The Express-Times gazetesine konuşan Lorraine Warren, Amityville Dehşetinin bir kandırmaca olmadığını söyledi.Лоррейн Уоррен заявила репортеру «Экспресс-Таймс», что случай не был мистификацией.
Kızdığı zaman dehşeti çok kötü olur.Когда злится, начинает внушать ужас.
Ancak bu bulgunun deha ile olan ilgisi tartışma konusudur.Она начинает вспоминать что-то важное, связанное с этим туманом.
Katliam sırasında orada bulunanlar silahsız halka karşı uygulanan şiddetten dehşete düşmüştür.Все те, кому свобода внушает ужас, вооружаются против нашей конституции.
Michael bunun karşısında dehşete düşer.Это пугает Майклз.
3 saat o dehşetli yangın hücumuna devam etti.Восемь часов шла упорнейшая борьба с огнём.
Bahçeye gelen Achilla ona evlenme teklif edince onu reddeder (Arioso: Deh piangete, oh mesti lumi).На предложение Айвана выйти за него замуж Астровитянка отвечает «Да».
Kurgusal Spider-Man karakteri Peter Parker, Queens'te yaşayan bir bilim dehasıdır.Главным героем Ultimate Spider-Man является 15-летний школьник Питер Паркер, живущий в Квинсе, Нью-Йорке.
Dehşete düşer ve Charlie'den yardım ister.Это слышит аллигатор и приходит к Чарли на помощь.
Herkes o köpeğin dehşetinden korkar ve kimse o kapıyı geçemez.Все боятся этого петуха, никто не критикует его скрипучий голос, все его слушают.
Darmiyan şehristanı üç bahşa ve dehestana ayrılır.Захваченные города ассимилируются в три раза быстрее.
"Mu'allim Naci: Heykel-i Deha".سعد اليتيم " إخراج : أشرف فهمي.
Tony, Madonna'ya yakın oldukça dehşete düştü; Madonna, babasıyla yakın olduğu sürece genellikle uyuyamadı.وكانت مادونا تُروع عندما يقترب منها طوني، ولم تكن تسطيع النوم في العام عندما يكون والدها قريباً منها.
Dehhani'nin sözcük anlamı nakışçıdır.وكلمة Vivendi تعني المعيشة.
Yatağının yanına yaklaştıklarında, yastığın yanında bir yılan belirince dehşet içinde kaçtılar.وعندما اقتربوا من جانب السرير ، ظهر بجانبه ثعبان فعندما راه فر هاربا.
Dehşet içindeyim.علي مهيب.
Dehr (Kâinat), bütün varlık türlerini kuşatan bütündür.بمعنى "واندا" تشير إلى كل ما يجري إنجازه.
Turing yaşamının erken dönemlerinde deha belirtileri gösterdi ve bunları sürekli olarak sergiledi.في وقت مبكّر جدًا في الحياة، أظهر تورنغ علامات للعبقري الذي كان سيظهرها بشكل جلي ودائم لاحقًا.
Bahş, dehestan adı verilen iki alt bölgeye ayrılmıştır.سميت بالبيرين نسبة لبئرين كانا في هذه المنطقة.
Tedavi dehidratasyonu önlemek için yeterli miktarda sıvı içmeyi gerektirir.أما علاج المرض يتضمن شرب كمية كافية من السوائل لمنع الجفاف.
Bahşlar da 14 dehistana ayrılmıştır.تقسم إلى 14 عزلة.
1980-1981 yılları arası Jean-Maurice Dehousse kabinesinde siyasi kariyerine başladı.بدأ مسيرته السياسية في ملحق مجلس الوزراء جان موريس ديهوس في 1980-1981.
Amityville Dehşeti serisinin ilk filmidir.وهو أول اجزاء سلسلة افلام ريزدنت إيفل.
O bir deha.إنها حادة الذكاء.
Dehşete düşer ve Charlie'den yardım ister.Horrorizado, ele convoca Charlie e pede ajuda.
Erişim tarihi: 25 Ağustos 2015. ^ "Toronto: Robert Pattinson, Dane DeHaan to Star in 'Life'".«Toronto: Robert Pattinson, Dane DeHaan to Star in 'Life'» (em inglês).
Çiftin en meşhur vakası Amityville Dehşeti, bazı eleştirmenler tarafından sorgulandı.O caso mais famoso dos Warrens, o Horror em Amityville, tem sido questionada pelos críticos.
Dehr (Kâinat), bütün varlık türlerini kuşatan bütündür.É ele todo o seu sustento e todo o seu futuro.
Kızdığı zaman dehşeti çok kötü olur.É assustador quando irritado.
Amityville Dehşeti serisinin ilk filmidir.É o quarto filme da série The Amityville Horror.
Bahşın üç dehestanı vardır.No secundário terá o triplo de tensão.
Madem öyle, neden Shakespeare gibi bir deha çıkaramadınız?”A propósito, como se pode nadar usando um "xador"?
Jashni Dehqān Çiftçilerin bayramı anlamına gelir.Destas festas, destaca-se a Festa dos Fazendeiros.
Michael bunun karşısında dehşete düşer.Thomas reage com medo do lugar.
1909 yılında Kongo'daki dehşeti yerden yere vurduğu "Kongo'daki Suç" adlı uzun bir kitapçık yazdı.Em 1909, ele escreveu O Crime do Congo, um grande panfleto no qual ele denunciava os horrores daquele país.
Nancy daha sonra 3 dehşet verici kâbus daha görür.Mais uma vez, Chris sobrevive à mais um pesadelo.
"Rafadan Tayfa: Dehliz Macerası".«Jovem Guarda: Em Ritmo de Aventura».
Köylüler, yaşanan kayıp ve ölüm olaylarından dehşete düşmüştür.Porém, os Criadores mostram-se temerosos perante o ocorrido e deixam a Terra.
Arşimet, dehasını yurttaşlarına yardıma yöneltti.Deus o queria para aliviar o sofrimento do seu povo.
Bunu kabul eden Paolo kendi kendini lanetlediği için dehşet içinde oradan ayrılır.DJ votou em si mesmo por se achar amaldiçoado.
Herkes o köpeğin dehşetinden korkar ve kimse o kapıyı geçemez.Mas quando ele estiver no modo de diabo, ele é assustadoramente cruel e ninguém pode detê-lo.
Vatandaşları, yozlaşma ve insan kaçırmalar üzerinde dehşet yaratır.À criatura, se atribuem popularmente alguns raptos e desaparições humanas.
Kazadan kurtulanlar teker teker ilginç ve dehşet verici kazalarda ölür.Os sobreviventes foram morrendo um a um em acidentes ocasionais.
Bir deha örneği olarak tanımlanan Descartes aynı zamanda bilimsel devrimdeki anahtar kişilerden biridir.Descartes was een sleutelfiguur in de wetenschappelijke revolutie.
Karşılaştığı manzara ise tam anlamıyla dehşet vericidir.Het gemak waarmee hij het doet is angstaanjagend.
Evde Lila, Bayan Bates'in meyve mahzende yeryüzündeki mumyalanmış cesedi keşfetmek için dehşete düştü.In het huis is Lila geschokt wanneer ze in de kelder het gemummificeerde lijk van mevrouw Bates vindt.
Onlar denilen şeytan kendisi Guayota da İslam'da İblis gibi, bir deha gibi görünüyordu.Shaitan, Sjejtan of Iblis zijn de namen waaronder de satan in de islam bekendstaat.
Madem öyle, neden Shakespeare gibi bir deha çıkaramadınız?”Hoe kan hij in hemelsnaam al een Haji zijn?”
Bahşlar da kendi içinde dört dehistana ayrılır.Rondom de binnenplaats kwamen vier iwans (ingangen).
Bunlar; Kumrud dehestanı ve Kenevat dehestanı'dır.Dat zijn het stille pandrecht en het openlijke (vuist) pandrecht .
Amityville Dehşeti serisinin ilk filmidir.Het is het tweede deel in de The Amityville Horror-filmserie.
Nancy daha sonra 3 dehşet verici kâbus daha görür.Sam krijgt weer een nachtmerrie die uitkomt.
Dehrican Dehrioğlu-Yardımcı Antrenör.Als speler Als assistent-trainer
2012 senesinde Dehaan, 2006 senesinden beri beraber olduğu, aktris Anna Wood ile evlenmiştir.In 2012 trouwde DeHaan met collega-actrice Anna Wood.
Leia bu gerçekle dehşete düşmüş görünür.Die angst blijkt terecht te zijn.
Dehşete düşer ve Charlie'den yardım ister.Ma problem z czytaniem i potrzebuje pomocy Charliego.
Marlower, modern bilimin getirdiği yeni sınırların karşısında büyülenmiş ve dehşete düşmüştü.Marlowe był zafascynowany nowymi możliwościami, jakie stwarzała nowoczesna nauka, ale i obawiał się ich.
Ödülü Hans G. Dehmelt ve Wolfgang Paul ile paylaşmıştır.Drugą połowę podzielono pomiędzy Hansa Dehmelta i Wolfganga Paula.
Sürekli dehşete maruz kalınması durumunda ise kişide fobi gelişebilir.Zamiast przerażenia można poczuć zażenowanie.
Uzun bir dehlizden geçtikten sonra avluya varılır.Po otwarciu pozostają na drzewie przez długi czas.