dek ile cümle
dek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Bunu yapmak sonsuza dek sürer.It'll take forever to do that.
Hiçbir acı sonsuza dek sürmeyecek.No pain will last forever.
Hiçbir sıkıntı sonsuza dek sürmez.No adversity lasts forever.
Tom Mary'nin şimdiye dek öldüğünü sanmıyor.Tom doesn't think Mary has passed away yet.
Sami, iç dekorasyon malzemeleri satan bir firma için çalışıyor.Sami works for a company that sells interior decoration supplies.
Tom ve Mary ikisi dekorkuyorlardıTom and Mary were both afraid.
Pyeongchang, Güney Kore'deki Taebaek Dağları'nda bulunan bir ilçedir.Pyeongchang is a county located in the Taebaek Mountains in South Korea.
Sami ve Leyla, Kahire'deki evlerindeydiler.Sami and Layla were at their home in Cairo.
Sami'nin arabası Kahire'deki bir yerleşim bölgesinde terk edilmiş bulundu.Sami's car was found abandoned in a residential area in Cairo.
Sami'nin geçmişi onu sonsuza dek lanetli bıraktı.Sami's past haunted him for ever.
Sami çocuklarını sonsuza dek kaybetti.Sami lost his children for ever.
Sami çocuklarını sonsuza dek kaybettiğini düşünüyordu.Sami thought he lost his kids for ever.
Cankurtaranlar her yıl ABD'deki kıyı akıntılarından on binlerce insanı kurtarıyor.Lifeguards rescue tens of thousands of people from rip currents in the U.S. every year.
Sami, Leyla'nın hayatını sonsuza dek değiştirdi.Sami changed Layla's life for ever.
Sami bahçeyi dekore etti.Sami decorated the yard.
Sami, Kahire'deki bir dairedeydi.Sami was in an apartment in Cairo.
Sami, Kahire'deki kadınlarla tanışmak istiyordu.Sami wanted to meet women n Cairo.
Sami, Kahire'deki evine daha fazla para koymaya başladı.Sami started to put a lot more money into his Cairo house.
Sami ölü bulundu, Kahire'deki kendi evinde toprağa verildi.Sami was found dead, buried in his own home in Cairo.
Sami, Kahire'deki en iyi avukatlardan birini tuttu.Sami hired one of the best lawyers in Cairo.
Keşke sonsuza dek burada kalabilsem.I wish I could stay here forever.
Umarım Tom sonsuza dek mutlu olur.I hope Tom will be happy forever.
Sonsuza dek Tom ile birlikte olmak istiyorum.I want to be with Tom forever.
Bu sırrı sonsuza dek koruyamayacağız.We won't be able to keep this secret forever.
Bu sırrı sonsuza dek saklayamayız.We can't keep this secret forever.
Sonsuza dek beni görmezden gelmeyi mi düşünüyorsun?Do you intend to ignore me forever?
Sami ofisi dekore etti.Sami decorated the office.
Evi kendi başıma dekore ettim.I decorated the house by myself.
Kabiliye'deki aynı köyde büyüdük.We grew up in the same village in Kabylie.
Seni Kabiliye'deki güzel bir gölü görmeye götüreceğim.I'll take you to see a beautiful lake in Kabylie.
Kabiliye'deki evimi sattım.I sold my house in Kabylie.
Benim adım Taninna ve ben Cezayir'deki Kabiliyedenim.My name is Taninna and I'm from Kabylie, Algeria.
Kabiliye'deki likör dükkanlarını kapattılar.They closed down their liquor store in Kabylie.
Tom odasını dekore etti.Tom decorated his room.
Cezayir'deki avukatların %70'i kadın.70% of Algeria's lawyers are female.
Huari Bumedyen, 1978'deki ölümüne dek Cezayir'in devlet başkanıydı.Houari Boumediene was Algeria's president until his death in 1978.
Buteflika, Cezayir’deki iç savaşa son vermeyi başardı.Bouteflika managed to end the civil war in Algeria.
Buteflika, Cezayir’deki iç savaşı sona erdirmeyi başardı.Bouteflika managed to end the civil war in Algeria.
Bu kitap İngiltere'deki yaşam hakkında.This book is about life in England.
Evini dekore etmek için ondan yardım istedi.He asked her to help decorate his house.
Doğum günü dekorasyonlarını hala kaldırmadı.He still hasn't taken down the birthday decorations.
Evi dekore etmeme yardım etti.She helped me decorate the house.
Evini dekore etmesine yardım ettiği için ona teşekkür etti.He thanked her for helping him decorate his house.
Evini dekore etmesine yardım etti.He helped her decorate her house.
Yemen'deki savaş son bulmalı.The war in Yemen has to end.
Türkiye'deki ilk koronavirüs vakası tespit edildi.Turkey's first coronavirus case has been confirmed.
Türkiye'deki halka, Türk milletine destekleri için teşekkür ederim.I thank the people in Turkey, the Turkish nation, for their support.
Hiç retina dekolmanı geçirdiniz mi?Have you ever had a detached retina?
Ayıyla dans ettiğinde ayının canı durmak isteyene dek duramazsın.When you dance with the bear, you can't stop until the bear wants to stop.
İntikamımı alana dek durmayacağımı biliyorsun.You know that I won't stop until I get my revenge.
Çin'deki Yahudiler Çince konuşurlar.Jews in China speak Chinese.
Tom'dan yarına dek bir cevap beklemiyorum.I don't expect a reply from Tom until tomorrow.
Tom'dan yarına dek bir yanıt beklemiyorum.I don't expect a reply from Tom until tomorrow.
Hayatımı sonsuza dek değiştiren bir e-posta geldi.An email arrived that changed my life forever.
Cezayir'deki tipik bir perşembe sabahıydı.It was a typical Thursday morning in Algeria.
10:1) der ki: İsrail’deki en fakir adam bile içmekle yükümlüdür.10:1) that even the poorest man in Israel has an obligation to drink.
Amcası ona Berlin'deki Reichskreditbank'ta bir iş buldu.His uncle found him a job at the Reichskreditbank in Berlin.
Sparkle, Filipinler'deki birçok mağazada satılıyor ve çok popüler bir çocuk içeceğidir. ^Sparkle is sold in many stores in the Philippines and is a very popular kids drink.
Berlin’deki KPD toplantısı gizli tutuldu.The KPD meeting in Berlin was held in secret.
Çünkü sende yapılan mucizeler Sodomda yapılmış olsaydı, bugüne dek ayakta kalırdı.For if the miracles done among you had been done in Sodom, it would have continued to this day.