Ana içeriğe geç
Sözlük

delil ile cümle

delil kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Bu gerçekten giderek belirgenleşen deliliğinin bir göstergesidir.Acesta este sensul său profund.
H. P. Lovecraft'ın Deliliğin Dağlarında isimli uzun öyküsündeki karakterlerden biri şiirden bahseder.În nuvela At the Mountains of Madness a lui H. P. Lovecraft, un personaj se referă la poem.
Bunlar için ispat, dolayısıyla delil sözkonusu olamaz.Astfel disputați, cum n-ar avea probleme identitare ?
Bu konuda kuvvetli deliller vardır.Există însă dovezi foarte vagi în acest sens.
Hiçbir deha yoktur ki içine biraz delilik karışmamış olsun.Nu există niciun viciu social care poate să-i poată fi pus în cârcă...
Bunu delil olarak kullanırlar.Era folosit astfel drept mărturie.
Allah, onlar hakkında hiçbir delil indirmemiştir.Nu socotiți semnele Lui Dumnezeu o joacă.
Burada delilik geçirerek, günden güne kötüye giderek altı ay içinde ölür.Persoana infectată moare în termen de la șase luni la un an.
Yani gerçek anlamıyla temyizde artık deliller incelenmez.Când corpul, pur și simplu, nu te mai ascultă.
Emniyet güçleri tarafından yapılan birçok soruşturmaya rağmen katil hakkında somut bir delile ulaşılamamıştır.Cu toate eforturile oamenilor legii, criminalul misterios nu a fost găsit nicăieri.
Hadrianus'un onu zehirlediği yönünde söylentiler olsa da, bunu ispatlayan yeterli delil yoktur.Unele lucrări sugerează că Hadrian ar fi otrăvit-o, însă nu există nicio dovadă.
Ayrıca adım adım deliliğe yaklaşmaktadır.Însăși frumusețea lor poate duce la nebunie.
Vesania (Latince'de delilik) Polonyalı bir senfonik black metal/blackened death metal grubudur.A Vesania (latinul: őrület) egy lengyel szimfonikus black metal/blackened death metal együttes.
Bu konuda kuvvetli deliller vardır.Ez ügyben nagy perek voltak.
İlmi araştırmalar parmak izinin kimlik tespitinde kesin delil olduğunu göstermiştir.A rendőrség egy különös ujjlenyomatot talál az egyik bizonyítékon.
Ayrıca adım adım deliliğe yaklaşmaktadır.Az utolsó szakasz az, amikor elérkezik az őrjöngéshez.
Ancak 3 Mart 1891'de delil yetersizliğinden serbest bırakılmıştır.Március 3-án azonban bizonyítékok hiánya miatt szabadon engedték.
Tüm deliller Michael'ın aleyhindedir.Ez a darab Michaelnél van.
Bu benim delilikle başa çıkmamı sağladığını düşünüyorum.”Azt hiszem, így tudtuk kifejezni haragunkat.”
Cedric ona deliler gibi aşık.Karcsi szerelmes belé.
Ama bunu eldeki belgelerle delillendirmek güçtür.Ezt azonban a rendelkezésünkre álló oklevelekkel bebizonyítani nem lehet.
Haitov ve benim aramda geçen telefon konuşmalarının en önemli bölümleri ve görüntülü deliller elimizde.A Siegfried és a Vándor között lezajló jelenet kérdés- és felelet-játékának kimondott repríz-jellege van.
Diğer araştırmacılar bu kadar net bir delil bulamadılar.Más kutatóknál nem volt megfelelő korreláció.
Sonradan tüm sayısal deliller, π(x)'nin daima li(x)'den daha az olduğunu gösterdi.Siihen asti kaikki saatavilla oleva tieto näytti viittavan, että π(x) on aina vähemmän kuin li(x).
Don DeLillo (d.Don DeLillo (s.
Ancak 3 Mart 1891'de delil yetersizliğinden serbest bırakılmıştır.Sadler vapautettiin kuitenkin todisteiden puutteessa 3. maaliskuuta 1891.
Sonrasında beraber Zucco davasına bakarlar ve adalete teslim etmek için gerekli delilleri toplarlar.Sen jälkeen hän menee Zackin luo ja pyytää tapauksen todisteita.
Ancak yapılan bu delil arama işlemi ADLİ BİLİŞİM İNCELEMESİ olarak adlandırılmaktadır.Edellä kuvattua alaa koskevaa tutkimusta nimitetään oikeuspoliittiseksi tutkimukseksi.
Delila, Samson'un ağzından laf alarak gücünün uzun saçlarından kaynaklandığını öğrenir.Simson paljastaa vaimolleen Delilalle, että hänen voimiensa taika on hänen hiuksissaan.
Yapılan soruşturma daha sonra delil yetersizliğinden dolayı kapatılır.Tutkinta lopetettiin todisteiden puuttumisen takia.
Delillerin toplanması talebimiz var.Koneiden tarkoituksena oli kerätä näytteitä.
Ama yeterli delil bulunmamaktadır.Riittäviä todisteita ei kuitenkaan löytynyt.
Ayrıca adım adım deliliğe yaklaşmaktadır.Luovuus on myös kyetty yhdistämään hulluuteen.
Eşi kendisine bir yabancı gibi davransa da Kim, eşine hala deliler gibi aşıktır.Nainen saa tietää ja eroaa miehestä, joka on eroon mennessä tajunnut rakastuneensa naiseen kuitenkin.
11. Delilci: Delil malzemelerini hazırlar.6. Valmistele työpajojen materiaalit.
Yapılan soruşturma daha sonra delil yetersizliğinden dolayı kapatılır.Η δίωξη έπαυσε αργότερα λόγω ανεπαρκών στοιχείων.
Şükufe'ye deliler gibi aşıktır ama Koyu Bilal de Şükufe'yi sevmektedir.Αγαπά τα υγρά μέρη και είναι γνωστό και ως ασπροσέλινο.
(Bu konu elde yeterli delil ve belge olmadığı için resmi kurumlarca kabul görmemektedir.)(Ο πίνακας δεν είναι πλήρης, για κάποιες περιόδους δεν ανευρέθηκαν στοιχεία).
Kabul-u amme delili: "Herkes Tanrı'nın varlığını kabul eder, öyleyse vardır."Ο Λένον εξήγησε: «Εάν υπάρχει Θεός, τότε είμαστε όλοι εμείς».
Delillerin çoğu eksiktir, olanlar da fazla inandırıcı değildir.Και πάλι τα περισσότερα από αυτά ήταν ψεύτικα και σχεδόν κανένα δε θεωρείται αυθεντικό.
Bu ayinde deliler ve hayvanların kurban edildiğinden bahseder.Παλαιότερα στην τελετή αυτή λάμβαναν χώρα και θυσίες ζώων.
Delillerin toplanması talebimiz var.Δανείζομαι στοιχεία μόνο.
Kara Gömlekliler Akıncılar DelilerLokmejsel Tømrer Stikøkse
Ancak 3 Mart 1891'de delil yetersizliğinden serbest bırakılmıştır.Han blev dog frifundet i retten på grund af manglende beviser d. 3. marts 1891.
Yerelnet Şefaatli, DelilerLøvenfeldt, Slægtsside
Cedric ona deliler gibi aşık.Keith og jeg betragtede ham som en smule skør.
Çevremizde pek çok delilik var ve ben insanları mutlu etmek istiyorum.""Vi har mange triste skæbner her, men vi forsøger at få folk til at grine.
Gerçekte böyle bir şey dediğine dair bir delil yoktur.Der er dog intet der tyder på, at dette rent faktisk var tilfældet.
İlmi araştırmalar parmak izinin kimlik tespitinde kesin delil olduğunu göstermiştir.Fundet medførte, at man fik gerningsmandens fingeraftryk.
Birkaç elverişli durumda, aksilikler, Amerikan denizaltıları ile gövdelerin çarpışmasına delil gösterildi.I et enkelt tilfælde har dette system afsløret positionen på en sunket amerikansk ubåd.
Şehirde bir delilik salgını baş gösterir.En frygtelig pest rammer byen.
Gelecekteki deliller bunun bir hata olduğunu ispat etti.Bandet har senere erkendt at dette var en fejl.
Başka bir delil ve ipucu yoktu, vaka dosyası açık bırakıldı.Da politiet ikke havde flere spor lukkede de sagen.
Ancak yapılan bu delil arama işlemi ADLİ BİLİŞİM İNCELEMESİ olarak adlandırılmaktadır.En tiltrådt bevillingsansøgning betegnes akt.
Örnek: UFO'ların dünyayı ziyaret etmediği yolunda hiçbir delil yoktur.Eksperter: Det er ligegyldigt, at verden løber tør for olie.
Allah, onlar hakkında hiçbir delil indirmemiştir.Gud har ikke sendt noen autorisasjon for dem. ...
Bir başka ihtimale göre Nebukadnezar'ın delilik hikâyesinin kaynağı BM 34113 no'lu çivi yazısıdır.Det er også en mulighet for at en referanse til Nebukadnesars vanvidd finnes i kileskriften BM 34113.
Bu gerçekten giderek belirgenleşen deliliğinin bir göstergesidir.Dette danner så grunnlaget for videre oppsprekking.
Ancak yapılan bu delil arama işlemi ADLİ BİLİŞİM İNCELEMESİ olarak adlandırılmaktadır.Dette stadiet av etterforskingen kalles også for rettslig etterforsking.
Daha sonra bu delilleri polise götürdü.Dette ble de senere politianmeldt for.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod