Ekin gelişip başak salınca, deliceler de göründü.А когато поникна стволът и завърза плод, тогава се появиха и плевелите.
Ekin gelişip başak salınca, deliceler de göründü.когда взошла зелень и показался плод, тогда явились и плевелы.
Ekin gelişip başak salınca, deliceler de göründü.Як же зійшов засїв, та приніс овощ, показавсь тоді й кукіль.
Ekin gelişip başak salınca, deliceler de göründü.וכאשר פרח הדשא ויעש פרי ויראו גם הזונין׃
Ekin gelişip başak salınca, deliceler de göründü.فلما طلع النبات وصنع ثمرا حينئذ ظهر الزوان ايضا.
Ekin gelişip başak salınca, deliceler de göründü.到 長 苗 吐 穗 的 時 候 、 稗 子 也 顯 出 來
Ekin gelişip başak salınca, deliceler de göründü.到 長苗 吐穗 的 時候 、 稗子 也 顯出來
Farkettiyseniz delice bir şey yapmadımFíjense que no hacer ninguna locura.
Farkettiyseniz delice bir şey yapmadımIk heb niets raars gedaan hier.
Farkettiyseniz delice bir şey yapmadım괜찮나요?
Farkettiyseniz delice bir şey yapmadımNota che non ho fatto niente di folle.
Farkettiyseniz delice bir şey yapmadımObserve que eu não fiz nada louco.
Farkettiyseniz delice bir şey yapmadımRemarquez que je n'ai rien fait d'extraordinaire.
Farkettiyseniz delice bir şey yapmadımVi skal holde os for øje, at vi ikke gjorde noget skørt.
Farkettiyseniz delice bir şey yapmadımVšimněte si, že jsem neudělal nic podivného.
Farkettiyseniz delice bir şey yapmadımVšimnite si, že som neurobil nič šialené.
Farkettiyseniz delice bir şey yapmadımZauważcie, że nie zrobiłem nić trudnego.
Farkettiyseniz delice bir şey yapmadımΕίδατε ότι δεν έκανα τίποτε τρελό!
Farkettiyseniz delice bir şey yapmadımЗабележете, че не направих нищо шантаво.
Farkettiyseniz delice bir şey yapmadımלא עשיתי שום דבר מיוחד
Farkettiyseniz delice bir şey yapmadımلاحظ انني لم افعل شيئاً غير مألوف
Farkettiyseniz delice bir şey yapmadım私がここでしたのは,これらの分数を異なる分母で書き直しただけです.
Hatta bazıları delice bile demiştir.Alcuni potrebbero averlo anche definito stupido.
Hatta bazıları delice bile demiştir.Algunos tal vez la tildaron de tonta.
Hatta bazıları delice bile demiştir. Ama o yolculuk bizi şu ana getirdiÎnsă mulţumită ei ne aflăm astăzi aici.
Hatta bazıları delice bile demiştir.Někteří dokonce říkali, ľe je poąetilá.
Hatta bazıları delice bile demiştir.Niektórzy nazywali ją nawet głupią.
Hatta bazıları delice bile demiştir.Κάποιοι μπορεί και να το αποκάλεσαν βλακώδες.
Hatta bazıları delice bile demiştir.А некоторые называли глупой затеей.
Hatta bazıları delice bile demiştir.Деякі, навіть, могли назвати її дурістю.
Hatta bazıları delice bile demiştir.しかし、あの航海が、今日の我々をここに導いたのです。
‹‹ ‹Hayır› dedi adam. ‹Deliceleri toplarken belki buğdayı da sökersiniz.A on povedal: Nie, aby ste snáď sbierajúc kúkoľ nejako spolu s ním nevytrhali aj pšenice.
‹‹ ‹Hayır› dedi adam. ‹Deliceleri toplarken belki buğdayı da sökersiniz.A on rzekł: Nie! byście snać zbierając kąkol, nie wykorzenili zaraz z nim i pszenicy.
‹‹ ‹Hayır› dedi adam. ‹Deliceleri toplarken belki buğdayı da sökersiniz.Chủ rằng : Chẳng nên , e khi nhổ cỏ lùng , hoặc các ngươi nhổ lộn lúa_mì đi chăng .
‹‹ ‹Hayır› dedi adam. ‹Deliceleri toplarken belki buğdayı da sökersiniz.Chủ rằng: Chẳng nên, e khi nhổ cỏ lùng, hoặc các ngươi nhổ lộn lúa mì đi chăng.
‹‹ ‹Hayır› dedi adam. ‹Deliceleri toplarken belki buğdayı da sökersiniz.Ele, porém, disse: Não; para que, ao colher o joio, não arranqueis com ele também o trigo.
‹‹ ‹Hayır› dedi adam. ‹Deliceleri toplarken belki buğdayı da sökersiniz.Er sprach: Nein! auf daß ihr nicht zugleich den Weizen mit ausraufet, so ihr das Unkraut ausjätet.
‹‹ ‹Hayır› dedi adam. ‹Deliceleri toplarken belki buğdayı da sökersiniz.주인이 가로되 가만 두어라 가라지를 뽑다가 곡식까지 뽑을까 염려하노라
‹‹ ‹Hayır› dedi adam. ‹Deliceleri toplarken belki buğdayı da sökersiniz.Men han sa: Nei, forat I ikke også skal rykke op hveten når I sanker ugresset sammen.
‹‹ ‹Hayır› dedi adam. ‹Deliceleri toplarken belki buğdayı da sökersiniz.Men han siger: Nej, for at I ikke, når I sanke Ugræsset sammen, skulle rykke Hveden op tillige med det.
‹‹ ‹Hayır› dedi adam. ‹Deliceleri toplarken belki buğdayı da sökersiniz.Men han svarade: 'Nej; ty då kunden I rycka upp vetet jämte ogräset, när I samlen detta tillhopa.
‹‹ ‹Hayır› dedi adam. ‹Deliceleri toplarken belki buğdayı da sökersiniz.Mutta hän sanoi: `En, ettette lustetta kootessanne nyhtäisi sen mukana nisuakin.
‹‹ ‹Hayır› dedi adam. ‹Deliceleri toplarken belki buğdayı da sökersiniz.'Nee,' antwoordde de boer. 'Want dan trekken jullie het jonge graan ook mee.
‹‹ ‹Hayır› dedi adam. ‹Deliceleri toplarken belki buğdayı da sökersiniz.Non, dit-il, de peur qu`en arrachant l`ivraie, vous ne déraciniez en même temps le blé.
‹‹ ‹Hayır› dedi adam. ‹Deliceleri toplarken belki buğdayı da sökersiniz.No, rispose, perché non succeda che, cogliendo la zizzania, con essa sradichiate anche il grano
‹‹ ‹Hayır› dedi adam. ‹Deliceleri toplarken belki buğdayı da sökersiniz.,Nu`, le -a zis el, ,ca nu cumva, smulgînd neghina, să smulgeţi şi grîul împreună cu ea.
‹‹ ‹Hayır› dedi adam. ‹Deliceleri toplarken belki buğdayı da sökersiniz.On pak odpověděl: Nikoli, abyste trhajíce koukol, spolu s ním nevytrhali pšenice.
‹‹ ‹Hayır› dedi adam. ‹Deliceleri toplarken belki buğdayı da sökersiniz.On pa veli: Ne! da ne bi kdaj, trgaje ljuljko, izrovali ž njo vred pšenice.
‹‹ ‹Hayır› dedi adam. ‹Deliceleri toplarken belki buğdayı da sökersiniz.Õ pedig monda: Nem. Mert a mikor összeszeditek a konkolyt, azzal együtt netalán a búzát is kiszaggatjátok.
‹‹ ‹Hayır› dedi adam. ‹Deliceleri toplarken belki buğdayı da sökersiniz.Pero él dijo: 'No; no sea que al recoger la cizaña arranquéis con ella el trigo
‹‹ ‹Hayır› dedi adam. ‹Deliceleri toplarken belki buğdayı da sökersiniz.'Tidak,' jawabnya, 'sebab kalau alang-alang itu dicabut, nanti gandumnya turut tercabut
‹‹ ‹Hayır› dedi adam. ‹Deliceleri toplarken belki buğdayı da sökersiniz.Ο δε ειπεν Ουχι, μηποτε συλλεγοντες τα ζιζανια εκριζωσητε μετ' αυτων τον σιτον
‹‹ ‹Hayır› dedi adam. ‹Deliceleri toplarken belki buğdayı da sökersiniz.А той каза: Не искам; да не би, като плевите плевелите, да изскубете заедно с тях и житото.
‹‹ ‹Hayır› dedi adam. ‹Deliceleri toplarken belki buğdayı da sökersiniz.Він же рече: Нї, щоб виполюючи кукіль, разом з ним і пшеницї не повиривали.
‹‹ ‹Hayır› dedi adam. ‹Deliceleri toplarken belki buğdayı da sökersiniz.Но он сказал: нет, - чтобы, выбирая плевелы, вы невыдергали вместе с ними пшеницы,
‹‹ ‹Hayır› dedi adam. ‹Deliceleri toplarken belki buğdayı da sökersiniz.ויאמר לא פן בלקטכם את הזונין תשרשו גם את החטים׃
‹‹ ‹Hayır› dedi adam. ‹Deliceleri toplarken belki buğdayı da sökersiniz.فقال لا. لئلا تقلعوا الحنطة مع الزوان وانتم تجمعونه.
‹‹ ‹Hayır› dedi adam. ‹Deliceleri toplarken belki buğdayı da sökersiniz.主 人 說 、 不 必 、 恐 怕 薅 稗 子 、 連 麥 子 也 拔 出 來
‹‹ ‹Hayır› dedi adam. ‹Deliceleri toplarken belki buğdayı da sökersiniz.主人 說 、 不必 、 恐怕 薅 稗子 、 連麥 子 也 拔出來
‹‹Herkes uyurken, adamın düşmanı geldi, buğdayın arasına delice ekip gitti.A gdy ludzie zasnęli, przyszedł nieprzyjaciel jego, i nasiał kąkolu między pszenicą, i odszedł.