Ana içeriğe geç
Sözlük

davranmak ile cümle

davranmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Sizden, öne geçmek yahut arkaya kalmak/erken davranmak yahut gecikmek isteyen için.Whoever of you desires to progress or lag behind.
Adaletli davranmak daha erdemlidir. ALLAH'ı dinleyin.Be just: This is closest to piety; and beware of God.
Yahut, öncekinden farklı davranmak için geri gönderilsek," derler.If only we could go back to the world, we would act otherwise."
Sizden doğru davranmak isteyenler için...For those of you who desire to walk the path that is straight,
"Bizimle alay mı ediyorsun," deyince de "Cahilce davranmaktan ALLAH'a sığınırım," dedi.He answered, “Allah forbid that I should be of the ignorant!”
Namazı gözetin, zekatı verin ve güzel davranmak yoluyla ALLAH'a bir borçsunun.And perform the prayer, and pay the alms, and lend to God a good loan.
Ve de ki: Allah'ın indirdiği her kitaba inandım. Aranızda adaletli davranmakla emrolundum.For us our deeds and for you your deeds.
Size yasak ettiğim şeylerin aksini yaparak size aykırı davranmak istemiyorum.I wish not, in contradiction to you, to do that which I forbid you.
Adaletli davranmak daha erdemlidir.Be just: that is nearer to piety, and fear Allah.
Sizin aranızda adaletle davranmakla emrolundum. ALLAH bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbinizdir.For us our deeds and for you your deeds.
Ben size menettiğim şeylerde size aykırı davranmak istemiyorum.I have no desire to do what I forbid you from doing.
Aranızda adaletli davranmakla emrolundum. Allah, bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbinizdir.We have our deeds, and you have your deeds.
Size yasakladığım şeylerde, size söylediğimin aksine davranmak istemiyorum.I have no desire to do what I forbid you from doing.
Sizin aranızda adaletle davranmakla emrolundum.God is our Lord and your Lord.
Aranızda adaletli davranmakla emrolundum.Allah is our Lord and your Lord.
Bir topluluğa olan kininiz sizi adaletli davranmaktan alıkoymasın.Do not allow your hatred for other people to turn you away from justice.
Hatta bazıları Türk hükümetini yardım elini uzatmada yavaş davranmakla eleştirdiler.Some even criticised the Turkish government for being too slow to offer help.
Apollon: Bu kadar dindar birine ihtiyacı olduğu anda nazik davranmak haksızlık mı?' [1]Apollo: Is it unjust to treat someone so kindly, someone so pious, in his time of need?'[9]
Çabuk davranmak zorundayız.Wir müssen schnell handeln.
Hızlı davranmak zorundayız.Wir müssen speditiv handeln.
Ancak hiç de sevmediği kişilere işi gereği kibar davranmak durumundadır.Gegenüber den Leuten die er nicht mag, verhält er sich bewusst unfreundlich.
Eşine ve üvey kızına kötü davranmaktadır.Er hinterließ seine Ehefrau und seine erwachsene Tochter.
Caner, Pelin’e kötü davranmaktadır, ondan uzak durmak istemektedir.Jean-Paul gefällt es in der Lüders-Klinik so gut, dass er sie nicht mehr verlassen möchte.
Çocuklar yetişkin gibi davranmak isterler.Les enfants veulent se comporter comme des adultes.
Çocuklar yetişkinler gibi davranmak isterler.Les enfants veulent se comporter comme des adultes.
Aynı zamanda başkan Huri’yi de yolsuzluk ve fazla otoriter davranmakla suçlayarak protesto eder.Il a également protesté contre le président Khoury qu'il accusait d'être corrompu et d'être trop autoritaire.
Savaş esirlerine ve sivillere karşı kötü davranmak da savaş suçu oluşturan davranışlar arasında yer alır.La fourniture d'aliments aux habitants et aux prisonniers de guerre est un acte d'humanité mal compris.
Ama Vilmer ona karşı sert davranmaktadır.Mrs Hugues lui parle sévèrement.
Buffy de onların küçük kızı gibi davranmaktadır.M. Moseby s'occupa d'elle comme si c'était sa propre fille.
Herkese eşit davranmaktaydı.Se proclamaron iguales a todos.
Asistanlar da stajyer doktorlara iyi davranmaktadır.Entre los asistentes, recordamos a los Sres.
Tutarlı ve sevecen davranmak, iyi bir köpek eğitiminde anahtardır.Con un adecuado cuidado y entrenamiento, el perro es una mascota obediente y educada.
Herkese eşit davranmaktaydı.Incuteva rispetto a chiunque.
Pylea'daki en kudretli savaşçıdır, ama buna rağmen o boyutu yöneten rahipler ona alçak davranmaktadır.È il guerriero più potente, ma, nonostante questo, rispetta i suoi avversari.
Hizmetkâra göre Legrand garip davranmaktadır.Al suo arrivo, Dolores si comporta in modo strano.
Buffy de onların küçük kızı gibi davranmaktadır.Matilda li tratta come figli.
Ama Vilmer ona karşı sert davranmaktadır.Diderot fu molto severo con lui.
Herkese eşit davranmaktaydı.Он одинаково по-доброму относился ко всем.
Ancak hiç de sevmediği kişilere işi gereği kibar davranmak durumundadır.Понимает, что ради своих целей нужно хорошо относиться к людям, которых не любишь.
11 Şubat 2006'da, İslamiyet'e aykırı davranmak suçuyla eski baş editör Mohammed Al-Asadi tutuklanmıştır.في 11 فبراير 2006 ألقي القبض على رئيس التحرير السابق محمد الأسدي بتهمة إهانة الإسلام.
Öğretim üyeleri öğrencilere arkadaş gibi davranmaktadır.تعامل تلاميذه كزملاء له.
Patronlar çalışanlarına çok kötü davranmaktadır.فقد الضباط السيطرة على رجالهم تمامًا.
Fabrikadaki ustabaşı ve onun adamları kendisi dahil diğer tüm çalışanlara kötü davranmaktadır.O problema é que o diretor e sua esposa maltratam todos à sua volta.
Norbert ve Daggett ona yüz çizmiş ve ona bir arkadaş gibi davranmaktadırlar.Ambos Oz e Gilbert o tratam como uma figura paterna.
Herkese eşit davranmaktaydı.Se aliavam com todo mundo.
Herkese eşit davranmaktaydı.Iedereen werd gelijk behandeld.
Patronlar çalışanlarına çok kötü davranmaktadır.Ze wordt slecht behandeld door haar werkgevers.
Bu noktaya gelmemek için yapacağınız şey arada bir beklenmedik biçimde davranmaktır.Iemand die geen uitweg ziet kan soms onvoorzien handelen.
Herkese eşit davranmaktaydı.Traktowała wszystkich jednakowo.
Buffy de onların küçük kızı gibi davranmaktadır.Miyuri traktuje ją jak młodszą siostrę.
Bu kapsamda bölgeye asker gönderen Japonya ise kendi amaçları doğrultusunda davranmaktadır.Japoński oddział, który patrolował właśnie tę okolicę, poszedł sprawdzić co się stało.
Ama umursamaz gibi davranmaktadır.Został jednak potraktowany lekceważąco.
Xander'ın babası bir alkoliktir ve oğluyla karısına genelde kötü davranmaktadır.Ojciec Erica, który był alkoholikiem, często znęcał się nad rodziną, a szczególnie nad synem.
Ancak hiç de sevmediği kişilere işi gereği kibar davranmak durumundadır.Розуміє, що заради своїх цілей потрібно добре ставитися до людей, яких не любиш.
Herkese eşit davranmaktaydı.Він повинен підтримувати всіх однаково.
Fakat prenses erkeklerden ölesiye nefret etmekte ve onlara çok acımasız davranmaktaymış.Королева ненавидить людей та намагаються зробити їм якомога більше зла.
İddiaya göre Rooney, Ferguson tarafından oynatılmaması yüzünden sakatlığı varmış gibi davranmaktaydı.Bohužel zjistí, že byl Fisby převelen spíše kvůli neschopnosti.
Ama Vilmer ona karşı sert davranmaktadır.Homer kousne do něčeho tvrdého.
Hizmetkâra göre Legrand garip davranmaktadır.Legrand, spune el, se comportase ciudat în ultima vreme.
Xander'ın babası bir alkoliktir ve oğluyla karısına genelde kötü davranmaktadır.Isänsä Woodson oli alkoholisti ja hakkasi usein vaimoaan ja poikaansa.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod