dede ile cümle

dede kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Dedesi Cliff Arquette ise komedyendir.Seu avô paterno foi o comediante Cliff Arquette.
İbrahim Peygamber'in babası Azer, dedesi Nahor’un babası SERUĞ’dur.Responderam, e disseram-lhe: Nosso pai é Abraão.
CDF dedektörü 5000 ton ver her 3 eksen de de 12 metre boyundadır.O detector CDF pesa 5000 toneladas e tem cerca de 12 metros em todas as três dimensões.
Özel bir dedektif birimi polisi yönetmesi için sevk edildi.Uma unidade de detetive especial foi trazida para liderar a investigação policial.
Duyarlılık genelde görünür sisteme ve kullanılan dedektörler ile filtrelere bağlıdır.A sensibilidade normalmente depende do sistema óptico, detectores e filtros utilizados.
Dedektif Revi Dana Ivey ....Squeak Dana Ivey ....
Dr. Servet Sami Dedeçay'a saygımla…".Somos gratos ao Dr. Pasinetti ...'
Showtime'nin Dexter dizisinde 2011'den 2012'ye kadar canlandırdığı dedektif Mike Anderson rolüyle bilinir.Ele é conhecido por interpretar Mike Anderson na série da Showtime, Dexter de 2011 até 2012.
Dedesinin yanında yetişti ve Sulari mahlasını kullandı.Ela foi no lugar de seu pai e usou o soro.
Sonsuzun bu tanımı Dedekind sonsuzu olarak bilinir.Essa noção de infinitude é denominada Infinito de Dedekind.
Spektor piyano çalmayı, dedesinin annesine bıraktığı Petrof piyanoda öğrenmiştir.Regina aprendeu a tocar piano praticando em um "Petrof" que sua mãe havia recebido de seu avô.
Abdülmuttalib: Dedesi.Batuirité: o avô de Poti.
Adını dedesi Besim Sahatçiu'nun sevdiği film yıldızı Rita Hayworth'tan aldı.A inspiração para o seu nome veio da estrela do filme favorito do seu avô, Besim Sahatçiu, Rita Hayworth.
"Dünyanın En İyi Paranormal Dedektifi" olarak anılır.Ele se autodenomina o "Pior Detetive do Mundo".
İkincisi ise bu heykeltıraşın, dedesine göre çok daha ünlü olan torunudur.É famoso por ser mais burro que o seu filho.
Dedesininse Japonya'da albümleri vardır.O grupo lançou um álbum no Japão.
Bunun yerine Speer, babası ve dedesinin izlerini takip ederek mimarlık okudu.Speer decidiu então seguir os passos de seu pai e de seu avô, estudando arquitetura.
Simon Pegg ve Nick Frost, Thompson ve Thomson rolünde: Neredeyse birbirinin aynı olan somurtgan dedektifler.Simon Pegg e Nick Frost como Dupond e Dupont, atrapalhados detetives que são quase completamente idênticos.
Fakat hiç biri düşük yoğunluktaki ışınları dedektör ile fark edebilecek düzeyde bir düzeneğe sahip değillerdi.Mal sabem elas que passam longe do detector do radar dele.
Dede korkut dua eder ve hikâye biter.Todos rezam para que a maldição termine.
Bunun üzerine 15 yaşındayken dedesi tarafından evden kovuldu ve evsiz kaldı.Quando fez 15 anos, o avô a expulsou de casa, deixando-a nas ruas.
Yesilyurt haric geri kalanlar Dede Ocagindandir.Saimiri oerstedii citrinellus é uma subespécie de Saimiri oerstedii.
Deprem Dede - Ahmet Mete Işıkara'ya atfedilen bir isim.Fogo – Mistério que a madeira esconde.
Salnikov'un dedesi Yunan tenis oyuncusu Stefanos Tsitsipas'dur.Salnikov é pai ex-tenista profissional Yuliya Salnikova-Tsitsipas, e avô do tenista grego Stefanos Tsitsipas.
Bu duyurunun üzerine dedesi Madan, Venetia'ya 5 paund ödül verdi.Depois de anúncio do nome, Venetia recebeu cinco libras como recompensa.
Dedesi yazar Ernest Hemingway ve kardeşi oyuncu Margaux Hemingway intihar etmiştir.É neta do escritor Ernest Hemingway e irmã da modelo e atriz Margaux Hemingway.
Dede paradoksu, zamanda yolculuk ile ilgili bir paradokstur.Em ficção científica, o paradoxo temporal é um fenômeno derivado das viagens no tempo para o passado.
Anne tarafından dede ve ninesi Roma İmparatoru Augustus ve ikinci karısı Scribonia'dır.Os seus avôs maternos eram o imperador romano Augusto e a sua segunda esposa Escribônia.
Aktör ve film yapımcısı Ron Howard ile aktör Clint Howard'ın babası; aktris Bryce Dallas Howard'ın dedesidir.É filho do ator Rance Howard e irmão do ator Clint Howard, além de pai da atriz Bryce Dallas Howard.
"İttik Dede"."Pondal, Eduardo".
Nineler, dedeler anlatırlarken dinlenenler.Mão Morta, Narradores da Decadência.
Anne tarafından dedesi Savoya Kontu V. Amadeus ve anneannesi onun ikinci karısı olan Brabantlı Maria'dır.Os seus avós maternos eram o conde Amadeu V de Saboia e a sua segunda mulher Maria de Brabante.
Dedelikten elde edilen Hakkullah da Dedelerin hayatlarını sürdürmelerinde ettirmelerinde önemli yer tutmuştur.O grau de honrarias parece corresponder ao posto ocupado pelos mortos durante sua vida.
Dedesi gibi öğretmen olması beklendi.Sonha em ser advogada como a mãe.
Köydeki avcılık kültürü yıllardır deden toruna bir akış halinde sağlanmıştır.Estas foram as palavras do Mãe do Tom para o município caça-feitiço há alguns anos.
Hüseyin Avni Dede şair Durmuş Dede'nin oğludur.Seu sucessor foi o poeta Odilo Costa Filho.
Dedektif John McClane her şeyi görüp geçirdiğini sanmaktadır.O oficial Matt Parkman diz que pode ouvir pensamentos.
Dedektif Chan Wu Jing ....Guarda-costas Chen Ti-Ko ....
Yaşlı adam, dede.Vanaisa- o avô.
Genç Dedektif.Jovem guarda.
Jin annesinin isteği üzerine dedesi Heihachi'ye gider.O avô de Heidi relutantemente deixa-a ir.
Sürekli şakalar yapar ve diğer dedektiflerle dalga geçer.Apesar disso participa nas brincadeiras com os outros e também faz asneiras.
Kavala ve Dedeağaç Bulgaristan’a bırakılacak.As regiões de Orava e Spis são atribuídos à Polónia.
Dedem yaşından dolayı pek iyi duyamıyor.Devido a sua idade, meu avô não ouve muito bem.
"Dedeleri nereliydi?" "İsviçre.""De que nacionalidade era o seu avô?" "Era suíço."
"Dedeleri nereliydi?" "İsviçre.""Qual era a nacionalidade de seus avôs?" "Suíça."
Müminlerin isteklerini ilgili Dedeye, Dedelerin buyruklarını müminlere iletir.Hij zei terug te zullen keren naar de Vader, vanwaar hij de gelovigen zou blijven bijstaan.
Genç Dedektif.Jonge ingenieur.
Ünlü dedektif Sherlock Holmes'un kendinden yedi yaş büyük ağabeyidir.Hij is de zeven jaar oudere broer van Sherlock Holmes.
Dedektif, Ned’den kendisine yardım etmesini ister.Kapitein Stark wil hem graag uit de nood helpen.
Hem dedesi hem de babası İngiliz Ordusu'nda görev yapmıştır.Ook haar grootvader en overgrootvader dienden in het Britse leger.
Dedesi eski Başbakan Diomidis Kiriakos'du.Diomidis was de kleinzoon van de Griekse eerste minister Diomidis Kiriakos.
Stephanie Beatriz: Rosa Diaz zeki ve sert bir dedektifdir.Stephanie Beatriz als Rosa Diaz, een slimme, mysterieuze en hardnekkige rechercheur.
Arkadaşı Dedekind'e bu sonuçtan bahsederken "Je le vois, mais je ne le crois pas!"Over deze ontdekking schreef Cantor aan Dedekind de woorden: "Je le vois, mais je ne le crois pas!"
Alba, erkek kardeşi Joshua ile beraber büyükannesi ve dedesi tarafından büyütüldü.Delgado werd samen met zijn zus Joaquina opgevoed door zijn grootmoeder.
Annesinin dedesi Polonyalı II. August, Güçlü August olarak biliniyordu.Zijn moeder was een kleindochter van koning August II de Sterke van Polen.
Malta Şahini, Dashiell Hammett'ın 1930'da basılmış dedektiflik romanıdır.De Maltezer valk (The Maltese Falcon) is een detectiveroman van Dashiell Hammett uit 1930.
Terry Crews: Dedektif Teğmen Terence "Terry" Jeffords ekip lideridir.Terry Crews als rechercheur Terence "Terry" Jeffords (Jeffries in de eerste 'pilot'-aflevering).
Dedem ve anneannemin anlattığı masal ve öyküler hâlâ kulaklarımda.Over hoe Pap en Mam elkaar leerden kennen bestaan meerdere verhalen.
Seferlere giderken yanlarında daimâ Bektaşî dede ve babaları eşlik ederlerdi.Dit moedigde haar (en haar ouders) aan om door te gaan.

İlgili Sayfalar