Alfa parçacıkları (helyum çekirdekleri) en az delici olanlardır.それらの理由から一番難易度の低いSWEETSモードであっても難易度は高いといえる。
Alman yapımı zırh delici mermilerin PaK 97/38 için üretildiği konusunda şüpheler var.對於德国是否有對Pak 97/38的AP炮弹进行生产的情況并不清楚。
Bu sefer bir kompresör delici yardımıyla dener.트라이파이터의 전술방법으로는 엄청난 수의 벌쳐드로이드가 지원을 받으면서 이루어진다.
Günümüz KE delicileri aynen bir oka benzemektedir.이 골패의 모양은 오늘날 마작과 비슷하다.
Golden delicious elması, kışlık elma çeşididir.Бернска розова (на немски: Berner Rosenapfel) е швейцарски зимен сорт ябълки.
Günümüz KE delicileri aynen bir oka benzemektedir.Tänapäeval on need pigem tahvelarvuti moodi.
Bu sefer bir kompresör delici yardımıyla dener.Üks võimalus on kasutada tundliku elemendina termopaari.
Ama yine de bir deliciyle ona güç vermeye, onu çalıştırmaya çalışıyor.Aber er versucht es mit einem Bohrer es zu betreiben, oder zu motorisieren.
Ama yine de bir deliciyle ona güç vermeye, onu çalıştırmaya çalışıyor.Ale on próbuje zasilać go i uruchamiać za pomocą wiertarki.
Ama yine de bir deliciyle ona güç vermeye, onu çalıştırmaya çalışıyor.Ale on se ho snaží pohánět nebo zmotorizovat, vrtačkou.
Ama yine de bir deliciyle ona güç vermeye, onu çalıştırmaya çalışıyor.Dar el încearcă să-l alimenteze, să-l motorizeze cu un acumulator de burghiu electric.
Ama yine de bir deliciyle ona güç vermeye, onu çalıştırmaya çalışıyor.De ő éppenséggel egy fúróval próbálja meghajtani.
Ama yine de bir deliciyle ona güç vermeye, onu çalıştırmaya çalışıyor.Dia mencoba menggerakkannya dengan bor.
Ama yine de bir deliciyle ona güç vermeye, onu çalıştırmaya çalışıyor.Hij probeert het aan te drijven, of te motoriseren, met een drilboor.
Ama yine de bir deliciyle ona güç vermeye, onu çalıştırmaya çalışıyor.그는 전기드릴을 가지고 스쿠터에 동력을 넣고 있습니다.
Ama yine de bir deliciyle ona güç vermeye, onu çalıştırmaya çalışıyor.Mais il essaie de l'alimenter, ou de le motoriser avec une perceuse.
Ama yine de bir deliciyle ona güç vermeye, onu çalıştırmaya çalışıyor.Mas ele está a tentar fornecer-lhe energia com um berbequim. (Risos)
Ama yine de bir deliciyle ona güç vermeye, onu çalıştırmaya çalışıyor.Ma sta cercando di alimentarlo, o motorizzarlo, con un trapano.
Ama yine de bir deliciyle ona güç vermeye, onu çalıştırmaya çalışıyor.Nhưng ông ấy cố khởi động, hay lái nó với sự luyện tập.
Ama yine de bir deliciyle ona güç vermeye, onu çalıştırmaya çalışıyor.Y lo está tratando de propulsar, o motorizar, con un taladro.
Ama yine de bir deliciyle ona güç vermeye, onu çalıştırmaya çalışıyor.Αλλά προσπαθεί να το βάλει σε λειτουργία, με ένα τρυπάνι.
Ama yine de bir deliciyle ona güç vermeye, onu çalıştırmaya çalışıyor.И все же он пытается заставить его двигаться, с помощью электродрели.
Ama yine de bir deliciyle ona güç vermeye, onu çalıştırmaya çalışıyor.Но той се опитва да го задвижи, или да го моторизира, с бормашина.
Ama yine de bir deliciyle ona güç vermeye, onu çalıştırmaya çalışıyor.אבל הוא מנסה להניע אותו, או למנע אותו, בעזרת מקדחה.
Ama yine de bir deliciyle ona güç vermeye, onu çalıştırmaya çalışıyor.وهو يحاول ان يقوم بتحريكها بواسطة حفارة !
Ama yine de bir deliciyle ona güç vermeye, onu çalıştırmaya çalışıyor.ドリルを使ったのです。 (笑い)
Aslında katı toprakta 3 metre gitti, ve delici rokete dönüştü. kumun içine doğru ilerledi.3만 미터 상공까지 올라갔죠.
Aslında katı toprakta 3 metre gitti, ve delici rokete dönüştü. kumun içine doğru ilerledi.Doleciała do 100 tysięcy stóp.
Aslında katı toprakta 3 metre gitti, ve delici rokete dönüştü. kumun içine doğru ilerledi.Voló casi 30,000 metros, pero no lo logró...
Bu delici bir sancıydı. Hani dondurmayı ısırdığınızda saplanan o sancı gibi.Byl to ten typ sžíravé bolesti, kterou pocítíte, když kousnete do zmrzliny.
Bu delici bir sancıydı. Hani dondurmayı ısırdığınızda saplanan o sancı gibi.Det var den typen av smärta, brännande smärta, som du får när du biter i glass.
