and fell.
Dengeli bir diyet yemeye çalışıyorum.I try to eat a balanced diet.
Tom dengesini kaybetti.Tom lost his balance.
O, dengesini korudu.He kept his balance.
Dengesini yitirdi.She lost her balance.
Tom dengesini kaybetti ve yere düştü.Tom lost his balance and fell down.
Tom dengesini sürdürdü.Tom kept his balance.
O dengesini kaybetti.He lost his balance.
Elbette, bir akrobat mükemmel bir denge duyusuna sahip olmalı.Of course, an acrobat must have a perfect sense of balance.
Hey, ne yapıyorsun? Ona dokunma, yoksa dengeyi bozarsın!Hey, what are you doing? Don't touch it, or you'll break the balance!
Tom dengesini yeniden kazanmaya çalıştı.Tom tried to regain his balance.
Tom yerdeki bir şey üzerinde dengesini kaybetti.Tom stumbled over something on the floor.
Tom bir dengeli beslenme yemeye çalışıyor.Tom tries to eat a balanced diet.
Bir deniz aslanı burnunda bir topu dengeleyebilir.This sea lion can balance a ball on its nose.
O zihinsel dengesiz.He's mentally unbalanced.
İnsanlar seni hiç dengesiz olmakla suçlar mı?Do people ever accuse you of being temperamental?
Tom bir bedensel denge terapisi uygulayıcısı olarak, sık sık şarlatanlıkla suçlandı.As a practitioner of craniosacral therapy, Tom is often denounced as a charlatan.
Tom dengesini kaybetmemeye çalışıyor.Tom is trying not to lose his balance.
Senin ruhsal açıdan bir dengesiz olduğuna inanmıyorum.I don't believe that you're mentally unbalanced.
Tom aklen dengesiz.Tom is mentally unbalanced.
Bisikletimi ilk kez denedim dengem bozuldu ve düştüm.The first time I tried out my new bike I overbalanced and fell off.
Tom neredeyse dengesini kaybediyordu.Tom almost lost his balance.