O da bana evet dedi, ve bir de baktık Afganistan'dayız.Pristal je in znašla sva se v Afganistanu.
O da bana evet dedi, ve bir de baktık Afganistan'dayız.Szóval igent mondott, és Afganisztánban találtuk magunkat.
O da bana evet dedi, ve bir de baktık Afganistan'dayız.Έτσι είπε το ναι, και βρεθήκαμε στο Αφγανιστάν.
O da bana evet dedi, ve bir de baktık Afganistan'dayız.Джуд погодився, і ми вирушили в Афганістан.
O da bana evet dedi, ve bir de baktık Afganistan'dayız.Той каза: "Да", и двамата отидохме в Афганистан.
O da bana evet dedi, ve bir de baktık Afganistan'dayız.והוא אמר כן, ומצאנו את עצמנו באפגניסטן.
O da bana evet dedi, ve bir de baktık Afganistan'dayız.ولذا قد وافق ووجدنا أنفسنا في أفغانستان
O da bana evet dedi, ve bir de baktık Afganistan'dayız.私たちはアフガニスタンに行きました 私たちがアフガニスタンに到着した時、信じられないくらいでした
Öyleyse Dördüncü Aşama'dayız.Also es ist Stufe Vier. Wir sind toll.
Öyleyse Dördüncü Aşama'dayız.Así que es la Etapa 4. Somos Excelentes.
Öyleyse Dördüncü Aşama'dayız. Biz harikayız.Estão no Nível Quatro.
Öyleyse Dördüncü Aşama'dayız. Biz harikayız. Kim değil?그건 4단계입니다. 우리는 위대하다. 위대하지 않은 자는 누구지?
Öyleyse Dördüncü Aşama'dayız. Biz harikayız. Kim değil?אז זה שלב 4. אנחנו נהדרים, מי לא נהדר?
Öyleyse Dördüncü Aşama'dayız. Biz harikayız. Kim değil?إذاً فهي المرحلة الرابعة. نحن عظماء. من هم غير العظماء؟
Öyleyse Dördüncü Aşama'dayız. Biz harikayız. Kim değil?他の世論調査会社はそうでもないのです
Öyleyse Dördüncü Aşama'dayız.C'est l'état Quatre. Nous sommes super.
Öyleyse Dördüncü Aşama'dayız.Cho nên đó là Giai đoạn thứ Tư.
Öyleyse Dördüncü Aşama'dayız.Deci suntem în Stadiul 4.
Öyleyse Dördüncü Aşama'dayız.Mamy Etap 4. Jesteśmy super.
Öyleyse Dördüncü Aşama'dayız.Quindi Livello 4. Siamo grandi.
Öyleyse Dördüncü Aşama'dayız.Takže úroveň čtyři. Jsme skvělí.
Öyleyse Dördüncü Aşama'dayız.We zitten op Niveau Vier. Wij zijn geweldig.
Öyleyse Dördüncü Aşama'dayız.Οπότε είμαστε στο Στάδιο Τέσσερα.
Öyleyse Dördüncü Aşama'dayız.И така те са Етап Четири.
Öyleyse Dördüncü Aşama'dayız.Итак, мы имеем дело с Уровнем Четыре.
Paris'te Musee D'orsay'dayız. Coubet'nin en ünlü, en kompleks ve en az anlaşılan tablolarından birisine(hudba)
Paris'te Musee d'Orsay'dayız.Jsme v muzeu Orsay a díváme se na obraz od Rosa Bonheurové.
Paris'te Musee d'Orsay'dayız ve Monet'nin 1874 tarihli bir tablosuna bakıyoruz.(úvodní znělka)
Paris'te Musee d'Orsay'dayız ve Monet'nin 1874 tarihli bir tablosuna bakıyoruz.(джазова музика)
Portland Art Museum'dayız.A já jsem Anna. Jsem kurátorkou umění původních Američanů.
Portland Art Museum'dayız.En we kijken naar een gouden pot
Portland Art Museum'dayız.Und ich bin Anna und der Kurator der Abteilung "Kunst amerikanischer Ureinwohner"
Portland Art Museum'dayız.Y yo soy Anna y soy la curadora de Artes Nativo Americana
Portland Art Museum'dayız.А я - Анна, куратор Музею мистецтв корінного народу Америки.
Sağcıların bir kolu olarak, yüzüne bir silah dayıyorlar ve sana şiddetsiz olmanı söylüyorlar.De stikker en gøb i dit fjæs og beordrer ikke-vold
Sağcıların bir kolu olarak, yüzüne bir silah dayıyorlar ve sana şiddetsiz olmanı söylüyorlar.Eles metem uma pistola na tua cara e dizem te para seres não-violento.
Sağcıların bir kolu olarak, yüzüne bir silah dayıyorlar ve sana şiddetsiz olmanı söylüyorlar.Ils te mettent un pistolet sous le nez et te disent d'être pacifique. Mais l'ignorance est violence !
Sağcıların bir kolu olarak, yüzüne bir silah dayıyorlar ve sana şiddetsiz olmanı söylüyorlar.Îți pun o armă în fața și-ți spun să fii non-violent
Sağcıların bir kolu olarak, yüzüne bir silah dayıyorlar ve sana şiddetsiz olmanı söylüyorlar.Sie halten dir eine Waffe ins Gesicht und erzählen dir Gewaltfrei zu sein
Sağcıların bir kolu olarak, yüzüne bir silah dayıyorlar ve sana şiddetsiz olmanı söylüyorlar.Te ponen un arma de fuego en la cara y decirte que seas no violento
Sağcıların bir kolu olarak, yüzüne bir silah dayıyorlar ve sana şiddetsiz olmanı söylüyorlar.يضعون بارودة في وجهك و يأمرونك أن تكون مسالماً
Sağcıların bir kolu olarak, yüzüne bir silah dayıyorlar ve sana şiddetsiz olmanı söylüyorlar.だけど無知こそが暴力じゃないか!
Santo Spirito'dayız, Brunelleschi'nin son kiliselerinden birisi.Znajdujemy się w kościele Santo Spirito - jednym z ostatnich dzieł Brunelleschiego.
Santo Spirito'dayız, Brunelleschi'nin son kiliselerinden birisi.(М) Мы находимся в базилике Санто-Спирито, (М) одном из последних творений Брунеллески.
Santo Spirito'dayız, Brunelleschi'nin son kiliselerinden birisi.(Ч)Ми знаходимося в Санто-Спіріто, в одному з останніх творінь Брунеллескі.
- Some other time, dayı.Majd máskor, Dayi.
- Some other time, dayı.Μη μας ραγίζεις την καρδιά.
Soru şu: Neden on yıl sonra hala Afganistan'dayız?Întrebarea este: de ce mai suntem în Afganistan 10 ani mai târziu?
Soru şu: Neden on yıl sonra hala Afganistan'dayız?La question est : pourquoi sommes-nous toujours en Afghanistan une décennie plus tard ?
Soru şu: Neden on yıl sonra hala Afganistan'dayız?Otázkou je prečo sme o desať rokov neskôr ešte stále v Afganistane?
"Suçum için hapiste yatsaydım, beş yıl alacaktım. 12 yıldır Broadmoor'dayım." dedi.Nu zit ik al 12 jaar in Broadmoor."
Thank you, Tuncel Dayı (?).Köszönjük, Tuncel Dayi (?).
Thank you, Tuncel Dayı (?).Λοιπόν, πώς περνάτε; Καλά;
Thank you, Tuncel Dayı (?).Как е настроението ти?
- To hell with you and your dayı.- Al diablo con usted y su Dayı.
Trivandrum'dayım tabii ki.A Trivandrum, scema.
Trivandrum'dayım tabii ki.En Trivandrum, tonta.
Trivandrum'dayım tabii ki. Evdeyim.Hemma i Trivandrum, dumsnut.
Trivandrum'dayım tabii ki. Evdeyim. Senin ev telefonun da mı var?יש לך טלפון בבית? -כמובן!
Trivandrum'dayım tabii ki. Evdeyim.Trivandrum (thủ đô bang Kerala, Ấn Độ), ngốc ạ.