Bu delici bir sancıydı. Hani dondurmayı ısırdığınızda saplanan o sancı gibi.Era daquele tipo de dor cáustica que sentimos quando damos uma dentada num gelado.
Bu delici bir sancıydı. Hani dondurmayı ısırdığınızda saplanan o sancı gibi.Het soort pijn -- scherpe steken -- die je krijgt als je in een ijsje bijt.
Bu delici bir sancıydı. Hani dondurmayı ısırdığınızda saplanan o sancı gibi.Og det var den slags smerte -- bitter smerte -- som du får, når du bider i en is.
Bu delici bir sancıydı. Hani dondurmayı ısırdığınızda saplanan o sancı gibi.Podobny do tego, który czujemy czasem wgryzając się w lody.
Bu delici bir sancıydı. Hani dondurmayı ısırdığınızda saplanan o sancı gibi.Schmerz, ein brennender Schmerz, den man hat, wenn man in ein Eis beißt.
Bu delici bir sancıydı. Hani dondurmayı ısırdığınızda saplanan o sancı gibi.Și era acel gen de durere - o durere înțepătoare - pe care o simți atunci când muști dintr-o înghețată.
Bu delici bir sancıydı. Hani dondurmayı ısırdığınızda saplanan o sancı gibi.Ήταν το είδος του πόνου - καυστικός πόνος - που έχεις όταν δαγκώνεις παγωτό.
Bu delici patlamaya sürükleyen açgözlülük ve zarar verme haliydi.Benne volt a mohóság és a nemtörődömség, ami a fúrás közbeni robbanáshoz vezetett.
Bu delici patlamaya sürükleyen açgözlülük ve zarar verme haliydi.Bol hrabivosťou a bezohľadnosťou, ktoré viedli k výbuchu vrtu.
Bu delici patlamaya sürükleyen açgözlülük ve zarar verme haliydi.Była tam chciwość i lekkomyślność, które prowadziły do eksplozji odwiertów.
Bu delici patlamaya sürükleyen açgözlülük ve zarar verme haliydi.Byla to chamtivost a lehkomyslnost, která vedla k explozi hloubení vrtů.
Bu delici patlamaya sürükleyen açgözlülük ve zarar verme haliydi.C'est l'avidité et l'imprudence qui nous ont amené à l'explosion du forage.
Bu delici patlamaya sürükleyen açgözlülük ve zarar verme haliydi.Det var girigheten och hänsynslösheten som ledde till borrexplosionen.
Bu delici patlamaya sürükleyen açgözlülük ve zarar verme haliydi.Era la codícia y la imprudencia que llevaron a la explosión de perforaciones.
Bu delici patlamaya sürükleyen açgözlülük ve zarar verme haliydi.Era lăcomia şi neglijenţa care au dus la explozia platformei petroliere.
Bu delici patlamaya sürükleyen açgözlülük ve zarar verme haliydi.Es war die Gier und die Rücksichtslosigkeit, die zur Bohrexplosion geführt hatte.
Bu delici patlamaya sürükleyen açgözlülük ve zarar verme haliydi.Het was de hebzucht en roekeloosheid die tot de boorexplosie leidde.
Bu delici patlamaya sürükleyen açgözlülük ve zarar verme haliydi.Itu adalah ketamakan dan kerusakan yang membuat kita menambang dengan gila.
Bu delici patlamaya sürükleyen açgözlülük ve zarar verme haliydi.그것은 시추의 급증을 일으킨 탐욕과 무모함이었습니다.
Bu delici patlamaya sürükleyen açgözlülük ve zarar verme haliydi.Sono state l'avidità e la trascuratezza a causare l'esplosione della piattaforma di perforazione.
Bu delici patlamaya sürükleyen açgözlülük ve zarar verme haliydi.Sự tham lam và sự tàn phá đã dẫn đến việc nổ dàn khoan dầu đó.
Bu delici patlamaya sürükleyen açgözlülük ve zarar verme haliydi.Tinha a ganância e a imprudência que levaram à explosão da plataforma.
Bu delici patlamaya sürükleyen açgözlülük ve zarar verme haliydi.Ήταν η απληστία και η απερισκεψία που οδήγησε στην έκρηξη της εξόρυξης.
Bu delici patlamaya sürükleyen açgözlülük ve zarar verme haliydi.Жадність і нерозсудливість, які призвели до вибуху бурових свердловин.
Bu delici patlamaya sürükleyen açgözlülük ve zarar verme haliydi.Жадность и безответственность, которые привели к взрыву буровых скважин.
Bu delici patlamaya sürükleyen açgözlülük ve zarar verme haliydi.Това бе алчност и безотговорност, които доведоха до експлозията при пробиването.
Bu delici patlamaya sürükleyen açgözlülük ve zarar verme haliydi.היו אלה החמדנות וחוסר תשומת הלב שהובילו להתפוצצות הקידוח.
Bu delici patlamaya sürükleyen açgözlülük ve zarar verme haliydi.كان الجشع والتهور الذي قاد إلى تفجر حفر التنقيب
Bu delici patlamaya sürükleyen açgözlülük ve zarar verme haliydi.系貪婪,肆無忌憚, 導致佐鑽探爆炸事件。