Ana içeriğe geç
Sözlük

değer ile cümle

değer kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Paramızı değerlendirmek istiyoruz.We want to put our money to good use.
Küçük evimizi en iyi şekilde değerlendirmek zorunda kaldık.We had to make the best of our small house.
Hastayken sağlığın değerini farkediyoruz.We know the value of good health when we are sick.
Çocuklarım benim için çok değerlidir.My children are very precious to me.
O benim için çok değerli.She is dear to me.
Arkadaşlığına çok değer veriyorum.I value your friendship very much.
Senin dostluğuna herhangi bir şeyden daha çok değer veriyorum.I value your friendship more than anything.
İnsanları çabucak değerlendirmede iyi değilim.I am not very good at sizing people up quickly.
Ben onun tavsiyesini değerli olarak görüyorum.I regard his advice as valuable.
Biz Yokohama'nın görülmeye değer yerlerini gezdik.We did the sights of Yokohama.
Çevreye çok değer vermeliyiz.We should place much value on the environment.
Hangisi daha değerlidir, para mı yoksa zaman mı ?Which is more valuable, time or money?
Zamanınızı en iyi şekilde değerlendirmelisiniz.You must make the most of your time.
Zaman başka herhangi bir şeyden daha değerlidir.Time is more precious than anything else.
Zaman her şeyden daha değerlidir.Time is more precious than anything else.
Zaman başka her şeyden daha değerlidir.Time is more precious than anything else.
Zaman en değerli şeydir.Time is the most precious thing.
Zaman hepsinin en değerlisidir.Time is the most precious thing of all.
Hiçbir şey zaman kadar değerli değildir.Nothing is so precious as time.
Genellikle hiçbir şeyin zamandan daha değerli olmadığın söylenilir.It is often said that nothing is more precious than time.
Yaptığın işten keyif alıyorsan, paradan daha değerli bir şeyin vardır.If you enjoy the work you do, you have something worth more than money.
Gençken vaktinizi çoğunu en iyi şekilde değerlendirmelisiniz.You should make the most of your time while you are young.
Kitaplar o kadar değerliydi ki onlara büyük bir titizlikle bakıldı.So valuable were books that the greatest care was taken of them.
Kadının sezgisi açıkça değerli bir özelliktir.Woman's intuition is clearly a valuable trait.
Buna gerçekten değer veriyorum.I really appreciate it.
Yeni müze ziyaret etmeye değer.The new museum is worth visiting.
Gazeteciye göre, bu, hayatı zaman harcamaya değer yapar.According to the newspaperman, it makes life worthwhile, doesn't it?
Bir kişinin kazanabileceği en değerli beceri, kendini düşünebilme yeteneğidir.The most valuable skill one can acquire is the ability to think for oneself.
Bir insanın değeri onun sosyal konumundan daha çok onun karakteriyle değerlendirilmelidir.A man's worth should be judged by his character rather than by his social position.
Bir insanın değeri, onun neye sahip olduğuna değil, ne olduğuna bağlıdır.A man's worth lies in what he is, not in what he has.
Bir insan her şeyden önce görünümü ile değerlendirilecektir.One will be judged by one's appearance first of all.
Bir insan her şeyden önce konuşması ile değerlendirilir.One is judged by one's speech first of all.
İnsanları dış görünüşlerine göre değerlendirmemelisiniz.You should not judge people by their appearance.
İnsanları mutlu eden şeyin ne olduğunu düşünmeye değer.It is worthwhile considering what it is that makes people happy.
Kuyu kuruyuncaya kadar asla suyun değerini bilmeyiz.We never know the worth of water till the well is dry.
Su da hava kadar değerlidir.Water is as precious as air.
Lütfen değerli şeyleri burada bırakmayın.Please don't leave valuable things here.
Ona değer vereceğim.I'll treasure it.
Tohoku bölgesi seyahat etmeye değer.The Tohoku district is worth traveling to.
O zamanlar, şeker tuzdan daha az değerliydi.In those days, sugar was less valuable than salt.
Hayvanlarla ilgilenmek değerli bir deneyimdir.Taking care of animals is a valuable experience.
Nara hayatında en az bir kez ziyaret etmeye değer eski bir şehirdir.Nara is an old city worth visiting at least once in your life.
O, onun tavsiyesinin değerini anlayamadı.He could not comprehend the value of her advice.
Onun yeteneğini değerlendirmek zordur.It's difficult to evaluate his ability.
İngilizcede kayda değer bir gelişme yaptı.He made remarkable progress in English.
İngilizcede dikkate değer bir ilerleme kaydetti.He has made remarkable progress in English.
Onun konuşması dinlemeye değer.His speech is worth listening to.
Onun gösterisi övgüye değerdi.His performance was worthy of praise.
Onun alçakgönüllülüğü saygı duymaya değer..His modesty is worth respecting.
Onun keşfinin değeri onun ölümünün sonrasına kadar fark edilmedi.The value of his discovery was not realized until after his death.
Onun en son romanı okumaya değer.His latest novel is well worth reading.
Onun davranışı övgüye değer.His behavior is worthy of praise.
Onun yeni romanı okumaya değer.His new novel is worth reading.
Onun yeni filmi görülmeye değer.His new film is worth seeing.
Onun yeni filmi izlenmeye değer.His new film is worth seeing.
Onun dürüstlüğü büyük bir övgüye değer.His honesty is worthy of great praise.
Onun önerisi düşünmeye değer.His suggestion is worth considering.
Bence önerisi düşünmeye değer.I think his suggestion is worth considering.
Cesareti, övgüye değer.His bravery is worthy of praise.
Onun hikayesi dinlemeye değer.His story is well worth listening to.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod