16 yaşından beri bu gruplayım, bu delilik!" demiştir.Sono in questa band da quando avevo 16 anni, incredibile."
Allah, onlar hakkında hiçbir delil indirmemiştir.Egli non studiava Dio; egli se ne abbagliava".
Buna rağmen bugün bu delilik hareketlerinin kendi lehine işlemesine kararlıdır.Ciò nonostante, egli è deciso a far sì che quel giorno la follia lavori per i suoi scopi.
Öldüğü yıl kesin olmasa da deliller ışığında 1234, 1236, 1244 ya da 1256 yıllarından birisidir.L'anno della sua morte è incerto, dato che le fonti indicano diversi anni: 1234, 1236, 1244 e 1256.
Benjamin Radford'a göre hikâye, görgü tanıkları, incelemeler ve adlî delillerle çürütülmüştür.Secondo Benjamin Radford, la vicenda è stata «smentita dai testimoni, dalle indagini e dalle prove forensi.».
Tüm deliller Michael'ın aleyhindedir.Tutti gli indizi sono contro l'uomo di Kiel.
Michael deliler koğuşunun yangın alarmını çalıştırır.Phoebe viene tenuta sveglia dall'allarme antincendio.
Yapılan soruşturma daha sonra delil yetersizliğinden dolayı kapatılır.Il dossier è in seguito chiuso per mancanza di prove.
Katara'ya deliler gibi aşıktır.È innamorato di Katara.
Toplumsal edimini layığıyla yerine getiremediğini görmek onu deliliğe ve ölüme götürür.In caso contrario, continuerà a invedere i suoi sogni fino a portarla alla pazzia o alla morte.
Ayrıca diğer 18 kişinin delil yetersizliğinden beraatine karar verildi.Per 18 altri imputati è stata invece disposta l’assoluzione.
Gerçekte böyle bir şey dediğine dair bir delil yoktur.Non esistono prove del fatto che questo sia veramente accaduto.
Bunu takyonların varlığına delil olarak gösterenler vardır.Questi modelli sono riconoscibili per la presenza del tasto Ñ.
Ayrıca adım adım deliliğe yaklaşmaktadır.In alcuni casi inoltre la mente subisce un degrado, portando lo Skal sulla via dell'insania.
Akın: Delilin var mı?Manca un indizio: ci sarà?
Deneyin varlığı konusunda hiçbir delil bulunmamaktadır.Non esiste una documentazione sulla sua identità.
Cedric ona deliler gibi aşık.Valentina si innamora di lui.
Ancak yapılan bu delil arama işlemi ADLİ BİLİŞİM İNCELEMESİ olarak adlandırılmaktadır.Questo esame costituisce il cosiddetto, Giudizio Investigativo.
19:14 Delili olan herkes mahkemede şahitlik yapmalı Lev.19:14 570-178PV - Chiunque possieda prove testimonii in tribunale. - Lev.
Suikastla ilgili delillerden yola çıkarak yeniden inceleme yapılacağı açıklandı.Un ulteriore test sull'associazione di idee proposto dall'assassino viene risolto immediatamente.
Kolay ve net biçimde deliller ele geçirir.Raccoglie dati in maniera veloce e precisa.
Bugünkü Türk cumhuriyetlerinde Basmıllar'ın hâlâ yaşadığı konusunda bir delil yoktur.Nessuna prova certa conferma l'esistenza di insediamenti indigeni sull'isola in passato.
Mahkemeye dilekçe ile birlikte 25 klasör delil dosyası sunuldu.Bisogna aspettare fino a quando i cinquantadue capi di accusa mi siano comunicati.
Bu kanıttan önce kesin bilmek çok zordu ve her iki taraf için de deliller dolaylıydı.Vi preghiamo di comprendere questa è stata una decisione difficile e siamo entrambi sconvolti.
Daha sonra bu delilleri polise götürdü.Dopo di che è stata ribattezzata alla polizia.
Öfke deliliğin bir türüdür.Ярость — форма безумия.
Bu konuda kuvvetli deliller vardır.Этому есть весомые свидетельства.
Bu gerçekten giderek belirgenleşen deliliğinin bir göstergesidir.Это уже свидетельствует о некотором просветлении.
Daha kuvvetli bir delil yoksa, gönderilmiş haber, kıyas'a tercih edilir.Больше достоверных сведений о Несторе, в том числе и о его внешнем виде, нет.
O takdirde biz apaçık bir sapıklık ve delilik içine düşmüş oluruz.Мы к вам с теплом и светом! (неопр.).
David'in akıbeti bilinmemekle birlikte, 11 Aralık 1811'de Norfolk'da öldüğünü gösteren bazı deliller vardır.Его дальнейшая судьба неизвестна, есть свидетельства, что он умер в Норфолке 11 декабря 1811 года.
Çevremizde pek çok delilik var ve ben insanları mutlu etmek istiyorum."И без того очень много безумия в окружающем нас мире, и я хочу, чтобы люди… просто могли быть счастливыми».
Bu benim delilikle başa çıkmamı sağladığını düşünüyorum.”Я понял, насколько легко из меня делают идиота».
Vesania (Latince'de delilik) Polonyalı bir senfonik black metal/blackened death metal grubudur.Vesania (с лат. — «безумие») — польская симфо блэк/дэт-метал-группа.
İşte bunların ispatı delil ile olur.В подтверждение этого есть убедительные доказательства.
Dünya'nın yuvarlak olduğu konusunda yeni deliller gösterdi.Я категорически настаиваю на том, что Земля круглая.
Gluonlara dair delil 1979'da PETRA'daki üç jet olayında gözlemlenmiştir.Свидетельство существования глюонов было обнаружено в трехструйных событиях в PETRA в 1979 году.
Hükümet resmi soruşturma komisyonu kurup Yunanların ve Yahudilerin delilleri sunmasını istedi.Была назначена официальная комиссия, которая расспросила свидетелей со стороны греческой и еврейской общин.
İlmi araştırmalar parmak izinin kimlik tespitinde kesin delil olduğunu göstermiştir.Подлинность документов подтверждал отпечатком пальцем.
Her delil delilsize, postülata, yaratılmış olana dayanır.И всякому сновидению гадающий верит.»
Burada yazılanlar daha sonra Nürnberg Mahkemeleri'inde delil olarak kullanılmıştır.Позже эти снимки фигурировали в качестве документов обвинения на Нюрнбергском процессе.
Akın: Delilin var mı?Есть ли у вас дача?
Ayrıca adım adım deliliğe yaklaşmaktadır.Однако новое призвание приближает её к грани безумия.
Yerelnet Deliler, OsmancıkLeben — niederer Wahn.
Deliliğin geçici bir türü olarak dahi görülebilir.Могут рассматриваться как переходные к натуралистическому типу.
Jeanne'a deliler gibi aşık olan Nicolas onun her dediğini yapmaya hazırdır.Ради счастья девочки Жан готов на все.
Ama fikrinin önemi yok ve burayı sana bırakmayacağım ve bu tımarhaneyi deliler yönetmeyecek."Так я тебя прошу: не отдавай меня в сумасшедший дом».
Delillerin toplanması talebimiz var.Кто-то потребует доказательств.
O dönemde cesur anlamında bu Mahallenin adı Deliler olarak kalmış.Очень скоро этой идиомой стали называть все дома сумасшедших.
Eski adı Deliler'dir.Льюис называет их чокнутыми.
(Bu konu elde yeterli delil ve belge olmadığı için resmi kurumlarca kabul görmemektedir.)(Существовали и более глубокие подозрения, но они не подтверждены доказательствами.)
Andolsun ki, onlara resûllerimiz apaçık deliller getirdiler.Мы выполним обещание нашего Пророка.
Bulduğu neticeler adli delil kabul edilir.Судмедэкспертиза признала его вменяемым.
Bu delilik nöbetleri daha sık ve daha uzun zaman devam eder oldu.Вскоре таких патентных претензий стало возникать всё больше и больше.
Suçlayanların ifadeleri inkar edilemez delil olarak sayıldı.Эти показания были использованы обвинителями как неопровержимое доказательство вины.
Genetik delillere göre ise, insanoğlunun ilk ortaya çıkışı yaklaşık 1.5 milyon yıl öncedir.Первые свидетельства использования огня людьми относятся к периоду примерно 1,5 миллиона лет назад.
Mektubu delil olarak anlamlı bir şeffaflık olduğunu iddia ediyor.Он справедливо утверждал, что при этом теряется один из важнейших материальных признаков.
Gelecekteki deliller bunun bir hata olduğunu ispat etti.Выяснилось, что в доказательстве результата имеется ошибка.
Gömleğindeki bit, cüzzamlı olmadığına delil olarak kabul edilerek evlenmesine izin verildi.У девушки прическа, свидетельствующая о том, что она не замужем.
Tüm deliller Michael'ın aleyhindedir.Все улики безоговорочно указывают на Пьера.