Her bir tasarım elemanı iyi tanımlı bir arayüze ve hatasız davranış tanımlamasına sahip olmalıdır.Todos deviam ter boa aparência e não ter defeito físico.
Bu davranışa sahip akıma, varsayımsal akım denir.Este tipo de suposição pessoal é chamada de suposição discreta.
Caligula’nın sürekli davranışlarını eleştirmesi onu yeterince sinirlendirince, suikaste kurban gitti.Tendo tido o suficiente de raiva de Calígula em suas críticas e comportamento, ela comete suicídio.
Sosyal davranışı diğer kurtlarda olduğu kadar gelişmiş değildir.Os órgãos olfatórios não são tão desenvolvidos quanto nas equidnas.
Güzel bir davranış olduğunu düşünüyorum.Ela tem um comportamento tão bom.
Ruh bilimi açısından, kişinin oynadığı rol veya hem kendisine hem de çevresine karşı takındığı davranış.Como alguém se comporta também depende de coisas e pessoas ao redor dele ou dela.
Daha önceki davranışlarım için herkesten özür dilerim" dedi.E peço desculpas a qualquer um que tenha se ofendido."
Çoğu zararlı durumun gerçekleşmesinin nedeni kullanıcının dikkatsiz davranışlarıdır.A maioria das contaminações ocorre por ação do usuário.
Bu site “ iletkenlikte şiddetli değişim elektron davranışındaki şiddetli değişimi gerektirir”."Caos criado por mudanças no clima deve fortalecer extrema-direita".
Ne kadar utanç verici bir davranış!Que Vergonha!!
Genellikle yavaş yüzseler de bazen hareketli davranışlar da sergileyebilirler.Embora geralmente letárgico, esses tubarões podem se mover de forma muito rápida.
Bu onların çok serbestlik derecesiyle ortak davranışlarını yönetir.Isto determina o comportamento coletivo com muitos graus de liberdade.
Yapılan davranışın iyi veya kötü olması ile ilgilenir.O efeito corresponde à causa praticada, boa ou má.
Östrojen seviyeleri tiroit bezinin davranışlarını etkileyebilir.Os níveis de estrogénio podem também afectar o comportamento da tiroide.
Görsel nümayiş daha çok agonistik davranışlarda ortaya çıkar.O conceito de autoajuda também encontrou um lugar em gêneros mais expansivos.
Tutarsız davranışlar sergiler.Caminhos autoevitantes são fractais.
Sosyal davranışları gayet iyi gelişmiştir.Estima-se que seu sistema social eram altamente avançados.
Bir de bakmış Sarıkız orada kazları besliyor ve davranışlarından hiç de kötü yola düşmediği anlaşılıyormuş.Ele come desesperadamente os Biscoitos Gatinhos restantes, imaginando por que não está funcionando.
Yani diğer insanlar da bu davranışı tekrar etmekte midirler?Será que é preciso repetir para você entender?
Garip davranışlarından dolayı insanlar sarhoş olduğunu ve kendisine "PK" (sarhoş) derler.Seu olhar estava voltado particularmente para p ousado que o chamara de "cachorro".
Bu davranış aynı zamanda yunuslar, filler, susamurları ve ahtapotlarda da gözlemlenmiştir.Este comportamento também tem sido observado em golfinhos, elefantes, lontras e polvos.
Glam metal türünün sözleri hedonizmden ve vahşi davranışlardan oluşuyordu.As letras dessas bandas de glam rock normalmente enfatizavam o hedonismo e o comportamento selvagem.
Psikolojinin teorik amacı, davranışın kestirilmesi ve yönetilmesidir.Seu objetivo teórico é a previsão e o controle do comportamento.
Son olarak davranış tutarlı mıdır?Primeiro, o comportamento é adaptativo?
Sergileme ve tepki önleme davranışsal bir tedavi yöntemidir.Imediação e hipermediação são formas de mediação.
İnsan davranışlarını sınırlamak, denetim altına almak yerine insan özgür bırakılmalıdır.Se encoraja a responsabilidade pessoal, em vez da supervisão.
Hayvan davranışları ile ilgili çalışmaları vardır.Também tinha interesse pelo comportamento dos animais.
Bağlı elektronun dalga benzeri davranışları atomik orbital denilen bir özellikle açıklanır.O comportamento similar a onda de uma ligação eletrônica é descrita por uma função denominada orbital atômico.
Bu adil insanların davranışı değil.Não é nessa ordem que eles são bons.
Etoloji, hayvan davranışlarını inceleyen bilim dalı.Etologia: Ciência que estuda o comportamento animal.
Hayvanların yönelimleri ve içgüdüleri her zaman davranışları incelenerek anlaşılmıştır.A preferência e motivação animal é sempre inferida a partir do comportamento.
Bu resim tamamen insan davranışının yakından incelenmesiyle ilgilidir.Um capítulo inteiro é dedicado à questão da atitude humana de compaixão.
Yani kişi, davranışı yönünde duygular içinde bulunur.Está implícito que ele tem sentimentos por ela.
Dün geceki davranış şeklimden dolayı özür dilerim.Eu peço desculpas pelo meu comportamento de ontem a noite.
En başta güney pudusunun davranış biçimi gözlemlenmiştir.Aanvankelijk werd vooral gezocht in de zuidelijke Noordzee.
Birçok biyolojik yapı likit kristal davranışı gösterir.Veel andere biologische structuren vertonen vloeibaar kristallijn gedrag.
Bu Haliyle de yer yer davranış olarak sıvı halde bir maddeye benzer.Zo werd hij als aardse belichaming van de god Ptah beschouwd.
İslâm'da büyük günâhlar (kebâir) dini açıdan büyük ve temel kötü, uygunsuz davranışlara verilen isimdir.Daarnaast gaat het over de heerlijke beloning of de verschrikkelijke bestraffing op de Laatste Dag.
Davranışları tutarsızdı ve düşünceleri ile motivasyonları nadiren belirtiliyordu.Hun loyaliteit was echter gering en hun acties waren vaak onberekenbaar.
Filler de insanlar gibi büyürken davranışları öğrenmek zorundadır.Net als mensen moeten olifanten bepaalde gedragingen leren tijdens hun groei.
Bu olgu genetiğin İnsan özellikleri ve davranış yönünden birçok etkisini görüntülemektedir.Het is een van vele manieren om menselijke eigenschappen en gedrag te beschrijven.
Bu davranışın sonucu olarak El Loco ("Manyak") lakabını aldı.Hierdoor kreeg hij de bijnaam El Loco (de gek).
Örneğin; Kanunlar insan sosyal davranışlarını belirleyen bir sistemdir.Structuren bepalen dus het sociaal handelen van de mens.
Benlik kaynakları tükenmesi, suçluluk ve prososyal davranışta da kendini göstermektedir.Het Über-ich is ook verantwoordelijk voor gevoelens van schuld en schaamte.
Bu davranışın klasik örneği, kritik bir kütleye ulaştığında bir kovandır.Een bijzondere vorm van opalescentie is die welke optreedt wanneer een systeem een kritisch punt bereikt.
Buna göre erdem, hangi davranışların insanca ya da kabul edilir olduğunu belirten bir kavramdır.Het is dus de opvatting die een mens heeft over hoe de wereld is of zou moeten zijn.
Bu davranışla Nakamura kötü karakter oldu.Daarin bleek Nakamura een maatje te klein.
Sosyal davranışları hakkında bilgi yoktur.Over zijn burgerlijke status is niets bekend.
Willow'un vampir halindeki davranışları çok huysuz ve aşırı derecede kaprislidir.Ieder plan van Ladd is extreem gewelddadig en bloederig.
Riley ise tutarsız davranışlar sergilemeye başlar.Burrows om zowat onmogelijke acties uit te voeren...
Antisosyal davranış, sadece “şizofreni” nöbeti veya “manik nöbet” esnasında meydana gelen türden olmamalıdır.D: Het antisociale gedrag komt niet uitsluitend voor in het beloop van schizofrenie of manische episodes.
Güzel bir davranış olduğunu düşünüyorum.Je gedraagt je correct.
O zaman saldirgan davranışı değiştirmek lâzim.Kan van gedaante veranderen en gedraagt zich uitzinnig.
Ancak her gün bisiklet sürerek bu davranışı alışkanlık haline getiririz.Tot op hoge leeftijd bleef hij dagelijks fietstochten maken.
Ne kadar utanç verici bir davranış!Een schandelijke daad.
Cinsel içerikli davranışları bulunur.Ten tweede zijn ze uitgesproken seksueel actief.
Oysa ona göre zihinsellik, gözlemlenebilen davranışlarda ve etkinliklerde aranmalıdır.Dit wordt gedaan door (jonge) mensen die graag willen zien en gezien worden.
Leyla Hatemi daha sonra bu davranışı nedeniyle özür diledi.Peña bood later zijn excuses aan voor deze uitspraak.
Buna karşın güney türü tipik geyik davranışları gösterir.In het Zuiden heeft Broederlijk Delen een typische manier van werken.
Taciz birçok kötü davranışı kapsamaktadır.Maar ik ben bedroefd om zoveel wantoestanden.