Tom değerli bir şey buldu.Tom has found something valuable.
O tek başına geziyi değerli yaptı.That alone made the trip worthwhile.
Bütün, parçalardan daha değerlidir.The whole is worth more than the parts.
Değerli kardeşlerim!Dear brothers and sisters!
Zamanının değerli olduğunu biliyorum ama sadece bir soru sorabilir miyim?I know your time is valuable, but could I ask you just one question?
Bugün değerli bir ders öğrendim.I learned a valuable lesson today.
Değerli bir ders öğrendim.I learned a valuable lesson.
Sen değerlisin.You are worthy.
Mary benim için çok değerli.Mary is very dear to me.
Onun tavsiyesini almak değerlidir.It's worthwhile to take his advice.
Bu kitaplar bizim için çok değerli.These books are very precious to us.
Zaman, dünyadaki en değerli şeydir.Time is the most precious thing in the world.
Bir öpücük yaşamın en değerli armağanlarından biridir.A kiss is one of life's most precious gifts.
Özgürlük gümüş ve altından daha değerlidir.Freedom weighs more than silver and gold.
Her dil konuşanları için eşit ölçüde değerli ve kıymetlidir.Every language is equally precious and valuable to its speakers.
Teşvik edici kelimelerin benim için çok değerli.Your encouraging words are very valuable to me.
Teşvik edici kelimeleriniz benim için çok değerli.Your encouraging words are very valuable to me.
Sen hiçbir şeyden daha az değerlisin.You're worth less than nothing.
Madenci değerli bir altın cebi keşfetti.The miner discovered a valuable pocket of gold.
Ne böylesine değerliydi?What was so valuable?
Bunun ne kadar değerli olduğunu düşünüyorsun?How much do you think this is worth?
Birçok yönden zaman paradan daha değerlidir.In many ways time is more valuable than money.
Bu gece değerli bir ders öğrendim.I learned a valuable lesson tonight.
Değerli çok az zamanımız var.We have precious little time.
Değerli zamanımızı boşa harcıyoruz.We're wasting precious time.
En değerli varlığın nedir?What's your most prized possession?
Değerli zamanı boşa harcıyorsun.You're wasting precious time.
Tom değerli bir müşteri.Tom is a valuable client.
Burada değerli zamanı boşa harcıyoruz.We're wasting valuable time here.
Uyumlu çalışma son derece değerlidir.Coordination is extremely valuable.
O, kızı için değerli bir mücevher satın almak istiyor.He wishes to buy a valuable jewel for his daughter.
Onun değerli bir şey olduğunu düşünüyor musun?Do you think it's worth something?
Bunun değerli bir şey olduğunu düşünüyor musun?Do you think this is worth something?
Onur sahip olduğumuz en değerli şey.Honor is the most precious thing we possess.
Çalışanlarımız bizim en değerli varlıklarımızdır.Our employees are our most valuable assets.
Yaşamımın en değerli deneyimlerinden biriydi.It was one of the most rewarding experiences of my life.
Saray farelerle dolu olduğunda topal bir kedi, hızlı bir attan daha değerlidir.A lame cat is more valued than a fast horse when the palace is full of mice.
Tom benim değerli bir arkadaşım.Tom is a dear friend of mine.
Mary çok değerli bir yüzük takıyor.Mary is wearing a very valuable ring.
Tom birkaç çok değerli tablolara sahip.Tom owns a few very valuable paintings.
Tom çok değerli bir keşif yaptı.Tom has made a very valuable discovery.
Yanlış hesap nedeniyle onlar değerli bir zaman kaybettiler.Due to the miscalculation, they lost valuable time.
Zaman değerlidir.Time is precious.
Tom'un zamanı çok değerlidir.Tom's time is very valuable.
Sen benim için değerlisin.You're precious to me.
Sen benim için değerli bir varlıksın.You're a valuable asset to me.
Değerli zaman kaybediyorsunuz.You're losing precious time.
Ben ölmek için değerli değilim.I'm not worth dying for.
Değerli bir öğrenci olabileceğimi umuyorum.I hope I can be a worthy student.
Tom değerli bir rakip.Tom is a worthy opponent.
Tom takımımızdaki en değerli oyuncu.Tom is the most valuable player on our team.
Değerli bir ders öğrendiğini düşünüyorum.I think you've learned a valuable lesson.
Tom'un değerli eşyalarını nereye sakladığını bilen tek kişi benim.I'm the only one who knows where Tom hid his valuables.
Tom o tablonun o kadar değerli olduğunu fark etmeyebilir.Tom might not realize how valuable that painting is.
Bazı durumlarda, zümrütler elmaslardan daha değerli olabilir.In some cases, emeralds can be worth more than diamonds.
Yakutlar dünyanın en güzel değerli taşlarından biridir.Rubies are one of most beautiful gems in the world.
O gerçekten çok değerli mi?Is it really so valuable?
Biz değerli zaman kaybettik.We've lost valuable time.
Takımınızın değerli bir üyesi olabileceğimi umuyorum.I hope I can be a valuable member of your team.
Tom değerli bir taş çaldı ve onu rehin bıraktı.Tom stole a precious stone and pawned it.