Ana içeriğe geç
Sözlük

dayı ile cümle

dayı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Günde iki kez Discovery Channel'dayız -- böyle yapamayız."Estamos dos veces al día en el Discovery Channel, no podemos hacer esto".
Günde iki kez Discovery Channel'dayız -- böyle yapamayız."디스커버리 채널에 하루에 두 번씩이나 나가요. 이렇게 하면 안돼요."
Günde iki kez Discovery Channel'dayız -- böyle yapamayız."Napi kétszer játssza a műsort a Discovery Channel - ezt nem csinálhatjuk."
Günde iki kez Discovery Channel'dayız -- böyle yapamayız."Nasz program leci na 5 kontynentach, w Discovery Channel - nie możemy tak".
Günde iki kez Discovery Channel'dayız -- böyle yapamayız."On passe deux fois par jour sur Discovery Channel... on ne peut pas faire ça."
Günde iki kez Discovery Channel'dayız -- böyle yapamayız."Suntem de două ori pe zi la Discovery Channel -- nu putem face asta."
Günde iki kez Discovery Channel'dayız -- böyle yapamayız."Vi sänder två gånger om dagen på Discovery Channel -- vi kan inte göra såhär."
Günde iki kez Discovery Channel'dayız -- böyle yapamayız."We zijn twee maal per dag te zien op Discovery Channel - we kunnen dit niet maken."
Günde iki kez Discovery Channel'dayız -- böyle yapamayız."Wir werden zweimal am Tag auf dem Discovery Channel ausgestrahlt - wir können das nicht machen."
Günde iki kez Discovery Channel'dayız -- böyle yapamayız."Μας προβάλλει δύο φορές τη μέρα το Discovery Channel -- δεν μπορούμε να το κάνουμε αυτό."
Günde iki kez Discovery Channel'dayız -- böyle yapamayız."Нас показывают дважды в день на канале Дискавери, мы так делать не можем."
Günde iki kez Discovery Channel'dayız -- böyle yapamayız."По два пъти на ден сме по канал "Дискавъри" - не можем да направим това."
Günde iki kez Discovery Channel'dayız -- böyle yapamayız."אנחנו משודרים פעמיים ביום בערוץ "דיסקברי"... אנחנו לא יכולים לעשות את זה."
Günde iki kez Discovery Channel'dayız -- böyle yapamayız."نحن في اليوم نظهر مرتين على قناة ديسكفري -- لا نستطيع أن نفعل هذا."
Günde iki kez Discovery Channel'dayız -- böyle yapamayız."彼は了承した
Harvard'a transfer oldum, şimdi Harvard'dayım, artık bunun hakkında düşünmüyorum, fakat uzunca bir süreIch bin in Harvard, ich denke nicht mehr daran, aber für eine lange Zeit dachte ich:
Harvard'a transfer oldum, şimdi Harvard'dayım, artık bunun hakkında düşünmüyorum, fakat uzunca bir süreJ'ai déménagé à Harvard, je suis à Harvard, je n'y pense plus vraiment mais pendant longtemps, j'avais pensé,
Harvard'a transfer oldum, şimdi Harvard'dayım, artık bunun hakkında düşünmüyorum, fakat uzunca bir süreJá não penso mais nisso agora, mas durante muito tempo pensei:
Harvard'a transfer oldum, şimdi Harvard'dayım, artık bunun hakkında düşünmüyorum, fakat uzunca bir süre하버드로 옮겼어요. 저는 이제 더 이상 지금은 이런 생각을 하지 않지만 예전엔 오랜동안 이렇게 느꼈죠.
Harvard'a transfer oldum, şimdi Harvard'dayım, artık bunun hakkında düşünmüyorum, fakat uzunca bir süreM-am mutat apoi la Harvard. Sunt la Harvard şi nu mă mai gândesc la acest lucru, dar mult timp m-am gândit:
Harvard'a transfer oldum, şimdi Harvard'dayım, artık bunun hakkında düşünmüyorum, fakat uzunca bir sürePrzeniosłam się do Harvardu. No więc jestem tam i naprawdę już tak nie myślę, ale naprawdę długo myślałam:
Harvard'a transfer oldum, şimdi Harvard'dayım, artık bunun hakkında düşünmüyorum, fakat uzunca bir süreYa no lo pienso más. Pero por un buen tiempo estuve repitiéndome,
Harvard'a transfer oldum, şimdi Harvard'dayım, artık bunun hakkında düşünmüyorum, fakat uzunca bir süreПосле него — Гарвард. Плохие мысли уже не посещали меня, но до этого я часто думала:
Harvard'a transfer oldum, şimdi Harvard'dayım, artık bunun hakkında düşünmüyorum, fakat uzunca bir süreЦі думки мене більше не турбували, але довгий час до того я думала:
Harvard'a transfer oldum, şimdi Harvard'dayım, artık bunun hakkında düşünmüyorum, fakat uzunca bir süreעברתי להרוורד, אני כבר לא חושבת על זה, אבל לאורך זמן רב כן נהגתי לחשוב,
Harvard'a transfer oldum, şimdi Harvard'dayım, artık bunun hakkında düşünmüyorum, fakat uzunca bir süreانتقلت إلى جامعة "هارفرد"، أنا في هارفرد، لم أعد أفكر بهذا مجددا، لكن أمضيت وقتا طويلا أفكر
Harvard'a transfer oldum, şimdi Harvard'dayım, artık bunun hakkında düşünmüyorum, fakat uzunca bir süreハーバードにいく頃には あまり考えなく なっていましたが それまでずっと 「自分はここにいるべき人間じゃない」 と感じていたんです
- He is going for my dayı, I'm telling you.-Λέει, εγώ πρόκειται για το θείο μου.
‹‹Hemen Paddan-Arama, annenin babası Betuelin evine git. Orada dayın Lavanın kızlarından biriyle evlen.일어나 밧단아람으로 가서 너의 외조부 브두엘 집에 이르러 거기서 너의 외삼촌 라반의 딸 중에서 아내를 취하라
‹‹Hemen Paddan-Arama, annenin babası Betuelin evine git. Orada dayın Lavanın kızlarından biriyle evlen.Pergilah ke Mesopotamia, kepada keluarga Betuel, kakekmu, dan kawinlah dengan salah seorang anak pamanmu Laban
‹‹Hemen Paddan-Arama, annenin babası Betuelin evine git. Orada dayın Lavanın kızlarından biriyle evlen.קום לך פדנה ארם ביתה בתואל אבי אמך וקח לך משם אשה מבנות לבן אחי אמך׃
‹‹Hemen Paddan-Arama, annenin babası Betuelin evine git. Orada dayın Lavanın kızlarından biriyle evlen.قم اذهب الى فدّان ارام الى بيت بتوئيل ابي امك وخذ لنفسك زوجة من هناك من بنات لابان اخي امك.
‹‹Hemen Paddan-Arama, annenin babası Betuelin evine git. Orada dayın Lavanın kızlarından biriyle evlen.你 起 身 往 巴 旦 亞 蘭 去 、 到 你 外 祖 彼 土 利 家 裡 、 在 你 母 舅 拉 班 的 女 兒 中 、 娶 一 女 為 妻
‹‹Hemen Paddan-Arama, annenin babası Betuelin evine git. Orada dayın Lavanın kızlarından biriyle evlen.你 起身 往 巴旦亞 蘭去 、 到 你 外祖 彼 土利 家裡 、 在 你 母舅 拉班 的 女兒 中 、 娶 一 女 為妻
Hindistan'dayız. Aman, uluorta öpüşmek yok burada.Jesteśmy w Indiach.
Hindistan'dayız. Aman, uluorta öpüşmek yok burada.バッグを持とう
- Hristo Dayı...Hristo oncle...
- Hristo Dayı...Padre Hristo...
- Hristo Dayı...Θείε Χρήστο...
- Hristo Dayı...- Вуйчо Христо..
- Hristo Dayı...- Дядя Кристо...
- Hristo Dayı...عمى خريستو...
Hyun Sook rahip Keene'in yetimhanesinde kaldı ve dayısı da evlat edinilene kadar orada yaşamasına razı oldu.Huyn-Sook ở lại với Cha Keene, và người cậu đồng ý cho em ở đó đến khi xong thủ tục nhận nuôi.
Hyun Sook rahip Keene'in yetimhanesinde kaldı ve dayısı da evlat edinilene kadar orada yaşamasına razı oldu.Hyon Sook blieb bei Pater Keene und ihr Onkel stimmte zu, sie dortzulassen bis die Adoption durch ist.
Hyun Sook rahip Keene'in yetimhanesinde kaldı ve dayısı da evlat edinilene kadar orada yaşamasına razı oldu.Hyun-Soek logeerde bij Father Keene. Haar oom stond toe dat ze daar bleef tot de adoptie rond was.
Hyun Sook rahip Keene'in yetimhanesinde kaldı ve dayısı da evlat edinilene kadar orada yaşamasına razı oldu.Hyun Sook se quedó con el Padre Keene y su tío permitió que se quedara hasta completar la adopción.
Hyun Sook rahip Keene'in yetimhanesinde kaldı ve dayısı da evlat edinilene kadar orada yaşamasına razı oldu.Hyun Sook zamieszkała u ojca Keene, a jej wujek zgodził się, żeby została tam do przeprowadzenia adopcji.
Hyun Sook rahip Keene'in yetimhanesinde kaldı ve dayısı da evlat edinilene kadar orada yaşamasına razı oldu.현숙이는 킨 신부님의 고아원에 머물렀고 그녀의 삼촌도 입양이 성사될때 까지 머무는 것을 승낙했습니다.
Hyun Sook rahip Keene'in yetimhanesinde kaldı ve dayısı da evlat edinilene kadar orada yaşamasına razı oldu.Хун Сук остана при отец Кийни, а чичо й се съгласи да я остави там докато трае процедурата за осиновяване.
Hyun Sook rahip Keene'in yetimhanesinde kaldı ve dayısı da evlat edinilene kadar orada yaşamasına razı oldu.Хьюн Сук осталась в приюте отца Кина, ее дядя согласился оставить ее там на время процесса удочерения.
Hyun Sook rahip Keene'in yetimhanesinde kaldı ve dayısı da evlat edinilene kadar orada yaşamasına razı oldu.היון סוק נשארה אצל האב קין, והדוד שלה התיר לה להשאר שם עד שהאימוץ יושלם.
Hyun Sook rahip Keene'in yetimhanesinde kaldı ve dayısı da evlat edinilene kadar orada yaşamasına razı oldu.أقامت أون سوك لدى الأب كين، وقد وافق الخال على أن تبقى هناك حتى تتم عملية التبني.
Hyun Sook rahip Keene'in yetimhanesinde kaldı ve dayısı da evlat edinilene kadar orada yaşamasına razı oldu.叔父は養子縁組が行われるまで 彼女が留まることに同意しました 彼は養子縁組に賛同してくれたんです
İşte Doğu Borneo'dayız.Also sind wir in Ost-Borneo.
İşte Doğu Borneo'dayız.Así que estamos en Borneo Oriental.
İşte Doğu Borneo'dayız. Başladığım yer burası.그래서 보르네오 동쪽으로 갔습니다 여기서 일을 시작했죠
İşte Doğu Borneo'dayız. Başladığım yer burası.Tehát itt vagyunk Kelet-Borneóban, ahol az egész kezdődött.
İşte Doğu Borneo'dayız. Başladığım yer burası.אז אנחנו נמצאים בבורניאו המזרחית. זה המקום, שם למעלה, שבו התחלתי.
İşte Doğu Borneo'dayız. Başladığım yer burası.لذا فنحن في شرق بورنيو . هذا هو المكان حيث بدأت.
İşte Doğu Borneo'dayız. Başladığım yer burası.ご覧の通り、黄色の土地しかありません。
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod