Tom, Mary'ye değerli bilgi sağladı.Tom supplied Mary with valuable information.
Sence benim eski gitarım değerli midir?What do you think my old guitar is worth?
O çok değerli bir elmas yüzük çaldı.He stole a very valuable diamond ring.
Bu değerlidir.It is worthwhile.
Hamd küfürden daha değerlidir.Praise is more valuable than blasphemy.
Hiçbir şey aşktan daha değerli değil.Nothing is more valuable than love.
O, şirket için değerli bir şey.She is an asset to the company.
Petrol sizin için insan hayatından daha değerlidir, değil mi?Oil is more precious than human life to you, right?
Bu değerli bir çaba.This is a worthwhile endeavor.
Bu çok değerli.This is very valuable.
Tom Mary'nin odasından hiçbir değerli şey almadı.Tom took nothing of value from Mary's room.
Paranız, altın ya da başka bir değerli emtia ile desteklenmiyor.Your money isn't backed by gold or some other valuable substance.
O son derece değerli bir nedendir.It's an extremely worthwhile cause.
Daha değerli ne olabilir?What could be more worthwhile?
Tom çok değerli bir elmas yüzük çaldı.Tom stole a very valuable diamond ring.
Bu porselenler değerli değil.These porcelains are not valuable.
İçinde çok değerli eşyaların bulunduğu bir sandık getirdi.He brought a chest, in which there were very valuable goods.
Başkalarına iyilik etmek değerli bir harekettir; başkalarını incitmek bir günahtır.To do good to others is a meritorious act; to hurt others is a sin.
Faberge yumurtaları çok değerlidir.Fabergé eggs are very valuable.
Değerli bir ders öğrendiniz gibi görünüyor.It sounds like you learned a valuable lesson.
Değerli öğeleri araçta bırakmayın.Do not leave valuable items in the vehicle.
Değerli zaman kayboldu.Valuable time has been lost.
Değerli eşyaları bir arabada bırakmayın.Don't leave valuable items in a car.
Değerli eşyaları arabada bırakmayın.Don't leave valuable items in the car.
Arabanda değerli eşyalar bırakma.Don't leave valuables in your car.
Arabanızda değerli eşya bırakmayın.Don't leave valuables in your car.
Aracınızda değerli eşyalarınızı bırakmayın.Don't leave valuables in your vehicle.
Değerli eşyalarını aracında bırakma.Don't leave valuables in your vehicle.
Değerli eşyalarınızı aracınızda bırakmayınız.Don't leave valuables in your vehicle.
Değerli eşyalarınızı aracınızda bırakmayın.Don't leave valuables in your vehicle.
Bazen cesaret dikkatten daha değerlidir.Sometimes courage is more valuable than caution.
Kütüphaneler bizim en değerli kaynaklarımızdan biridir.Libraries are one of our most valuable resources.
Sağlık zenginlikten daha değerlidir.Health is more valuable than wealth.
Sağlık, zenginlikten daha değerlidir.Health is worth more than wealth.
Aşk altından daha değerlidir.Love is more precious than gold.
Para dünyada her şeyden daha değerlidir!Money is worth more than everything else in the world!
O çok değerli.That's worth a lot.
Tom değerli bir ders öğrendi.Tom has learned a valuable lesson.
Özgürlük değerlidir.Freedom is precious.
Tom'un çok sayıda değerli pulları var.Tom has many valuable stamps.
Tom'un bir sürü değerli kitapları var.Tom has a lot of valuable books.
Onun çalışması da değerlidir.Her work is also valuable.
Onların desteği çok değerli.Their support has been invaluable.
Değerli bir şey öğreniyorum.I'm learning something of value.
Sadece Tom'un değerli eşyaları alındı.Only Tom's valuables were taken.
Tom bizim için değerli.Tom is precious to us.
Yakında değerli bir paket alacaksınız.Soon you are going to receive a valuable packet.
Arkadaşlık, dünyadaki en değerli şeydir.A friendship is the most valuable thing in the world.
O ametist broş, Marilla'nın en değerli varlığıydı.That amethyst brooch was Marilla's most treasured possession.
Fadıl geride bıraktığı değerli bir şeyi almak için geri döndü.Fadil went back to pick up something valuable he left behind.
Anne ve çocuk arasındaki değerli bağları yok edemezsiniz.You can't destroy the precious bond between mother and child.
Şükran günü, değerli bir aile zamanıdır.Thanksgiving is a precious family time.
Fadıl tüm değerli eşyalar için Leyla'nın cesedini aradı.Fadil searched Layla's body for all the valuables.
Bu kol saati çok değerlidir.This wristwatch is very valuable.
Su burada yağdan daha değerlidir.Water is more precious than oil here.
Tom değerli eşyalarını yatak odasında tuttuTom kept his valuables in his bedroom.
Ortak değerlikli bağ nedir?What is a covalent bond?
Bu elmas ne kadar değerlidir?How much is this diamond worth?
Diller değerli bir bilimsel veri kaynağıdır.Languages are a source of valuable scientific data.
Diller, bilimsel araştırma için değerli konulardır.Languages are valuable subjects for scientific research.