Ana içeriğe geç
Sözlük

denge ile cümle

denge kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Değişkenlerini bir dengeye ulaştırmaya çalışır.Próbuje on bezskutecznie znaleźć jego zamiennik.
Balaşev'in akli dengesi bozuk bulundu ve bir akıl hastanesine kaldırıldı.Pojmany Mabuse popada w obłęd i zostaje osadzony w szpitalu psychiatrycznym.
Şimdi ruhsal dengeleri bozuk olduğu için Neville, büyükannesi Augusta Longbottom ile yaşamaktadır.Därför bor Neville hos sin farmor Augusta Longbottom.
Bu genlerin etkisi, organizmanın deneyimlerde bulunduğu çevrenin etkileriyle çeşitli derecelerde dengelenir.Dessa geners inflytande förmedlas i varierande grad av den miljö som organismen upplever.
Bu muharebe, Amerikan tarihinin en kanlı, en dengesiz savaşlarından biri olarak hatırlanır.Slaget är ihågkommen som en av de blodigaste och skevaste i amerikansk historia.
Her ikisinin sebebi de ekonomide dengelerin bozulmasıdır.Detta beror på att de båda vill ha makt i staden.
Çeşitli savunma mekanizmaları ile "id"i dengeler.Olika bevismedel, d.v.s. olika "typ av bevisning" förekommer.
Doğanın dengesini korurlar.Är du ett hot mot naturen?
Finans Bakanlığı sırasında ülke dengesiz bir ekonomik büyüme devresinden geçiyordu.Under hans ämbetstid genomgick Ryssland en exempellös period av ekonomisk tillväxt.
Okurun gözünde, onun acımasız eleştirileri tarafsızlığıyla dengelenir.Han besvarar deras förakt med brutalitet och godtyckliga bestraffningar.
Ayrıca çok iyi bir denge hissi bulunuyor ve 2 kılıç kullanıyor.Han har två korta svärd och ett stort svärd.
İtalya'da yaşayan göçmenlerin ülke içindeki dağılımı ise oldukça dengesizdir.De mindre förläningarna i Italien blir ärftliga.
1778'de Amerikalılar Fransa ile asker ve donanma gücünü dengeleyen bir ittifak kurdular.Amerikanerna bildade 1778 en allians med Frankrike som utjämnade de militära styrkeförhållandena.
Sıcak hava kütlesi türdeş ve yoğun bir sıcak hava katmanının ön tarafında yer alan yoğunluk dengesizliğidir.Frontnederbörd kallas nederbörd som uppstår genom mötet mellan en varmare och kallare luftfront.
Akışkanların dengesini inceleyen bilim dalıdır.Därför är den intressant för forskare som studerar evolutionen.
Şimdi Rusya Federasyonu Dengeleme Fonu yenilemektedir.Denna ryska allians skulle ånyo bli partiets förbannelse.
Örneğin: denge.Exempel: Uppåner.
Uzay aracı üç eksenli dengelenmiştir.Tre rymdpromenader genomfördes.
1958 yılında, dış ödemeler dengesindeki bozukluk alınan dış borçları ödenemez hale getirmişti.I augusti 1982 meddelade Mexiko att man inte längre kunde betala räntorna på sin utlandsskuld.
Kuyruk tutunmak için kullanılamaz, sadece dengeyi sağlar.Svansen används aldrig som gripverktyg utan för att hålla balansen.
Aralarındaki ilişki özgürlük ve bağlılık arasındaki bir denge esasına dayanmaktaydı.Förvissningen att det finns ett nära samband mellan privategendom och frihet.
Uruguay, Güney Amerika'da ekonomik ve siyasal olarak en dengeli ülkelerden biridir.Mali är ett av de politiskt och socialt mera stabila länderna i Afrika.
Mozambik'in dış ticaret dengesi negatif bir görünümdedir.Portugals handelsbalans är negativ.
Bu sayede organizmanın asit – baz dengesinin düzenlenmesinde önemli rol üstlenir.Ämnet hjälper även till att reglera syra/bas balansen i kroppen.
Kahramanlar bu değişimin sonuçlarına katlanmak, dengeleri yeniden kurmak zorunda kalırlar.Censurerna tvingade dem att ändra en av de gångerna till rumpa.
Bundan dolayı üretim ile tüketim arasında devamlı bir dengenin bulunması gerekir."Det måste finnas en konstant förening mellan orsakan och verkan.
Dengesiz yapılmış bir semer düşer, ya da hayvanın sırtının yaralanmasına neden olur.Kan det vara ett dödande slag mot henne eller är det bara ett grävande djur som skadat kraniet?
Teknolojik yapısı geliştikçe, tekerlek boyutları büyütülmüş, manevra ve denge kabiliyetini arttırmıştır.Allteftersom tekniken utvecklades, ökade personvagnarna i både längd och vikt.
Bunu her sene veya tekrar yapmanın dengeli bir keyif olup olmadığını bilmiyorum'' dedi.Я не знаю чи розумно це робити кожен рік, або ще раз».
Dengeyi değil, ona ulaşma hızını değiştirirler.При цьому струмінь не змінює свого напряму.
Ancak kısa süre sonra güç dengesi Amerika Birleşik Devletleri'nin (ABD) desteğiyle Şah'ın lehine değişti.Не в змозі зробити щось іще, шах звернувся за допомогою до США.
Termodinamik dengede boşluk (kavite) radyasyonu tam olarak Plank kanununa uyar.В термодинамічній рівновазі випромінювання порожнини буде точно підпорядковуватися закону Планка.
Çubuk indüktörü üzerindeki kuvvet hatlarının dengesiz dağılımını not ediniz.Зверніть увагу на нерівномірний розподіл силових ліній через стрижень.
Bu yüzden çok dengeli bir enstrüman değildir.Звичайно ж, це — не вічний двигун.
Orijinal bir Japon santoku bıçağı oldukça dengeli bir bıçak olarak kabul edilmektedir.Оригінальний японський сантоку добре збалансований.
LOD-FDTD methodunun 3 boyutta denge ve dağılım analizleri detaylı tartışılmıştır.Стабільність і дисперсійного аналізу тривимірної ЛОД-fdtd-методу були обговорені в деталях.
Kalan %74'ünün ise evrene dengeli bir şekilde yayılmış olan karanlık enerjiden oluştuğu kabul edilir.Решта 74% — це темна енергія, природа якої поки невідома.
Almanya'daki yabancı sermayeye el koyarak ticaret dengesi kurdu.Останній приїхав до Німеччини, щоб налагодити контрабандний бізнес сигарет.
Duygusal dengesizlik olarak da adlandırılır.Вони називаються незбалансованими.
Denge aleti geleneksel olarak sadece kadınlar içindir.Традиційно цей сир роблять тільки жінки.
Tarihi olaylar, politik ve sosyal dengelerle ele alınır.Допити підозрюваного зосереджувались на політичному та соціальному минулому.
Bu kayıplar devamlı olarak arttırılan motor gücüyle dengelenmeye çalışılmıştır.Цей тип двигуна створений з метою поліпшення властивостей двигунів постійного струму.
Örneğin: denge.Приклад: DynInst.
Her iki yüzü, atmosfer basıncı ile dengelenmiştir.В обох випадках тиск дорівнює атмосферному.
Ayrıca çok iyi bir denge hissi bulunuyor ve 2 kılıç kullanıyor.Також добре володіє техніками бою одним і двома мечами.
İyi dengeli bir akvaryumda, diğer canlıların atıklarını metabolize edebilen organizmalar bulunmalıdır.Іншим прикладом є організми, що можуть жити на фекаліях.
Bu sırada akli dengesi bozuk gencin katili görmüş olduğunu fark ederler ve onunla konuşmaya çalışırlar.Спочатку здивований, що ворон говорить молодий чоловік намагається спілкуватися з ним.
Vergi sisteminde bir denge vardı.Виникла монетна система грошового обігу.
Ancak iç siyasi dengeler nedeniyle bu işlem uzun süre ertelendi.У результаті політичної боротьби той законопроект був відкладений.
Burada dengeli trasnlokasyondan söz edilir.У цьому випадку кажуть про залишкову стереоізомерію .
Tom bir dengeli beslenme yemeye çalışıyor.Том намагається харчуватися збалансовано.
Ben çok dengeli bir dâhiyim.Я дуже стабільний геній.
Şeker Ahmet Paşa’nın düzen anlayışına mal olan lirizm, özgün bir şema geometrisiyle dengelenmektedir.Ліризм, який коштував Екеру Ахмету Паші розуміння порядку, врівноважується унікальною геометрією схем.
Yoksa günah da sevap da kâinatın negatif-pozitif dengesi içindeki adaletinin bir unsuru mu?”Zdaž vlast již v nejhroznějším hoři jest?).
Dünya düzeni içinde somut ve dengeli bir konumu vardır.Zemědělci mají solidní a stabilní pozici ve světovém řádu.
Antibiyotiklerin olumlu etkileri olası yan etkilerle dengelenmelidir.Kladné účinky antibiotik vyvažují jejich možné nežádoucí účinky.
Bozulan dengesi nedeniyle saçlarını bile toplayamaz ve saçlarını keser.Její dlouhé vlasy totiž nejdou ani uříznout, ani ostříhat.
Bütçe dengesizliğini giderdi.Žil jsem nevyváženě.
Aile ve kariyer arasında denge bulmanın önemi hakkında sık sık kendisinden bahsedilir.Ženy se často snaží skloubit svůj osobní rodinný život s kariérou.
1778'de Amerikalılar Fransa ile asker ve donanma gücünü dengeleyen bir ittifak kurdular.Američané vytvořili v roce 1778 koalici s Francií, která jim pomohla vyrovnat vojenské a námořní síly.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod