Ana içeriğe geç
Sözlük

deh ile cümle

deh kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
8
ORT. KELİME
Hoca Dehhani bilinen ilk divan şairidir.Jest uważana za pierwszą znaczącą poetkę węgierską.
Özellikle la-dini şiirlerde Hoca Dehhani'den etkilenmiş olduğu görülür.Podaje się, zwłaszcza w historiografii szyickiej, że imam został otruty przez kalifa.
Leia bu gerçekle dehşete düşmüş görünür.Charakteryzator był rozgoryczony tym faktem.
Dehidroepiandrosteron veya 17-hidroksiprogesterondan üretilir.Progesteron za pomocą 17α-hydroksylazy jest przekształcany 17α-hydroksyprogesteron.
Korunmasız bir kadın için böylesi dehşetli bir dünyada yaşamanın zorluğunu bilen vardır mutlaka.Szybko zdaje sobie sprawę, że w tym piekle ma nikłe szanse na przeżycie.
Dehidratasyonun belirti ve bulguları kontrol edilir.Przedmiot i podmiot hipnozy są tożsame.
Karşılaştığı manzara ise tam anlamıyla dehşet vericidir.Den syn som möter honom är fruktansvärd.
Bir Dehşet Masalı olarak adlandırmak istiyordu.Han beskrev den som en konstnärsroman.
Bahşın dört dehestanı vardır.Honor har fyra spenar.
Ludwig van Beethoven onun dehasına büyük ve içten bir hayranlık beslemiştir.Ludwig van Beethoven skrev för honom en hornsonat.
Orta mahalle diye anılan yerde birbirine dehlizlerle bağlı mağaralar vardır.En annan populär attraktion är grottorna som ligger precis intill.
Meşalenin etrafındaki dehlizde 15 kişi bir arada dolaşabilir.Nu kan 15 bilar vara inblandade samtidigt.
Bir tür öcüyü andıran karakoncolos pek dehşetengiz sayılmaz ve zararsız olduğuna inanılır.Tobaksrökning är av många ansett som haram eftersom det är skadligt och luktar illa.
Tüm dünya bu futbol dehasını konuşacak.Den här artikeln handlar om fotbollsserien Allsvenskan.
Dehşet Kalesi’nde tutsak, büyük olasılıkla ölü.Mäkinen dog i fånglägret redan samma år i november, troligen avrättad.
Şarkılar on beş dakika kadar sürer. ^ "EMİR HÜSREV DEHLEVÎ". (yardım)OK på väg i 75 år ^ ”OK Förlaget”. ok.se.
Ödülü Hans G. Dehmelt ve Wolfgang Paul ile paylaşmıştır.Andra halvan delades av amerikanen Hans G. Dehmelt och tysken Wolfgang Paul.
Bahşlar da kendi içinde dört dehistana ayrılır.Вирізняють 4 ступені тяжкості проявів опікового шоку (I-ий легкий, IV-ий найтяжчий).
Kızdığı zaman dehşeti çok kötü olur.Від жаху він непритомніє.
Herkes o köpeğin dehşetinden korkar ve kimse o kapıyı geçemez.Але сумління кожного селянина перевищує страх смерті, тому ніхто нікого не видає.
Sağ uçta, dehşet içinde kollarını kaldırmış bir adam, yukarıdan ve aşağıdan ateşlerle sarılmıştır.На правому краї фігура з піднесеними руками з жахом потрапляє в пастку вогнем зверху і знизу.
Celaleddin Harzemşah büyük bir kumandan, askeri bir dehaydı.Успішний у багатьох справах, адмірал був видатним воєначальником.
Bahşın tek dehestanı Zavkuh dahestanı'dır.Ймовірно, єдина відома дерев'яна будівля Одживольського.
Bir dehşetin dev sıçrayışı.Гіркий спомин жахливого терору.
Hatta bazı gazeteler ön sayfalarında dehşet verici görüntülerin üzerine korkunç başlıklar attı.Столичні газети просто були переповнені скандальними заголовками.
3 saat o dehşetli yangın hücumuna devam etti.8 годин точилася вперта боротьба з вогнем.
Bu eylemleri yer yer gülünç olabildiği gibi zaman zaman da can sıkıcı, hattâ dehşet verici olabilmektedir.Завдяки такому поєднанню смішне може водночас видаватися ще й сумним.
Ancak bu bulgunun deha ile olan ilgisi tartışma konusudur.Однак, це приводить до дискусії, що вони повинні робити з цим силами.
Karşılaştığı manzara ise tam anlamıyla dehşet vericidir.Але ситуація, з якою вони зіштовхнулися, була просто жахлива.
"Rusya'da dehset gunleri".«Durrell in Russia»).
Ben deha değilim.Я не геній.
Tetyana Dehtyarova, 1998'ten beri grubun solistidir.Незмінною солісткою гурту з 1998 року є Тетяна Дегтярьова.
Hoca Dehhani bilinen ilk divan şairidir.Je prvním známým řeckým elegickým básníkem.
Öyle olacak ki, dehşetin sesinden kaçan çukura düşecek, çukurdan çıkan tuzağa yakalanacak.Pak se sud položí na ližiny, po nichž se kutálí, a přebytečná smola z vytéká ven.
Ağır hiperkalsemide ise dehidratasyona bağlı olarak şok görülebilir.Dehydratace může být dost vážná na to, aby způsobila šok.
1963 - Şeki şehrinin Büyük Dehne köyünde doğmuştur.Roku 1963 je vystavěna porodna prasnic v horní části obce.
Günümüzde müzik tarihinin en büyük dehalarından biri olarak kabul görmüştür.V současné době je již považován za jednu z významných postav dějin evropské hudby.
Dehumanizer, İngiliz Heavy metal grubu black Sabbath'ın 16. stüdyo albümüdür.Dehumanizer je šestnácté studiové album britské skupiny Black Sabbath.
Doktor Dehriye Efendi aşk hastalığını tedavi eden bir aşı bulur.Hodní mimozemšťané nabídnou doktoru Kellymu vakcínu, která vyléčí všechny nemoci.
Kurgusal Spider-Man karakteri Peter Parker, Queens'te yaşayan bir bilim dehasıdır.Pod maskou Spider-Mana se skrývá Peter Parker, vědecky nadaný, původně středoškolský, student z Queensu.
Tedavi dehidratasyonu önlemek için yeterli miktarda sıvı içmeyi gerektirir.Měla by se podávat s dostatečným množstvím tekutin, aby se předešlo dehydrataci.
Roma Dehşet İçinde, çev. ?Romský extremismus v ČR?
3 saat o dehşetli yangın hücumuna devam etti.8 hodin trval živý přenos hořícího dřeva v krbu.
Doktor dehşet içinde kalmış ve donmuş şekilde görünmektedir.Byla vysílená, v šoku a promrzlá.
Kızdığı zaman dehşeti çok kötü olur.Když se štěně nudí, tak zlobí.
Marlower, modern bilimin getirdiği yeni sınırların karşısında büyülenmiş ve dehşete düşmüştü.Marlowe a fost fascinat și înspăimântat de noile frontiere deschise de știința modernă.
Hans Georg Dehmelt (d.Hans Georg Dehmelt (n.
Anna'nın entelektüel dehası ve engin bilgisi birkaç tane olan çalışmalarında görülür.Geniul Anei și cunoștințele sale sunt evidente în operele sale.
Çiftin en bilinen vakalarından biri 1976 yılındaki Amityville Dehşeti olayıdır.Rapoartele lor au inspirat cartea The Amityville Horror din 1977.
Hiçbir deha yoktur ki içine biraz delilik karışmamış olsun.Nu există niciun viciu social care poate să-i poată fi pus în cârcă...
Madem öyle, neden Shakespeare gibi bir deha çıkaramadınız?”Î: Cum poți opri un tanc albanez?
Birçok Sisamlı Lade'de kendi generallerinin tutumundan dolayı dehşete düşmüştü.Mai apoi Sofronie însuși s-a temut de mare amploare a mișcării sale.
Dehşet içindeyim.Sunteți îngroziți?
Mürettebata daha yumuşak kıyafetler ve lastik çizmeler verilmesi gerekir, çünkü akışkan çok dehidre olur.Sunt recomandate labele de înot cu călcâi pentru că sunt mai confortabile.
Bahşın üç dehestanı vardır.Mănăstirea are trei etaje.
Çevrenin tahribi dehşet vericidir.Distrugerea mediului este îngrozitoare.
İngiltere'deki ayaklanma dehşet verici.Insurgența din Anglia este înfiorătoare.
O dehşet verici.Este îngrozitor.
Bu ne kadar dehşet verici?Cât de îngrozitor este?
1909 yılında Kongo'daki dehşeti yerden yere vurduğu "Kongo'daki Suç" adlı uzun bir kitapçık yazdı.1909-ben megírta a The Crime of the Congo című hosszú röpiratát, amiben leleplezte a kongóbeli borzalmakat.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod