denge ile cümle
denge kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Aksi takdirde, ekonomide durgunluk denge haline gelecektir.Gdyby nie ona, państwu zagrażałaby ekonomiczna stagnacja.
RS-422 dengeli sinyaller için tasarlanmışken RS-423 dengesiz sinyaller için tasarlanmıştır.RS-423 jest raczej niesymetrycznym sygnałem, natomiast RS-422 jest sygnałem zbalansowanym.
"45 DAKİKADA GELEN MAĞLUBİYET". dengegazetesi.com.tr.Cztery medale stracone w godzinę. gazeta.pl. .
Önemli olan dengeli bir karakter seçmektir.Czynnikiem decydującym był selektywny terror.
Ayrıca çok iyi bir denge hissi bulunuyor ve 2 kılıç kullanıyor.Bardzo dobrze walczy wręcz, ale na ogół posługuje się dwoma krótkimi mieczami.
Bu dönem sırasında ekonomi dengeli ve ılımlı bir süreç yaşadı.Stanowiło w tym czasie czynnik porządkujący i stabilizujący ekonomię.
Her çevrim bir ana işlem birimi kullanacak şekilde sınırlanır ve yapılacak iş miktarı dengelenir.Każda jednostka ma określoną liczbę punktów ruchu, które może wykorzystać do przemieszczania się.
Anlamı şudur ki, sistem karasız denge durumundadır.W przeciwnym razie układ jest niestabilny.
Bu, helikopterin dengeli uçmasına katkı sağlar.Pozwoliło to zachować część konstrukcji kadłuba myśliwców śmigłowych.
Okurun gözünde, onun acımasız eleştirileri tarafsızlığıyla dengelenir.Na szczęście dla naszych bohaterów jego okrucieństwo idzie w parze z jego głupotą.
Balkanlar'daki güç dengesi de değişmişti.Zmieniła się równowaga sił w regionie.
Vergi sisteminde bir denge vardı.W zakładzie obowiązywał system kar.
Reaksiyonun denge yönü ortamın pH’sına bağlıdır.Reakcja silnie zależy od pH roztworu.
Benlik tüm yaşam boyunca altbenlik ile üstbenlik arasında denge sağlayıcı rolü üstlenir.Całe swoje życie spędza przytwierdzony do grzbietu o wiele większej samicy.
Değişkenlerini bir dengeye ulaştırmaya çalışır.Próbuje on bezskutecznie znaleźć jego zamiennik.
Balaşev'in akli dengesi bozuk bulundu ve bir akıl hastanesine kaldırıldı.Pojmany Mabuse popada w obłęd i zostaje osadzony w szpitalu psychiatrycznym.
Şimdi ruhsal dengeleri bozuk olduğu için Neville, büyükannesi Augusta Longbottom ile yaşamaktadır.Därför bor Neville hos sin farmor Augusta Longbottom.
Bu genlerin etkisi, organizmanın deneyimlerde bulunduğu çevrenin etkileriyle çeşitli derecelerde dengelenir.Dessa geners inflytande förmedlas i varierande grad av den miljö som organismen upplever.
Bu muharebe, Amerikan tarihinin en kanlı, en dengesiz savaşlarından biri olarak hatırlanır.Slaget är ihågkommen som en av de blodigaste och skevaste i amerikansk historia.
Her ikisinin sebebi de ekonomide dengelerin bozulmasıdır.Detta beror på att de båda vill ha makt i staden.
Çeşitli savunma mekanizmaları ile "id"i dengeler.Olika bevismedel, d.v.s. olika "typ av bevisning" förekommer.
Kırmızı-siyah ağaç bilgisayar biliminde bir çeşit kendini-dengeleyen ikili arama ağacı veri yapısıdır.Röd-svart träd, datastruktur i form av ett så gott som balanserat binärt sökträd.
Doğanın dengesini korurlar.Är du ett hot mot naturen?
Finans Bakanlığı sırasında ülke dengesiz bir ekonomik büyüme devresinden geçiyordu.Under hans ämbetstid genomgick Ryssland en exempellös period av ekonomisk tillväxt.
Okurun gözünde, onun acımasız eleştirileri tarafsızlığıyla dengelenir.Han besvarar deras förakt med brutalitet och godtyckliga bestraffningar.
Ayrıca çok iyi bir denge hissi bulunuyor ve 2 kılıç kullanıyor.Han har två korta svärd och ett stort svärd.
İtalya'da yaşayan göçmenlerin ülke içindeki dağılımı ise oldukça dengesizdir.De mindre förläningarna i Italien blir ärftliga.
1778'de Amerikalılar Fransa ile asker ve donanma gücünü dengeleyen bir ittifak kurdular.Amerikanerna bildade 1778 en allians med Frankrike som utjämnade de militära styrkeförhållandena.
Sıcak hava kütlesi türdeş ve yoğun bir sıcak hava katmanının ön tarafında yer alan yoğunluk dengesizliğidir.Frontnederbörd kallas nederbörd som uppstår genom mötet mellan en varmare och kallare luftfront.
Akışkanların dengesini inceleyen bilim dalıdır.Därför är den intressant för forskare som studerar evolutionen.
Şimdi Rusya Federasyonu Dengeleme Fonu yenilemektedir.Denna ryska allians skulle ånyo bli partiets förbannelse.
Örneğin: denge.Exempel: Uppåner.
Uzay aracı üç eksenli dengelenmiştir.Tre rymdpromenader genomfördes.
1958 yılında, dış ödemeler dengesindeki bozukluk alınan dış borçları ödenemez hale getirmişti.I augusti 1982 meddelade Mexiko att man inte längre kunde betala räntorna på sin utlandsskuld.
Kuyruk tutunmak için kullanılamaz, sadece dengeyi sağlar.Svansen används aldrig som gripverktyg utan för att hålla balansen.
Aralarındaki ilişki özgürlük ve bağlılık arasındaki bir denge esasına dayanmaktaydı.Förvissningen att det finns ett nära samband mellan privategendom och frihet.
Uruguay, Güney Amerika'da ekonomik ve siyasal olarak en dengeli ülkelerden biridir.Mali är ett av de politiskt och socialt mera stabila länderna i Afrika.
Mozambik'in dış ticaret dengesi negatif bir görünümdedir.Portugals handelsbalans är negativ.
Bu sayede organizmanın asit – baz dengesinin düzenlenmesinde önemli rol üstlenir.Ämnet hjälper även till att reglera syra/bas balansen i kroppen.
Kahramanlar bu değişimin sonuçlarına katlanmak, dengeleri yeniden kurmak zorunda kalırlar.Censurerna tvingade dem att ändra en av de gångerna till rumpa.
Bundan dolayı üretim ile tüketim arasında devamlı bir dengenin bulunması gerekir."Det måste finnas en konstant förening mellan orsakan och verkan.
Dengesiz yapılmış bir semer düşer, ya da hayvanın sırtının yaralanmasına neden olur.Kan det vara ett dödande slag mot henne eller är det bara ett grävande djur som skadat kraniet?
Teknolojik yapısı geliştikçe, tekerlek boyutları büyütülmüş, manevra ve denge kabiliyetini arttırmıştır.Allteftersom tekniken utvecklades, ökade personvagnarna i både längd och vikt.
Bunu her sene veya tekrar yapmanın dengeli bir keyif olup olmadığını bilmiyorum'' dedi.Я не знаю чи розумно це робити кожен рік, або ще раз».
Dengeyi değil, ona ulaşma hızını değiştirirler.При цьому струмінь не змінює свого напряму.
Ancak kısa süre sonra güç dengesi Amerika Birleşik Devletleri'nin (ABD) desteğiyle Şah'ın lehine değişti.Не в змозі зробити щось іще, шах звернувся за допомогою до США.
Termodinamik dengede boşluk (kavite) radyasyonu tam olarak Plank kanununa uyar.В термодинамічній рівновазі випромінювання порожнини буде точно підпорядковуватися закону Планка.
Çubuk indüktörü üzerindeki kuvvet hatlarının dengesiz dağılımını not ediniz.Зверніть увагу на нерівномірний розподіл силових ліній через стрижень.
Bu yüzden çok dengeli bir enstrüman değildir.Звичайно ж, це — не вічний двигун.
Orijinal bir Japon santoku bıçağı oldukça dengeli bir bıçak olarak kabul edilmektedir.Оригінальний японський сантоку добре збалансований.
LOD-FDTD methodunun 3 boyutta denge ve dağılım analizleri detaylı tartışılmıştır.Стабільність і дисперсійного аналізу тривимірної ЛОД-fdtd-методу були обговорені в деталях.
Kalan %74'ünün ise evrene dengeli bir şekilde yayılmış olan karanlık enerjiden oluştuğu kabul edilir.Решта 74% — це темна енергія, природа якої поки невідома.
Almanya'daki yabancı sermayeye el koyarak ticaret dengesi kurdu.Останній приїхав до Німеччини, щоб налагодити контрабандний бізнес сигарет.
Duygusal dengesizlik olarak da adlandırılır.Вони називаються незбалансованими.
Denge aleti geleneksel olarak sadece kadınlar içindir.Традиційно цей сир роблять тільки жінки.
Tarihi olaylar, politik ve sosyal dengelerle ele alınır.Допити підозрюваного зосереджувались на політичному та соціальному минулому.
Bu kayıplar devamlı olarak arttırılan motor gücüyle dengelenmeye çalışılmıştır.Цей тип двигуна створений з метою поліпшення властивостей двигунів постійного струму.
Örneğin: denge.Приклад: DynInst.
Her iki yüzü, atmosfer basıncı ile dengelenmiştir.В обох випадках тиск дорівнює атмосферному.
Ayrıca çok iyi bir denge hissi bulunuyor ve 2 kılıç kullanıyor.Також добре володіє техніками бою одним і двома мечами.