dede ile cümle

dede kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Çözülmeye yakın davaları üstlenir ve başarıyı diğer dedektiflerden çalar.Sie erforschen verdrängte und verschüttete Schicksale, und sie begegnen den letzten Zeugen.
Bir dedektif oynanmaktadır.Es wird ein Investor gesucht.
Bütün bunlar olduktan sonra da bütün hikâyesini anlatmak için özel olarak dedektif Norman ile görüşür.Am Ende treffen sie sich immer mit Inspektor Jenks und erzählen die ganze Geschichte mit Auflösung.
Dede Korkut Kitabı'nda geçer.Dicke Eiche im Schönbuch stürzt um.
O yaşlı bir dede ama en az Pepee kadar hareketli bir oyun arkadaşı.Er bekam trotzdem einen Bambi als ältester lebender und noch aktiver Schauspieler.
Dedem 2. Dünya Savaşı sırasında öldürüldü.Mon grand-père fut tué pendant la 2e guerre mondiale.
Dedektif gizemi çözmeyi başardı.Le détective a réussi à élucider le mystère.
Bir şey çalmadığım halde, mağazanın dedektörlü kapısı öttü.Le portique du magasin a sonné alors que j’avais rien volé.
Bunlar LISA gibi dedektörler için kaynaktır.Ce sont des sources pour les détecteurs comme LISA.
Büyük dedesi Gilbert Duprez çok tanınmış bir Opera şarkıcısıydı.Son arrière-grand-père, Gilbert Duprez, était un chanteur d'opéra très connu.
2009 yılı Ağustos ayında Tiffany ABD'ye uçmak ve dedesinin cenazesine katılmak üzere bir filmde yoktu.En août 2009, Tiffany était absente d'un tournage du groupe afin d'assister à l'enterrement de son grand-père.
Polis Merkezi'nde dedektif olarak çalışır.Il travaille au commissariat comme enquêteur.
Çevrede tanınan dedesi Ştefan Caragiali, Bükreş Adliyesi'nde aşçı olarak çalışmaktaydı.Son grand-père, connu sous le nom de Ștefan Caragiali, était cuisinier à la cour de Bucarest.
L (エル, Eru) L dünyanın en iyi dedektifidir."Moi suis le Pire Détective du Monde !"
Yani bizim dedelerimiz ve atalarımız oluyorlardı.Je le dis comme mes ancêtres.
Van Pelt ve Rigsby çifti özel dedektiflik işi sürdürmektedirler.Quant à Van Pelt et Rigsby, ils dirigent une entreprise d'espionnage à leur compte.
Özellikle Dedektif Conan mangasının yazarı olarak tanınır.Il est notamment connu pour être le créateur du manga Détective Conan.
Babasını adı bilinmemektedir ve kendi adını 238'de dedesinden almıştır.On ne connait pas son nom mais il meurt en 83.
Dedem kurşuna dizilmiş.Il est fusillé à Maillat.
Monkey D. Garp (モンキー・D・ガープ) Denizci, yardımcı Amiral, Luffy'nin dedesi.Monkey D. Garp (モンキー・D・ガープ, Monki D. Gapu?) est vice-amiral dans la Marine.
Aynı yılın 3 Eylül'ünde amcası, dedesi, büyükannesi ve kuzeni Pavlik ile beraber küçük kardeşni öldürdü.Le 3 septembre 1932, son grand-père, sa grand-mère et un cousin l'assassinèrent, lui et son petit frère.
Bunlar "Yedi Dedeler" olarak anılmaktadır.Il signifie donc « Forme des Sept ».
Genç Dedektif.Détective privé.
Balta sazı (ya da dede sazı, ruzba), bağlama ailesi içinde yer alan bir bağlama türü.On y place un bœuf et un âne (non présent dans les Évangiles).
Bunun yerine Speer, babası ve dedesinin izlerini takip ederek mimarlık okudu.Speer suivit donc les pas de son père et de son grand-père et étudia l'architecture.
Fakat Dede Efendi'nin başına ilginç hadiseler geliyor.Chez Vince, il se passe des choses étranges.
Başlangıçta Tommy bir dedektif ile masaya oturur.Au début, il s'en occupe seul avec une secrétaire.
Böylece geriye dönüp dedesini öldürmesi de mümkün olmayacaktır.Il ne pourra donc pas y revenir lors du décès de son père.
