Ana içeriğe geç
Sözlük

deh ile cümle

deh kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
8
ORT. KELİME
1980-1981 yılları arası Jean-Maurice Dehousse kabinesinde siyasi kariyerine başladı.Politikai karrierjét államtitkárként Jean-Maurice Dehousse kabinetjében kezdte, 1980-81-ben.
6. Öğrenciler bunu işitince, dehşet içinde yüzüstü yere kapandılar.Amikor a tanítványok ezt hallották, arcra borultak, és nagy félelem fogta el őket.
Uzun bir dehlizden geçtikten sonra avluya varılır.Hosszas ostrom után mégis belemegy a dologba.
Dehşet Kalesi’nde tutsak.A fenyítő törvényszék a várban van.
Roma Dehşet İçinde, çev. ?In A csíksomlyói róm. kath.
Bahşın tek dehestanı Zavkuh dahestanı'dır.Ő minden üdvösség egyedüli kútfeje.
Nancy daha sonra 3 dehşet verici kâbus daha görür.Ezután Adamnek rémálmai lesznek.
Jashni Dehqān Çiftçilerin bayramı anlamına gelir.A Vörös Segély nyaralni viszi a parasztgyerekeket.
Ve genç adam, hem kendi evinde hem de Roma zümresinde dehasını gösterdi.A rövid életű Adorján felborzolta a kedélyeket Rómában és a bíborosi kollégiumban is.
Teft merkezî bahşı idari olarak 5 dehestana ayrılır.Az évet 5 ponttal maguk mögött sereghajtóként zárták.
Dehumanizer 22 Haziran 1992’de yayınlandı.A Dehumanizer címet kapott nagylemez végül 1992. június 22-én jelent meg.
Mürettebata daha yumuşak kıyafetler ve lastik çizmeler verilmesi gerekir, çünkü akışkan çok dehidre olur.A hajósok kimosott és kötélen száradó ruhái teszik még mozgalmassá a kompozíciót.
(Arya: Deh ti ferma...Que numi fürenti./" Dur, kendini zorlama ve merhametli ol.")Fügedi, Erik. „Könyörülj, bánom, könyörülj …” (Labirintus).
Herkes o köpeğin dehşetinden korkar ve kimse o kapıyı geçemez.Mindenki retteg tőle és senki sem mer szembeszállni vele.
Müzik dehası çok erken yaşlarda dikkati çekti.Zene iránti szeretete nagyon korán, már az óvodában is megmutatkozott.
Ancak bu bulgunun deha ile olan ilgisi tartışma konusudur.Teidän tulisi kuitenkin kysyä itseltänne, mitä tekemistä tällä on käsiteltävän tapauksen kanssa.
Bununla birlikte belki de dehasını biraz sezmiş olduklarından pek ileri varmayı göze alamadılar.Sitä paitsi hän tuskin olisi edes voinut pitää lupaustaan häiriöttömästä kulusta.
Dehrican Dehrioğlu-Yardımcı Antrenör.Vuoden Valmentaja -palkitut.
Tüm dünya bu futbol dehasını konuşacak.Tämä artikkeli kertoo huelvalaisesta jalkapalloseurasta.
Dehumanizer 22 Haziran 1992’de yayınlandı.Dehumanizer julkaistiin kesäkuussa 1992.
Herkes o köpeğin dehşetinden korkar ve kimse o kapıyı geçemez.Kukaan kaupunkilaisista, edes sheriffi, ei uskalla vangita häntä ja kaikki pelkäävät häntä.
Denizciler bu yanıt karşısında dehşete düştüler.Pojat hyppäsivät mereen peläten räjähdystä.
Darreh Deh köyü bu açıdan önemli bir bölgedir.Hari Rud) tärkeänä alueena.
DeHerrera şu an Gentle Giant Stüdyoları'nda Dijital Mühendis olarak çalışmaktadır.Weta Digital on tehnyt yhteistyötä Giant Studiosn kanssa .
Birim, Japonya'nın adının karıştığı en çarpıcı ve dehşet verici savaş suçlarından sorumludur.Ευθύνεται για κάποια από τα ειδεχθέστερα εγκλήματα πολέμου που διαπράχθηκαν από Ιάπωνες.
Tüm dünya bu futbol dehasını konuşacak.Αυτό το λήμμα αφορά την ποδοσφαιρική ονάδα.
Binanın kuzey ve güney cephelerindeki yan dehlizler 1833 yangınında yok olmuştur.Η οχύρωση της πόλης στη βόρεια πλευρά δεν ξαναχτίστηκε μετά την πυρκαγιά του 1840.
Celaleddin Harzemşah büyük bir kumandan, askeri bir dehaydı.Επικεφαλής σε κάθε σχηματισμό ήταν μια μεγάλη και πυκνή γραμμή ιππέων.
Bu olay Fransız ve İngiliz elçilerine dehşet saldı.Αυτό αγανάκτησε τους ευγενείς της Βρετάνης και τον Γάλλο βασιλιά.
Hiperprolinemi Tip 1 Prolin dehihrogenaz eksikliğidir.Αίτια της μη σπειραματικής αιματουρίας 1.
Hitler kendini politik ve askeri yönden bir deha olarak düşündü.Hitler anså sig selv for et politisk og militært geni.
Bahşlar da kendi içinde dört dehistana ayrılır.Ordenen har fire familier (se nedenfor).
21 Kasım 2003. s. 14. ^ "İkiz dehşet".November 1963, lige før episode to.
Don Ottavio bundan çok dehşete düşmüştür; nişanlısının babasının intikamını almaya and içer.Donna Anna får Don Ottavio til at sværge, at han vil hævne hendes fars død.
Rodriguez filmi Dehşet Gezegeni'nde rol aldı.Han spilte også i Rodriguezs film Planet Terror.
1909 yılında Kongo'daki dehşeti yerden yere vurduğu "Kongo'daki Suç" adlı uzun bir kitapçık yazdı.Han skrev «The Crime of the Congo» i 1909, en lang pamflett som fordømte overgrepene i Kongo.
Kazadan kurtulanlar teker teker ilginç ve dehşet verici kazalarda ölür.Nok en gang, blir de overlevende senere drept i forskjellige bisarre ulykker.
Radames dehliz mezara götürülürken Amneris rahiplere beddualar etmektedir.Radames dømmes til å begraves levende og Amneris forbanner prestene mens han føres bort.
Kızdığı zaman dehşeti çok kötü olur.Han er redd for å bli forbannet.
Bir Dehşet Masalı olarak adlandırmak istiyordu.Han beskrev dette som en skremmende opplevelse.
İniş dehlizine inmek mümkün olmakla birlikte, genellikle ziyaretçilere yasaktır.Ting som kan være forbundet med døden er ofte forbudt ombord.
Yatağının yanına yaklaştıklarında, yastığın yanında bir yılan belirince dehşet içinde kaçtılar.Tenk at du våkner opp i sengen ved siden av en berømt fiolinist.
Chas Tenenbaum (Ben Stiller) - Uluslararası finans konusunda bir dehadır.Tigbauan (Bayan ng Tigbauan) er en kommune på Filippinene.
Kapıdan girdikten sonra uzunca bir dehlizden geçilir.Etter pausen kommer det et høyt utbrudd.
Ancak bu bulgunun deha ile olan ilgisi tartışma konusudur.Det er dette som gjør diskusjonen rundt kitschen så betent.
Bahşın dört dehestanı vardır.Fire poeng for seier.
Hiçbir umut kalmadı, halk dehşet içinde, insanlar ne yapacaklarını bilmiyorlar" dedi.Tak seorang pun dapat menjawab; mereka sangat ketakutan dan tidak tahu apa yang harus dilakukan.
Bu, şüphesiz insan dehasının bir eseridir.”Demikianlah menurut penuturan orang Sunda".
Hitler kendini politik ve askeri yönden bir deha olarak düşündü.Hitler menganggap dirinya politikus dan militer jenius.
Kızdığı zaman dehşeti çok kötü olur.Jika marah jadi sangat menyeramkan.
Ödülü Hans G. Dehmelt ve Wolfgang Paul ile paylaşmıştır.Ramsey menerima hadiah itu dengan Hans G. Dehmelt dan Wolfgang Paul.
Alkenler su katılarak alkolün dehidrasyonundan sentezlenebilirler.Alkena dapat disintesis dari alkohol melalui dehidrasi.
Bahşın üç dehestanı vardır.Penghargaan tersebut memiliki tiga pangkat.
Bahşlar da kendi içinde dört dehistana ayrılır.Dengan kepercayaan rumah itu akan dapat mendatangkan rezeki dari keempat penjuru tersebut.
Gayet yetenekli, zeki ve iyi düşünür olduğu ve bunun için bir harika deha olduğu bildirilmektedir.Dia terbukti terampil dan penuh keterampilan dan itu karena dia memiliki niat yang kuat.
Gözleri yuvalarından dışarı fırladı ve görünümü beni dehşete düşürdü. ...Ia bisa keluar-masuk dari mata Oni sehingga Oni menjadi takut.
Dehşete kapılan Harun Reşit büyük bir üzüntüyle sordu: "–Behlûl!Maka Atalya mengoyakkan pakaiannya sambil berkata: "Khianat, khianat!"
Anna'nın entelektüel dehası ve engin bilgisi birkaç tane olan çalışmalarında görülür.Trí tuệ bẩm sinh và kiến thức sâu rộng của Anna là điều hiển nhiên trong vài tác phẩm của bà.
Madem öyle, neden Shakespeare gibi bir deha çıkaramadınız?”Vậy thì tại sao không để người cha giàu tồn tại như một huyền thoại, giống như Harry Potter?"
("Bu diplomayı bir çatlağa mı yoksa dehaya mı verdik kim bilebilir?("Ai biết được chúng ta trao chứng chỉ này cho một người kém cỏi hay một thiên tài.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod