Ölümüne değin Walton-on-Thames'te yaşadı.عاش في والتون-اون-ثيمز حتى وفاته.
Birleşmiş Milletler'in ateşkes çağrılarına rağmen savaş 1988'e değin sürdü.على الرغم من النداءات لوقف إطلاق النار من قبل مجلس الأمن التابع للأمم المتحدة، واصلت القتال حتى 20 أغسطس 1988.
Şehrin geçmişi Tarihöncesi'ne değin iner.تلفزيون المدينة يستعيد بريق الماضي..
1959'dan başlanılarak 1963'e değin Dünya yörüngesine insan gönderinceye kadar sürdürülmüştür.يهدف البرنامج الذي استمر من عام 1959 إلى 1963 إلى وضع الإنسان في مدار حول الأرض.
Eserleri kayıptır ama başkaları onlara değinmiştir.تعوزه المسئولية، لكن لسبب ما الأمم الأخرى تتجاهل ذلك.
Yaratığı konu edinen hiçbir film bu noktaya değinmemiştir.لم يتطابق أي من الحيوانين مع المخلوق في الفيديو.
Bu ısmarlama bilgisine kitabın başında değinilmiştir.لقد نوهت عن ذلك وكما تجد ذلك في مقدمة الكتاب.
Epigenetikler herhangi belirli bir genin aktivitesi düzeyine değinmektedir.ويشير علم التخلق إلى مستوى نشاط أي جين معين.
Bu metinlerin keşfine değin gnostisizm öğretilerine dair çok az bilinmekteydi.الم نكن نعرف سوى القليل عن علم وظائف الأعضاء في ذلك الوقت.
Hikâye zihinsel engellilerin tedavisi gibi farklı etik ve moral temalara değinir.والقصة تمس العديد من الجوانب الأخلاقية المختلفة كعلاج المعاقين ذهنياً.
Sırp-Hırvatça maddesi bu konuya daha ayrıntılı olarak değinmektedir.السجل الأحفوري يضيف شيئا يذكر لهذه القضية.
Bu taktiksel yenilik Osmanlı tarzı savaş biçiminin 18. yüzyıla değin temelini oluşturur.أصبحت هذه الفكرة التكتيكية حجر الأساس في الخطط العثمانية الحربية حتى القرن الثامن عشر.
Simpsonlar sık sık özgöndergesel (kendi kendine değinen) mizaha da başvurmaktadır.The Simpsons também influencia, frequentemente, o humor auto-refêrencial.
Turne ayrıca "Papa Don't Preach" performansı sırasında AIDS gibi sosyal sorunlara değindi.A turnê também abordou causas sociais como a Aids, durante a canção "Papa Don't Preach".
Bu konuya daha sonra değinen Klee, "Üçüncü kışımda resim yapmayı asla öğrenemeyeceğimi fark ettim" dedi.Ele relembrou: “No terceiro inverno, eu até mesmo entendi que eu provavelmente nunca aprenderia a pintar.”.
Akridin terimi ayrıca, C13N üçlü halkasını içeren bileşiklere değinmek için kullanılır.Acridina também é utilizada para descrever compostos que contêm C13N tricíclico.
Kadınlar arası aşka değinen bilinen en eski yazılı kaynaklar Antik Yunan'a dayanmaktadır.As primeiras referências escritas de amor entre mulheres remontam à Grécia Antiga.
Filamentasyon aynı zamanda kendi kendine odaklanan bir yüksek güçlü lazer darbesine değinmektedir.A filamentação também se refere à auto-focalização de um pulso de laser de alta potência.
6 Ekim 1986'dan 12 Temmuz 1989'da değin Svaziland başbakanı olarak görev yapmıştır.De 17 de julho de 1986 a 16 de dezembro de 1994 ocupou o posto de primeiro-ministro de Moçambique.
Bu bağlamda göçler kuramı burada değinilen diğer kuramlarla çelişik durumda değildir.Afinal, não é ilegal bisbilhotar os outros desta forma, é?
Ayrıca Battlefield 2142 ile bilim kurguya da değinilmiştir.Battlefield 2142 faz parte da série Battlefield.
1930'da yayınlanmış olup inanç eksikliği olan kişinin inanç edinmesine değinir.Publicado em 1930, diz respeito ao dilema de alguém que, lhe faltando a fé, a encontra.
Serengil bu kitabında televizyonda çalıştığı döneme hemen hemen hiç değinmez.Janet não é aquela pessoa que você assiste na TV.
Eric Hobsbawm ise ulusun oluşum sürecine değinerek 3 yöntemden bahsetmiştir.Para Eric Hobsbawm, a história social pode ser vista a partir de três ângulos.
1893'e değin kamu görevlisi olarak çalıştı.Serviu como secretário até 1869.
Bugüne değin 12 şiir kitabı yayımlandı.Já publicou 12 livros de poemas .
Dinlerin çoğu Hüddam konusuna değinir.A maioria dos outros heróis não levam à sério as preocupações de Kord.
Bu konulara ilk kez, 1875'te yayımlanan Science and Health (Bilim ve Sağlık) kitabında değindi.A primeira edição do livro Ciência e Saúde foi ao prelo em 1875.
1956'dan 1961'e değin Başkan Juscelino Kubitschek'in yardımcılığında bulundu.Integrou o gabinete civil do Presidente Juscelino Kubitschek de 1956 a 1961.
Bu program dolaylı olarak ahlaki ve etik değerlere de değinir.O show indiretamente lida com os conceitos de moralidade e ética.
1450'ye değin orada kaldı.Aqui ele permaneceu até 1549.
Şarkıdaki sözler ayrıca kameraların ilgisini çekmek ve ün kazanmak gibi konulara da değinir.As letras também retratam o desejo de capturar a atenção da câmera, bem como alcançar a fama.
Keynezyen iktisat politikaları bütün dünyada 1970'li yılların sonlarına değin uygulanmıştır.As ideias de Keynes permaneceram em voga nas políticas econômicas dos países ocidentais até os anos 70.
(Film versiyonunda bu olaya değinilmemiştir.)(A partir daqui é contado o desfecho do filme).
1980'lerin başında emekli oluncaya değin bu görevini sürdürdü.Ele trabalhou até a sua aposentadoria no início dos anos 90.
Biyologlar bu tür faktörlere genelde seçici baskılar olarak değinirler.No entanto, biólogos questionam se este tipo de especiação acontece muito frequentemente.
Bunun nedeni de metnin Zen öğretisinin önemli bir yönü olan "geçiciliğe" değinmesidir.Ele também é o primeiro da classe, sendo o “exemplo” que a professora mostra para a turma.
Üçüncü şarkı "Total Geschlaucht" (Tamamen bitkin) işsizlik ve iş aramaya değinmektedir.A música "Sine Pornô" fala de desemprego.
Tohumdan çiçeklenmeye değin geçen süre 20-28 hafta dolayındadır.Ela precisa crescer por 7 a 8 anos antes de finalmente florescer.
Pettersson birçok kez kendisinin bir sosyal demokrat olduğuna ve Olof Palme'yi beğendiğine değinmiştir.Várias vezes, Pétain reafirmou que ele considerava a si próprio como um aliado e um amigo da Grã-Bretanha.
Ancak, Opiza ve Tbeti gibi tarihsel yapılar günümüze değin korunabilmiş değildi.A idéia de coletar e manipular objetos, entretanto, não é tão recente.
13 Ağustos 1965), 19 Temmuz 1960'tan 9 Kasım 1964'e değin Japonya başbakanı.Ocupou o lugar de primeiro-ministro do Japão de 18 de julho de 1960 a 9 de novembro de 1964.
Cânân'da bu hastalığın üç farklı türüne değinmiştir.É, de facto, a mais rara das três variedades da patologia em causa.
İkinci ve üçüncü defa izlediğimde, kendi kimliğimize değindiğini düşündüm.No primeiro dia da 3º semana, pensei ter escutado algo diferente.
Ayrıca İncil'de de Tekboynuz'lara değinilmektedir.Ook elders in de Bijbel worden de Koesjieten genoemd.
Eserleri kayıptır ama başkaları onlara değinmiştir.Dit terwijl de anderen hem al als verloren beschouwen.
1947'den vefatına değin Diyanet İşleri Başkanı olarak görev yaptı.Onder zijn leiding werkte het bureau echter tot 1944 door als administratiekantoor voor de leden.
Bu durum 2010'da Hollanda Antilleri'nin dağılmasına değin sürmüştür.Tot de opheffing ervan in 2010 was het onderdeel van de Nederlandse Antillen.
Bu noktaya Darwin de değinmiştir.Deze ontdekking zette Darwin aan het denken.
Daha sonra ayrıntılara değindi: Fantezi beni ilgilendirmiyor.In een later nummer omschreef hij dat hij met de term niet het fantasygenre bedoelde.
Birliktelik 1979 yılına değin sürmüştür.Ich związek przetrwał do 1979 roku.
Die Hilfe gazetesini kapatılıncaya değin yönetti (1936).Prowadził je jako redaktor naczelny do zamknięcia gazety w 1963 r.
(Film versiyonunda bu olaya değinilmemiştir.)(Jak gdyby teoria czegoś nie uwzględniała).
Juba olan ilişkisine hiç değinmez.Ma dość swojego dotychczasowego życia.
Merkezi Haberalma Örgütü (CIA) başkanlığına (1976-77) atanmasına değin bu görevde kaldı.Pełnił funkcję dyrektora Centralnej Agencji Wywiadowczej (CIA) w latach 1976–1977.
Şarkıda özellikle uyuşturucu bağımlılığına değinilmektedir.Piosenka nawiązuje do uzależnienia od narkotyków.
17 yaşından ölümüne değin sosyalist politikanın içinde yer aldı.W wieku 17 lat zaangażował się w działalność polityczną w ramach Partii Socjalistycznej.
Kongrede bu duruma da değinilmiştir.Dotyczyło to również prac Kongresu.
Burada Armstrong en az dört modern kavrama değinmektedir.Herb znany w przynajmniej czterech wariantach.
Bu kişinin ilk doğan oğluna değinmektir.Spodziewali się swojego pierwszego dziecka.