dehşet ile cümle

dehşet kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Ağızlarından çıkan o söz ne dehşetli bir söz!Ama onların iddia ettikleri, sırf yalandan ibaret!How terrible are the words they utter! They speak nothing but lies.
İşte Semûd ve Âd milletleri de o kafalara çarpan kıyamet dehşetini yalan saymışlardı.The Thamud and 'Ad denied the consequential calamity.
O günün dehşetinden gök bile çatlar.The heavens itself will be rent asunder (on that day).
Ama vakti gelip de o kulakları patlatan dehşetli gün geldiği zamanBut when the great calamity comes
Onları sadece, gözlerin dehşetten donup kalacağı güne kadar ertelemektedir.He has only allowed them respite till the Day on which all eyes would stare aghast,
Onlar ki kimse kendilerini görmezken bile Rab'lerini sayarlar ve Saatin dehşetini duyarlar.Who are fearful of their Lord inwardly and dread the Hour.
Gök (bile) onun dehşetinden yarılır. Allah'ın va'di mutlaka yapılmıştır.The heaven will split asunder with its grief; the promise of Allah will surely occur.
Gökyüzü bile onunla (o günün dehşetiyle) yarılacaktır. Allah'ın vadi mutlaka yerine gelir.The heaven will split asunder with its grief; the promise of Allah will surely occur.
O günün dehşetinden gök yarılır. Allah'ın sözü kesinlikle gerçekleşmiştir.The heaven will split asunder with its grief; the promise of Allah will surely occur.
Onlara azabın katmerlisini ver ve dehşetli bir lânetle onları rahmetinden uzaklaştır!”Give them double the punishment of the fire and send upon them a mighty curse!”
O günün dehşetinden gök bile çatlar. Allah'ın vâdi mutlaka gerçekleşir.The heaven will split asunder with its grief; the promise of Allah will surely occur.
Herhalde içlerinde 'dehşet ve yılgınlık uyandırma bakımından' siz, Allah'tan daha çetinsiniz.Surely ye are more awful in their breasts than Allah.
Ve onlar orada (azabın dehşeti içinde hiçbir şey) işitmezler.In it they will not hear.
(Onlar), yüreklerin ve gözlerin (dehşetten) ters döneceği günden korkarlar.They fear a Day when hearts and sights are overturned.
Onları dehşetli bir azaptan kurtardık.We delivered them from a woeful chastisement.
En büyük dehşet dahi onları tasalandırmaz.They will not be affected by the great terror.
O en büyük dehşet (Sûra ikinci üfleyiş) dahi onları tasalandırmaz.They will not be affected by the great terror.
X dehşetX funky
Y dehşetY funky
Ankara Belediye Başkanı Melih Gökçek, "Bu gördüğüm en dehşet verici sahne."This is the most horrific scene I have ever seen.
Bu bina bir dehşet, işkence ve ızdırap sembolüydü," diyor Nihat İslami.This building was a symbol of horror, torture and suffering," said Islami.
Durumu "dehşet verici" olarak nitelendiren Nikoliç, mülteciler hakkında ise "Kötü görünüyorlardı.Describing the situation as "horrendous", Nikolic said of the refugees "They looked bad.
Vatandaşlar da cinayetin kendilerini dehşete düşürdüğünü söylüyorlar.Members of the public say they were appalled by the murder.
Savaşın dehşeti bir çok BH vatandaşını etkilemeye devam ediyorWar horrors still affect many BiH citizens
Dehşetin GözleriCabin Fever (2002 film)
Dehşete kapılmış olan Fiona, ormana doğru kaçar.Terrified, Fiona runs off into the woods.
Emma arseniği yutunca büyük bir dehşet ve pişmanlık duyar.She, however, consumes the arsenic herself, much to his horror and remorse.
Dehşet içinde, Joe Marie'ye bir daha asla birbirlerini göremeyeceklerini söyleyen bir mektup yazar.Horrified, Joe writes Marie a letter saying they can never see each other again.
Ve üzerlerine dehşetli bir yağmur (taş) yağdırdık.And We rained upon them a rain [of stones].
Cthulhu: Büyük, dehşet veya rahip.Cthulhu The Great, Dread or Priest.
Genofobinin belirtileri temelde panik, korku ve dehşet hissidir.The extreme fear can lead to trouble in romantic relationships.
Hardy, Dehşetin Yüzü'nü Wan ve Dauberman'dan yeni bir senaryo ile yönetmek için anlaştı.Hardy had signed on to direct The Nun with a new screenplay from Wan and Dauberman.
The Hallow (2015) Dehşetin Yüzü (2018)The Hallow (2015) The Nun (2018)
Çocuklar dehşetten kaçamadı; şanslı olanlar aileleriyle birlikte öldürüldü...Children did not escape the horror; the lucky ones were killed with their parents...
Daha sonra Jesse, elindeki eldiveni görünce dehşete düşer.Afterwards, Jesse is horrified to see the glove on his hand.
Yaşananlar karşısında dehşete kapılan babası onu evden kovar.His horrified father turned him out of house, so the boy set out to learn how to shudder.
Oy vey (Yidiş: אױ װײ) dehşet veya öfkeyi ifade eden Yidiş bir ifadedir.Oy vey (Yiddish: אױ װײ) is a Yiddish phrase expressing dismay or exasperation.
O dehşet verici.Das ist entsetzlich.
Nancy daha sonra 3 dehşet verici kâbus daha görür.Doch Janet hat weitere Albträume.
Karşılaştığı manzara ise tam anlamıyla dehşet vericidir.Das Material, das er zusammenträgt, ist wahrhaftig erschütternd.
Michael bunun karşısında dehşete düşer.Michael ist entsetzt darüber.
Geri dönen Roy Batty, Pris'in ölümü karşısında dehşete düşer.Robin Hoods Tod, der sehr abrupt inszeniert wirkt, ließ eine Rückkehr Praeds offen.
Bölüm ilerken Donna, Ood'larla empati yapar ve onların köleleştirilmesinden dolayı dehşete düşer.Tout au long de l'épisode, Donna sympathise avec les Oods et est horrifiée par leur condition d'esclaves.
Kızdığı zaman dehşeti çok kötü olur.Elle est effrayante lorsqu'elle se met en colère.
Dehşet içindeyim.Vin d'horreur.
Nancy daha sonra 3 dehşet verici kâbus daha görür.Chez elle, Nancy fait un rapide cauchemar.
Yaşananlar dehşet verici fakat onlar kazanamayacaklar." dedi bir gösterici.Au contraire ils sont vivants, mais vous en êtes inconscients ».
Tablo buraya, savaşın dehşetinin bir hatırlatıcısı olarak yerleştirilmiştir.Le récit se présente comme la relation des souvenirs d'un homme de guerre.
Michael bunun karşısında dehşete düşer.Michael craint le pire.
Dehşet Kalesi’nde tutsak, büyük olasılıkla ölü.Il mourra en prison, probablement assassiné.
Bir dizi cinayetler işlemeye başlayan Esther artık iyice kontrolden çıkmıştır ve dehşet saçmaya başlamıştır.Thor a de nombreuses aventures et commence à devenir fier.
Büyük ekranlardaki ilk rolü ise dehşet verici bir film olan Ghost ile oldu.Il a également fait ses débuts au grand écran dans le film d'horreur Ghost.
Buna sonradan Dehşet Dengesi dendi.La portée de cet arrêt a par la suite été tempérée.
Bu rahatsızlığını da şu cümlelerle dile getirir: "Dehşetli bozuluyorum.Scandalisée, elle aurait alors eu ces mots : « Malheureux !
Marlower, modern bilimin getirdiği yeni sınırların karşısında büyülenmiş ve dehşete düşmüştü.Marlowe se sentía fascinado y aterrado por las nuevas fronteras que la ciencia moderna cruzaba.
Dehşete düşer ve Charlie'den yardım ister.Horrorizado, llama a Charlie para pedirle ayuda.
Kızdığı zaman dehşeti çok kötü olur.Resulta atemorizante cuando se enoja.
Bölüm ilerken Donna, Ood'larla empati yapar ve onların köleleştirilmesinden dolayı dehşete düşer.A lo largo del episodio, Donna va simpatizando con los Ood y horrorizándose por su esclavitud.
Dehşet Kalesi’nde tutsak.Cine de terror en el Castillo.
Amityville Dehşeti serisinin ilk filmidir.Es una precuela de la película The Amityville Horror.
İlgili Sayfalar