dehşet ile cümle
dehşet kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Dehşete kapılan Harun Reşit büyük bir üzüntüyle sordu: "–Behlûl!Por esta razón Jacob tuvo miedo, y dijo: "¡Cuán terrible es este lugar!
Bu rahatsızlığını da şu cümlelerle dile getirir: "Dehşetli bozuluyorum.Esta terminó sus meditaciones diciendo: «Mal andan allá arriba.
Herkes o köpeğin dehşetinden korkar ve kimse o kapıyı geçemez.Pero algo sale terriblemente mal y todo el que entre a la barrera no puede salir.
John'un ölümüyle dehşete düştüm.Ero scioccato per la morte di John.
Bunu kabul eden Paolo kendi kendini lanetlediği için dehşet içinde oradan ayrılır.Paolo, inorridito, è in tal modo costretto a maledire sé stesso.
Kızdığı zaman dehşeti çok kötü olur.Quando si arrabbia è spaventosa.
Çiftin en meşhur vakası Amityville Dehşeti, bazı eleştirmenler tarafından sorgulandı.Il caso più famoso dei Warren, quello della casa di Amityville, è stato oggetto di numerose critiche.
Birim, Japonya'nın adının karıştığı en çarpıcı ve dehşet verici savaş suçlarından sorumludur.L'unità fu responsabile di alcuni dei più gravi crimini di guerra commessi dai militari giapponesi.
Türkiye'deki intihar saldırıları listesi ^ a b c "Canlı bomba dehşeti".Tutte le tartarughe sono elencate nella Tabella I del "Wildlife Act" indiano.
Körleşme, “dehşet”in romanıdır.“Perdono” e “Sensi di colpa” si intrecciano nel romanzo.
Karşılaştığı manzara ise tam anlamıyla dehşet vericidir.Lo scenario che si presenta davanti ai loro occhi è raccapricciante.
Dehşete kapılan Harun Reşit büyük bir üzüntüyle sordu: "–Behlûl!Рядовой Князев (из состава знамённой группы): «Страшно было, когда в само здание проникли.
Sağ uçta, dehşet içinde kollarını kaldırmış bir adam, yukarıdan ve aşağıdan ateşlerle sarılmıştır.На правом краю расположена фигура с поднятыми от ужаса руками, попавшая в ловушку из огня сверху и снизу.
Nancy daha sonra 3 dehşet verici kâbus daha görür.Элли сталкивается с новыми кошмарными видениями.
Kazadan kurtulanlar teker teker ilginç ve dehşet verici kazalarda ölür.Позже спасшиеся люди начинают погибать в странных и нелепых несчастных случаях.
Odada gördükleri onu dehşete düşürür.Картина, которую они видят, приводит их в шок.
Dehşet içindeyim.Я в ужасе.
The Express-Times gazetesine konuşan Lorraine Warren, Amityville Dehşetinin bir kandırmaca olmadığını söyledi.Лоррейн Уоррен заявила репортеру «Экспресс-Таймс», что случай не был мистификацией.
Kızdığı zaman dehşeti çok kötü olur.Когда злится, начинает внушать ужас.
Katliam sırasında orada bulunanlar silahsız halka karşı uygulanan şiddetten dehşete düşmüştür.Все те, кому свобода внушает ужас, вооружаются против нашей конституции.
Michael bunun karşısında dehşete düşer.Это пугает Майклз.
3 saat o dehşetli yangın hücumuna devam etti.Восемь часов шла упорнейшая борьба с огнём.
Dehşete düşer ve Charlie'den yardım ister.Это слышит аллигатор и приходит к Чарли на помощь.
Herkes o köpeğin dehşetinden korkar ve kimse o kapıyı geçemez.Все боятся этого петуха, никто не критикует его скрипучий голос, все его слушают.
Tony, Madonna'ya yakın oldukça dehşete düştü; Madonna, babasıyla yakın olduğu sürece genellikle uyuyamadı.وكانت مادونا تُروع عندما يقترب منها طوني، ولم تكن تسطيع النوم في العام عندما يكون والدها قريباً منها.
Yatağının yanına yaklaştıklarında, yastığın yanında bir yılan belirince dehşet içinde kaçtılar.وعندما اقتربوا من جانب السرير ، ظهر بجانبه ثعبان فعندما راه فر هاربا.
Dehşet içindeyim.علي مهيب.
"Dehşet planını mont bozdu".كان يدخر انتحار فاشلة التنفيذ ".
Bu sendrom, "tıbba meydan okuma" olarak da değerlendirilebilir. ^ "Dehşetin adı 'Munchausen sendromu'".Ménière's disease على قاموس من سمى هذا؟ "Meniere's disease symptoms".
Amityville Dehşeti serisinin ilk filmidir.وهو أول اجزاء سلسلة افلام ريزدنت إيفل.
Dehşete düşer ve Charlie'den yardım ister.Horrorizado, ele convoca Charlie e pede ajuda.
Çiftin en meşhur vakası Amityville Dehşeti, bazı eleştirmenler tarafından sorgulandı.O caso mais famoso dos Warrens, o Horror em Amityville, tem sido questionada pelos críticos.
Kızdığı zaman dehşeti çok kötü olur.É assustador quando irritado.
Amityville Dehşeti serisinin ilk filmidir.É o quarto filme da série The Amityville Horror.
Michael bunun karşısında dehşete düşer.Thomas reage com medo do lugar.
1909 yılında Kongo'daki dehşeti yerden yere vurduğu "Kongo'daki Suç" adlı uzun bir kitapçık yazdı.Em 1909, ele escreveu O Crime do Congo, um grande panfleto no qual ele denunciava os horrores daquele país.
Nancy daha sonra 3 dehşet verici kâbus daha görür.Mais uma vez, Chris sobrevive à mais um pesadelo.
Köylüler, yaşanan kayıp ve ölüm olaylarından dehşete düşmüştür.Porém, os Criadores mostram-se temerosos perante o ocorrido e deixam a Terra.
Bunu kabul eden Paolo kendi kendini lanetlediği için dehşet içinde oradan ayrılır.DJ votou em si mesmo por se achar amaldiçoado.
Herkes o köpeğin dehşetinden korkar ve kimse o kapıyı geçemez.Mas quando ele estiver no modo de diabo, ele é assustadoramente cruel e ninguém pode detê-lo.
Büyük Sfenks'e Arapça verilen isim, Ebu el-Hôl, "Dehşetin Babası" anlamına gelir.O nome arábico da esfinge de Gizé, Abu al-Hôl, traduz como Pai do Terror.
Vatandaşları, yozlaşma ve insan kaçırmalar üzerinde dehşet yaratır.À criatura, se atribuem popularmente alguns raptos e desaparições humanas.
Kazadan kurtulanlar teker teker ilginç ve dehşet verici kazalarda ölür.Os sobreviventes foram morrendo um a um em acidentes ocasionais.
Karşılaştığı manzara ise tam anlamıyla dehşet vericidir.Het gemak waarmee hij het doet is angstaanjagend.
Evde Lila, Bayan Bates'in meyve mahzende yeryüzündeki mumyalanmış cesedi keşfetmek için dehşete düştü.In het huis is Lila geschokt wanneer ze in de kelder het gemummificeerde lijk van mevrouw Bates vindt.
Amityville Dehşeti serisinin ilk filmidir.Het is het tweede deel in de The Amityville Horror-filmserie.
Nancy daha sonra 3 dehşet verici kâbus daha görür.Sam krijgt weer een nachtmerrie die uitkomt.
Leia bu gerçekle dehşete düşmüş görünür.Die angst blijkt terecht te zijn.
Dehşete düşer ve Charlie'den yardım ister.Ma problem z czytaniem i potrzebuje pomocy Charliego.
Marlower, modern bilimin getirdiği yeni sınırların karşısında büyülenmiş ve dehşete düşmüştü.Marlowe był zafascynowany nowymi możliwościami, jakie stwarzała nowoczesna nauka, ale i obawiał się ich.
Sürekli dehşete maruz kalınması durumunda ise kişide fobi gelişebilir.Zamiast przerażenia można poczuć zażenowanie.
İngiltere Başbakanı David Cameron, saldırı ile ilgili yaptığı açıklamada "Dehşete düştüm!" ifadesini kullandı.Brytyjski premier David Cameron napisał, że jest w szoku po zamachach.
Körleşme, “dehşet”in romanıdır.Rozdział „Okropność!
Leia bu gerçekle dehşete düşmüş görünür.Charakteryzator był rozgoryczony tym faktem.
Korunmasız bir kadın için böylesi dehşetli bir dünyada yaşamanın zorluğunu bilen vardır mutlaka.Szybko zdaje sobie sprawę, że w tym piekle ma nikłe szanse na przeżycie.
Bu yasak ilişkisinden Phobos(Korku), Deimos(Dehşet) ve Harmonia(Uyum).De oäkta lederna uppdelas i fibrösa (syndesmoser), kartilaginösa (synkondroser) och förbenade (synostoser).
Karşılaştığı manzara ise tam anlamıyla dehşet vericidir.Den syn som möter honom är fruktansvärd.
Bir Dehşet Masalı olarak adlandırmak istiyordu.Han beskrev den som en konstnärsroman.
Bir tür öcüyü andıran karakoncolos pek dehşetengiz sayılmaz ve zararsız olduğuna inanılır.Tobaksrökning är av många ansett som haram eftersom det är skadligt och luktar illa.
Dehşet Kalesi’nde tutsak, büyük olasılıkla ölü.Mäkinen dog i fånglägret redan samma år i november, troligen avrättad.
İlgili Sayfalar