Değerli olmak önemli.Iets waarderen.
Bulunan yeni ülkelerden Avrupa’ya değerli madenler getirilmiştir.Economisch waardeloos geworden mijnterreinen kregen nieuwe bestemmingen.
Shaquille O'neal finallerin en değerli oyuncusu seçildi.Shaquille O'Neal wordt na afloop uitgeroepen tot meest waardevolle speler (MVP) van het toernooi.
Genellikle nakit ve diğer değerli eşyaların saklanması için bir çekmeceye bağlanır.Achter een loket bevinden zich vaak grote hoeveelheden geld en andere documenten.
Pırlanta ve değerli taşların seçimi için de aynısı geçerlidir.Dat geldt eveneens voor het selecteren van de diamanten en edelstenen.
Kurogane için en değerli şeyi kılıcı Ginryū, Fay için de büyüsünün kontrolünü sağlayan sırtındaki dövmedir.Kurogane levert zijn zwaard Ginryu in, Fye zijn tatoeage op zijn rug, wat hem helpt bij zijn magie.
Bu model, değerli taşlarla kaplı altınla işlenmiştir.Het model is met edelstenen in goud gezet.
Karanlık güçlerden önce değerli hazineyi bulmak için hazırlar.Het telium wordt net voor het afsterven van de waardplant gevormd.
Değerli, faydalı ya da güzel şeyler vardı.Daar speelt zich alles af, gruwelijke en mooie dingen.
Babasından ve başka değerli hocalardan ders aldı.Men leerde het vak van bijvoorbeeld hun vader of andere schoolmeesters.
Değerli çantasını Elettra'ya emanet ediyor ve kaçıyor.Hij pakt zijn koffertje en loopt weg.
Size dürüst olmak gerekirse bence yaptığı albüm, hakkında konuşulacak kadar değerlidir.Ter promotie van het album werd het nummer More Than You Deserve als videoclip uitgebracht.
Ancak Vitellius böyle değerli bir adamın kurban edilmesine karşı çıktı.Caesar is echter geschokt door deze brute dood van een waardige tegenstander.
Bu gelişme sürecinde katkıda bulunmuş birçok değerli iktisatçı vardır.Aan die ontwikkeling hebben verscheidene uurwerkmakers bijgedragen.
2007-Dünya Kupası-En değerli oyuncu.Iraakse Speler van het Jaar 2007.
Antika halılar özellikle değerlidir.Antieke vloerkleden zijn bijzonder waardevol.
Finallerin en değerli oyuncusu Fransız oyun kurucu Tony Parker olmuştur.MVP finałów tym razem został francuski rozgrywający, Tony Parker.
Bu performansıyla finalin En Değerli Oyuncusu (MVP)'si seçildi.Został uznany za najbardziej wartościowego gracza (MVP) finału.
Değerli oğullarınızdan, kızlarınızdan çok daha iyi bakarsınız (diye).Być może, będziecie szczęśliwi! (24:31) O synowie Adama!
Her yıl üç tane En Değerli Oyuncu Ödülü dağıtılır.Co miesiąc najlepsi gracze są nagradzani.
MSRE, değerli uzun vadeli bir işletme deneyimi sağlamıştır.Reaktor MSRE dostarczył jednak cennej wiedzy z długiego okresu eksploatacji.
Değerli metaller ve bronzlar, anıtlardan ve hatta Ayasofya'dan bile söküldü.Cenne metale i brąz zostały zabrane z posągów, a nawet ze świątyni Hagia Sophia.
Yaratıcılık, yeni ve bir şekilde değerli bir şey oluşturma olgusudur.Istotą twórczości jest tworzenie nowych i wartościowych rzeczy z perspektywy twórcy.
Savaş alanındaki kahve tüketimi askerlerin kafein depolamasına yardımcı olmak adına değerli sayılmaktaydı.Spożycie kawy na polu bitwy było ważne, gdyż dawała ona żołnierzom zastrzyk kofeiny.
Buna sinirlenen Zayn, Eva Marie'den daha değerli olduğunu söyledi ve Strowman ile rövanş maçı istedi.Zayn stwierdził, że jest więcej wart od Marie i ponownie nakazał rewanżu ze Strowmanem.
Pozitif değerli bir NPS (sıfırdan yüksek) iyi iken 50’den yüksek olan bir NPS ise mükemmel değerdedir.Wartości dodatnie NPS uznawane są za wynik dobry a wartości powyżej 50 za doskonały.
"Güç en değerli mülktür.Odrębna własność jest najpełniejszym prawem do nieruchomości.
Bu gün çok değerli bir şey buldum.Z dzisiejszego punktu widzenia to cenna dokumentacja.
Çok değerli kayıtlar ve belgeler bu hazinelerde saklanırdı.Najcenniejsze dzieła oraz relikwie strzeżone są w skarbcu.
