davet ile cümle
davet kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Hareket Sünni ve Şii bilim adamlarını ortak noktada buluşmaya davet etmiştir.ICSU ble grunnlagt for å føre sammen forskere innen naturfagene i internasjonal vitenskapelig innsats.
Böyle durumdaki bir A kişisi, icaba davette bulunmuş olur.En lignende situasjon skal ha funnet sted i Ḥomṣ.
Darcy, Elizabeth ve Gardinerleri kardeşi Georgiana’yla tanışması için yemeğe davet eder.Darcy introduserer så Elizabeth for sin søster Georgiana.
O akşam oğlan evinde davetlilere yemek verilir.Denne gang til gjestebud hjemme hos hver enkelt av deltakerne.
Mami de Madoka'yı büyücü kız olmaya davet eder.Smid lærte magi fra sin fostermor Busla som var trollkvinne.
Düzenleme erişimine sahip kullanıcılar diğerlerini düzenlemeye davet edebilir.De som er medlem av siden, kan sende ut invitasjoner til andre.
1909 yılında, Sergei Diaghilev onu Ballets Russes'te koreograf olarak çalışması için Paris'e davet etti.I 1909 tok han i mot Sergej Pavlovitsj Djagilevs innbydelse til Paris og ble der koreograf for Ballets Russes.
Doğru davetlileri seçmek bu organizasyonun en önemli kısmıdır.Førstehjelp er en av de viktigste aktivitetene til organisasjonen.
ABD Dışişleri Bakanlığı'nın daveti üzerine Uluslararası Yükselen Yıldızlar Liderlik Programı'na katıldı.Dessuten gjestet en rekke internasjonale stjerner programmet.
2015 yılında Rickman, 2012 yılında New York'ta yapılan özel bir davetle evlenmiş olduklarını doğruladı.Etter femti år giftet de seg i en hemmeligholdt seremoni i New York City i 2012.
Ayrıca onu dini içeren konularda daha hassas davranmaya davet etti.Trolig spurte han henne også om råd i politiske spørsmål.
Hepinizi partiye davet etmek istiyorum.Saya ingin mengajak Anda semua ke dalam pesta ini.
Ağ yöneticileri tarafından davet edilmedikçe bunlara katılamaz.Seseorang tidak dapat bergabung kecuali diundang oleh administrator jaringan.
İnsanları gizlice öldürtüp, sonra da sarayına davet ederdi.Doa permohonan bagi almarhum(ah) dan umat manusia didaraskan.
Nahil Emlâk 300.000 m² alan üzerinde inşa edilecek bir bina için bazı mimarları davet etmiştir.Nakheel mengundang beberapa arsitek untuk merancang sebuah bangunan seluas 300.000 m².
Darcy, Elizabeth ve Gardinerleri kardeşi Georgiana’yla tanışması için yemeğe davet eder.Mr. Darcy mengajak Elizabeth dan keluarga Gardiner untuk menemui adiknya.
Yoksul, kimsesiz, dul, yetim, engelli tanıdıklar da unutulmaz, ve mümkünse akşam yemeğine davet edilirler.Orang-orang yang miskin, kesepian, dan yatim piatu tidak dilupakan dan diundang untuk makan malam.
Tövbeye davet edilmelidir.Sebuah dendam minta dituntaskan.
Aralık 2004'te ikiz kardeşi Piotr ile West Ham United'a deneme yapmak için davet edildi.Pada Desember 2004 ia diundang oleh West Ham United untuk uji coba bersama dengan saudara kembarnya, Piotr.
Bill kız için yeni elbiseler çalar ve kızı güzel bir gece geçirmeye davet eder.Rio menyimpan rasa pada gadis cantik itu dan mengajaknya berkencan.
Beta sürümünü denemek isteyen diğer web posta meraklıları, erişim izni veren bir davetiye talep edebildi.Penggemar webmail lain yang ingin mencoba versi beta dapat meminta undangan untuk diberikan akses.
Ventidius'un borcunu ödemek için para gönderir ve Ventidius hemen Timon'un davetine gelir.Dia mengirimkan uang untuk membayar utang Ventidius, dan Ventidius dilepaskan dan bergabung perjamuan.
Google, bağlı kuruluşları ancak davetiye temelinde eklemeye devam edeceğini söyledi.Google mengatakan bahwa hal itu akan terus menambah afiliasi, tetapi hanya atas dasar undangan.
Köyde herkes davet edilir.Mereka mengundang semua warga desa.
Bir davette dönemin maslahatgüzarı ile karşılaşır.Karena kebetulan bertepatan tibanya dengan waktu salat.
Will Anna'yı evine üstüne değiştirmesi için tam yolun karşısındaki evine davet eder.Will meminta maaf dan mengajak Anna untuk ke rumahnya berganti pakaian.
Daha sonra ünlülerin davetli olduğu bir dansa katılır.Penonton diharapkan untuk ikut menari.
Onları kendisine katılmaya davet eder.Dia juga memohon mereka untuk datang mencarinya.
ABD'den resmi olarak davet alan ilk İsrail başbakanıdır.Ia menjadi presiden Amerika pertama yang membuka Olimpiade digelar di Amerika Serikat.
Mahkeme kararı halkı sokağa davet ederek denetlenemez."Hal ini menyebabkan masyarakat tidak aman untuk pergi ke pusat kota."
Ardından Japon İmparatorluğu'ndan Nankin'de bir Japon destekli bir hükûmet kurma davetini kabul etti.Wang menerima tawaran dari Jepang untuk mendirikan pemerintahan yang didukung Jepang di Nanjing.
Centaurlar'ı Peirithoos'un düğününe davet ederler.Pirithous mengundang para kentaur untuk menghadiri pesta pernikahannya.
Savonarolo bu daveti kabul etmedi.Siprianus tidak setuju dengan perpisahan ini.
Bu yaptığınız kaosa davettir.Andalah yang mengakibatkan kekacauan ini!
Yeni üyeler sadece kulüplerin oybirliği ile davet edilmesi sonucu alınmaktadır.Anggota baru hanya dapat bergabung berdasarkan undangan saja.
(Aşka Davet)....Demi Cinta Ni..
Pozitif, destekleyici arkadaşları, yakınları davet etmek gereklidir.Dukungan penggemar yang kuat membantu memberi mereka banyak perhatian.
Anna ile konuşabilme fırsatını yakalayan Will, kızkardeşi Honey'nin doğumgününe Anna'yı davet eder.Setelah wawancara, Anna Scott ternyata bersedia menemani WIll menghadiri ulang tahun adiknya, Honey.
Hediyenin türü tamamiyle davetliye aittir.Fungsi utamanya adalah sebagai tempat menerima tamu.
Önce perdeye Hacivat gelir ve bir semai okuyarak Karagöz'ü davet eder.Salah seorang ulama kemudian naik ke mimbar dan membacakan Syahadat.
Sonrasında imparatorun davetiyle Hindistan'a gitti.Sesudah itu ia pulang ke Kaisarea.
Kısa süre sonra ikili, Ağustos 2007'deki Lollapalooza müzik festivaline davet edildi.Mereka tampil di festival musik Lollapalooza tahun 2007.
O da, Hamidüddin ismini duyunca; “Baş üstüne, bu davete icabet lazımdır.Apabila Dia telah menetapkan sesuatu, maka Dia hanya berkata kepadanya: "Jadilah", maka jadilah ia.
İmparator V. Karl'ı meydan savaşına davet etti.Kaisar Karl V memvonisnya dengan hukuman mati dengan dakwaan pemberontakan.
Jones, Rod Temperton'ı da üç şarkının yazımı için davet etti.Jones cũng mời Rod Temperton viết ba bài.
Harman Kardon'un daveti üzerine Landman, 2018 yılında J.Views ile 24 telli bir ses ölçer yaptı.Theo lời mời của Harman Kardon, Landman đã xây dựng một thước đo 24 sợi với J.Views vào năm 2018.
Twitter'dan, takipçilerini Obama'ya oy vermeye davet etti.Trên Twitter, cô động viên lượng người theo dõi của mình bầu chọn cho ông Obama.
Leibniz daveti reddetti fakat 1671’de Dük ile yazışmalara başladı.Leibniz khước từ lời mời, nhưng bắt đầu liên lạc với vị Công tước năm 1671.
Nahil Emlâk 300.000 m² alan üzerinde inşa edilecek bir bina için bazı mimarları davet etmiştir.Nakheel mời một số kiến trúc sư thiết kế một tòa nhà trên diện tích 300.000 mét vuông.
Muntz Carl ve Russell'ı zeplinine davet eder.Muntz mời Carl và Russell vào khinh khí cầu khổng lồ của mình.
Mayıs 2007’de İsrail, OECD için kabul konuşmalarına davet edildi .Tháng 5 năm 2007, Israel được mời tham dự các phiên thảo luận mở với OECD.
Sonra New York'a davet edildi.Sau đó bà được đưa tới New York.
Performanstan sonra Knowles, Eve ile "Like This" şarkısını seslendirmek üzere Rowland'ı sahneye davet etti.Sau buổi diễn, Knowles đã giới thiệu màn trình diễn tiếp theo là ca khúc "Like This" của Rowland và Eve.
Davetli Çift ErkeklerĐôi nam khách mời
Ester, Kral'ı Haman'ın katılacağı ziyafete davet eder.Esther khiêm nhu xin vua và Haman đến dự yến tiệc bà dọn cho vua.
Eylül 2010’da İsrail OECD’ye katılması için davet edildi.Năm 2010, Israel gia nhập OECD.
2008 zirvesinde Arnavutluk ve Hırvatistan resmen NATO'ya davet edildi.Tháng Tư năm 2008, Croatia và Albania chính thức được mời gia nhập NATO.
Mayıs 2014'te Jamaika, turnuva davetini kabul ettiğini açıkladı.Tháng 5 năm 2014, Liên đoàn bóng đá Jamaica chấp nhận lời mời tham dự giải.
Bütün beyaz sumrular gibi, yuvasını ve yavruyu savunurlar ve davetsiz misafirlere saldırırlar.Giống như tất cả đàn chim nhạn trắng, nó bảo vệ tổ của nó và bảo vệ con, chống lại những kẻ xâm nhập.
Onları kendisine katılmaya davet eder.Cô mời gọi anh vào với cô.