-Geliyorlar Jamie. Geliyorlar. Biraz daha dayanmalısın.نعم!
Gerçek bir hikayeye dayanmaktadýr.Basé sur une histoire vraie
Gerçek bir hikayeye dayanmaktadýr."アヒル"
GERÇEK OLAYLARA DAYANMAKTADlRBASADA EN UN SUCESO REAL
GERÇEK OLAYLARA DAYANMAKTADlRBaseado num acontecimento verídico
GERÇEK OLAYLARA DAYANMAKTADlRBerdasarkan Kejadian Nyata
GERÇEK OLAYLARA DAYANMAKTADlRFilm oparty na prawdziwych wydarzeniach.
GERÇEK OLAYLARA DAYANMAKTADlRFilmul este bazat pe un fapt real.
GERÇEK OLAYLARA DAYANMAKTADlRPodle skutečné události
GERÇEK OLAYLARA DAYANMAKTADlR SADECE ÖLÜLER SAVAŞlN SONUNU GÖRDÜ. EFLATUNSamo mrtvi so videli konec vojne Platon
GERÇEK OLAYLARA DAYANMAKTADlR SADECE ÖLÜLER SAVAŞlN SONUNU GÖRDÜ. EFLATUNСамо мъртвите виждат края на войната.
GERÇEK OLAYLARA DAYANMAKTADlR SADECE ÖLÜLER SAVAŞlN SONUNU GÖRDÜ. EFLATUNالموتى فقط هم الذين يرون نهايه للحرب
GERÇEK OLAYLARA DAYANMAKTADlRZaložené na skutočnej udalosti
GERÇEK OLAYLARA DAYANMAKTADlRΒΑΣΙΣΜΕΝΟ ΣΕ ΑΛΗΘΙΝΟ ΣΥΜΒΑΝ
GERÇEK OLAYLARA DAYANMAKTADlRמבוסס על אירוע אמיתי
Haziran 2008’de yayımlanan en son rapor, 2006 yılının verilerine dayanmaktadır.Ainsi, le dernier rapport publié en juin 2008 est basé sur des données concernant 2006.
Haziran 2008’de yayımlanan en son rapor, 2006 yılının verilerine dayanmaktadır.Az egyezmény értelmében rendezett találkozókat, az ún.
Haziran 2008’de yayımlanan en son rapor, 2006 yılının verilerine dayanmaktadır.Den senaste rapporten, som släpptes i juni 2008, bygger på data från 2006.
Haziran 2008’de yayımlanan en son rapor, 2006 yılının verilerine dayanmaktadır.Den seneste rapport blev offentliggjort i juni 2008 og er baseret på data fra 2006.
Haziran 2008’de yayımlanan en son rapor, 2006 yılının verilerine dayanmaktadır.El hecho de que los datos se verifiquen primero a escala nacional comporta un retraso de un año y medio.
Haziran 2008’de yayımlanan en son rapor, 2006 yılının verilerine dayanmaktadır.Posiedzenia w ramach Konwencji, znane jako konferencje stron (COP), odbywają się co roku od 1994 r.
Haziran 2008’de yayımlanan en son rapor, 2006 yılının verilerine dayanmaktadır.Posledná správa uverejnená v júni 2008 sa zakladá na údajoch z roku 2006.
Haziran 2008’de yayımlanan en son rapor, 2006 yılının verilerine dayanmaktadır.Poslední zpráva zveřejněná v červnu 2008 je založena na údajích z roku 2006.
Haziran 2008’de yayımlanan en son rapor, 2006 yılının verilerine dayanmaktadır.Uma vez que os dados são previamente verificados a nível nacional, há um atraso de ano e meio.
Haziran 2008’de yayımlanan en son rapor, 2006 yılının verilerine dayanmaktadır.Zadnje poročilo, ki je bilo objavljeno junija 2008, temelji na podatkih iz leta 2006.
Haziran 2008’de yayımlanan en son rapor, 2006 yılının verilerine dayanmaktadır.Η έκθεση απογραφής – μετρώντας τα αέρια οι εκπομπές αυξάνονται ή μειώνονται.
Haziran 2008’de yayımlanan en son rapor, 2006 yılının verilerine dayanmaktadır.Последният доклад, публикуван през юни 2008 г., се основава на данни от 2006 г.
İki farklı iklim modelinden alınan verilere dayanmaktadırBaserad på data från två olika klimatmodeller: ECHAM4 (till vänster) och HadCM3 (till höger)
İki farklı iklim modelinden alınan verilere dayanmaktadırCom base nos dados de dois modelos climáticos distintos: ECHAM4 (esquerda) e HadCM3 (direita)
İki farklı iklim modelinden alınan verilere dayanmaktadırGebaseerd op gegevens afkomstig van twee verschillende klimaatmodellen: ECHAM4 (links) en HadCM3 (rechts)
İki farklı iklim modelinden alınan verilere dayanmaktadırIn base ai dati elaborati da due diversi modelli climatici: ECHAM4 (sinistra) e HadCM3 (destra)
İki farklı iklim modelinden alınan verilere dayanmaktadırPerustuu tietoihin kahdesta eri ilmastomallista: ECHAM4 (vasen) ja HadCM3 (oikea)
İnsanlar bize yardım için bakındıklarında annen beni hatırlardı, Ne olursa olsun , herşeye dayanmalıyız.Tvá matka mi vždy připomínala, že lidé u nás hledají vedení a že musíme stát pevně, ať se děje cokoliv.
Insanoglunun beste birinin hayati balikciliga dayanmaktadir.1/5 nhân loại dựa vào cá để sống.
Insanoglunun beste birinin hayati balikciliga dayanmaktadir.인류의 5분의 1이 어류에 의존하고 있습니다.
Insanoglunun beste birinin hayati balikciliga dayanmaktadir.Een vijfde van de mensheid heeft vis nodig om te overleven.
Insanoglunun beste birinin hayati balikciliga dayanmaktadir.Ein fünftel der Menschheit ist vom Fisch abhängig um zu überleben.
Insanoglunun beste birinin hayati balikciliga dayanmaktadir.Minden ötödik embernek a halaktól függ a megélhetése.
Insanoglunun beste birinin hayati balikciliga dayanmaktadir.Um quinto da espécie humana depende da pesca para viver.
Insanoglunun beste birinin hayati balikciliga dayanmaktadir.Un quinto dell'umanità dipende dalla pesca per vivere.
Insanoglunun beste birinin hayati balikciliga dayanmaktadir.Voilà le nouveau visage du Kilimanjaro sans glace. Triste image.
Insanoglunun beste birinin hayati balikciliga dayanmaktadir.Život jednej pätiny ľudského pokolenia závisí od rýb.
Insanoglunun beste birinin hayati balikciliga dayanmaktadir.Życie jednej piątej ludzi zależy od ryb.
Insanoglunun beste birinin hayati balikciliga dayanmaktadir.Το ένα πέμπτο του ανθρώπινου είδους βασίζεται στα ψάρια για να ζήσει.
Insanoglunun beste birinin hayati balikciliga dayanmaktadir.Одна пятая человечества зависит от рыбы, для того, чтобы выжить.
Insanoglunun beste birinin hayati balikciliga dayanmaktadir.Тъжна картина. Загубил е 80% от ледената си покривка.
Insanoglunun beste birinin hayati balikciliga dayanmaktadir.חמישית מהאנושות תלויים בדייג למחייתם.
Insanoglunun beste birinin hayati balikciliga dayanmaktadir.خُمس الجنس البشري يعتمد على الأسماك في عيشه.
Insanoglunun beste birinin hayati balikciliga dayanmaktadir.魚に依存して暮らしています 現在7割以上の魚資源が
İşte bu yaptığımız işin farklı olduğuna dair olan iddiamızın dayanma noktası.Bạn biết đấy, đó là sức mạnh sự tranh cãi của chúng ta, rằng chúng ta đang làm cái gì đó thực sự khác biệt.
İşte bu yaptığımız işin farklı olduğuna dair olan iddiamızın dayanma noktası.Dat is de kracht van onze argumenten, dat we iets doen dat echt anders is.
İşte bu yaptığımız işin farklı olduğuna dair olan iddiamızın dayanma noktası.Die Stärke unseres Arguments liegt darin, dass wir etwas wirklich anderes machen.
İşte bu yaptığımız işin farklı olduğuna dair olan iddiamızın dayanma noktası.É essa a força do nosso argumento, é que estamos a fazer coisas realmente diferentes.
İşte bu yaptığımız işin farklı olduğuna dair olan iddiamızın dayanma noktası.E' questa la forza della nostra argomentazione: stiamo facendo qualcosa di molto diverso.
İşte bu yaptığımız işin farklı olduğuna dair olan iddiamızın dayanma noktası.Esa es la fuerza de nuestro argumento que estamos haciendo algo realmente diferente.
İşte bu yaptığımız işin farklı olduğuna dair olan iddiamızın dayanma noktası.Ez az érveink erőssége: ami most zajlik, arra soha korábban nem volt példa.
İşte bu yaptığımız işin farklı olduğuna dair olan iddiamızın dayanma noktası.Kau tahu, itulah kekuatan dari penjelasan kami bahwa kami melakukan sesuatu yang benar-benar berbeda.
İşte bu yaptığımız işin farklı olduğuna dair olan iddiamızın dayanma noktası.우리가 정말로 다르게 행동해왔다는 것이 이 논쟁의 유용성을 말해줍니다.
İşte bu yaptığımız işin farklı olduğuna dair olan iddiamızın dayanma noktası.Știți, forța argumentelor noastre stă în credința că facem ceva ce este cu adevărat diferit.
İşte bu yaptığımız işin farklı olduğuna dair olan iddiamızın dayanma noktası.Vous savez, c'est la force de notre argument, nous faisons quelque chose de complètement différent.