dehşet ile cümle

dehşet kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Kızdığı zaman dehşeti çok kötü olur.Від жаху він непритомніє.
Herkes o köpeğin dehşetinden korkar ve kimse o kapıyı geçemez.Але сумління кожного селянина перевищує страх смерті, тому ніхто нікого не видає.
Sağ uçta, dehşet içinde kollarını kaldırmış bir adam, yukarıdan ve aşağıdan ateşlerle sarılmıştır.На правому краї фігура з піднесеними руками з жахом потрапляє в пастку вогнем зверху і знизу.
Bir dehşetin dev sıçrayışı.Гіркий спомин жахливого терору.
Hatta bazı gazeteler ön sayfalarında dehşet verici görüntülerin üzerine korkunç başlıklar attı.Столичні газети просто були переповнені скандальними заголовками.
3 saat o dehşetli yangın hücumuna devam etti.8 годин точилася вперта боротьба з вогнем.
Bu eylemleri yer yer gülünç olabildiği gibi zaman zaman da can sıkıcı, hattâ dehşet verici olabilmektedir.Завдяки такому поєднанню смішне може водночас видаватися ще й сумним.
Karşılaştığı manzara ise tam anlamıyla dehşet vericidir.Але ситуація, з якою вони зіштовхнулися, була просто жахлива.
"Rusya'da dehset gunleri".«Durrell in Russia»).
Öyle olacak ki, dehşetin sesinden kaçan çukura düşecek, çukurdan çıkan tuzağa yakalanacak.Pak se sud položí na ližiny, po nichž se kutálí, a přebytečná smola z vytéká ven.
Roma Dehşet İçinde, çev. ?Romský extremismus v ČR?
3 saat o dehşetli yangın hücumuna devam etti.8 hodin trval živý přenos hořícího dřeva v krbu.
Doktor dehşet içinde kalmış ve donmuş şekilde görünmektedir.Byla vysílená, v šoku a promrzlá.
Kızdığı zaman dehşeti çok kötü olur.Když se štěně nudí, tak zlobí.
Marlower, modern bilimin getirdiği yeni sınırların karşısında büyülenmiş ve dehşete düşmüştü.Marlowe a fost fascinat și înspăimântat de noile frontiere deschise de știința modernă.
Çiftin en bilinen vakalarından biri 1976 yılındaki Amityville Dehşeti olayıdır.Rapoartele lor au inspirat cartea The Amityville Horror din 1977.
Birçok Sisamlı Lade'de kendi generallerinin tutumundan dolayı dehşete düşmüştü.Mai apoi Sofronie însuși s-a temut de mare amploare a mișcării sale.
Dehşet içindeyim.Sunteți îngroziți?
Çevrenin tahribi dehşet vericidir.Distrugerea mediului este îngrozitoare.
İngiltere'deki ayaklanma dehşet verici.Insurgența din Anglia este înfiorătoare.
O dehşet verici.Este îngrozitor.
Bu ne kadar dehşet verici?Cât de îngrozitor este?
1909 yılında Kongo'daki dehşeti yerden yere vurduğu "Kongo'daki Suç" adlı uzun bir kitapçık yazdı.1909-ben megírta a The Crime of the Congo című hosszú röpiratát, amiben leleplezte a kongóbeli borzalmakat.
6. Öğrenciler bunu işitince, dehşet içinde yüzüstü yere kapandılar.Amikor a tanítványok ezt hallották, arcra borultak, és nagy félelem fogta el őket.
Dehşet Kalesi’nde tutsak.A fenyítő törvényszék a várban van.
Roma Dehşet İçinde, çev. ?In A csíksomlyói róm. kath.
Nancy daha sonra 3 dehşet verici kâbus daha görür.Ezután Adamnek rémálmai lesznek.
Herkes o köpeğin dehşetinden korkar ve kimse o kapıyı geçemez.Mindenki retteg tőle és senki sem mer szembeszállni vele.
Herkes o köpeğin dehşetinden korkar ve kimse o kapıyı geçemez.Kukaan kaupunkilaisista, edes sheriffi, ei uskalla vangita häntä ja kaikki pelkäävät häntä.
Denizciler bu yanıt karşısında dehşete düştüler.Pojat hyppäsivät mereen peläten räjähdystä.
Birim, Japonya'nın adının karıştığı en çarpıcı ve dehşet verici savaş suçlarından sorumludur.Ευθύνεται για κάποια από τα ειδεχθέστερα εγκλήματα πολέμου που διαπράχθηκαν από Ιάπωνες.
Bu olay Fransız ve İngiliz elçilerine dehşet saldı.Αυτό αγανάκτησε τους ευγενείς της Βρετάνης και τον Γάλλο βασιλιά.
İngiltere Başbakanı David Cameron, saldırı ile ilgili yaptığı açıklamada "Dehşete düştüm!" ifadesini kullandı.Storbritanniens statminister David Cameron udtalte, at angrebet var "modbydeligt".
21 Kasım 2003. s. 14. ^ "İkiz dehşet".November 1963, lige før episode to.
Don Ottavio bundan çok dehşete düşmüştür; nişanlısının babasının intikamını almaya and içer.Donna Anna får Don Ottavio til at sværge, at han vil hævne hendes fars død.
Rodriguez filmi Dehşet Gezegeni'nde rol aldı.Han spilte også i Rodriguezs film Planet Terror.
İngiltere Başbakanı David Cameron, saldırı ile ilgili yaptığı açıklamada "Dehşete düştüm!" ifadesini kullandı.Storbritannias statsminister David Cameron uttalte at angrepet var «motbydelig».
1909 yılında Kongo'daki dehşeti yerden yere vurduğu "Kongo'daki Suç" adlı uzun bir kitapçık yazdı.Han skrev «The Crime of the Congo» i 1909, en lang pamflett som fordømte overgrepene i Kongo.
Kazadan kurtulanlar teker teker ilginç ve dehşet verici kazalarda ölür.Nok en gang, blir de overlevende senere drept i forskjellige bisarre ulykker.
Kızdığı zaman dehşeti çok kötü olur.Han er redd for å bli forbannet.
Bir Dehşet Masalı olarak adlandırmak istiyordu.Han beskrev dette som en skremmende opplevelse.
Yatağının yanına yaklaştıklarında, yastığın yanında bir yılan belirince dehşet içinde kaçtılar.Tenk at du våkner opp i sengen ved siden av en berømt fiolinist.
Hiçbir umut kalmadı, halk dehşet içinde, insanlar ne yapacaklarını bilmiyorlar" dedi.Tak seorang pun dapat menjawab; mereka sangat ketakutan dan tidak tahu apa yang harus dilakukan.
Kızdığı zaman dehşeti çok kötü olur.Jika marah jadi sangat menyeramkan.
Gözleri yuvalarından dışarı fırladı ve görünümü beni dehşete düşürdü. ...Ia bisa keluar-masuk dari mata Oni sehingga Oni menjadi takut.
Dehşete kapılan Harun Reşit büyük bir üzüntüyle sordu: "–Behlûl!Maka Atalya mengoyakkan pakaiannya sambil berkata: "Khianat, khianat!"
Teklifin dehşetinden beti benzi atar, artık her şey bitmiştir.Lấy bối cảnh thời cuộc lúc bấy giờ đã định, nhưng loạn thế chưa chấm dứt.
Buna sonradan Dehşet Dengesi dendi.Nhưng mưu kế này sau đó bị Hoàng Dung phát hiện.
Sonuçlar dehşet vericiydi, özellikle saldıran Prusya kuvvetlerinin verdiği kayıplar.Tổn thất sau trận đánh hết sức khủng khiếp, đặc biệt là với các đội quân Phổ tham gia tấn công.
Hiçbir umut kalmadı, halk dehşet içinde, insanlar ne yapacaklarını bilmiyorlar" dedi.「貞やんを(落語界で)知らぬ者はいない。
Kızdığı zaman dehşeti çok kötü olur.怒るとかなり恐ろしい。
Herkes o köpeğin dehşetinden korkar ve kimse o kapıyı geçemez.悲劇を経験した全ての人間はあの日の記憶を消し去ることはできないし、誰も忘れることは出来ない。
Romalılar burada dehşet bir savunma yapmaktadırlar.ローマ軍はこの防御戦を攻撃した。
Roma Dehşet İçinde, çev. ?ローマの夜はフ・シ・ギ 恐るべし!
3 saat o dehşetli yangın hücumuna devam etti.また、この事故により発生した火災の鎮火まで3時間を必要とした。
1959'da Dehşetkaya Şatosu'nu yayımlamaya başladı.1959年当時は、有名なカクテルであった 。
Hiçbir umut kalmadı, halk dehşet içinde, insanlar ne yapacaklarını bilmiyorlar" dedi.玫浮躁有才辩,临漳人士无不诣之。
Teklifin dehşetinden beti benzi atar, artık her şey bitmiştir.欲界的修道所斷惑,至此已經斷盡。
Açıktır ki sevgi yerine korkutma ve dehşete düşürme yolunu yeğliyor."你會比較希望別人原諒你,而不是一味訓斥和懲罰你。
Kızdığı zaman dehşeti çok kötü olur.生氣時很恐怖。
İlgili Sayfalar