Ben de Kampala'dayım ve para kazanan benim.I'm in Kampala and I'm the wage earner.
Öyleyse Dördüncü Aşama'dayız.So it's Stage Four. We're great.
- Hristo Dayı...Uncle Hristo...
- Çocuk olmazsa olmaz, ne yapalım dayı bey...It's ok if we don't have a child, uncle...
Ya, Stella nerede dayı bey?Where is Stella, Uncle?
Paris'te Musee d'Orsay'dayız.We're in the Musée d'Orsay and we're looking at Rosa Bonheur's
"Evet, amca, dayı.""Yes, uncle."
We are at Tuncer Dayı's place last night.Guess we had a bit too much to drink. Then we zonked out.
O da bana evet dedi, ve bir de baktık Afganistan'dayız.So he said yes, and we found ourselves in Afghanistan.
Günde iki kez Discovery Channel'dayız -- böyle yapamayız."We're on twice a day on the Discovery Channel -- we can't do this."
Moda yolculuğuna 1984 yılında başlayan Dayı Giyim San. ve Tic.Starting his fashion journey in 1984, Dayı Giyim San. ve Tic.
Dayısı milletvekili Edward Thompson tanınmış bir siyasetçiydi.His uncle was Edward Thompson MP, a distinguished politician.
Frank'in babacan dayısı, bu evliliğe gönülden razı olur.Frank's easygoing uncle readily gives his blessing to the match.
Walter çiftliğe vardığında ona dayılarının vasiyeti verilir, vasiyette "Çocuk her şeyi alır.Arriving at the farm, he is given his uncles' will, declaring "The kid gets it all.
Adamın küçük oğlu Walter'a dayılarının gerçekten yaşayıp yaşamadığını sorduğunda Walter "Evet.When the man's young son asks Walter if his uncles really lived, Walter confirms, "Yeah.
Dayın HanDayisun Tngri
Şubat 1818'deki ölümüne kadar Dayılık yaptı.He remained so until his death in February 1818.
1671'den 1682'ye kadar Cezayir dayısıdır.He was the Dey of Algiers from 1671 to 1682.
Cezayir'in ilk dayısıdır.He was the first dey of Algiers.
Cezayir Dayısı olarakAs the Dey of Algiers
Ben Tom'dayım.Ich bin bei Tom.
Kenan Bey (Metin Serezli) ve yardımcısı Ferhat Dayı (Münir Özkul) yalnız yaşıyorlar.Dem Amtmann waren der Amtsschösser und dessen Helfer, der Einspännige, unterstellt.
Büyükbabası dayılarını pek sevmez.Donna ist von ihren Onkeln nicht besonders begeistert.
Aynı dayısı gibi deli.Sie ist Sitz des gleichnamigen Amtes.
Dayısı Hayri Beyefendi'dir.Ihr Kollege ist ein gutaussehender Mann.
Dayı (annenin erkek kardeşi) sözcüğü ile bu bağlamda ilişkilidir.Hier macht sich die Vorstellung vom Stammvater fest.
Manava bazen dayısının arkadaşları da uğruyordu.Sogar ihr Onkel sei dort manchmal hingegangen.
Velisi olarak dayısı gider.Dann fährt er zu seinem Onkel.
Sadece 26 gün dayı dayılık yapabilmiştir.26 Jahre führte er den Hirtenstab.
Çift kılıç taşımaya dayişo adı verilir.Zweischneidig werden Schwerter genannt, die beidseitig geschliffen sind.
Hasan Celal Güzel'in de dayısıdır.Er ist auch der Bruder der Helene Jurasic.
Bu aşamada Halo Dayı'nın peşindeki adamlardan kurtarılmasında önemli rol oynamıştır.In dem Spiel wurde er nach der Halbzeitpause für Mateus Vital eingewechselt.
Dayılık için hiçbir ehliyet ve menşe şartı aranmazdı.Sie benötigten weder eine Aufenthaltserlaubnis noch eine Beschäftigungserlaubnis.
1973) dayısıdır.1973 Die Wirtin.
Bugün Tokyo'dayım.Je suis à Tokyo aujourd'hui.
Bunun üzerine Yeniçeriler İnebolulu İbrahim Çelebi dayı seçmiştir.As-Salih Ayyûb a eu un autre fils Tûrân Châh.
Kenan Bey (Metin Serezli) ve yardımcısı Ferhat Dayı (Münir Özkul) yalnız yaşıyorlar.Elle ne peut, de plus, viser que le donataire lui-même (et non ses héritiers).
Dayıka ma (Söz-Müzik: Grup Munzur) 06.Baby tonight –You&Me- 06.
Sadece 26 gün dayı dayılık yapabilmiştir.Il a servi à titre de député pendant 26 ans.
Çift kılıç taşımaya dayişo adı verilir.Il manie un duo d'épée sacrée.
Dayı, annenin erkek kardeşi.Oncle de Rei, il est le grand frère de sa mère.
İnebolulu İbrahim Çelebi sadece 3 gün dayılık yapabilmiştir.Daniel Balavoine n'aura été parrain que trente jours.
Aynı dayısı gibi deli.Il a les mêmes tatouages.
Çocukluk dönemlerinde Enid Blyton ve Gülten Dayıoğlu'nun eserlerini okudu.Étant enfant, elle lisait des livres d'Enid Blyton.
Dayı (annenin erkek kardeşi) sözcüğü ile bu bağlamda ilişkilidir.Le complexe relatif au père y est clairement exprimé.
Dayısı Hayri Beyefendi'dir.Le gentilé est Cognerois.
Marie dayısının evinde iyi bir eğitim aldı.Il étudia dans sa ville natale au collège des frères de Marie.
Büyükbabası dayılarını pek sevmez.Ses parents ne l’aiment pas beaucoup.
Dayılık, Cezayir'de bir ihtilal neticesinde meydana çıkmıştır.Cette condamnation provoque un tollé en Alsace.
Dayım -o da mühendisti- beni yanına alacaktı.Son épouse, également pilote, l'accompagne dans ces missions.
2004 - M. Dayıoğlu (ile).2004), M.-Th.
Hasan Celal Güzel'in de dayısıdır.Il est le frère de Fadhel Sassi.
Selam bir gün dayısı Macit ile karşılaşır.Un jour, il fait la rencontre de Sandy.
Kendisi Sally Hardesty'nin dayısıdır.Il est l'oncle de Tim Wellens.
Bir bilgiye göre, dayişolar (kılıç çifti) her zaman birlikte dövülmezdi.Les interdits pesant sur les cagots ne se cumulaient pas toujours.
Dayım bana bir hediye verdi.Mi tío me dio un regalo.
Dayım ona bir hediye verdi.Mi tío me dio un regalo.
Dayım ve teyzem Fransa'da yaşıyor.Mi tío y mi tía viven en Francia.
Ben Londra'dayım.Estoy en Londres.
Tom'un üç dayısı var.Tom tiene tres tíos.