NBA En Değerli Oyuncu Ödülü (Most Valuable Player, kısaca MVP), NBA'de oyunculara verilen bir ödül.NBA Most Valuable Player Award (Nagroda MVP NBA) – nagroda dla najwartościowszego gracza w lidze NBA.
Bu bitkinin çiçekleri çok miktarda balözü salgıladığından arılar için çok değerlidirler.Podczas kwitnienia są odwiedzane przez ogromne ilości pszczół.
Güncel olarak dört değerlikli bir aşı bulunmaktadır.Bu aşı tüm dört aşının birleşimi olarak mevcuttur.Obecnie istnieje szczepionka poliwalentna łącząca wszystkie cztery szczepionki.
Değerli olmak önemli.Powinna to być rzecz wartościowa.
Dünyanın en değerli dokuzuncu para birimidir.Był dziewiątym najbogatszym na świecie.
Seçim sistemine göre toplumdaki bazı sınıfların oyları diğerlerine göre daha değerliydi.Gra odzwierciedla fakt, że siły zbrojne niektórych państw były bardziej zaawansowane niż innych.
Birçok değerli kumandan ve akıncı beyi öldü.Wielu dowódców i powstańców zginęło.
Değerli, faydalı ya da güzel şeyler vardı.Działy się tam szalone ale i piękne rzeczy.
Yağmalanmasa da, "çok değerli ve sanatsal varlıkları"'nı kaybetti.Stolica „cierpiała” też na nadmiar bogactw i zasobów.
Cleveland Cavaliers takımının oyun kurucusu Kyrie Irving maçın en değerli oyunucusu seçildi.Najbardziej wartościowym graczem meczu wybrany został Kyrie Irving z Cleveland Cavaliers.
Hurda türevleri olarak en yüksek değerli olanlar metal türevleridir.Miedź zalicza się do najszlachetniejszych metali.
Ayrıca turnuvanın en değerli sporcusu seçilmiştir.Ponadto został wybrany najbardziej wartościowym zawodnikiem turnieju.
Bunlardan başka Azerbaycan coğrafyasından derlenmiş değerli etnografik malzemer de bulunur.Występują tutaj również charakterystyczne elementy etnograficzne.
Kupa ası tarot kartı çok değerlidir.Nagle okazuje się, że karta bejsbolowa jest warta majątek.
Pullar beş değerli olarak basıldı(5, 10, 25, 50 ve 100 mon).Przyrządy celownicze przerzutowe (25, 50, 100 i 200m).
Piero, değerli kitapların koleksiyonunu yapmıştır.Pitcairne był wielkim kolekcjonerem książek.
Bunlar içinde siyah havyar en değerlisidir.W kaplicy mieszczą się najcenniejsze pamiątki Czarnkowa.
Eğer elektron alan yani indirgenen element serbest (nötr) halde ise, eksi değerlikli olur.Ładunek elektronu, taki sam co do wartości bezwzględnej, jest ujemny.
Hiçbir şampiyonluk insan hayatından daha değerli değildir.Nic nie jest ważniejsze od zdrowia.
Daha değerli olanları ise gümüşten yapılırdı.Większość monet było wykonywanych ze srebra.
Adada değerli fosfat yatakları vardır.Na wyspach występują złoża fosforanów.
Kendilerine bir bağışlanma ve değerli bir rızık vardır.''Ty en tjänst som utförts på så sätt är god, glad och välbehaglig för Herren".
Kendisine değerli hizmetlerinden dolayı teşekkür eder, başarılar dileriz."Vi skulle ha velat behålla honom, men önskar honom lycka till."
Bu gemilerin keşfi Red Bay'i Amerika'daki en değerli su altı arkeolojik alanlarından biri haline getirmiştir.Upptäckten av dessa fartyg gör Red Bay till en av de främsta undervattensarkeologiska platserna i Amerika.
Jadeit nefritten daha nadirdir ve daha değerlidir.Jadeit är mycket mer färgrik och kostbar jade.
Bu hayvanlar bir zamanlar çok değerli avlardı.Djurskinn var på den tiden värdefulla.
Salonlar çok değerli tarihi eşyaları içerir.Rullorna utgör ett mycket värdefullt historiskt material.
Saraydan geriye kalan değerli her şey savaş ganimeti olarak alındı.Resterna av slottet lämnades som en ruin.
Düşük pH değerli maddeler asit olarak ve yüksek değerliler alkali olarak adlandırılır.Lösningar med låga pH-värden är sura och kallas syror, och de med höga kallas basiska.
Arkeolojik kazılarda, kurban edilen çocukların 100'den fazla değerli süslemeyle gömüldükleri tespit edildi.I över hälften av gravarna har arkeologer hittat ben efter barn.
Değerli olmak önemli.Andlighet är värdefullt.