Onu rahatsız etmemek için su kıyısında yürürken iyi davranışlar sergilemek gerekir.Om te voorkomen dat de grond uitput zal men dat goed moeten dimensioneren.
Vampir yarasalar büyük ölçüde işbirlikçi davranış sergilerler.De bloeistengel is bovenaan klierachtig behaard.
Bu davranışa sahip akıma, varsayımsal akım denir.De stijl doet die echtheid echter wel vermoeden.
“Anormal davranışlar sergileyen birisi ne ölçüde davranışlarından sorumlu tutulabilir?Is de onrechtmatige gedraging hem toerekenbaar?
Hamerkopun davranışları diğer kuşlarda görülmeyen bazı özellikler gösterir.Het gedrag van de hamerkop kent typische aspecten, die bij weinig andere vogels worden aangetroffen.
Carrefour'un çalışanlarına davranışı çeşitli defalar eleştiri konusu oldu.Poppers falsificationisme kreeg van verschillende kanten kritiek.
Görsel nümayiş daha çok agonistik davranışlarda ortaya çıkar.Hierdoor overheerst in agonistisch gedrag de agressie.
Ben kendi davranışımdan sorumluyum.Ik ben verantwoordelijk voor mijn eigen gedrag.
Futbolcu daha sonra ise bu davranışından ötürü özür dilemiştir.Sam zawodnik oficjalnie przeprosił później za swoje zachowanie.
Hamas, ilk intifada sırasında benzer davranış gösterdi.Szczególną aktywność wykazał w trakcie pierwszej intifady.
Gibi kompulsif davranışlardan kaçınmak.Możliwe jest zatrzymanie kompulsywnych zachowań.
Yapının gerçek davranışı genellikle çok karmaşıktır.Rzeczywisty mechanizm danej reakcji jest zwykle bardziej złożony.
Dünyada davranışsal terapistler için birçok örgüt bulunmaktadır.Wiele organizacji zrzesza terapeutów behawioralnych z całego świata.
Bu davranışın sonucu olarak El Loco ("Manyak") lakabını aldı.Z powodu swojego temperamentu zyskał przezwisko „el loco” („szalony”).
Taktizmler, prefenderumlu davranışlarda kendini gösterir.Manifestują to, sami zachowując się w nieprzewidywalny sposób.
Köpeksi maymunların çoğu bir grup içinde yaşar ve iyi gelişmiş sosyal davranış sergiler.Większość małp żyje w stadach lub grupach rodzinnych o rozbudowanej strukturze społecznej.
Pogson ise buna karşılık inatçı davranış ve güney yarımkürede yapılması istenen bir gözleme katkı vermemiştir.Buchanan nie podjął aktywnych działań w tej kwestii, będąc gotowym na dalsze ustępstwa wobec Południa.
Cinsel davranışlarında da anormallik görülmüştür.Bywają anomalie seksualne.
Çoğu durumda ise bu sistemler kaotik davranışlar gösterir.W większości przypadków ruch staje się chaotyczny.
Leylekler bu davranışları yalnızca yuvalarda gösterir.Bociany wykazują takie zachowanie wyłącznie w okolicach gniazda.
Bu sınıflandırma morfolojik, moleküler ve davranışsal verilerle desteklenmektedir.Pokrewieństwo to wspierają dane morfologiczne, rozwojowe i molekularne.
Bu durum genellikle "iyi" ve "kötü" davranışların abartılmasına varır.Z tego powodu jest często obiektem żartów i oskarżeń o „zbyt białe” zachowywanie się.
Davranışlar sıklıkla tekrarlanır ve alışkanlık haline getirilir.Gdy zachowania przystosowawcze powtarzają się, stają się nawykami.
Akılcı Duygusal Davranışçı Terapi, Albert Ellis tarafından geliştirilmiş br psikoterapi yöntemidir.Autopsychoterapia – metoda opracowana przez psychoterapeutę Alberta Ellisa.
Agonistik davranış, etolojide, dövüşme ile ilgili sosyal davranışlar için kullanılan terimdir.Zachowania agonistyczne są to wszelkie zachowania społeczne związane z walką.
Bir açıklamaya göre özel bir stereotipik davranışın algısal bir girdiye göre bir işlevi olduğudur.Dzieje się tak dlatego, że system operacyjny gościa jest wirtualny.
Evrim, organizmaların şekil ve davranışlarını her yönden etkiler.Ewolucja wpływa na każdy aspekt budowy i zachowania organizmów.
Bu davranışından ötürü, genelde “Polis Truva atı” olarak anılmaktadır.Ze względu na takie zachowanie był określany mianem „policyjnego trojana”.
Artık davranışları tutarsızlaşmıştır.Obecnie jest już nieczynny.
Bu nedenle farklı görünüş ve davranışlara sahiptirler.Przejawia osobliwe manieryzmy i zachowania.
Sosyal davranışları konusunda kesin veriler yoktur.Brak jednak wyraźnych wskazówek, w jaki sposób stopniować społeczną szkodliwość.
Bir seçenek Bulucu tercihlerine eklendi, kullanıcıya arama davranışını değiştirmek için izin verir.Zamiast tego, reklamowane są unikalne funkcje, które mogą przekonać użytkownika do zmiany wyszukiwarki.
Ubıhların tutsaklara karşı davranışları çok insancıldı.Zachowanie dużych kotów jest zrozumiałe.
Yazı: "Minnettar olan insanlık cesur davranışları asla unutmaz."Święcenia „raz ważnie przyjęte nigdy nie tracą ważności”.
Sesli iletişim yaygındır ve kimileyin saldırgan davranışlarla birlikte sergilenir.Brzęczące lub skrzeczące dźwięki używane są przy zachowaniach agresywnych.
Laplace, oldukça oynak fikirli davranışlarda bulunuyordu.Tego typu zachowań obawiał się właśnie Logan.
About Behaviorism (Davranışçılık Hakkında) 1974.Chróściel (1974).
Köy halkı bu davranışı ile etraf köylere örnek olmuştur.Swym zachowaniem dawali zły przykład swoim miejscowym kolegom.
Bu nesne, kişi ya da davranışlar aşağılanmaz, tersine bir değer atfedilir.Niech mowa twoja nie będzie kłamliwa ani próżna, lecz poparta czynem.
Üyelerin küstahça davranışlarından dolayı grubun takma adı "Team No Respect" (Saygısız Takım) oldu.Ugrupowanie określano „drużyną bez szacunku” ze względu na zuchwałe maniery członków.
Yabancı Durum Testleri’ndeki davranışlarına göre çocuklar üç sınıfa ayrılırlar.Po zbadaniu poziomu umysłowego podzielono dzieci na cztery klasy.
Cinsel anlamda uygunsuz provokatif davranışlar sergileyebilir, duygularını etkileyici tarzda dışavururlar.Mogą czuć się niekomfortowo, wyrażając swoje emocje.
Gemiye alınan üç kazazede de garip davranışlar sergilemektedir.Oficer szybko odkrywa, że na pokładzie statku dzieją się dziwne rzeczy.
Osmanlı Hükümeti için bu hiç de uygun bir davranış değildi.Żądania te z punktu widzenia rządu rosyjskiego były nierealne.
Bu davranış bozukluğu hayvanlarda da görülmektedir.Podobne objawy są obserwowane w przypadku zwierząt.
Hormonlar vücuttaki farklı organ sistemlerinin davranışlarını etkileyen kimyasallardır.Kofeina wpływa na zachowanie różnych organizmów.
Tutarsız davranışlar sergiler.Występowanie nierównomierne.
Herhangi bir tür için, davranışlar; agresif, yardımcı, parazitsel ya da simbiyotik olabilir.Zachowania między gatunkami mogą być kooperacyjne, agresywne, pasożytnicze lub symbiotyczne.
Onu rahatsız etmemek için su kıyısında yürürken iyi davranışlar sergilemek gerekir.Mimo że dobrze nurkują, to, żeby woda nie wypierała ich na powierzchnię, muszą się czegoś przytrzymywać.
Kendine zarar verici davranışlardan kaçınmaz.Powstrzymywać się od złego seksualnego prowadzenia się.
İnsanın Allah’tan ölümü dilemesi de İslam’da hoş karşılanmayan bir davranıştır.Om vi skola dö, så är det Guds vilja, och Gud ske hans vilja!"
Bu davranışa iki durumu kararlı (bistable) davranış denir.Uttagningen (UT) består av två delar.
Kurallar kabul edilmiş davranış standartlarının ifadesidir.Konventionen är en kodifiering av gällande sedvanerätt.
Adaptasyon, yapısal, davranışsal, veya fizyolojik olabilir.Anpassningar kan antingen vara strukturella, beteendemässiga eller fysiologiska.
Davranışlardaki ölçü de etkili olabilmektedir.Vissa beteendeåtgärder kan också vara effektiva.
Sosyal davranışları hakkında bilgi yoktur.Det är inte mycket känt om deras sociala beteende.
Cinsel içerikli davranışları bulunur.Sexuella trakasserier förekom.
Hayvanların cinsel davranışları aynı tür içerisinde bile çok çeşitlilik gösterebilmektedir.Djurs sexuella beteende tar sig många olika uttryck, även inom samma art.
Etoloji, hayvan davranışlarını inceleyen bilim dalı.Etologi är studiet av djurens beteende.
Bu davranışı sergileyen kuşlar aynı cinsten olabilmektedir.Den asiatiska arten uppvisar troligen samma beteende.