Tanklarının gücü ve hızı dengelidir.Броня крепка и танки наши быстры.
Dünya düzeni içinde somut ve dengeli bir konumu vardır.المزارع لديه موقف ثابت ومستقر في النظام العالمي.
İkinci türev > 0 : Potansiyel enerji lokal minimumdadır ve bu denge durumudur.المشتق التفاضلي الثاني > 0: تكون طاقة الوضع في حالة نهاية صغرى.
Bale'in yönetmeni Nolan "Bizim tam olarak aradığımız şey karanlığın ve ışığın dengesiydi" dedi.قال المخرج نولان عن بيل أنه، "كان بالتحديد توازن الظلام والضياء الذي كنا نبحث عنه".
Bu durumda yay, mekanik denge durumuna erişmiştir.هذا الأمر مشابه لإصلاح المشاكل الميكانيكية في الواقع.
Anlamı şudur ki, sistem karasız denge durumundadır.وهذا معناه أن النظام يوجد في حالة استقرار.
A Dengeki G's Magazine dergisinden geçmiştir.من أين جاءت كلمة (ونيت)؟، في مجلة الجزيرة.
Takımlarda altın madalya, bireyselde ise denge aletinde gümüş madalya kazandı.انها فعلت، ولكن الفوز بالميدالية الذهبية على جهاز عارضة التوازن.
Bu daha dengeli çözüm günümüzde en çok kullanılandır.أكثر الـSRAM شيوعاً في الاستخدام في هذا الوقت.
C {\displaystyle C} 'nin denge bedeli karakteristiktir.C {\displaystyle C} قيمة المتسعة.
Bu ittifak, Fransa'nın diplomatik yalnızlığını sona erdirip, güçler dengesini Almanlar aleyhine bozmuştur.أنهى هذا التحالف العزلة الدبلوماسية لفرنسا وقوضت سيادة الإمبراطورية الألمانية في أوروبا.
Jetlerde dengelenmiş ve iki sınıfa ayrılmıştır, bunlar "Saldırı" ve "Gizlilik"tir.تعرف تحقيقات تلك الشعبة أنها تندرج تحت فئتين وهما: "حادث" أو "عرضي خطير".
Denge Dergisi Yayınları, s. 33.مجلة الأحوال الشخصية، الفصل ٣١.
Aile ve kariyer arasında denge bulmanın önemi hakkında sık sık kendisinden bahsedilir.وكثيرًا ما تتداخل الحياة المهنية مع الحياة الشخصية.
Fakat, kısa uzunluk ölçümlerinde yüzey geriliminden oluşan önemli dengeleyici kuvvet vardır.ومع ذلك، فإنه على المقاييس الطولية الصغيرة يوجد هناك قوة موازنة هامة متسببة من التوتر السطحي.
Sıvı kaybına genellikle elektrolit dengesizlikleri eşlik eder ve bu her zaman tehlikelidir.الإختلالات المنحلة بالكهرباء شائعة أيضًا ودائمًا ما تكون خطيرة.
Aralarındaki ilişki özgürlük ve bağlılık arasındaki bir denge esasına dayanmaktaydı.جئت من بلد حيث كان هناك تقييد للحوار والحرية.
Çubuk indüktörü üzerindeki kuvvet hatlarının dengesiz dağılımını not ediniz.لاحظ التوزيع غير المتساوي لخطوط القوّة عبر المستطيل النحاسيّ.
Eğer merminin basınç merkezi ağırlık merkezinin arkasında ise etki dengeleyicidir.وإذا كان مركز الضغط خلف مركز الثقل، فسيتم استعادة العزم.
Balaşev'in akli dengesi bozuk bulundu ve bir akıl hastanesine kaldırıldı.ثم أعلِن بليوشتش مجنوناً، وأرسِل للعِلاج في مُستشفى خاص.
Islanma derecesi (ıslanabilirlik) ahezif ve kohezif kuvvetler arasındaki dengeyle belirlenir.يتم تحديد درجة الترطيب (قابلية ترطب) عن طريق توازن القوة بين الالتصاق وقوات التماسك.
Kişiyi rahatsız edecek kuvvetler azaltılmış ve bir denge haline ulaşılmıştır.واحْرَنْفَشَتِ الرجال إِذا صرع بعضهم بعضاً، والمُحْرَنْفِشُ: المُتَقَبِّضُ الغضبان.»
Mekanik denge oluşmuş ise, bu serbest yüzey akışkana etki eden bileşke kuvvet'in yönüne dik olması zorundadır.في ظل التوازن الميكانيكي، يجب أن يكون السطح الحر عموديًا على القوى المؤثرة على السائل.
Buna karşılık pilotlar, motorlara farklı güç uygulayarak uçağın dengede kalmasını sağladılar.وقامت الطائرات في تلك الحالات بهبوط اضطراري آمن بالمحركين الباقيين.
Denge gerektiren bir oyundur.واجبات مؤكدة حتمية عليه .
Dengeyi değil, ona ulaşma hızını değiştirirler.لا يمكن تغيير الوقت أو تحويله.
Pratik olarak kusursuz bir dengeyi sağlamak hemen hemen imkânsızdır.فمن المستحيل - من الناحية النظرية- أن يكون أداء النظام الحقيقي أفضل من المثالي.
Kütle merkezi, uçakların dengesini etkileyen en önemli noktadır.تؤثر نقطة مركز الجاذبية في استقرار الطائرة.
