Dayanmalısın çavuş. Konsantre ol.אתה חייב להתאפק ולשאת .את הכאב. אתה חייב להתרכז
Dayanmalısın çavuş.Musíme to dokončit. Potřebuju aby ste se soustředil.
Dayanmalısın çavuş.Vê se aguentas, Sargento.
Dayanmalısın çavuş.Zdelali nas bodo...
Dayanmalısın çavuş.Нека да им го начукаме, Сержант.
Dayanmalısınız. Tamam. Ben tutuyorum.Det skal nok gå.
Dediğim gibi, beyin cerrahisi çok eski bir geleneğe dayanmaktadır.Así que, como dije, la neurocirugía viene de una larga tradición.
Dediğim gibi, beyin cerrahisi çok eski bir geleneğe dayanmaktadır.Az idegsebészet régre nyúlik vissza.
Dediğim gibi, beyin cerrahisi çok eski bir geleneğe dayanmaktadır.Comme je le disais, la neurochirurgie est issue d'une longue tradition.
Dediğim gibi, beyin cerrahisi çok eski bir geleneğe dayanmaktadır.Die Neurochirurgie hat eine lange Tradition.
Dediğim gibi, beyin cerrahisi çok eski bir geleneğe dayanmaktadır.Jak jsem řekl, neurochirurgie má dlouhodobou tradici.
Dediğim gibi, beyin cerrahisi çok eski bir geleneğe dayanmaktadır.말씀드린대로, 신경외과술에는 오랜 역사가 있습니다.
Dediğim gibi, beyin cerrahisi çok eski bir geleneğe dayanmaktadır.Neurochirurgia ma długą historię.
Dediğim gibi, beyin cerrahisi çok eski bir geleneğe dayanmaktadır.Som jag sade så har hjärnkirurgi en lång tradition.
Dediğim gibi, beyin cerrahisi çok eski bir geleneğe dayanmaktadır.Som jeg sagde, kommer neurokirurgi fra en lang tradition.
Dediğim gibi, beyin cerrahisi çok eski bir geleneğe dayanmaktadır.Vì thế mà tôi đã nói phẫu thuật thần kinh xuất phát từ truyền thống.lâu đời.
Dediğim gibi, beyin cerrahisi çok eski bir geleneğe dayanmaktadır.Zoals ik zei: neurochirurgie kent een lange traditie.
Dediğim gibi, beyin cerrahisi çok eski bir geleneğe dayanmaktadır.Както казах, неврохирургията има дълга традиция.
Dediğim gibi, beyin cerrahisi çok eski bir geleneğe dayanmaktadır.Как я уже сказал, у нейрохирургии длинная история.
Dediğim gibi, beyin cerrahisi çok eski bir geleneğe dayanmaktadır.וכך לעזור למטופלים. כאמור, לנוירו-כירורגיה יש מסורת ארוכה.
Dediğim gibi, beyin cerrahisi çok eski bir geleneğe dayanmaktadır.كما قلت، جراحة الأعصاب لها إرث طويل
Dediğim gibi, beyin cerrahisi çok eski bir geleneğe dayanmaktadır.長い歴史があり 約7千年にもなります
Değeriniz sizin sahip olduğunuz değerli şeylere dayanmaz, tamamen farklı şeylere dayanır.Az értékünk nem az értékes dolgainkon alapszik, hanem egy sor más dolgon.
Değeriniz sizin sahip olduğunuz değerli şeylere dayanmaz, tamamen farklı şeylere dayanır.Harga anda tidak berdasarkan hal-hal berharga yang anda miliki, harga anda berrdasarkan pada hal yang lain.
Değeriniz sizin sahip olduğunuz değerli şeylere dayanmaz, tamamen farklı şeylere dayanır.Je waarde is niet gebaseerd op de waardevolle dingen die je hebt, het is op heel andere zaken gebaseerd.
Değeriniz sizin sahip olduğunuz değerli şeylere dayanmaz, tamamen farklı şeylere dayanır.여러분의 가치는 여러분이 소유한 귀중품으로 평가할 수 없습니다. 그것은 전혀 다른 것들을 기반으로 하고 있습니다.
Değeriniz sizin sahip olduğunuz değerli şeylere dayanmaz, tamamen farklı şeylere dayanır.La vostra ricchezza non dipende dalle vostre 'ricchezze' ma è basata su una serie di cose.
Değeriniz sizin sahip olduğunuz değerli şeylere dayanmaz, tamamen farklı şeylere dayanır.Tu valor no se basa en el valor de tus bienes, Se basa en algo totalmente distinto.
Değeriniz sizin sahip olduğunuz değerli şeylere dayanmaz, tamamen farklı şeylere dayanır.Twoja wartość nie jest oparta na twoich kosztownościach, lecz jest oparta o całkiem innych zestaw.
Değeriniz sizin sahip olduğunuz değerli şeylere dayanmaz, tamamen farklı şeylere dayanır.Unser Wert hängt nicht von unseren Wertgegenständen ab. Er hängt von ganz anderen Dingen ab.
Değeriniz sizin sahip olduğunuz değerli şeylere dayanmaz, tamamen farklı şeylere dayanır.Valoarea ta nu se bazează pe lucrurile tale valoroase, se bazează pe un set diferit de lucruri.
Değeriniz sizin sahip olduğunuz değerli şeylere dayanmaz, tamamen farklı şeylere dayanır.Vaša hodnota nie je založená na vašich cennostiach. Je založená na úplne niečom inom.
Değeriniz sizin sahip olduğunuz değerli şeylere dayanmaz, tamamen farklı şeylere dayanır.Vaše hodnota není založená na vašich cennostech, je založená na úplně jiném souboru věcí.
Değeriniz sizin sahip olduğunuz değerli şeylere dayanmaz, tamamen farklı şeylere dayanır.Η αξία σου δεν βασίζεται στα πολύτιμά σου είδη, βασίζεται σε ένα σωρό διαφορετικών πραγμάτων.
Değeriniz sizin sahip olduğunuz değerli şeylere dayanmaz, tamamen farklı şeylere dayanır.Ваша ценность не основана на ваших ценных вещах, она основана на совершенно другом наборе вещей.
Değeriniz sizin sahip olduğunuz değerli şeylere dayanmaz, tamamen farklı şeylere dayanır.Ваша цінність ґрунтується не на цінних речах, які ви маєте, а на сукупності дуже різних факторів.
Değeriniz sizin sahip olduğunuz değerli şeylere dayanmaz, tamamen farklı şeylere dayanır.Твоята стойност не се базира на твоите притежания, базира се на други неща.
Değeriniz sizin sahip olduğunuz değerli şeylere dayanmaz, tamamen farklı şeylere dayanır.הערך שלכם לא מתבסס על החפצים שלכם, הוא מבוסס על הרבה דברים שונים.
Değeriniz sizin sahip olduğunuz değerli şeylere dayanmaz, tamamen farklı şeylere dayanır.إن قيمتك ليست مبنية على أشياءك القيمة، إنها مبنية على مجموعة أشياء مختلفة.
Değeriniz sizin sahip olduğunuz değerli şeylere dayanmaz, tamamen farklı şeylere dayanır.まったく別のものに基準が置かれています 影響力を持つことの目的は 影響力を持たない人のために
Dertlerini sahiplen, onlarla yüzleş ve şikayet etme Eğer gökkuşağını istiyorsan, önce yağmura dayanmalısın.Enfréntate a tus problemas, no te quejes: si quieres el arco iris, tienes que tener lluvia.
Dipnotlar: '2001 ve 2002 rakamları taahhütlere dayanmaktadır (bütçe).Fodnoter: Hallene for 2001 og 2002 er baseret på forpligtelser (budget).
Dipnotlar: '2001 ve 2002 rakamları taahhütlere dayanmaktadır (bütçe).Fotnoter: 'siffrorna för 2001 och 2002 grundas på åtaganden (budget).
Dipnotlar: '2001 ve 2002 rakamları taahhütlere dayanmaktadır (bütçe).(Pozycja 1 i 2)
Dipnotlar: '2001 ve 2002 rakamları taahhütlere dayanmaktadır (bütçe).Vodatki za leti 2001 in 2002 temeljijo na obveznostih (proračun).
Eğer dayanma gücü çelik gibi değilse, bu iş yapılamaz.Daca nu esti de otel, nu poti sa faci nici munca asta.
Eğer dayanma gücü çelik gibi değilse, bu iş yapılamaz.Jeśli nie ma się wytrzymałości ze stali, nie można wykonywać tej pracy.
Eğer dayanma gücü çelik gibi değilse, bu iş yapılamaz.Jika kamu tidak punya stamina baja, kamu tidak akan bisa melakukan perkerjaan ini.
Eğer dayanma gücü çelik gibi değilse, bu iş yapılamaz.Se non hai una resistenza d'acciaio, non puoi neanche fare questo lavoro.
Eğer dayanma gücü çelik gibi değilse, bu iş yapılamaz.Si tu n'as pas des nerfs d'acier, tu ne peux pas faire ce travail non plus.
Eğer dayanma gücü çelik gibi değilse, bu iş yapılamaz.Wenn man kein Durchhaltevermögen aus Stahl hat, <br />dann kann man diesen Job nicht machen.
Eğer dayanma gücü çelik gibi değilse, bu iş yapılamaz.Αν δεν έχεις ατσάλινη αντοχή, δεν μπορείς να κάνεις αυτή τη δουλειά.
Eğer dayanma gücü çelik gibi değilse, bu iş yapılamaz.Если ты не силен как сталь, то тебе нечего делать на такой работе.
Eğer dayanma gücü çelik gibi değilse, bu iş yapılamaz.ادا لم يكن لديك اعصاب هادئة لا يمكنك عمل هدا العمل
Eğer gökkuşağını istiyorsan, önce yağmura dayanmalısın.De vrei curcubeul, ei bine, trebuie să-nduri ploaia
Eğer gökkuşağını istiyorsan, önce yağmura dayanmalısın.De vrei curcubeul, trebuie să-nduri ploaia
Eğer gökkuşağını istiyorsan, önce yağmura dayanmalısın.If you want the rainbow then you must have the rain.
Eğer gökkuşağını istiyorsan, önce yağmura dayanmalısın.If you want the rainbow then you must have the rain.
Eğer gökkuşağını istiyorsan, önce yağmura dayanmalısın.If you want the rainbow, why, you just must have the rain.
Eğer gökkuşağını istiyorsan, önce yağmura dayanmalısın.If you want the rainbow, why, you just must have the rain.