Kahramanı dedektif Maigret olan polisiye romanlarıyla tanınır.Elle est connue pour sa série de romans policiers ayant pour héroïne la policière Maud Graham.
Terry Crews: Dedektif Teğmen Terence "Terry" Jeffords ekip lideridir.Terry Crews dans le rôle du sergent Terry Jeffords.
Koutarou Amon (亜門 鋼太朗, Amon Kōtarō) Kaneki ile önemli dövüşler gerçekleştiren bir gûl dedektifi.Kotaro Amon (亜門 鋼太朗, Amon Kōtarō?)
Sovyet Sinatrası lakaplı kendi ismini alan şarkıcı Muslim Magomayev'in dedesidir.Dans cet orchestre commence sa voie artistique le chanteur Muslim Magomayev.
Sonra radyo için bir dizi dedektif piyesi senaryosu yazdı, bunlar ortalama kalitenin oldukça üzerindeydi.À cette époque, il écrit une douzaine de pièces pour la radio, qui de fait furent diffusées.
Bakmaca dedenin Osmanlı dönemlerinde orada şehit olmuş bir asker ya da bir din adamı olduğu düşünülmektedir.On apprendra à la fin (XX) que son grand-père était soldat et officier de l’armée sudiste.
Bu isim aynı zamanda dedesinin de ismidir.C'était aussi le prénom de sa grand-mère.
Yaşlı adam, dede.Agar, le grand-père.
Büyük dedesi 18. yüzyılda Wexford'a gelmiş olam bir italyandı.L'arrière-grand-père des enfants Elgee était un italien arrivé à Wexford au XVIIIe siècle.
Dedeler mahallesi adını bu aileden almıştır.Le nom du Tournel lui vient de sa famille.
Sirius Black'in büyük büyük dedesidir.Mort de Sirius Black.
Marie'nin velayetini anneannesi ve dedesi aldı.C'est sa grand-mère qui obtient la tutelle d'Ana et de son frère.
Dedeyi eski evden yenisine götürürler.Le Blanc se retire chez lui à Vieille Case.
Batı Trakya ve Dedeağaç, Bulgaristan'da kaldı.Trop cher, le Malouin reste en Bretagne.
Ocak 1977'de "Sentaktik Paralelizm" (Dede Korkut destanı dilinde) başlıklı doktora üzerine tezini savundu.En Janvier 1977, il a soutenu sa thèse de doctorat « Le parallélisme syntaxique » à Moscou.
Dedektiflik onun damarlarında akmaktadır.Les enquêteurs mettent la main sur son butin.
Polis hız dedektörünü engelleme.Verstappen abandonne sur panne de boîte de vitesses.
Abdülmuttalib: Dedesi.Article détaillé : Patro.
Dizi, dedektif Sam Tyler'ın başından geçenleri konu almaktadır.Huissier de justice, Joe Tyler se voit charger d'une étrange affaire.
Dedesi geçen yıl kanserden öldü.Su abuelo murió de cáncer el año pasado.
Dedemin tekerlekli sandalyesini gördün mü?¿Viste la silla de ruedas del abuelo?
Dedektifler onu takip ettiler.Los detectives le persiguieron.
Tom benim dedem.Tom es mi abuelo.
Dedem 2. Dünya Savaşı sırasında öldürüldü.A mi abuelo lo mataron en la Segunda Guerra Mundial.
Dede 99 yaşına kadar yaşadı.El abuelo vivió hasta tener 99 años.
Ben bir dedektifim.Soy detective.
Çocuklar uzun süredir görmedikleri dedelerini ve anneannelerini gördükleri için mutluydular.Los niños estaban contentos de ver al abuelo y a la abuela que no veían hace tiempo.
Bir özel dedektif ile anlaştı.Ha contratado un detective privado.
Onun dedesi yaşına göre çok sağlıklı.Su abuelo goza de muy buena salud para su edad.
"Dedeleri nereliydi?" "İsviçre."¿Que nacionalidad era su abuelo?" "Suizo."
Şurada bankta oturan yaşlı adam benim dedem.El anciano sentado en aquel banco es mi abuelo.
Çocuk dedesine çekmiş, çok inatçı.El niño ha salido a su abuelo, es muy cabezota.

İlgili Sayfalar