Handikap(H): Maçların oranlarını dengelemek için zayıf takıma verilen gol avansıdır.Victory : تحصل علي كأس ذهبي عندما تنهي اللعبة علي مستوي الصعوبة (Elite Difficulty).
Ben çok dengeli bir dâhiyim.أنا عبقري مستقر جدا.
James adında yeni bir meslektaşın gelişi, dengesini altüst etmeye başlayacaktır.A chegada de um novo colega de trabalho, James, serve para perturbar o equilíbrio.
Buradan denklemi türetebilmek için, öncelikle denge hali ifade edilir, pij=-pδij.Para entender como isto foi derivado, notemos primeiro que no equilíbrio, pij=-pδij.
Oyun dünyasını tasarlarken ekip, gerçekçilik ve hayal gücü arasında bir denge kurmayı umuyordu.Quando estava a desenhar o mundo, a equipa queria balancear a discrepância entre realismo e imaginação.
Bale'in yönetmeni Nolan "Bizim tam olarak aradığımız şey karanlığın ve ışığın dengesiydi" dedi.Nolan disse que Bale "era exatamente o equilíbrio entre trevas e luz que estavamos procurando".
Sistem değiştirilmediği sürece bu tür bir kimyasal termodinamik denge süresiz devam edebilir.Esse tipo de equilíbrio termodinâmico químico permanece indefinidamente, a menos que o sistema seja mudado.
Yapımda esas sorun güvenilirliği ve maliyeti arasındaki dengeydi.Uma das principais preocupações no projeto foi o de equilíbrio entre confiabilidade e custo.
Suda her iki biçim birbiriyle dengededir ve pH 7'de halkalı biçim coğunluktadır.Em solução aquosa as duas formas estão em equilíbrio, e em pH 7 a forma cíclica é predominante.
Rusya Federasyonu Dengeleme Fonu 1 Şubat 2008 tarihinde iki parçaya bölünmüştür.Em 1 de fevereiro de 2008, o fundo de estabilização foi dividido em duas partes.
Daha büyük cisimlerin kuantum kütleleri direkt olarak watt dengesi yöntemi kullanılarak ölçülebilir.A massa quântica de objetos maiores pode ser diretamente medida pela balança de Watt.
"45 DAKİKADA GELEN MAĞLUBİYET". dengegazetesi.com.tr.A geração de 45 através do jornal “Tentativa”.
1958 yılında, dış ödemeler dengesindeki bozukluk alınan dış borçları ödenemez hale getirmişti.A partir de 1984 foi incapaz de saudar as dívidas acumuladas.
Denge Dergisi Yayınları, s. 33.Revista, v. 33.
Biraz dengesizlerdir ve genellikle ilk önce dışarıdan dolanırlar.De certo modo irracionais, costumam destruir o que há pela frente.
Aile ve kariyer arasında denge bulmanın önemi hakkında sık sık kendisinden bahsedilir.Wojcicki é frequentemente citada quanto a importância de um certo equilíbrio entre família e carreira.
Balkanlar'daki güç dengesi de değişmişti.Mas o equilíbrio de poder no país está mudando.
Ona göre, Chapman'ın akli dengesi bozuktur.Assim, Mason fica com a face totalmente deformada.
Ancak her iki taraf da sınır ötesinde fetihlerde bulunsa da zamanla denge yeniden sağladı.Ambos os lados fizeram conquistas além da fronteira, mas com o tempo o equilíbrio foi quase sempre restaurado.
Böylelikle Yunanistan'daki bütün güç dengeleri altüst oldu.Toda a forma de Estado grego independente desapareceu então.
Dengeyi değil, ona ulaşma hızını değiştirirler.Elas não alteram o equilíbrio em si, mas a velocidade em que este é alcançado.
Uçağın metal kaplaması yer yer perçinlidir ve bu durum uçağa etki eden yüklerin dengeli dağılmasını sağlar.A parte metálica da aeronave é rebitada, o que permite às cargas se espalharem sobre a estrutura inteira.
Bu, çok zor bir karışım fakat-bunun dengelenmesi-çok önemli." sözleriyle dile getirdi.Eu acho que é um mais, eh, grave a circunstâncias envolvendo seu nome”.
Bu iki kategori: 1. kategori: EIA-422 de kullanılan dengeli özellikler.Artigo 2 – Categorias: 2.1 – Categorias: As categorias de Wellness podem ser as seguintes: .
Bu denge, ısısal basıncı ile (dışa doğru) kütlesel ağırlığı (içe doğru) arasındadır.Entre eles: Desidratação leve: Sede.
Bu yüzden salya akıtmazlar ve vücut ısıları dengede tutmak için soluk soluğa kalmazlar.Não fumar previne cânceres em todo o corpo.
Denge Gazetesi (Türkçe).Star Gazete (em Turkish).
Islanma derecesi (ıslanabilirlik) ahezif ve kohezif kuvvetler arasındaki dengeyle belirlenir.O grau de umectação (molhabilidade) é determinado por um equilíbrio as forças de aderência e coesivas.
Tarihi olaylar, politik ve sosyal dengelerle ele alınır.As idealizações são confrontadas à realidade política e social.
Uzay aracı üç eksenli dengelenmiştir.A sonda era estabilizada em três eixos.
Bağlantı dengesizliği (İng.President) Ligação inativa.
Tabii ki bu Gaara’yı dengesiz bir duruma sokmuştur.Esta notícia deixa Ricardo muito insegura.