Ana içeriğe geç
Sözlük

değer ile cümle

değer kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
O kamera Tom'un en değerli varlığı.That camera is Tom's most prized possession.
Onun hayal edebileceğinden daha değerli bir yüzüğü var.She has a ring worth more than she can imagine.
İnsan değerini tanıyan kişinin uğruna ölür.Man dies for the sake of the one who recognizes his worth.
Tom değerli eşyalarını bir kasaya koydu.Tom put his valuables in a safe.
Tom tasarrufun değerini anlamıyor.Tom doesn't understand the value of saving.
Onun icadı kayda değer.His invention deserves attention.
Benim için diğerlerinden daha değerli olan bazı arkadaşlar var.There are some friends who are dearer to me than others.
Onlar para için değer sağlarlar.They provide value for money.
Bu başkalarını kendinden daha iyi değer veren sevgidir.This is the love that esteems others better than oneself.
Bugün TV'de izlemeye değer hiçbir şey yok.There's nothing worth watching on TV today.
O, hayran olmaya değer bir kadın.She is a woman worthy of admiration.
O takdire değer bir kadın.She is an admirable woman.
At da değerliydi.The horse was also valuable.
Biri madenlerde değerli mineraller bulur.One finds valuable minerals in mines.
Her şey çok değerli.Everything is so precious.
Hisse senedi değerleri çabucak düştü.Stock prices fell quickly.
Bu düşünmeye değer tek alternatif.This is the only alternative worth considering.
Gerçek bir arkadaşlık paradan daha değerlidir.A true friendship is more valuable than money.
Yapmaya değer bir şey iyi yapmaya değer.Anything worth doing is worth doing well.
O yer en az bir kez ziyaret etmeye değer.That place is worth visiting at least once.
İyi sözler çok değerlidir , ama neredeyse hiçbir maliyeti yoktur.Good words are worth a lot, but cost almost nothing.
Sağlık değerli bir hazinedir, kıymeti sadece hasta olunca bilinir.Health is a treasure, the value of which is known only to the sick.
Bir kişi paradan daha değerlidir.A person is worth more than money.
Bir bakışın binlerce kelimeden daha fazla değerli olduğunu söylüyorlar.They say that one look is worth more than thousand words.
Araştırma çok enerji gerektirir ama bu, çabaya değer.Research requires a lot of energy, but it's worth the effort.
Ya konuşmayı kes ya da duymaya değer bir şey söyle.Either stop talking or say something worth hearing.
İşini değerlendirirken, onun deneyim eksikliğini de hesaba katmalıyız.In judging his work, we must take his lack of experience into account.
Çekicilikle insanları değerlendirme düşüncesi benim için adil görünmüyor.The thought of rating people by attractiveness does not seem fair to me.
Bir ağacı meyveleri ile değerlendirmelisin.You should judge a tree by its fruits.
Müşterilerimize değer veriyoruz.We value our customers.
Mary yaşamaya değer bir hayat sürmek istiyor.Mary wants to lead a life worth living.
Tom'a Mary'nin fikrine ne kadar değer verdiğimi söyledim.I told Tom how much I valued Mary's opinion.
O değersiz görünüyor.It seems worthless.
Çok fazla insan değerli vaktini boşa harcar.So many people spend their valuable time in vain.
Seni yanlış değerlendirmişim.I have misjudged you.
Her kuruşuna değer.It's worth every penny.
Onun evi 6.000.000 dolar değerindeydi.His house was valued at $6 million.
Para değerlendirildi.The money has been put to good use.
Üniversite ona değer mi?Is college worth it?
Yatırımcılar, gerçek değer yaratma ile hüsnükuruntuyu ayırt etmeliler.Investors must distinguish between genuine value creation and wishful thinking.
Euler'in kişiliği gerçekten dikkate değer.Euler's identity really is remarkable.
İyi bir eğitimin değeri parayla ölçülemez.The value of a good education cannot be measured in money.
Onun önerisi değersizdi.His proposal was worthless.
O birçok değerli eserlere sahip.She owns many valuable works.
O çok değerli tablolara sahip.He owns many valuable paintings.
O çok değerli bir kol saatine sahip.He owns a very valuable wristwatch.
O, antika değerlendirme konusunda deneyimlidir.He is experienced in valuing antiques.
O değersizdir.He is worthless.
Bu makine değersiz.This machine is worthless.
İki dil bilen bir insan iki insana değer.A man who knows two languages is worth two men.
Buna değer olduğunu umuyorum.I hope it was worth it.
Bir sürü eski kitabım var. Onlardan birkaç tanesi oldukça değerlidir.I have a lot of old books. A couple of them are quite valuable.
O değersiz bir hurda.It's worthless junk.
Böyle değerli bir saati satın almak için yeterli paran var mı?Do you really have enough money to buy such a valuable watch?
Beklemeye değerdi.It was worth the wait.
O denemeye değerdi.It was worth a try.
Ona değerdi.It was worth it.
Bu tablonun değerini belirlemek isterim.I'd like to determine the value of this painting.
Tom'un senin için değerli olacağını düşündüm.I thought Tom would be valuable to you.
Tayvan doları değer kazandı ve Tayvan ihracatının düşmesine neden oldu.The Taiwanese dollar appreciated, causing Taiwanese exports to slump.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod