deneyim ile cümle
deneyim kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Gönüllüler deneyimlerine, ülkelerine göre gruplandırılıyor ve birliklere dağıtılıyordu.På basen blev de frivillige opdelt efter erfaring og oprindelsesland og fordelt på enheder.
Sovyet birlikleri soğuk iklim konusunda deneyimli olmaları nedeniyle daha az ciddi sorunlarla karşılaştılar.Sovjetiske enheder havde knap så alvorlige problemer, fordi de var fortrolige med kulden.
Oyun odasında çocuğa yaşatılan deneyim şu şekilde gelişir: Anne ve çocuk gözlem odasına alınır.Mere præcist oplever barnet følgende situationer: En forælder og et barn introduceres til forsøgslokalet.
Orada ilk müzikal deneyimlerini sokak sanatçısı olarak kazandı.Sine første penge tjente han som gademusiker.
Deneyim sonuçlara uygun olmalıdır.Viden har karakter af konklusioner.
Deneyimli askerlerin çoğu iki yıllık savaş süresince kaybedilmişti.Mange soldater var stadig faret vild flere dage efter invasionen.
XP adı eXPerience (deneyim) kelimesinden gelir.Bogstaverne "XP" står for eXPerience.
Paris'teki deneyimlerini iki kitap haline getirdi.Under opholdet i Californien fik hun udgivet to bøger.
Bunlar, çok deneyimli uçuş personeliydi.Jeg vidste, at dette var et civilt fly.
Tecrübe ya da deneyim, bir konuda zamanla elde edilen bilgi birikimidir.Erfaring er den kundskab eller viden, som man får gennem egne oplevelser.
2016 yılında yaşadığı olayları ve deneyimleri anlatan bir kitap yazmıştır.Hun skrev en bog om sine bekymringer og erfaringer, som blev offentliggjort i 2016.Hun døde af kræft.
İlk film deneyimini, bir Rus denizci rolüyle, televizyon filmi olan Hostile Waters'da yaşadı.Han fik sin filmdebut, da han spillede hovedrollen som "Russian Sailor Sasha" i TV-filmen Hostile Water.
Bu deneyimlerde bazen üzüldüm bazen de ben üzdüm.Politik udvikler sig mere og mere i den retning, og engang imellem kan man godt beklage det.
Gerçek bir hikâye anlatıyorum ve belki de deneyimlerimle bağlantılar kuran insanlar olabilir."Forhåbentlig kan jeg skrive sammen med mennesker som ham."
Ünlü yapıtı Kwai Köprüsü'nde esaret zamanındaki savaş deneyimlerini işlemiştir.Fra sine oplevelser under krigen frembragte han Broen over floden Kwai.
Ama aslında çok zordu ve bizim hiçbir deneyimimiz yoktu.De havde kun simpel teknologi og ingen erfaringer i krig.
Fakat bu yeni subaylar eğitim ve deneyimlerden yoksundu.De fleste var nye rekrutter uden erfaring og træning.
Gammaknife denilen cihazla uzun yıllardır bir deneyim elde edilmiştir.Datasættene er blevet akkumuleret gennem flere år.
Ses varsanıları, özellikle de seslerin duyulması deneyimi psikozun önde gelen ve yaygın özelliklerindendir.Auditive hallusinasjoner, spesielt å høre stemmer, er et vanlig og ofte fremtredende trekk ved psykose.
Bunların her biri, insanî deneyimlerimizin farklı uçlarını temsil eder.Alle disse faktorene skaper mange ulike opplevelser av arbeidene.
İlk sinema deneyimi ise 2007 yılı yapımı I Could Never Be Your Woman filmidir.Men hun fikk ikke lov til å lage film av historien.
Bu deneyimin ardından kendisiyle birlikte oğlunun da hayatı tehlikeye girer.Men med dette setter han både sitt ekteskap og sin sønns liv i fare.
Çünkü bilinç ağırlıklı olarak kişisel bir deneyimdir.Smerte er i aller høyeste grad en personlig opplevelse.
Buna ek olarak, bu durum muhtemelen deneyimsiz Hurkanus'a Yahudiye nüfusunun desteğini azalttı.Disse omstendighetene førte antagelig til et tap av støtte for den uerfarne Hyrkanos hos befolkningen i Judea.
Bakımı deneyim gerekitir.Profesjonell gjestebehandling.
İlk profesyonel opera deneyimi 1987 yılında Arena di Verona'da oldu.Hun hadde sin operadebut som profesjonell i 1987 på Arena di Verona.
1985'te ilk sinema deneyimini Silverado filminde Tyree karakterini canlandırarak yaşadı.I 1985 fikk han sin første betydelige rolle i en film da han spilte «Tyree» i Silverado.
Tecrübe ya da deneyim, bir konuda zamanla elde edilen bilgi birikimidir.Erfaring er den kunnskap eller viten man får gjennom egne opplevelser.
Corbulo, Asya deneyimleri hakkında şimdi kayıp olan bir eser yazmıştı.Herodot skrev en assyrisk historie som nå er gått tapt.
Bu nedenle deneyim çok önemlidir.Opplæring er derfor viktig.
Deneyimlerini kullanarak yaptığı seyahatlerden sonra gezi kitapları yazdı.Boken han skrev om sine reiser er nå tapt.
Burada ilk uçuş deneyimlerini anlatıyordu.Her lærte han først om konstruksjon av fly.
O bilgiyi korudu ve deneyimsizlikle dengeledi.Den ble eksperimenterende, og overga versemål.
Fakat bu yeni subaylar eğitim ve deneyimlerden yoksundu.De fleste var nye rekrutter uten erfaring og trening.
Bunların arasında uygun bir seçim yapmak bilgi ve deneyimi gerektirir.Å få en slik hund krever kunnskap og trening.
Virupa’nın Mahamudra deneyimi ve diğer birçok büyük liderin öğretileri benimsenmiştir.De overtok mahamudra-læren hans og lærte av mange andre mestrene også.
Ana madde: Rüya Rüya insanların uyurken deneyimlediği olaylardır.Drømmetydning er prosessen med å finne meninger med drømmer.
Verge, Android ve iOS'daki kullanıcı deneyiminin "neredeyse aynı" olduğunu söyledi.The Verge mencatat bahwa pengalaman pengguna di seluruh Android dan iOS adalah "hampir identik".
Daha deneyimli donanmalar, "diekplous" olarak adlandırılan bir manevra uygulamaya başlamışlardı.Armada laut yang lebih berpengalaman pada masa itu juga mulai menggunakan manuver yang disebut diekplous.
Pilotun 11.000 saat uçuş deneyimi vardı.Pilot dilaporkan telah memiliki jam terbang 11.000 jam.
Bizim için büyük bir deneyimdi." demiştir.Kepada mereka akan Kami berikan pahala yang besar.’
XP adı eXPerience (deneyim) kelimesinden gelir.Nama "XP" adalah kependekan dari "Experience".
Bu deneyimleri kendisine liderlik konusunda çok sayıda şey öğretmiştir.Dia mengajarkan banyak hal pada rakyatnya.
Bazı dahe deneyimli iaidocular keskin bir kılıç da kullanabilir (shinken).Sebagian praktisi iaido yang lebih berpengalaman menggunakan pedang bermata tajam (shinken).
İlk sinema deneyimi ise 2007 yılı yapımı I Could Never Be Your Woman filmidir.Sejarah film tidak bisa lepas dari sejarah fotografi.
Seçim kampanyası sırasında, bazı eleştirmenler Saca'nın yeterli siyasi deneyimi olmamasını eleştirdiler.Selama kampanye pemilihan, Saca dikritik oleh para komentatornya, bahwa ia hanya sekadar politikus percobaan.
Baskı dergilerinde okuma deneyimi de yenilenmiştir.Pengalaman membaca majalah cetak juga dirubah.
Başlangıçta müzik ile herhangi bir deneyime sahip olmayan Yui Hirasawa daha sonra iyi bir gitarist olur.Pada awalnya, Yui Hirasawa tidak memiliki pengalaman bermain alat musik atau membaca partitur.
Ama son iki yılda deneyimler kazandım.Berikut hasil pertandingan dalam dua tahun terakhir.
İlk oyunculuk deneyimini 2002 senesinde, Dark Angel dizisinde yaşadı.Dia pertamakali berakting pada tahun 2001 dalam Angel.
1850’ye dek kilise 1844 deneyimini tecrübe edenlere kurtaran bir bakiye gözüyle bakmıştı.1805" kepada para awak yang selamat dari pertempuran ini.
Bu fenomen, şimşekle birlikte insanlığın elektrikle kayıtlara geçmiş ilk deneyimiydi.Selain petir, fenomena ini merupakan salah satu catatan terawal manusia mengenai listrik.
Troleybüs üretim deneyimi - 50 yıl üzere.Perang Cirebon - Pajajaran berlangsung 5 tahun lamanya.
Homer, yerel bir atari salonuna gider ve video boks maçlarında deneyimli olan bir çocuk bulur.Homer pergi ke balai permainan video arcade setempat, ingin belajar bermain video dari seorang ahlinya.
Bunu son zamanlardaki deneyimlerim ile de yaşadım.Saya mencoba untuk berdamai dengan peristiwa baru-baru ini.
İlk yazarlık deneyimini 1968 yılında yaptı.Dia menjadi penulis penuh waktu pada 1968.
Orada elektrik mühendisliği alanında birçok pratik deneyim kazandı.Teknik sistem kendali sangat banyak dipelajari dalam teknik listrik.
Carmen Birkle şöyle yazmıştır: "Lorde, deneyimin gerçekliğinin ve doğruluğunun önemini vurguladı."Lorde", tulis kritikus Carmen Birkle, "menempatkan penekanannya pada keotentikan pengalamannya.
Askeri deneyimleriyle ilgili herhangi bir anı yazmayı reddetti.Ia menulis tiga memoar tentang pengalamannya di CIA.
Hayatım ve ilişkilerimle ilgili deneyimlerimdeki bir asimilasyon hakkındalar.Chúng là sự đồng hóa trước những trải nghiệm mà tôi có trong cuộc sống lẫn tình cảm.