dehşet ile cümle

dehşet kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
6. Öğrenciler bunu işitince, dehşet içinde yüzüstü yere kapandılar.底下觀眾一聽到此大不敬之臺詞,立刻嚇得掩耳四散。
Bir Dehşet Masalı olarak adlandırmak istiyordu.興趣是看恐怖小說。
Bir dehşetin dev sıçrayışı.暴走的话似乎很可怕。
Geri dönen Roy Batty, Pris'in ölümü karşısında dehşete düşer.指使呂布殺害靈帝,引發三縭紗陷入戰亂的元兇。
Öyle olacak ki, dehşetin sesinden kaçan çukura düşecek, çukurdan çıkan tuzağa yakalanacak.」既而屢戰無功,監軍部將李根請築白石壘,侃從之。
Lizzie'nin kız kardeşinin yanında durması ciddiye alınamayacak kadar dehşet verici bir şekilde komikti."蘇珊的傻大姐性格還鬧出不少笑話。
Hiçbir umut kalmadı, halk dehşet içinde, insanlar ne yapacaklarını bilmiyorlar" dedi.안사고는 무제 때의 인물인 위불해와 같은 인물이라고 주장하였으나, 근거는 알 수 없다.
Kızdığı zaman dehşeti çok kötü olur.하지만 화가 나면 무척 무섭다.
Herkes o köpeğin dehşetinden korkar ve kimse o kapıyı geçemez.당시에 모든 이는 소가의 세력을 두려워하였고 아무도 황위를 계승하려 하지 않았다.
6. Öğrenciler bunu işitince, dehşet içinde yüzüstü yere kapandılar.발매된 뒤, 비평가들은 이 음반을 듣고서는 극찬을 펼쳤다.
Dehşet Kalesi’nde tutsak.창민궁에 소속되었다.
Teklifin dehşetinden beti benzi atar, artık her şey bitmiştir.여러 사정으로 인해 자페는 각본을 완성하지 못했고, 이 프로젝트는 끝이 났다.
Bazı eleştirmenler heykeli dehşet bir şekilde çirkin bulurken diğerleri onu güzel buldular.일부 평론가들은 이 작품이 너무 잔인하고 다른 작품들을 표절했다면서 부정적으로 반응한 반면, 또다른 평론가들은 흥미진진한 모험소설이라고 호평했다.
Bir gece çocuğun annesi olaya tanık olur ve dehşete düşer.그러던 어느 날 성찬의 모친이 자식이 심부름꾼 노릇을 하는 걸 목격한다.
Bregane bunun ölümcül bir zehir olduğunu bildiği için dehşet içinde olur.שרדר חשב כי זהו רעל קטלני.
Korku filmi izleyicilerde korku, dehşet, terör veya tiksinti uyandırmak amacıyla kurgulanan bir film türüdür.סרטי אימה - סרטים אשר תוכנם מכוון לעורר בצופים בו פחד, אימה, בעתה, חרדה, זעזוע או דחיה.
Sauron'un güçleri kararsızlığa, korkuya ve dehşete kapıldı.העין של סאורון הפכה לסמל של דיכוי ופחד.
Birim, Japonya'nın adının karıştığı en çarpıcı ve dehşet verici savaş suçlarından sorumludur.שמו נקשר במעשי הזוועה ובפשעי המלחמה החמורים ביותר שבוצעו.
Arşaguhi, Adana'ya gitti ve gördüğü sahne karşısında dehşete düştü.טאוטיג נסעה לאדאנה, ודיווחה על הזוועות שראתה שם.
Bu olay Fransız ve İngiliz elçilerine dehşet saldı.אלו עוררו גלי עלייה של יהודי צרפת ואנגליה.
Kazadan kurtulanlar teker teker ilginç ve dehşet verici kazalarda ölür.בהתנגשות ביניהם טום נהרג בתאונה משונה ומחרידה.
Korku filmi izleyicilerde korku, dehşet, terör veya tiksinti uyandırmak amacıyla kurgulanan bir film türüdür.Филмите на ужасите са създадени да предизвикват страх, уплах, ужас и отвращение у зрителя.
Herkes o köpeğin dehşetinden korkar ve kimse o kapıyı geçemez.Семейството на покойника е объркано от тази новина и никой не иска да поеме отговорност за момиченцето.
Karşılaştığı manzara ise tam anlamıyla dehşet vericidir.Панорамата, която се разкрива е поразителна.
Anlatıcı bu örnekleri, kendisini dehşete düşüren canlı canlı gömülme fobisine bir dayanak olarak anlatır.Разказвачът споменава тези примери, за да осигури контекст за своята парализираща фобия от погребване жив.
Schindler, kendisi için çalışan birçok Yahudinin öldürülüşü karşısında dehşete düşmüştür.Schindler je bio užasnut brojkom ubijenih Židova koji su radili u njegovoj tvornici.
Aslan o sıralarda Nemea bölgesine dehşet saçmaktaydı.Taj je lav terorizirao područje oko Nemeje.
Doktor dehşet içinde kalmış ve donmuş şekilde görünmektedir.Tijela izgledaju kao da su živa, zamrznuta u pokretu.
"Bir deli gibi çalıştım, bazen dehşet içindeydim" diye yazmıştır.Moš' ić bit glup negdi drugdi? - epizoda "Imao sam nezgodu".
Kızdığı zaman dehşeti çok kötü olur.Njegova ljubomora može biti strašna.
Kızdığı zaman dehşeti çok kötü olur.Stále rozosievanie zla ho omrzelo.
Budist inancında, Tibet'te, Rahu dokuz gezegenin tanrısı ve krodhadevatas'tandır (dehşet uyandıran tanrılar).Pri budistih v Tibetu pa je Rahu planetni bog in gospodar devtih planetov; eden od Krodhadevat.
1959'da Dehşetkaya Şatosu'nu yayımlamaya başladı.Leta 1959 je začel graditi novo župnišče.
Michael bunun karşısında dehşete düşer.Slišati je Thomasa v paniki.
Teklifin dehşetinden beti benzi atar, artık her şey bitmiştir.Rokovo upanje, da bo spet vse po starem, se je izjalovilo.
Bu olay Fransız ve İngiliz elçilerine dehşet saldı.Jose didelė to meto prancūzų ir amerikiečių rašytojų įtaka.
Korku filmi izleyicilerde korku, dehşet, terör veya tiksinti uyandırmak amacıyla kurgulanan bir film türüdür.Õudusfilmi eesmärk on vaatajas tekitada hirmu, kartust, terrorit, õudust, sageli ka jälestust.
2004 Mart ayında, tüm Kosova bölgesinde dehşet verici isyanlar vardı.2004년 3월, 최악의 폭동이 일어났었죠. 코소보 전 지역에서 일어났고
2004 Mart ayında, tüm Kosova bölgesinde dehşet verici isyanlar vardı.2004 márciusában szörnyű felkelések törtek ki, tartományszerte -- ahogy akkor volt --Koszovóban.
2004 Mart ayında, tüm Kosova bölgesinde dehşet verici isyanlar vardı.Em março de 2004, houve motins terríveis em toda a parte, na então província do Kosovo.
2004 Mart ayında, tüm Kosova bölgesinde dehşet verici isyanlar vardı.En mars 2004, il y avait de terribles émeutes dans toute la province -- à l'époque -- du Kosovo.
2004 Mart ayında, tüm Kosova bölgesinde dehşet verici isyanlar vardı.En marzo de 2004, hubo unas protestas terribles por toda la provincia -como se conocía entonces- de Kosovo.
2004 Mart ayında, tüm Kosova bölgesinde dehşet verici isyanlar vardı.Im März 2004 gab es furchtbare Ausschreitungen überall in der Provinz - die er damals war - des Kosovo.
2004 Mart ayında, tüm Kosova bölgesinde dehşet verici isyanlar vardı.In maart 2004, waren er verschrikkelijke rellen in de gehele provincie -- zoals die toen was -- Kosovo.
2004 Mart ayında, tüm Kosova bölgesinde dehşet verici isyanlar vardı.În martie 2004, au avut loc niște revolte groaznice în toată provincia Kosovo.
2004 Mart ayında, tüm Kosova bölgesinde dehşet verici isyanlar vardı.Nel marzo del 2004 c'erano rivolte terribili in tutta la provincia -- così era definita -- del Kosovo.
2004 Mart ayında, tüm Kosova bölgesinde dehşet verici isyanlar vardı.Tháng 3/2004, rất nhiều cuộc nổi loạn diễn ra khắp các tỉnh -- rồi -- lan tới Kosovo.
2004 Mart ayında, tüm Kosova bölgesinde dehşet verici isyanlar vardı.V březnu 2004 propukly příšerné nepokoje všude v provincii - kterou tehdy bylo - Kosovo.
2004 Mart ayında, tüm Kosova bölgesinde dehşet verici isyanlar vardı.W marcu 2004 r. doszło do poważnych zamieszek w całej prowincji, która wtedy była prowincją Kosowa.
2004 Mart ayında, tüm Kosova bölgesinde dehşet verici isyanlar vardı.Το Μάρτιο του 2004, ξέσπασαν ταραχές σε όλη την επαρχία -τότε ήταν επαρχία- του Κοσσυφοπεδίου.
2004 Mart ayında, tüm Kosova bölgesinde dehşet verici isyanlar vardı.В марте 2004 происходили страшные беспорядки по всей провинции - как она тогда называлась - Косово.
2004 Mart ayında, tüm Kosova bölgesinde dehşet verici isyanlar vardı.През март 2004, имаше ужасни бунтове и размирици в цялата провинция - каквото беше тогава - Косово.
2004 Mart ayında, tüm Kosova bölgesinde dehşet verici isyanlar vardı.У березні 2004 величезні повстання поширилися по всій провінції -- як на той час -- Косово.
2004 Mart ayında, tüm Kosova bölgesinde dehşet verici isyanlar vardı.במרץ 2004, היו מהומות נוראיות בכל רוחבו של מחוז - אשר אז היה -- קוסובו
2004 Mart ayında, tüm Kosova bölgesinde dehşet verici isyanlar vardı.في مارس عام 2004 ، حدثت أعمال شغب فظيعة في كل إقليم كوسوفو كما كان يسمى.
2004 Mart ayında, tüm Kosova bölgesinde dehşet verici isyanlar vardı.当時のコソボ自治州全域で暴動が起こりました 暴動によって18人が殺され
Afrika'daki bu dehşet verici rakamları görebilirsiniz.Bạn có thể thấy nhưng con số đáng sợ này từ châu Phi
Afrika'daki bu dehşet verici rakamları görebilirsiniz.Dus we zien verschrikkelijke cijfers uit Afrika.
Afrika'daki bu dehşet verici rakamları görebilirsiniz.Jadi anda bisa melihat angka-angka yang menakutkan ini dari Afrika.
Afrika'daki bu dehşet verici rakamları görebilirsiniz.여기 아프리카의 무서운 숫자들을 보실 수 있습니다.
İlgili Sayfalar