Delilci, Delil yakmasını Delil dualarını bilir.對於永無島的事情牠都知道,對於叮卡貝兒(小叮噹)的故鄉的事情牠都知道。
Bazı deliller alıştırılır.一些物種頗為常見。
Bunu takyonların varlığına delil olarak gösterenler vardır.这可以作为分子存在的证据。
Daha kuvvetli bir delil yoksa, gönderilmiş haber, kıyas'a tercih edilir.”睿宗下制:“嫡庶之分,不可不別,更詳禮典以聞。
Delillerin toplanması talebimiz var.興趣是收集珍品。
Bunlardan birine göre gerçek bilgelik, deliliktir.由此故知有世俗智亦名現觀。
Deneyin varlığı konusunda hiçbir delil bulunmamaktadır.也没有它存在的實驗證据。
Ekim 2005'te yeterli delil bulunamadığı için beraat etti.2005年12月,调查因缺乏足够证据而不了了之。
Rivayete göre bu saygısızlığı yüzünden delilikle cezalandırıldı.羅保感到被辱,因而告利希慎誹謗。
Bazı deliller aktif taşımayı işaret eder.原点标志设置了踩踏功能。
Ancak delil yetersizliğinden dolayı mahkemede beraat ederek serbest kaldı.事後因為缺乏證據而釋放他。
Öteki görüşe göre ise kendini bilge sanmak, gerçek deliliktir.得知真相以後,被神樂認為是軟弱的自己。
Sezar duruşmada Clodius'a karşı bir delil sunmayınca genç adam beraat etti.當法庭要求齊卡提洛結案陳詞時,他沒有說任何話。
İlm-i evvel delili: "Evren'deki her şey ilim (ilk ya da ön bilgi) ile var olabilir.』還彼經所說:『一切諸法家,彼識一切種,故說為家識,聰明者乘此。
16 yaşından beri bu gruplayım, bu delilik!" demiştir.난 밴드에 16살 때부터 있었는데, 참 대단한 일이다."
Sonradan tüm sayısal deliller, π(x)'nin daima li(x)'den daha az olduğunu gösterdi.그러나 모든 수치적 계산으로는 π(x) 가 항상 li(x)보다 작은 것처럼 보인다.
Bu konuda kuvvetli deliller vardır.이에 대한 간단한 증명이 존재한다.
Julia Severa’nın kendisinin bir Yahudi olduğu konusunda elde herhangi bir delil yoktur.아돌프 아당이 유태인이라는 실체가 없는 몇가지 주장이 있어 왔다.
Yapılan soruşturma daha sonra delil yetersizliğinden dolayı kapatılır.결국 이 사건은 증거 불충분으로 종결됐다.
Bu gerçekten giderek belirgenleşen deliliğinin bir göstergesidir.하였으니, 이것은 그의 지혜가 미치지 못한 바가 있어서 그러했던 것인가.
Sonrasında değiştirilen bazı ifadeler ve delil yetersizliği gibi sebepler gösterilerek 2. Lige alındı.원판결의 증거된 서류 또는 증거물이 확정판결에 의하여 위조 또는 변조인 것이 증명된 때 2.
Delillerin yetersiz olduğunu söyleyen hakimler idamı için hüküm vermekten kaçındıklarından mahkeme uzun sürdü.판결을 뒷받침하는 증거가 너무 약하다고 느낀 많은 사람들이 의문을 제기했다.
Ocak 1999'da bir delilik için yargılanmaması için yalvardı.그해 5월 허정 등으로부터 정치보복을 하지 말 것을 권고하는 요청을 받았다.
Kara Gömlekliler Akıncılar Deliler새 계명 새 언약 대체주의
Dünya'nın yuvarlak olduğu konusunda yeni deliller gösterdi.다른 천체들이 지구 주위를 돈다는 가설을 무너트리는 발견이었다.
Yerelnet Şefaatli, Deliler의정부: 영의정, 좌의정, 우의정
Allah, onlar hakkında hiçbir delil indirmemiştir.그러나 이 심판의 선언 속에 하느님은 긍휼을 잊지 않으셨다.
Gelecekteki deliller bunun bir hata olduğunu ispat etti.그러나 자료가 바뀐 것은 순전한 실수였다고 주장했다.
Tüm deliller Michael'ın aleyhindedir.모든 내용은 라이언에어의 문서로 부정하고 있다.
Kullanımı delilik veya düşüklere yol açabilir.과식은 비만증이나 구토를 유발할 수 있다.
Ayrıca adım adım deliliğe yaklaşmaktadır.גם אנחנו היינו קרובים לשיגעון.
Sonrasında beraber Zucco davasına bakarlar ve adalete teslim etmek için gerekli delilleri toplarlar.יחדיו הם חקרו אודות זוקו ואספו מספיק ראיות כדי להביאו לצדק.
Hükümet resmi soruşturma komisyonu kurup Yunanların ve Yahudilerin delilleri sunmasını istedi.נקבע כי הממשלה תקים ועדת חקירה רשמית אשר בפניה יציגו נציגי הקהילות היהודיות והיווניות את ראיותיהם.
Bu konuda kuvvetli deliller vardır.יש אכן ראיות רבות לכך.
Yapılan soruşturma daha sonra delil yetersizliğinden dolayı kapatılır.בסופו של דבר נסגרו החקירות בשל חוסר ראיות.
Follia, İtalyanca'da delilik ya da kaçıklık anlamına gelir.ביוונית: μανία) שמשמעותה משוגע או מטורף.
Ocak 1999'da bir delilik için yargılanmaması için yalvardı.במאי 2013 החליטה מח"ש שלא להעמיד לדין את השוטרת.
Daha sonra bu delilleri polise götürdü.הוריו הודיעו על כך מיידית למשטרה.
Ancak iki şüpheli delil yetersizliğinden serbet bırakıldı.שתי האשמות אלו התבררו כחסרות הוכחות מספיקות.
Suçlayanların ifadeleri inkar edilemez delil olarak sayıldı.אך אם נשבע- עדות העד חסרת משמעות.
Bu kanıttan önce kesin bilmek çok zordu ve her iki taraf için de deliller dolaylıydı.מעשה זה היה שקול להכרזת מלחמה והדבר היה ברור לשני הצדדים.
Ebu Nidal Örgütü ile bağlantı sağlayan bir delil ortaya çıkmamıştır.החשד נפל על ארגון הטרור של אבו נידאל.
Cedric ona deliler gibi aşık.קנדיס מאוהבת בו.
'Chemtrails' kelimesi popülerleşmiş bir ifade olup varlığını teyyit edecek hiçbir bilimsel delil yoktur."Терминът 'кемтрейлс′ е просто популярен израз и няма научно доказателство за съществуването им“.
Hey There Delilah şarkısını söyledi ve üç evet aldı.Там той изпълнява песента „Hey There Delilah“ и получава три положителни гласа от присъстващите съдии.
Bazı deliller alıştırılır.Някои подвидове са опитомени.
Delilik veya çılgınlık yarı kalıcı, ağır bir zihinsel bozukluktur.Лудост или безумие е нелечимо тежко психично заболяване.
Ocak 1999'da bir delilik için yargılanmaması için yalvardı.През януари 1991 г. бракът им е обявен за невалиден.
Bu konuda kuvvetli deliller vardır.За тази постъпка има солидни аргументи.
Daha sonra bu delilleri polise götürdü.Впоследствие е изведен от полицаи.
Ölümü konusunda hala delil yetersizliği ve şüpheler vardır.Измъчват го съмнения и неувереност.
Ama İbrahim Paşa yetersiz deliller sebebiyle sürgün edilemedi.Феля е пусната поради липса на доказателства.
Gerçekte böyle bir şey dediğine dair bir delil yoktur.Няма обаче доказателство, че това действително се е случило.
Ama bunu kanıtlayan bir delil ortaya çıkmamıştır.Но документи, потвърждаващи този факт, не са открити.
Öldüğü yıl kesin olmasa da deliller ışığında 1234, 1236, 1244 ya da 1256 yıllarından birisidir.Ако той е прав, годината на нейното раждане е 1212 или 1211.
Delil bir şeyi kanıtlamaya yönelik ipuçlarıdır.Уликата е косвено доказателство.
İlmî Deliller.Първи симптоми.
Bulduğu neticeler adli delil kabul edilir.Негови снимки са признати за доказателствата на процеса.
Çevremizde pek çok delilik var ve ben insanları mutlu etmek istiyorum."Puno je ljutnje u ovom svijetu, a ja želim da ljudi budu sretni".
Vesania (Latince'de delilik) Polonyalı bir senfonik black metal/blackened death metal grubudur.Vesania (latinski: "ludilo") je poljski simfonijski black/blackened death metal sastav.