Ana içeriğe geç
Sözlük

delil ile cümle

delil kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Filozoflar: Hakikatin bürhan, delil ve mantıkla öğrenileceğini kabûl ederler.والفلاسفة: وهم يزعمون أنهم أهل المنطق والبرهان.
Ama yeterli delil bulunmamaktadır.عدم كفاية الأدلة.
Allah, onlar hakkında hiçbir delil indirmemiştir.والشرع هو: "ما شرعه الله على لسان نبيه من الأحكام" فيشمل الحلال والحرام، والأوامر والنواهي، وسائر الأحكام.
Delillerin toplanması talebimiz var.بعد ذلك يتم جمعُ الأدلة.
Diğer ve daha genel istihsân ise "celî kıyasa muârız ve mukâbil olan bir delil"in tercihidir.ومن أهم آثاره كتاب "المسند" ويطلق عليه الإباضية "الجامع الصحيح"، وهو مطبوع ومتداول.
Başka bir delil ve ipucu yoktu, vaka dosyası açık bırakıldı.ومن دون خيوط أو دلائل أخرى تركت القضية مفتوحة.
Delilci, Delil yakmasını Delil dualarını bilir.وفيها تعلم (الصفر العربي) في علم الحساب وهو الذي نشر ذلك في أوروبا.
O takdirde biz apaçık bir sapıklık ve delilik içine düşmüş oluruz.ونقض الغرض قبيح عقلاً، ويستحيل على الله سبحانه وتعالى.
Bu alanda yer alan çok sayıda çömlek parçaları bu bölgenin daha önce yaşam alanı olduğuna delildir.وجود النقوش هناك هو دليل على كونها كانت مأهولة من قبل.
Olay yerine gelen polis ilk delilleri toplar ve araştırma süreci başlar.الشرطة تتعامل مع الحادثة على انها اختطاف وتبدأ عملية بحث عنهما.
Sonraki eserlerinde sürekli tekrarlanan delilik ve satranç temaları, bir ölçüde bu romanda da mevcuttur.كما لوحظ في روايات بيكيت الجنون و الشطرنج مكررا بكثره و اللذان ذكرا باستمرار في أعماله بعد ذلك.
Gelecekteki deliller bunun bir hata olduğunu ispat etti.اعترف دوستم في وقت لاحق بأن هذا كان خطأ.
1936’dan beridir araya giren zamanda, böyle bir delil bulunamadı ama hikâye devam ediyor.على الرغم من عدم وجود بيانات من عام 1963 إلى عام 1967، يمكننا أن نرى هذا الاتجاه.
İlmî Deliller.الدلائل القادرية.
Bu konuda kuvvetli deliller vardır.توفر أسباب قوية لذلك.
Her delil delilsize, postülata, yaratılmış olana dayanır.وكلُّ شيء قديم مُؤَصَّلٍ: أَثيلٌ ومُؤَثَّل ومُتأَثِّل، ومال مؤَثَّل.
Çin tarih kaynakları bu konuda önemli deliller sunar.وتؤكد المصادر الصينية هذا بوضوح.
Bu nedenledir ki Foucault deliler üzerinde araştırmalar yapmıştır.وأخيراً فهمنا لماذا تمت مطاردة فيونا من قِبل معتوهين..
Bütün delilleri yok ettim.دمرت كل الأدلة.
Çevremizde pek çok delilik var ve ben insanları mutlu etmek istiyorum."Há muita loucura no mundo à nossa volta, e eu quero que as pessoas sejam felizes.
Eski adı Deliler'dir.A séria se chama The Crazy Ones.
Katara'ya deliler gibi aşıktır.É apaixonado por Katara.
Gluonlara dair delil 1979'da PETRA'daki üç jet olayında gözlemlenmiştir.Evidência de glúons foram descobertas em três eventos de colisão em PETRA em 1979.
Benjamin Radford'a göre hikâye, görgü tanıkları, incelemeler ve adlî delillerle çürütülmüştür.De acordo com Benjamin Radford, a história foi "refutada por testemunhas, investigações e provas forenses".
19:14 Delili olan herkes mahkemede şahitlik yapmalı Lev.Lev. xix. 15 Que quem possui provas deve testemunhar em tribunal.
Ayrıca adım adım deliliğe yaklaşmaktadır.Era a senha para a loucura.
Bu delilik nöbetleri daha sık ve daha uzun zaman devam eder oldu.A partir de então, seus ataques de insanidade se tornaram mais frequentes e de maior duração.
Bu konuda kuvvetli deliller vardır.Existem críticas contundentes quanto a esse aspecto .
Daha sonra bu delilleri polise götürdü.Logo então reportaram o fato à polícia.
Örnek: UFO'ların dünyayı ziyaret etmediği yolunda hiçbir delil yoktur.A: Prove que o Planeta dos Macacos não existe.
Deneyin varlığı konusunda hiçbir delil bulunmamaktadır.Atualmente ainda não há evidência experimental da sua existência.
Delilik modernizmle birlikte gelişen bir kavramdır.São conceitos que precisamos amadurecer juntos.
Maddi delilleri incelemenin temel prensibi çok basittir.Os estudos aprofundados sobre a eficácia do fenômeno jurídico também merecem destaque.
Ancak 3 Mart 1891'de delil yetersizliğinden serbest bırakılmıştır.Seu caso acabou por ser arquivado pela falta de evidências em 3 de março de 1891.
Yapılan soruşturma daha sonra delil yetersizliğinden dolayı kapatılır.Entretanto, a investigação está parada, devido à falta de provas.
Ama yeterli delil bulunmamaktadır.Faltam as evidências.
Gerçekte böyle bir şey dediğine dair bir delil yoktur.Não há todavia quaisquer evidências de que tal tenha de facto sucedido.
Bu onu çok üzdü, hatta deliliğe kadar sürükledi.Acaba por levá-lo à loucura.
Suçlayanların ifadeleri inkar edilemez delil olarak sayıldı.Seus testemunhos foram utilizados pela acusação como prova irrefutável de culpa.
Allah, onlar hakkında hiçbir delil indirmemiştir.God heeft daarvoor geen bewijs nedergezonden.
Öldüğü yıl kesin olmasa da deliller ışığında 1234, 1236, 1244 ya da 1256 yıllarından birisidir.Het jaar van zijn overlijden is onbekend: er zijn bewijsplaatsen voor de jaren 1234, 1236, 1244, en 1256.
Birkaç elverişli durumda, aksilikler, Amerikan denizaltıları ile gövdelerin çarpışmasına delil gösterildi.In meerdere gevallen werden ongelukken van de hand gedaan als een botsing met Amerikaanse onderzeeërs.
Elimizde evrenin yüce Uçan Spagetti Canavarı tarafından yaratıldığına dair deliller var.Het heelal is geschapen door het Vliegend Spaghettimonster.
Gluonlara dair delil 1979'da PETRA'daki üç jet olayında gözlemlenmiştir.Het bestaan van gluonen werd voor het eerst aangetoond in drie-jet-events aan de PETRA in 1979.
Diğer araştırmacılar bu kadar net bir delil bulamadılar.Andere onderzoekers hebben hiervoor echter geen enkele aanwijzing gevonden.
Bu mektuplar Wolsey'in ikili oyun oynadığının delilidir.De lords vermoeden nu dat Wolsey dubbelspel speelt in de scheiding.
Çin tarih kaynakları bu konuda önemli deliller sunar.Het Klassiek Chinees vertoont hier duidelijke sporen van.
Ayrıca adım adım deliliğe yaklaşmaktadır.In het gesprek met de duivel nadert hij consequent de grens van de waanzin.
Yapılan soruşturma daha sonra delil yetersizliğinden dolayı kapatılır.Later verviel deze aanklacht vanwege te weinig bewijs.
Delila, Samson'un ağzından laf alarak gücünün uzun saçlarından kaynaklandığını öğrenir.Het plan lukt en Simson vertelt dat zijn kracht in zijn lange haar zit.
Bu konuda kuvvetli deliller vardır.Daar zijn grote kanttekeningen bij te plaatsen.
Daha sonra bu delilleri polise götürdü.Schollema deed hierop aangifte bij de politie.
Delillerin toplanması talebimiz var.Er zijn plannen om de stukken aaneen te hechten.
Fakat verilen bu nedenin uygunsuz ve gerçek olmadığına dair gayet inandırıcı delil bulunmaktadır.Overtuigend bewijs voor of tegen die stelling, ontbreekt echter.
Delil bir şeyi kanıtlamaya yönelik ipuçlarıdır.Iemand die betrokken is bij de zaak lijkt aanwijzingen te geven.
2 yıl cezaevinde kaldı, delil yetersizliğinden beraat etti.Na twee maanden opsluiting werd hij bij gebrek aan bewijs vrijgelaten.
Deliliğin geçici bir türü olarak dahi görülebilir.Genocides kunnen als een extreme vorm van een bloedbad gezien worden.
Tüm deliller Michael'ın aleyhindedir.De uitspraak was in het nadeel van Michael.
Bazı deliller alıştırılır.Er worden veel symbolen gebruikt.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yeterli delil var diye görüş bildirmesine rağmen işlem yapılmadı.Uiteindelijk sprak de tuchtcommissie van de UEFA hem vrij bij gebrek aan voldoende bewijs.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod