Ana içeriğe geç
Sözlük

deh ile cümle

deh kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
10
ORT. KELİME
Hak yerine gelince doğru kişi sevinir, Fesatçı dehşete düşer.Det er en glede for den rettferdige å gjøre rett, men en redsel for dem som gjør urett.
Hak yerine gelince doğru kişi sevinir, Fesatçı dehşete düşer.Een oprecht mens vindt voldoening in rechtvaardigheid, maar voor boosdoeners is dat een verschrikking.
Hak yerine gelince doğru kişi sevinir, Fesatçı dehşete düşer.Es ist dem Gerechten eine Freude, zu tun, was recht ist, aber eine Furcht den Übeltätern.
Hak yerine gelince doğru kişi sevinir, Fesatçı dehşete düşer.Este o bucurie pentru cel neprihănit să facă ce este bine, dar pentru ceice fac răul este o groază. -
Hak yerine gelince doğru kişi sevinir, Fesatçı dehşete düşer.E' una gioia per il giusto che sia fatta giustizia, mentre è un terrore per i malfattori
Hak yerine gelince doğru kişi sevinir, Fesatçı dehşete düşer.Kalau keadilan dijalankan, maka orang baik merasa senang, tetapi orang jahat merasa terancam
Hak yerine gelince doğru kişi sevinir, Fesatçı dehşete düşer.공의를 행하는 것이 의인에게는 즐거움이요 죄인에게는 패망이니라
Hak yerine gelince doğru kişi sevinir, Fesatçı dehşete düşer.Làm điều ngay thẳng, ấy là một việc vui vẻ cho người công bình; Nhưng gây bại hoại cho kẻ làm gian ác.
Hak yerine gelince doğru kişi sevinir, Fesatçı dehşete düşer.Làm điều ngay_thẳng , ấy_là một việc vui_vẻ cho người công_bình ; Nhưng gây bại_hoại cho kẻ làm gian_ác .
Hak yerine gelince doğru kişi sevinir, Fesatçı dehşete düşer.Le es alegría al justo practicar el derecho, pero a los que practican la iniquidad les es un terror
Hak yerine gelince doğru kişi sevinir, Fesatçı dehşete düşer.Radość się mnoży sprawiedliwemu, gdy się sąd odprawuje; ale strach tym, którzy czynią nieprawość.
Hak yerine gelince doğru kişi sevinir, Fesatçı dehşete düşer.Radostí jest spravedlivému činiti soud, ale hrůzou činitelům nepravosti.
Hak yerine gelince doğru kişi sevinir, Fesatçı dehşete düşer.Rettens Gænge er den retfærdiges Glæde, men Udådsmændenes Rædsel.
Hak yerine gelince doğru kişi sevinir, Fesatçı dehşete düşer.Spravedlivému je radosťou činiť súd, ale zkazou tým, ktorí páchajú neprávosť.
Hak yerine gelince doğru kişi sevinir, Fesatçı dehşete düşer.Vanhurskaalle on ilo, kun oikeutta tehdään, mutta väärintekijöille kauhu.
Hak yerine gelince doğru kişi sevinir, Fesatçı dehşete düşer.Veselje je pravičnemu izvrševanje sodbe, a groza njim, ki delajo krivico.
Hak yerine gelince doğru kişi sevinir, Fesatçı dehşete düşer.Vígasság az igaznak igazat cselekedni; de ijedelem a hamisság cselekedõinek.
Hak yerine gelince doğru kişi sevinir, Fesatçı dehşete düşer.Χαρα ειναι εις τον δικαιον να καμνη κρισιν ολεθρος δε εις τους εργατας της ανομιας.
Hak yerine gelince doğru kişi sevinir, Fesatçı dehşete düşer.Радост е на праведния да върши правосъдие, А измъчване е за ония, които вършат беззаконие.
Hak yerine gelince doğru kişi sevinir, Fesatçı dehşete düşer.Соблюдение правосудия – радость для праведника и страх для делающих зло.
Hak yerine gelince doğru kişi sevinir, Fesatçı dehşete düşer.שמחה לצדיק עשות משפט ומחתה לפעלי און׃
Hak yerine gelince doğru kişi sevinir, Fesatçı dehşete düşer.اجراء الحق فرح للصدّيق والهلاك لفاعلي الاثم.
Hak yerine gelince doğru kişi sevinir, Fesatçı dehşete düşer.秉 公 行 義 、 使 義 人 喜 樂 、 使 作 孽 的 人 敗 壞
Hak yerine gelince doğru kişi sevinir, Fesatçı dehşete düşer.秉公 行義 、 使義 人 喜樂 、 使 作孽 的 人 敗壞
Halkımın yarasından ben de yaralandım. Yasa büründüm, dehşete düştüm.Az én népem leányának romlása miatt megromlottam, szomorkodom, iszonyat fogott el engem!
Halkımın yarasından ben de yaralandım. Yasa büründüm, dehşete düştüm.Con gái dân ta bị thương, ta vì đó bị thương; ta đương sầu thảm; bị sự kinh hãi bắt lấy.
Halkımın yarasından ben de yaralandım. Yasa büründüm, dehşete düştüm.Con_gái dân ta bị_thương , ta vì đó bị_thương ; ta đương sầu_thảm ; bị sự kinh_hãi bắt lấy .
Halkımın yarasından ben de yaralandım. Yasa büründüm, dehşete düştüm.Dla skruszenia córki ludu mojego skruszonym jest, żałobę ponoszę, zdumienie zdjęło mię.
Halkımın yarasından ben de yaralandım. Yasa büründüm, dehşete düştüm.Estou quebrantado pela ferida da filha do meu povo; ando de luto; o espanto apoderou-se de mim.
Halkımın yarasından ben de yaralandım. Yasa büründüm, dehşete düştüm.Hatiku remuk karena bangsaku sakit parah; aku berkabung dan gelisah
Halkımın yarasından ben de yaralandım. Yasa büründüm, dehşete düştüm.Ik huil om de verwoesting van mijn volk; Ik ben in de rouw en verlamd door angst.
Halkımın yarasından ben de yaralandım. Yasa büründüm, dehşete düştüm.Jag är förkrossad, därför att dottern mitt folk så krossas, jag går sörjande, häpnad har gripit mig.
Halkımın yarasından ben de yaralandım. Yasa büründüm, dehşete düştüm.Je suis brisé par la douleur de la fille de mon peuple, Je suis dans la tristesse, l`épouvante me saisit.
Halkımın yarasından ben de yaralandım. Yasa büründüm, dehşete düştüm.딸 내 백성이 상하였으므로 나도 상하여 슬퍼하며 놀라움에 잡혔도다
Halkımın yarasından ben de yaralandım. Yasa büründüm, dehşete düştüm.Mich jammert herzlich, daß mein Volk so verderbt ist; ich gräme mich und gehabe mich übel.
Halkımın yarasından ben de yaralandım. Yasa büründüm, dehşete düştüm.Over mitt folks sønderknuselse er jeg sønderknust; jeg går i sørgeklær, forferdelse har grepet mig.
Halkımın yarasından ben de yaralandım. Yasa büründüm, dehşete düştüm.Per la ferita della figlia del mio popolo sono affranto, sono costernato, l'orrore mi ha preso
Halkımın yarasından ben de yaralandım. Yasa büründüm, dehşete düştüm.Pre skrúšenie dcéry svojho ľudu som skrúšený, smútim, hrôza ma pochytila.
Halkımın yarasından ben de yaralandım. Yasa büründüm, dehşete düştüm.Pro potření dcery lidu mého potřín jsem, smutek nesu, užasnutí podjalo mne.
Halkımın yarasından ben de yaralandım. Yasa büründüm, dehşete düştüm.Quebrantado estoy por el quebranto de la hija de mi pueblo. Estoy enlutado; el horror se ha apoderado de mí
Halkımın yarasından ben de yaralandım. Yasa büründüm, dehşete düştüm.,,Sînt zdrobit de durerea fiicei poporului meu, mă doare, m'apucă groaza.
Halkımın yarasından ben de yaralandım. Yasa büründüm, dehşete düştüm.Ved mit Folks Datters Sammenbrud er jeg brudt sammen, jeg sørger, grebet af Rædsel.
Halkımın yarasından ben de yaralandım. Yasa büründüm, dehşete düştüm.Δια το συντριμμα της θυγατρος του λαου μου επληγωθην, ειμαι εις πενθος, εκπληξις με κατελαβε.
Halkımın yarasından ben de yaralandım. Yasa büründüm, dehşete düştüm.О сокрушении дщери народа моего я сокрушаюсь, хожу мрачен, ужас объял меня.
Halkımın yarasından ben de yaralandım. Yasa büründüm, dehşete düştüm.Съкрушен съм поради съкрушението на дъщерята на людете Ми; Помрачен съм; ужас ме обзе.
Halkımın yarasından ben de yaralandım. Yasa büründüm, dehşete düştüm.על שבר בת עמי השברתי קדרתי שמה החזקתני׃
Halkımın yarasından ben de yaralandım. Yasa büründüm, dehşete düştüm.من اجل سحق بنت شعبي انسحقت. حزنت اخذتني دهشة.
Halkımın yarasından ben de yaralandım. Yasa büründüm, dehşete düştüm.先 知 說 、 因 我 百 姓 的 損 傷 、 我 也 受 了 損 傷 . 我 哀 痛 . 驚 惶 將 我 抓 住
Halkımın yarasından ben de yaralandım. Yasa büründüm, dehşete düştüm.先知說 、 因我 百姓 的 損傷 、 我 也 受 了 損傷 . 我 哀痛 . 驚惶將 我 抓住
Hall, ayakta açık ağızlı ve dehşet, onun gördüklerini çığlık attı ve evin kapı yapılmış.부인 홀, 입을 벌린 and 공포에 빠진 서, 그녀가 본 것을에 비명을 질렀다
Hall, ayakta açık ağızlı ve dehşet, onun gördüklerini çığlık attı ve evin kapı yapılmış.Gospe Hall, ki stoji odprto ustjem in grozo-udarilo, zacvilila, kaj je videla, in je za vrata v hišo.
Hall, ayakta açık ağızlı ve dehşet, onun gördüklerini çığlık attı ve evin kapı yapılmış.Hall, állt tátott szájjal és horror sújtotta, sikoltozott, hogy mit látott, tett magának az ajtót, a ház.
Hall, ayakta açık ağızlı ve dehşet, onun gördüklerini çığlık attı ve evin kapı yapılmış.Mevrouw Hall, staand met open mond en de horror-geslagen, schreeuwde wat ze zag, en voor de deur van het huis.
Hall, ayakta açık ağızlı ve dehşet, onun gördüklerini çığlık attı ve evin kapı yapılmış.Mrs. Hall, em pé de boca aberta e horrorizado, gritou com o que viu, e para a porta da casa.
Hall, ayakta açık ağızlı ve dehşet, onun gördüklerini çığlık attı ve evin kapı yapılmış.Mrs. Hall, mit offenem Mund und entsetzt, schrie, was sie sah, und für die Tür des Hauses gemacht.
Hall, ayakta açık ağızlı ve dehşet, onun gördüklerini çığlık attı ve evin kapı yapılmış.Mrs Hall, stod med öppen mun och skräckslagen, skrek på vad hon såg, och gjorde för ingången till huset.
Hall, ayakta açık ağızlı ve dehşet, onun gördüklerini çığlık attı ve evin kapı yapılmış.Paní Hall, který stál s otevřenou pusou a hrůzou, ječel na to, co viděla, a zamířil ke vchodu do domu.
Hall, ayakta açık ağızlı ve dehşet, onun gördüklerini çığlık attı ve evin kapı yapılmış.Pani Hall, ktorý stál s otvorenými ústami a hrôzou, jačal na to, čo videla, a zamieril ku vchodu do domu.
Hall, ayakta açık ağızlı ve dehşet, onun gördüklerini çığlık attı ve evin kapı yapılmış.Pani Hall, stojąc z otwartymi ustami i przeraziło, wrzeszczał na to, co widziała, i ruszył do drzwi domu.
Hall, ayakta açık ağızlı ve dehşet, onun gördüklerini çığlık attı ve evin kapı yapılmış.Rouva Hall, seisoo suu auki ja kauhu-iski, kirkui, mitä hän näki, ja teit oven talon.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod