Seri Amerikan oyuncak franchise Littlest Pet Shop dayanmaktadır.Die Serie basiert dabei auf den Spielzeugen der Littlest-Pet-Shop-Reihe.
Yüreğim fazla dayanmaz, biliyorum.Sie hat mich für immer, ich weiß das.
Araç büyük oranda Triumph Herald'a dayanmakta olup kısaltılmıştır.Es gibt Berichte, wonach die vordere Radaufhängung vom Triumph Herald übernommen wurde.
Sözcük olarak kökeni Almanca Kulturgeschichte kavramına dayanmaktadır."Politik ist der Kampf um Begriffe" Deutschlandfunk Kulturfragen.
Tarihi 550 yıla dayanmaktadır.Es ist vermutlich schon 550 Jahre alt.
Temelde gümrük konusunda verilen ayrıcalıklara dayanmaktadır.Hintergrund war die Verleihung eines Zollprivilegs.
Köyün kuruluş tarihi 93 Harbi'ne dayanmaktadır.Der erste Nachweis in der Provinz beruht auf einem Diplom, das auf 93 datiert ist.
Mahallenin tarihi çok eskilere dayanmaktadır ancak kesin bilgi yoktur.Es gilt als sicher, dass die Siedlung wesentlich älteren Ursprungs ist, entsprechende Belege fehlen jedoch.
Bu güvenli programlarda çalışma yöntemi hiçbir şekilde gizli verilere dayanmaz.In diesem Fall bleibt das Wahlverhalten zwangsläufig nicht geheim.
Albümün kapak resmi Leonardo Da Vinci' nin Vitruvian Man isimli çalışmasına dayanmaktadır.Das Coverartwork basiert auf Leonardo da Vincis Zeichnung Der vitruvianische Mensch.
1650 tarihine dayanmaktadır.Das Lesepult datiert von 1650.
Rodney ailesinin ataları Treviso (İtalya) kentinin seçkin ailelerinden Adelmare’lere dayanmaktadır.Zu Rodneys Vorfahren gehört die prominente Familie Adelmare in Treviso (Italien).
Yeni ismi Kırkgöze olan Kekelinin geçmişi tunç çağına dayanmaktadır.Damit ist der früher übliche Klaps auf die Schulter zum Zeichen der Ernennung gemeint.
Tarım tamamen sulamaya dayanmaktadır.Die Landwirtschaft ist daher auf Bewässerung angewiesen.
Mahallenin şimdiki kuruluış yeri 18. yüzyıla dayanmaktadır.Der Kern der heutigen Ortschaft stammt aus dem 18. Jahrhundert.
Aile kökleri Trabzon'a dayanmaktadır.Soylus Familie stammt aus Trabzon.
Ekonomileri avcılık, balıkçılık ve toplayıcılığa dayanmaktaydı.Sie lebten von Jagd, Fischfang und Sammeln.
Oyun, Yıldız Geçidi filmine değil, Yıldız Geçidi SG-1 televizyon dizisine dayanmaktadır.Somit wird der Abschnitt nicht als Teil der S1, sondern Teil der Landesstraße 1 beschildert.
Türk edebiyatının tarihi yaklaşık 1500 yıl öncesine dayanmaktadır.Das historische Umfeld Afghanistans über 1500 Jahre.
Bu da maddi yardımlar ve hacizlere karşı konulmasına da dayanmaktaydı.Auch soll er gegen Schlangen und Pest helfen.
Masama dayanmayın.Ne vous appuyez pas sur mon bureau.
İngilizcenin işgal edilişine dayanmalıyız.Nous devons résister à l'invasion de la langue anglaise.
Apple A4, ARM işlemci mimarisine dayanmaktadır.L'Apple A4 est basé sur l'architecture ARM.
Bu temel teknolojisi 1919 yılına dayanmaktadır.Cette technologie remonte à 1919.
Babil sayıları ile ilgili en eski izler de bu döneme kadar geçmişe dayanmaktadır.Les plus anciennes traces de Zababa remontent à cette période.
Roman gerçek bir hikâyeye dayanmaktadır.Le roman s’inspire d’une histoire vraie.
690)nin ifadelerine dayanmaktadır.À partir de 990, tous les actes ont sa souscription.
Almanya’nın savaş stratejisi, Schlieffen Planı’na dayanmaktadır.L’Allemagne entend prendre l’initiative militaire selon le plan Schlieffen.
Büyük ölçüde olumlu akademik değerlerin bilimsel faaliyetlerinden kaynaklanan itici güç dayanmaktadır.Les valeurs académiques positives sont basées sur la force motrice provenant des activités scientifiques.
Tarihi 550 yıla dayanmaktadır.Elle est datée de 550 000 ans.
Konsol, Nintendo 64'e dayanmakta olup doğrudan televizyona takılmaktadır.Le système ressemble à une manette de Nintendo 64 et se branche à la télévision.
Monroe'nun sesi, psikiyatrist David Viscott'un sesine dayanmaktadır.Sa voix est basée sur celle du psychiatre David Viscott (en).
Britanya İmparatorluğu'nun temelleri, iki ayrı krallık olan İngiltere ve İskoçya krallıklarına dayanmaktadır.La fondation de l'Empire britannique eut lieu alors que l'Angleterre et l'Écosse étaient des royaumes séparés.
Eğitim programı İngiltere`deki Heriot-Watt Üniversitesi ile ortaklık ve iş birliği ilişkisine dayanmaktadır.Le système d’éducation est basé sur son partenariat avec l'Université Heriot-Watt en Écosse.
Türkiye'de buz hokeyinin oynanmaya başlanması 1980'li yılların başlarına dayanmaktadır.C'est dans la décennie 1980 que le hockey sur glace fit son apparition en Turquie.
Savunma, beklenenden daha uzun bir süre dayanmayı başardı.L'attente dura plus qu'il ne le prévoyait.
Nikelin tarihi MÖ 20 yılına kadar dayanmaktadır.Le record du monde d'Evans tiendra 20 ans.
Geçmişinde ise ekime dayalı tarımsal faaliyeti çok eskiye dayanmaktır.Son style de vie atypique pour l’époque continuera de choquer grandement.
Karahisar köyünün tarihi çok eskilere kadar dayanmaktadır.L'histoire de Karaman remonte à longtemps.
Bazı tarihçilere göre eserin kaynağı gerçek bir olaya dayanmaktadır.Nombre de sociétés traditionnelles croient que le pouvoir d’une chose réside dans son origine.
Aşiretin kökeni 1114 yılında doğan Kürt Kralı Zahir Beg Caf'a dayanmaktadır.Il a été créé en 1114 par le roi kurde Zaher Beg Jaff.
Deneylerin sonuçları, bilim adamlarınca değerlendirildi: İnsanların dayanma sınırı nedir?Le sort de millions de gens se trouve dans la réponse à la question: Dans quel camp se trouve Cold ?
Ekonomisi eskiden beri kürk ticaretine dayanmaktadır.Au début, l'économie autour du lac était basée sur le commerce des fourrures.
Bu televizyon kanalının kurulması 1931 yılına kadar dayanmaktadır.La loi ordonnant la construction de ce canal date de 1931.
Tang ve Batı Göktürkler arasındaki çatışmalar, Tang Hanedanlığı'nın kurulduğu döneme kadar dayanmaktadır.Les contacts entre les Tang et les Turcs Occidentaux existent depuis la fondation de la dynastie.
Bu yöntemlerin her biri farklı fiziksel prensibe dayanmaktadır.Il en existe différents types, basés sur des principes physiques différents.
1650 tarihine dayanmaktadır.L'oeuvre date de 1650.
Eyalet ekonomisi tarım, üretim ve maden endüstrilerine dayanmaktadır.L'économie de l'État est fondée sur l'agriculture, l'industrie et l'exploitation minière.
Elektriğin tıbbi amaçlarla ilk kullanımı da bu olaya dayanmaktadır.L'utilisation médicale d'origine antique de l'électricité se poursuit dans les mêmes temps.
Toyota Yaris'in tasarımına dayanmaktadır.L'usine est spécialisée dans la production de Toyota Yaris.
Sistem, XML'e dayanmaktadır.Il est fondé sur le XML.
Mazda Capella’da kullanılan GF platformuna dayanmaktadır.Elle est basée sur la Mazda Capella.
Genel tedbirler ulusal seviyede yapılacak düzenlemelere dayanmaktadır.Il assure la cohérence des actions mises en place au niveau local.
Geleneği gezi yazıları ve sömürgecilik dönemi raporlarına da dayanmaktadır.Il en est de même des rééditions et des tirages de la période du déclin.
Geçmişi 14. yüzyıla dayanmaktadır.Elles datent ainsi du quatorzième siècle.
Robert Kirkman'ın aynı isimli çizgi romanına dayanmaktadır.Il est basé sur le comic du même nom de Robert Kirkman.
Bu görüş dokuz ana ilkeye dayanmaktadır.Ce service initial était constitué de neuf routes principales.
Tarihte sığır yetiştiriciliği çok eskilere dayanmaktadır.L'utilisation comme aliment du bétail est manifestement ancienne.
Tamamen dışarıdan gelire dayanmaktadır.L'intérieur est digne de l'extérieur.
Tarihi eskilere dayanmaktadır.Bedirxani soyundandırlar.Ses œuvres d'art sont d'époque. ↑ Malte