Ana içeriğe geç
Sözlük

denge ile cümle

denge kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Değişen dengeler sonucunda Sovyetler hızlı bir ilerlemeye başladı.Essa mudança acabou permitindo aos americanos avançar mais rápido.
Ancak MÖ 3. yüzyılda dengeler değişmeye başlamıştır.No século IV as coisas começam a cambiar.
Dengesi iyidir ve hızlı kalkış yeteneği vardır.Ela também é rápida e possui alto nível de evasão.
Neticede denge ve işitme duyuları bozulabilir.É possível escutar ainda palmas e gritos ao fundo.
Ancak bu ailenin durumunun kararlı ve dengeli olduğunu göstermez.No entanto, isso não significa necessariamente que a situação familiar é estável.
Balaşev'in akli dengesi bozuk bulundu ve bir akıl hastanesine kaldırıldı.Ele finalmente assassinou Rebecca e foi colocado em um hospital psiquiátrico.
Ben çok dengeli bir dâhiyim.Sou um gênio muito estável.
Bütçe dengesizliğini giderdi.Het boek zou in onbalans zijn.
Antibiyotiklerin olumlu etkileri olası yan etkilerle dengelenmelidir.De goede effecten van antibiotica moeten worden afgewogen tegen mogelijke bijwerkingen.
Bu, iki dünyanın dengesini sağlar.Dit houdt beide werelden in balans.
Dengeyi değil, ona ulaşma hızını değiştirirler.Dit zonder de snelheid te wijzigen.
İnsomnia doğal uyuma dengesini bozar ve tamiri oldukça zor olabilir.Slapeloosheid verstoort het natuurlijke slaapritme, dat moeilijk te herstellen is.
Aile ve kariyer arasında denge bulmanın önemi hakkında sık sık kendisinden bahsedilir.Zij pleitte meermaals voor een gezonde balans tussen carrière en gezinsleven.
( Derinlik, insanın en kapsamlı gereksinimlerine olan hassaslığında yaratılan dengeden söz eder.(Verlichting is het uittreden van de mens uit de onmondigheid die hij aan zichzelf te wijten heeft.
Olumsuz ve olumlu enerjiler (Yin ile Yang) denge içinde getirilmeli.De bronnen van maatstaven van redelijkheid en billijkheid (zie art.
Her ikisini dengelemenin "son derece zor, neredeyse imkansız" olduğunu ifade etmiştir.De balans tussen beide was echter wel "ongelofelijk moeilijk".
Önemli olan dengeli bir karakter seçmektir.Welke naam te gebruiken, is een kwestie van persoonlijke keuze.
Dengesi iyidir ve hızlı kalkış yeteneği vardır.Het dier is snel en heeft een goed reukvermogen.
Sıvı elektrolit dengesizliğini düzeltmek için gerekli sıvılar verilir.Met het infuus moeten elektrolytstoornissen worden gecorrigeerd.
Bunu dengelemek amacıyla, vergilerin artırılması yoluna gidilmiştir.Hij probeerde dit te bereiken door het verhogen van de belastingen.
Bunun sonucu olarak ağaç kabaca dengeli olur.Hierdoor heeft de boom een hoge sierwaarde.
İnsanın çevreyle oluşturduğu ilişki en büyük dengelerden biridir.De mens is het meest rechtshandig.
Ayrıca çok iyi bir denge hissi bulunuyor ve 2 kılıç kullanıyor.Hij draagt een getand zwaard gecombineerd met twee speren.
Balçık kadısı iken akli dengesini yitirmiş ve 1591'de vefat etmiştir.Lodewijck Blommaert hertrouwde daar, maar stierf in 1591.
Böylece, Rorty, her ikisini de dengelemeye çalışır.Volgens Rorty moeten we deze van elkaar scheiden.
Tüm bunlara rağmen, kadın ve erkek çalışanların ücret dengesizliği devam ediyor.Dientengevolge daalde op termijn de levensstandaard van zowel mannen als vrouwen in loondienst.
Denge haline gelmiş ve daha fazla çözünen (solut) alamayan çözeltiye, doymuş çözelti denir.Daardoor valt er links (en rechtsachter) schaduw en is dit donkerder dan de rest.
Öndelikli satranç: değişik güçteki oyuncuların oynadığı oyunu dengelemek için bazı değişiklikler uygulanır.Er zijn enkele variaties om de levende variant leuk te houden voor alle spelers.
Yegorov onun uzmanlık bozuklukları olmak ile, tıp alanında doktora derecesi almıştır denge duygusu.Jegorov behaalde later zijn doctoraat in de geneeskunde, met als specialiteit evenwichtsgevoel.
Kuzey kutbunda Rusya ile ABD arasında dengeleyici role sahiptir.De wereld heeft net een nucleaire oorlog achter de rug tussen de Verenigde Staten en Rusland.
Islanma derecesi (ıslanabilirlik) ahezif ve kohezif kuvvetler arasındaki dengeyle belirlenir.Het niveau waarop isotopie zich bevindt houdt het midden tussen coherentie en cohesie.
Bağlantı dengesizliği (İng.Voor kortetijdblootstelling (max.
Bu, helikopterin dengeli uçmasına katkı sağlar.Dit draagt bij tot het gebruiksgemak van het toestel.
II. Dünya Savaşı sonrası dünya üzerindeki güç dengelerinde büyük değişmeler yaşandı.Na de Tweede Wereldoorlog waren de machtsverhoudingen in de wereld veranderd.
Feodalizm, Avrupa'daki ekonomik dengelerin değişmesiyle yıkılmıştır.Pruisen dreigde nu het machtsevenwicht in Europa te verstoren.
O bilgiyi korudu ve deneyimsizlikle dengeledi.Hij gaf de feiten toe en zag af van een tegenexpertise.
Seçimlerinde coğrafi denge esas alınır.In praktijk is de verkiezing een vormzaak.
Dördüncü Kitap: Denge üç yıl sonra geçer.Boek 4 speelt zich drie jaar na het einde van boek 3 af.
Dengesini kaybetti ve bisikletinden düştü.Hij verloor zijn evenwicht en viel over zijn fiets.
Dengeye yakın bir durumda bile, entropi seviyesinde rastgele değişimler olacaktır.Nawet w stanie bliskim równowagi będą występowały stochastyczne wahania poziomu entropii.
Tarafların kayıpları neredeyse dengedeydi.Straty stron były zbliżone.
Antibiyotiklerin olumlu etkileri olası yan etkilerle dengelenmelidir.Dobroczynne działanie antybiotyków powinno też zrównoważyć możliwe skutki uboczne.
Bu oyunda oyuncular dengeli ve dikkatli olmalıdır.Zawodnicy na tej pozycji są zwinni, zręczni i czujni.
Daha sonra ise bu denge bozulmuştur.Następnie został zezłomowany.
A Dengeki G's Magazine dergisinden geçmiştir.Była wydawana przez Dengeki G's Magazine (wyd.
Bu durum jetin içinde dengesizliğe yol açar ve bundan kaçınılmalıdır.Utwór traktuje o pośpiechu, którego należy unikać.
Aksi takdirde, ekonomide durgunluk denge haline gelecektir.Gdyby nie ona, państwu zagrażałaby ekonomiczna stagnacja.
RS-422 dengeli sinyaller için tasarlanmışken RS-423 dengesiz sinyaller için tasarlanmıştır.RS-423 jest raczej niesymetrycznym sygnałem, natomiast RS-422 jest sygnałem zbalansowanym.
"45 DAKİKADA GELEN MAĞLUBİYET". dengegazetesi.com.tr.Cztery medale stracone w godzinę. gazeta.pl. .
Önemli olan dengeli bir karakter seçmektir.Czynnikiem decydującym był selektywny terror.
Ayrıca çok iyi bir denge hissi bulunuyor ve 2 kılıç kullanıyor.Bardzo dobrze walczy wręcz, ale na ogół posługuje się dwoma krótkimi mieczami.
Bu dönem sırasında ekonomi dengeli ve ılımlı bir süreç yaşadı.Stanowiło w tym czasie czynnik porządkujący i stabilizujący ekonomię.
Her çevrim bir ana işlem birimi kullanacak şekilde sınırlanır ve yapılacak iş miktarı dengelenir.Każda jednostka ma określoną liczbę punktów ruchu, które może wykorzystać do przemieszczania się.
Anlamı şudur ki, sistem karasız denge durumundadır.W przeciwnym razie układ jest niestabilny.
Bu, helikopterin dengeli uçmasına katkı sağlar.Pozwoliło to zachować część konstrukcji kadłuba myśliwców śmigłowych.
Okurun gözünde, onun acımasız eleştirileri tarafsızlığıyla dengelenir.Na szczęście dla naszych bohaterów jego okrucieństwo idzie w parze z jego głupotą.
Balkanlar'daki güç dengesi de değişmişti.Zmieniła się równowaga sił w regionie.
Vergi sisteminde bir denge vardı.W zakładzie obowiązywał system kar.
Reaksiyonun denge yönü ortamın pH’sına bağlıdır.Reakcja silnie zależy od pH roztworu.
Benlik tüm yaşam boyunca altbenlik ile üstbenlik arasında denge sağlayıcı rolü üstlenir.Całe swoje życie spędza przytwierdzony do grzbietu o wiele większej samicy.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod