Bana dayanma gücünü ve saygınlığı öğreten büyükannelerim, öğretmenlerim, teyzelerim, kuzenlerim, komşularım.Nenek, guru, bibi, sepupu, tetangga, yang mengajari saya tentang kekuatan yang tersembunyi dan martabat.
Bana dayanma gücünü ve saygınlığı öğreten büyükannelerim, öğretmenlerim, teyzelerim, kuzenlerim, komşularım.Nonne, insegnanti, zie, cugine, vicine di casa, che mi hanno insegnato la sobria forza e dignità.
Bana dayanma gücünü ve saygınlığı öğreten büyükannelerim, öğretmenlerim, teyzelerim, kuzenlerim, komşularım.Starými mamami, učiteľkami, tetami, sesternicami, susedkami, ktoré ma naučili sile a dôstojnosti.
Bana dayanma gücünü ve saygınlığı öğreten büyükannelerim, öğretmenlerim, teyzelerim, kuzenlerim, komşularım.Γιαγιάδες, δασκάλες, θείες, ξαδέλφες, γειτόνισσες, που μου δίδαξαν τη σεμνή δύναμη και την αξιοπρέπεια.
Bana dayanma gücünü ve saygınlığı öğreten büyükannelerim, öğretmenlerim, teyzelerim, kuzenlerim, komşularım.Баби, учителки, лели, братовчедки, съседки, които ме научиха на тиха сила и достойнство.
Bana dayanma gücünü ve saygınlığı öğreten büyükannelerim, öğretmenlerim, teyzelerim, kuzenlerim, komşularım.Бабушки, учителя, тёти, двоюродные сестры, соседи учили меня тихой силе и достоинству.
Bana dayanma gücünü ve saygınlığı öğreten büyükannelerim, öğretmenlerim, teyzelerim, kuzenlerim, komşularım.סבתות, מורות, דודות, בנות דודות, שכנות, שלימדו אותי מהם אצילות וכוח שקט.
Bana dayanma gücünü ve saygınlığı öğreten büyükannelerim, öğretmenlerim, teyzelerim, kuzenlerim, komşularım.جداتي، معلماتي، خالاتي، بنات عمومتي، جاراتي، الذين علموني القوة والكرامة.
Bana dayanma gücünü ve saygınlığı öğreten büyükannelerim, öğretmenlerim, teyzelerim, kuzenlerim, komşularım.内に秘めた強さと尊厳を教えてくれました そして私の母 人生で最も重要なお手本となる人です
Beni sevmen için daha ne kadar dayanmak zorundayım?Berapa lama aku harus meneruskan ini agar kau mencintaiku ?
Beni sevmen için daha ne kadar dayanmak zorundayım?For you to love me Thêm bao nhiêu nữa Một mình dõi theo người như thế này
Beni sevmen için daha ne kadar dayanmak zorundayım?Qu'est-ce que c'est ?
Beni sevmen için daha ne kadar dayanmak zorundayım?لكم من الوقت يجب أن أستمر هكذا حتى تحبني؟
Ben sizi daima seveceğim. Ben, yürekten dayanma gücü diliyorum. Tanrı ile bu yüzden barış içinde olunuz.Từ sâu thẳm con tim, mẹ luôn mong con... ...bình yên... ...và thuận lợi.
Ben, yürekten dayanma gücü diliyorum.A szívem mélyéből kívánom, hogy békében és
Ben, yürekten dayanma gücü diliyorum.Je t'aime du fond de mon cœur.
Ben, yürekten dayanma gücü diliyorum.lch wünsche dir aus tiefstem Herzen, dass du in Frieden ruhst.
Ben, yürekten dayanma gücü diliyorum. Tanrı ile bu yüzden barış içinde olunuz.Desidero dal profondo del mio cuore che tu sia in pace, e con Dio.
Ben, yürekten dayanma gücü diliyorum. Tanrı ile bu yüzden barış içinde olunuz.Iti doresc din adancul inimii mele sa fii impacata, si alaturi de Dumnezeu.
Ben, yürekten dayanma gücü diliyorum. Tanrı ile bu yüzden barış içinde olunuz.Z hloubi svého srdce si přeji abys byla v míru a s Pánem Bohem.
Ben, yürekten dayanma gücü diliyorum. Tanrı ile bu yüzden barış içinde olunuz.Życzę ci z głębi mojego serca byś żyła w zgodzie z Bogiem.
Ben, yürekten dayanma gücü diliyorum. Tanrı ile bu yüzden barış içinde olunuz.Εύχομαι από τα βάθη της καρδιάς μου να είσαι σε ειρήνη, και με το Θεό.
Ben, yürekten dayanma gücü diliyorum. Tanrı ile bu yüzden barış içinde olunuz.Я желаю от души, чтобы ты прибывала в мире, и с Богом.
Bilinmeyen bir bölgeye giriyoruz ve uzmanlığımız ve sistemlerimiz hala geçmişe dayanmaktadır.Intrăm pe un teren virgin şi încă expertiza şi sistemele noastre se bazează pe trecut.
Bilinmeyen bir bölgeye giriyoruz ve uzmanlığımız ve sistemlerimiz hala geçmişe dayanmaktadır.Kita memasuki daerah yang masih gelap, namun keahlian dan sistem kita didasarkan pada masa lalu.
Bilinmeyen bir bölgeye giriyoruz ve uzmanlığımız ve sistemlerimiz hala geçmişe dayanmaktadır.우리는 가보지 못한 영역으로 들어가고 있습니다. 하지만 우리의 전문성과 체제라는 건 과거에 의존하고 있거든요.
Bilinmeyen bir bölgeye giriyoruz ve uzmanlığımız ve sistemlerimiz hala geçmişe dayanmaktadır.Nous entrons dans un territoire inexploré, et encore notre expertise et nos systèmes sont basés sur le passé.
Bilinmeyen bir bölgeye giriyoruz ve uzmanlığımız ve sistemlerimiz hala geçmişe dayanmaktadır.Vstupujeme na nepreskúmané územie, a predsa naše systémy a expertíza vychádzajú z minulosti.
Bilinmeyen bir bölgeye giriyoruz ve uzmanlığımız ve sistemlerimiz hala geçmişe dayanmaktadır.We wagen ons op onbekend terrein, maar onze expertise en onze systemen zijn gebaseerd op het verleden.
Bilinmeyen bir bölgeye giriyoruz ve uzmanlığımız ve sistemlerimiz hala geçmişe dayanmaktadır.Wir betreten Neuland und bis jetzt stammen unser Wissen und unsere Systeme aus der Vergangenheit.
Bilinmeyen bir bölgeye giriyoruz ve uzmanlığımız ve sistemlerimiz hala geçmişe dayanmaktadır.Wkraczamy na nieznany ląd, a nasze ekspertyzy i nasze systemy bazują na przeszłości.
Bilinmeyen bir bölgeye giriyoruz ve uzmanlığımız ve sistemlerimiz hala geçmişe dayanmaktadır.Ми вступаємо в незвідану територію, і, поки що, наш досвід і наші системи грунтуються на минулому.
Bilinmeyen bir bölgeye giriyoruz ve uzmanlığımız ve sistemlerimiz hala geçmişe dayanmaktadır.Мы ступаем на неизведанную территорию, но наш опыт и наши системы основаны на прошлом.
Bilinmeyen bir bölgeye giriyoruz ve uzmanlığımız ve sistemlerimiz hala geçmişe dayanmaktadır.Навлизаме в немаркирана територия и все пак, оценката ни и системите ни са основани на миналото.
Bilinmeyen bir bölgeye giriyoruz ve uzmanlığımız ve sistemlerimiz hala geçmişe dayanmaktadır.אנו נכנסים לשטח לא ידוע ועם זאת המומחיות שלנו והמערכות שלנו מבוססים על העבר.
Bilinmeyen bir bölgeye giriyoruz ve uzmanlığımız ve sistemlerimiz hala geçmişe dayanmaktadır.نحن ندخل في اماكن غير مكتشفة حتى الان، ولكن كل خبراتنا وأنظمتنا مبينة على احداث الماضي.
Bilinmeyen bir bölgeye giriyoruz ve uzmanlığımız ve sistemlerimiz hala geçmişe dayanmaktadır.私たちの知識やシステムは 過去の成果をベースとしています 「定常性」とは過去を基に未来を
Biraz acıdan sonra, mutluluk ikiye katlanır. Eğer gökkuşağını istiyorsan, önce yağmura dayanmalısın.La felicidad es más intensa después del dolor: si quieres el arco iris, tienes que tener lluvia.
Biraz acıdan sonra, mutluluk ikiye katlanır. Eğer gökkuşağını istiyorsan, önce yağmura dayanmalısın.Le bonheur est double après une petite douleur si tu veux l'arc-en-ciel tu dois avoir la pluie.
Biraz daha dayanmalısın.Det er ingenting. - Det er ingenting.
Biraz daha dayanmalısın.Mai rezistă un pic.
Biraz daha dayanmalısın.Musíš ješte chvíli počkat. Nemůžu.
Biraz daha dayanmalısın.Nada más tienes que aguantar un poco.
Biraz daha dayanmalısın.Prihaja, Jamie... Prihaja.
Biraz daha dayanmalısın. -Sadece biraz daha dayan. -Bunu yapabilirim.- Wszystko dobrze!
Biraz daha dayanmalısın.Só tens de aguentar mais um pouco.
Biraz daha dayanmalısın.Πρέπει ν' αντέξεις λίγο ακόμα.
Biraz daha dayanmalısın.Трябва да почакаме още малко. Не мога.
Biraz daha dayanmalısın..תצטרך להחזיק מעמד עוד קצת
Biz bu geliştirmelerle dayanma gücümüzü arttırmaya sahibiz.Abbiamo tecnologie per il potenziamento della pelle, l' abbigliamento.
Biz bu geliştirmelerle dayanma gücümüzü arttırmaya sahibiz.Avem accesorii pentru piele, hainele.
Biz bu geliştirmelerle dayanma gücümüzü arttırmaya sahibiz.의류는 피부의 기능을 강화한 것입니다
Biz bu geliştirmelerle dayanma gücümüzü arttırmaya sahibiz.Na przykład ulepszenia skóry, ubrania.
Biz bu geliştirmelerle dayanma gücümüzü arttırmaya sahibiz.Nous disposons de produits pour la peau, d'habits.
Biz bu geliştirmelerle dayanma gücümüzü arttırmaya sahibiz.Používáme vylepšení kůže -- oblečení.
Biz bu geliştirmelerle dayanma gücümüzü arttırmaya sahibiz.Tenemos cosméticos para la piel, ropa.
Biz bu geliştirmelerle dayanma gücümüzü arttırmaya sahibiz.Wir haben verbesserte Haut: Kleidung.
Biz bu geliştirmelerle dayanma gücümüzü arttırmaya sahibiz.Имаме подобрения на кожата, облекло.
Biz bu geliştirmelerle dayanma gücümüzü arttırmaya sahibiz.У нас есть технологии улучшения кожи — одежда.
Biz bu geliştirmelerle dayanma gücümüzü arttırmaya sahibiz.יש לנו אמצעי שיפור עור, בגדים.