Dünya'nın yuvarlak olduğu konusunda yeni deliller gösterdi.Kr.) nam je ostavio dva dokaza da je Zemlja okrugla.
İlmî Deliller.Izravni dokaz.
Hiçbir deha yoktur ki içine biraz delilik karışmamış olsun.I nitko u sastavu nije ustao da zaustavi to ludilo ...
Ancak delil yetersizliğinden dolayı mahkemede beraat ederek serbest kaldı.Oslobođen je zbog nedostatka dokaza.
Daha sonra sırasıyla icma ve kıyas, sonra ise fer'î delillere başvurulur.Oni će se kasnije udružiti sa Saponima i Tutelima, i nestati iz povijesti.
Daha sonra bu delilleri polise götürdü.Bio je obavjestio policiju.
Suikastla ilgili delillerden yola çıkarak yeniden inceleme yapılacağı açıklandı.Priča govori o ponovnom pronalaženju sebe.
Ancak güçlü bir delil vardı.Napriek tomu existuje presvedčivý dôkaz o jeho existencii.
Ama zamanla ortaya çıkan deliller ölümünün intihar olup olmadığı konusunda kafa karıştırdı.Objavili sa dohady, že príčinou jeho smrti bola otrava jedom.
Ölümü konusunda hala delil yetersizliği ve şüpheler vardır.Vynárajú sa v nej pochybnosti a neistota.
Başka bir delil ve ipucu yoktu, vaka dosyası açık bırakıldı.Ker ni bilo drugih dokazov in sledi, je primer ostal odprt.
Ayrıca adım adım deliliğe yaklaşmaktadır.Ljubezen omogoča, da naša norost pride na površje.
Yazılı delil başlangıcı, senetle ispat kuralının bir istisnasıdır.Posebni primer pravila je pravilo desne roke s prijemom.
Rivayete göre bu saygısızlığı yüzünden delilikle cezalandırıldı.Zaradi aforizmov je bil krivično obsojen.
Gerçekte böyle bir şey dediğine dair bir delil yoktur.Težko je reči, ali je zares kaj na takih trditvah.
İronik bir şekilde, Spike bu olay sayesinde deliliğinden kurtulur ve Robin'i döver.Richie zaradi tega znori, uniči Squeakya in pobegne.
Bu teorinin en büyük delili yerbilimsel katmanlardaki aşırı iridyum miktarıdır.To pa je največja absolutna vrednost vsote stolpcev matrike.
Dünya'nın yuvarlak olduğu konusunda yeni deliller gösterdi.Viskas rodė, kad netoliese yra žemė.
Ancak Fransızlarda hâlâ Mata Hari'yi yakalamak için yeterli delil yoktu.Tačiau jų parodymuose nebuvo konkrečių įkalčių prieš K. Skučą.
Vesania (Latince'de delilik) Polonyalı bir senfonik black metal/blackened death metal grubudur.Vesania (ladina keeles 'hullumeelsus') on Poola sümfoonilise ja blackened death metal'i bänd.
Şehirde bir delilik salgını baş gösterir.Linnas puhkes kooleraepideemia.
Daha sonra bu delilleri polise götürdü.Nad andsid leiust teada politseile.
Olay yerindeki delilleri topladıktan sonra görevlilerden birisi sigara dumanı kokusu alır.Tulekahju alguses nägid mõned inimesed suitsu eskalaatori kohal.
Bunu takyonların varlığına delil olarak gösterenler vardır.Sellest annab tunnistust imihäälikute olemasolu.
Aklımda delilik arasında gidip geliyordum.Yo estuve en un estado entre la locura y la conciencia.
Aklımda delilik arasında gidip geliyordum.Ήμουν σε μια κατάσταση μεταξύ τρέλας και πραγματικότητας.
Alınan organlar günahınızın delili ve geri alınamazlar.Los órganos que le quitaron... son una prueba de su pecado y no se le pueden devolver.
Alınan organlar günahınızın delili ve geri alınamazlar.Organen som togs bort är bevis för din synd och kan inte ges tillbaka.
Alınan organlar günahınızın delili ve geri alınamazlar.Organerne, som blev fjernet, er bevis på din synd og kan ikke fås tilbage.
Alınan organlar günahınızın delili ve geri alınamazlar.Viedyt elimet todistavat teostasi, eikä niitä voi saada takaisin-
Alınan organlar günahınızın delili ve geri alınamazlar.Τα όργανα που έχασες είναι απόδειξη της αμαρτίας σου και δεν ανακτώνται.
Ama geride delil bırakacak kadar aptal değil.-Armstrong ei jättäisi todisteita.
Ama geride delil bırakacak kadar aptal değil.Men hon skulle aldrig lämna spår efter sig.
Ama geride delil bırakacak kadar aptal değil.Men hun ville aldrig efterlade sig spor.
Ama geride delil bırakacak kadar aptal değil.Nie byłaby jednak aż tak głupia, żeby zostawić ślady.
Ama geride delil bırakacak kadar aptal değil.No entanto, ela não seria idiota a ponto de deixar provas.
Ama geride delil bırakacak kadar aptal değil.Nuestro trabajo es estar al mando de este fuerte mientras esa bruja esté rodeada por esas bestias de Central.
Ama geride delil bırakacak kadar aptal değil.Ovviamente non sarebbe mai così imprudente da lasciare tracce.
Ama geride delil bırakacak kadar aptal değil.Όμως είναι αρκετά έξυπνη ώστε να μην άφησε αποδείξεις.
Ama geride delil bırakacak kadar aptal değil.Но она не настолько глупа, чтобы оставить улики.
Artık, tarih öncesini öğrenmek için elimizde fosillere ek olarak bir de genetik deliller varAquí, además de fósiles, Tenemos genética para ayudarnos a encontrar nuestro kin prehistóricos.
Artık, tarih öncesini öğrenmek için elimizde fosillere ek olarak bir de genetik deliller varHere, in addition to fossils, we have genetics to help us find our prehistoric kin.
Artık, tarih öncesini öğrenmek için elimizde fosillere ek olarak bir de genetik deliller varHier helpt, naast de fossielen, de genetica bij het vinden van onze prehistorische verwanten.
Artık, tarih öncesini öğrenmek için elimizde fosillere ek olarak bir de genetik deliller var화석 뿐만 아니라, 유전자를 통해 선사시대의 동족을 찾을 수 있습니다
Artık, tarih öncesini öğrenmek için elimizde fosillere ek olarak bir de genetik deliller varKromě fosilí nám se zkoumáním prehistorie pomáhá genetika.
Artık, tarih öncesini öğrenmek için elimizde fosillere ek olarak bir de genetik deliller varỞ đây, ngoài hoá thạch, chúng ta còn có di truyền học giúp chúng ta tìm ra họ hàng thời tiền sử của con người.
Artık, tarih öncesini öğrenmek için elimizde fosillere ek olarak bir de genetik deliller varWracając do skamielin - dzięki nim genetycy są w stanie wyśledzić naszych prehistorycznych krewnych.
Artık, tarih öncesini öğrenmek için elimizde fosillere ek olarak bir de genetik deliller varНа додачу до інформації з викопних решток, нам допомагає генетика, аби відшукати наших доісторичних родичів.
Artık, tarih öncesini öğrenmek için elimizde fosillere ek olarak bir de genetik deliller varТук,освен фосилите, генетиката също може да ни помогне да намерим праисторическите си родственици.
Artık, tarih öncesini öğrenmek için elimizde fosillere ek olarak bir de genetik deliller varهنا,بالإضافة للحفريات, لدينا علم الوراثة ليساعدنا لنجد أقاربنا في عصر ما قبل التاريخ.
Artık, tarih öncesini öğrenmek için elimizde fosillere ek olarak bir de genetik deliller var今日の人類はみな、DNAを アフリカの小さな集団から受け継いでいます。
Baylar ve bayanlar, sayın jüri, işte bazı deliller:Arvoisa valamiehistö, todisteita:
Baylar ve bayanlar, sayın jüri, işte bazı deliller:Bapak dan ibu juri, ini bukti-buktinya:
Baylar ve bayanlar, sayın jüri, işte bazı deliller:Damer og herrer i juryen, noget bevis:
Baylar ve bayanlar, sayın jüri, işte bazı deliller:Doamnelor şi domnilor juraţi, iată dovezile:
Baylar ve bayanlar, sayın jüri, işte bazı deliller:Hölgyeim és uraim, tisztelt bíróság! Néhány bizonyíték:
Baylar ve bayanlar, sayın jüri, işte bazı deliller:배심원 여러분, 여기 증거들이 있습니다. :
Baylar ve bayanlar, sayın jüri, işte bazı deliller:Meine Damen und Herren der Jury, einige Beweise:
Baylar ve bayanlar, sayın jüri, işte bazı deliller:Membros do júri, aqui estão algumas provas:
Baylar ve bayanlar, sayın jüri, işte bazı deliller:Mesdames et messieurs du jury, quelques preuves :