Henry'nin doğumgünü davetlisidir.Este ziua de naștere a lui Alexander.
Toplantıya katılan davetliler niye toplandıklarını anlayamamışlardı.Unii n-au știut de ce au participat.
Bu turnuva 2005/2006 sezonunu ortaya çıkarmak için davetli oyun olarak başladı.Acest turneu a fost introdus în circuitul mondial în sezonul 2005/2006.
2003 Viyana Üniversitesi'nde davetli konuşmacı.2003 Université Paris XIII Egyetem-vendégprofesszor.
Davetliler gelin ve damadı tebrik eder ve düğün töreni sona erer.Megnyílik az udvar kapuja, betódul a vendégsereg, megérkezik a vőlegény és köszöntik a menyasszonyt.
Davetli Çift ErkeklerLyhyesti luuttujen eri tyypeistä
Hepiniz davetlisiniz.Teidät kaikki on kutsuttu.
Davetli konuşmacı.Ο Αμφίβολος Επισκέπτης.
Kızıl Çeşme okulunun uzmanları da bu partiye davetlidir.Rye Studio Schools danseteater er opkaldt efter ham.
Ayrıca programın son davetlisi de Tutorial olmuştur.Kampen blev også Thufasons sidste på landsholdet.
Daha sonra ünlülerin davetli olduğu bir dansa katılır.Etterpå ble tilskuerne invitert til å danse.
O akşam oğlan evinde davetlilere yemek verilir.Denne gang til gjestebud hjemme hos hver enkelt av deltakerne.
Doğru davetlileri seçmek bu organizasyonun en önemli kısmıdır.Førstehjelp er en av de viktigste aktivitetene til organisasjonen.
Daha sonra ünlülerin davetli olduğu bir dansa katılır.Penonton diharapkan untuk ikut menari.
Hediyenin türü tamamiyle davetliye aittir.Fungsi utamanya adalah sebagai tempat menerima tamu.
Davetli Çift ErkeklerĐôi nam khách mời
Bazen bir hayalet de hikâyeyi dinlemeye gelip davetlileri korkutur.肝心事の情報には、ゲストを招いてのトークを繰り広げることもある。
Üç gün boyunca gelen davetlilere yemek dağılır.見物客で3日間にぎわう。
Xander davetlileri karşılamak için mekana girer.”崔朴惭愧,与宾客离去。
Bu şartı davetliler tarafından kabul edildi.這是我答應受訪者的承諾。
1900'de Wilhelm Ostwald'ın davetlisi olarak Leipzig Üniversitesi'ne gitti.그래서 곧 빌헬름 오스트발트의 초청으로 1900년 라이프치히 대학으로 이직했다.
Kral bebek prensesin doğum gününü kutlamak için perilerin de davetli olduğu büyük bir parti verir.공주의 탄생을 축하하기 위해 왕은 나라안의 마법사를 초대하기로 했다.
Perde davetlilerin neşe ve coşkusuyla kapanır.모두의 기쁨의 합창과 무용으로 막을 내린다.
Prens davetlilerini ağırlar (Orlofski: "Arkadaşlarımı davet etmeyi severim").הנשף בעיצומו (מקהלה: "סעודה מזומנת לנו") והנסיך מקדם את אורחיו ("אני אוהב לכנס את ידידי").
1900'de Wilhelm Ostwald'ın davetlisi olarak Leipzig Üniversitesi'ne gitti.По тази причина през 1900 г. той се премества в Университета в Лайпциг по покана на Вилхелм Оствалд.
Henry'nin doğumgünü davetlisidir.Povod je Fredov rođendan.
Daha sonra ünlülerin davetli olduğu bir dansa katılır.Nakon toga ju jedan dečko pozove na ples.
Henry'nin doğumgünü davetlisidir.Šventė Franko gimtadienį.
Bu sırada davetliler de salonu terk etmektedir.Be to, keliautojai palapinę paliko vienu metu.
1974 Erzurum Aziziye anıtı davetli 10 sanatçı arasında birincilik mansiyonu.1974 Eesti NSV teeneline kunstnik EKA vilistlased.
Yemekten sonra davetliler odalarına çekilirler.Pärast sööki kogunesid külalised kodualtari ümber.
‹‹Ama davetliler aldırmadılar. Biri tarlasına, biri ticaretine gitti.Aber sie verachteten das und gingen hin, einer auf seinen Acker, der andere zu seiner Hantierung;
‹‹Ama davetliler aldırmadılar. Biri tarlasına, biri ticaretine gitti.Ale oni nedbali a odišli, ktorý na vlastné pole, ktorý po svojom kupectve,
‹‹Ama davetliler aldırmadılar. Biri tarlasına, biri ticaretine gitti.Ale oni nedbavše na to, odešli, jiný do vsi své a jiný po kupectví svém.
‹‹Ama davetliler aldırmadılar. Biri tarlasına, biri ticaretine gitti.Ale oni zaniedbawszy odeszli, jeden do roli swojej, a drugi do kupiectwa swego;
‹‹Ama davetliler aldırmadılar. Biri tarlasına, biri ticaretine gitti.Dar ei, fără să le pese de poftirea lui, au plecat: unul la holda lui, şi altul la negustoria lui.
‹‹Ama davetliler aldırmadılar. Biri tarlasına, biri ticaretine gitti.De azok nem törõdvén vele, elmenének, az egyik a maga szántóföldjére, a másik a maga kereskedésébe;
‹‹Ama davetliler aldırmadılar. Biri tarlasına, biri ticaretine gitti.Eles, porém, não fazendo caso, foram, um para o seu campo, outro para o seu negócio;
‹‹Ama davetliler aldırmadılar. Biri tarlasına, biri ticaretine gitti."저희가 돌아보지도 않고 하나는 자기 밭으로, 하나는 자기 상업차로 가고"
‹‹Ama davetliler aldırmadılar. Biri tarlasına, biri ticaretine gitti.Ma costoro non se ne curarono e andarono chi al proprio campo, chi ai propri affari
‹‹Ama davetliler aldırmadılar. Biri tarlasına, biri ticaretine gitti.Mais, sans s`inquiéter de l`invitation, ils s`en allèrent, celui-ci à son champ, celui-là à son trafic;
‹‹Ama davetliler aldırmadılar. Biri tarlasına, biri ticaretine gitti.Men de aktade icke därpå, utan gingo bort, den ene till sitt jordagods, den andre till sin köpenskap.
‹‹Ama davetliler aldırmadılar. Biri tarlasına, biri ticaretine gitti.Men de brøde sig ikke derom og gik hen, den ene på sin Mark, den anden til sit Købmandsskab;
‹‹Ama davetliler aldırmadılar. Biri tarlasına, biri ticaretine gitti.Men de brydde sig ikke om det og gikk sin vei, den ene til sin aker, den annen til sitt kjøbmannskap;
‹‹Ama davetliler aldırmadılar. Biri tarlasına, biri ticaretine gitti.Mutta he eivät siitä välittäneet, vaan menivät pois, mikä pellolleen, mikä kaupoilleen;
‹‹Ama davetliler aldırmadılar. Biri tarlasına, biri ticaretine gitti.Nhưng họ không đếm xỉa đến, cứ việc đi đường mình; kẻ nầy đi ra ruộng, kẻ kia buôn bán;
‹‹Ama davetliler aldırmadılar. Biri tarlasına, biri ticaretine gitti.Nhưng họ không đếm_xỉa đến , cứ_việc đi đường mình ; kẻ nầy đi ra ruộng , kẻ kia buôn_bán ;
‹‹Ama davetliler aldırmadılar. Biri tarlasına, biri ticaretine gitti.Oni pa niso marali in so odšli, eden na polje svoje, drugi pa po kupčiji svoji.
‹‹Ama davetliler aldırmadılar. Biri tarlasına, biri ticaretine gitti.Pero ellos no le hicieron caso y se fueron, uno a su campo, otro a su negocio
‹‹Ama davetliler aldırmadılar. Biri tarlasına, biri ticaretine gitti.Εκεινοι ομως αμελησαντες απηλθον, ο μεν εις τον αγρον αυτου, ο δε εις το εμποριον αυτου
‹‹Ama davetliler aldırmadılar. Biri tarlasına, biri ticaretine gitti.Вони ж, занехавши, пійшли собі, один на хутір, другий до свого торгу;
‹‹Ama davetliler aldırmadılar. Biri tarlasına, biri ticaretine gitti.Но они, пренебрегши то, пошли, кто на поле свое, а кто на торговлю свою;
‹‹Ama davetliler aldırmadılar. Biri tarlasına, biri ticaretine gitti.но те занемариха поканата, и разотидоха се, един на своята нива, а друг на търговията си;
‹‹Ama davetliler aldırmadılar. Biri tarlasına, biri ticaretine gitti.והם לא שתו לבם לזאת וילכו להם זה אל שדהו וזה אל מסחרו׃
‹‹Ama davetliler aldırmadılar. Biri tarlasına, biri ticaretine gitti.ولكنهم تهاونوا ومضوا واحد الى حقله وآخر الى تجارته.
‹‹Ama davetliler aldırmadılar. Biri tarlasına, biri ticaretine gitti.那 些 人 不 理 就 走 了 . 一 個 到 自 己 田 裡 去 . 一 個 作 買 賣 去
‹‹Ama davetliler aldırmadılar. Biri tarlasına, biri ticaretine gitti.那些 人 不理 就 走了.一 個 到 自己 田 裡去.一個作買 賣去
Aslında filmi izlemeye davetli değildi, daha çok küçüktü.Er war zu diesem Kinoabend nicht eingeladen. Dafür war er noch zu jung.
Aslında filmi izlemeye davetli değildi, daha çok küçüktü.Han blev ikke inviteret til forevisningen. Han var for ung til det.
Aslında filmi izlemeye davetli değildi, daha çok küçüktü.Häntä ei kutsuttu mukaan. Hän oli liian nuori.