İnsanları eski Rusça konuşmaya, haç çekerken iki parmak kullanmaya ve sakallarını uzatmaya davet ettiler.De fortsatte å snakke gammelrussisk, korset seg med to fingre istedenfor tre og lot skjegget gro.
Carrie bu daveti kabul eder.Kitty takker øyeblikkelig ja til invitasjonen.
Dönemin hayvan hakları savunucuları halkı Sovyet büyükelçiliklerinde protesto yapmaya davet etti.Dyrerettighetsgrupper den gang oppfordret allmennheten til å protestere utenfor sovjetiske ambassader.
Bir grup yolcu gemideki kurgusal satranç şampiyonu Mirko Czentovic'i partiye davet eder.Verdensmesteren i sjakk, Mirko Czentovic, er passasjer på skipet.
Davet üzerine Mısır'a gitmeye karar vermiştir.Dermed bestemte han seg for å reise til Egypt.
Turnuva için herhangi bir eleme oynanmadı; 28 takım organizasyona davet edildi.Det er ingen kvalifisering til turneringen; de 12 deltakende lagene blir invitert til å delta.
1876'da Repin Vasnetsov'u Paris'teki Peredvijniki topluluğuna katılmaya davet etti.I 1876 inviterte Repin Vasnetsov til å bli med til Paris og Peredvizjnikikolonien der.
Saraylılardan Osric araya girerek Hamlet'in Laertes ile düelloya davet eder.Hoffmannen Osric avbryter for å invitere Hamlet til å fekte med Laertes.
Onu tanımazlıktan gelse de adam kendini zorla çaya davet ettirir.Motvillig lar de seg invitere på kaffe.
Yusuf onları yemeğe davet etti.Jeppe setter seg til bords for å spise.
Abel, Noel kutlamaları da dahil birçok kez, Holmboe ailesinin Eidsberg'deki evine davet aldı.Abel ble flere ganger invitert til familien Holmboe i Eidsberg, blant annet for å feire jul.
1960 yılında Küba Devrimi'nden sonra Fidel Castro Arbenz'i Küba'ya davet etti.Etter den cubanske revolusjonen i 1960 ble han invitert av Fidel Castro til å flytte til Cuba.
Her bölümde konuklar davet edilmiştir.I tillegg ble det i hvert program invitert gjester.
Çekoslovak hükümeti ne davet edilmişti ne de fikri sorulmuştu.Den tsjekkoslovakiske regjeringen var ikke representert.
Kötü ruhların davetini içerir."Når bråkeåndene gir lyd fra seg".
Mayıs 1938'de Lomax Morton'u bir röportaj için onu davet etmiştir.I mai 1938 begynte Alan Lomax å ta opp intervjuer med Morton for the Library of Congress.
Daha sonra ünlülerin davetli olduğu bir dansa katılır.Etterpå ble tilskuerne invitert til å danse.
Bill kız için yeni elbiseler çalar ve kızı güzel bir gece geçirmeye davet eder.En av jentene forlater festen for å ta et nattbad.
Daha sonra onu yemeğe davet eder ve Roma'ya giderler.Etterpå forlater han Roma, og tilbake tilbake til USA.
Çar Petro'nun Rusya'ya davet ettiği Alman mühendislerin denetiminde Marshlande kanalizasyon yapıldı.St. Petersburg ble bygget under ledelse av tyske ingeniører tsaren hadde invitert.
Başkan Roosevelt'in daveti üzerine ABD’ye gitti.Kongeparet besøkte også USA en kort stund, der de fikk treffe president Roosevelt.
Hareket Sünni ve Şii bilim adamlarını ortak noktada buluşmaya davet etmiştir.ICSU ble grunnlagt for å føre sammen forskere innen naturfagene i internasjonal vitenskapelig innsats.
Böyle durumdaki bir A kişisi, icaba davette bulunmuş olur.En lignende situasjon skal ha funnet sted i Ḥomṣ.
Darcy, Elizabeth ve Gardinerleri kardeşi Georgiana’yla tanışması için yemeğe davet eder.Darcy introduserer så Elizabeth for sin søster Georgiana.
O akşam oğlan evinde davetlilere yemek verilir.Denne gang til gjestebud hjemme hos hver enkelt av deltakerne.
Mami de Madoka'yı büyücü kız olmaya davet eder.Smid lærte magi fra sin fostermor Busla som var trollkvinne.
Düzenleme erişimine sahip kullanıcılar diğerlerini düzenlemeye davet edebilir.De som er medlem av siden, kan sende ut invitasjoner til andre.
1909 yılında, Sergei Diaghilev onu Ballets Russes'te koreograf olarak çalışması için Paris'e davet etti.I 1909 tok han i mot Sergej Pavlovitsj Djagilevs innbydelse til Paris og ble der koreograf for Ballets Russes.
Doğru davetlileri seçmek bu organizasyonun en önemli kısmıdır.Førstehjelp er en av de viktigste aktivitetene til organisasjonen.
ABD Dışişleri Bakanlığı'nın daveti üzerine Uluslararası Yükselen Yıldızlar Liderlik Programı'na katıldı.Dessuten gjestet en rekke internasjonale stjerner programmet.
2015 yılında Rickman, 2012 yılında New York'ta yapılan özel bir davetle evlenmiş olduklarını doğruladı.Etter femti år giftet de seg i en hemmeligholdt seremoni i New York City i 2012.
Ayrıca onu dini içeren konularda daha hassas davranmaya davet etti.Trolig spurte han henne også om råd i politiske spørsmål.
Hepinizi partiye davet etmek istiyorum.Saya ingin mengajak Anda semua ke dalam pesta ini.
Ağ yöneticileri tarafından davet edilmedikçe bunlara katılamaz.Seseorang tidak dapat bergabung kecuali diundang oleh administrator jaringan.
İnsanları gizlice öldürtüp, sonra da sarayına davet ederdi.Doa permohonan bagi almarhum(ah) dan umat manusia didaraskan.
Nahil Emlâk 300.000 m² alan üzerinde inşa edilecek bir bina için bazı mimarları davet etmiştir.Nakheel mengundang beberapa arsitek untuk merancang sebuah bangunan seluas 300.000 m².
Darcy, Elizabeth ve Gardinerleri kardeşi Georgiana’yla tanışması için yemeğe davet eder.Mr. Darcy mengajak Elizabeth dan keluarga Gardiner untuk menemui adiknya.
Yoksul, kimsesiz, dul, yetim, engelli tanıdıklar da unutulmaz, ve mümkünse akşam yemeğine davet edilirler.Orang-orang yang miskin, kesepian, dan yatim piatu tidak dilupakan dan diundang untuk makan malam.
Tövbeye davet edilmelidir.Sebuah dendam minta dituntaskan.
Aralık 2004'te ikiz kardeşi Piotr ile West Ham United'a deneme yapmak için davet edildi.Pada Desember 2004 ia diundang oleh West Ham United untuk uji coba bersama dengan saudara kembarnya, Piotr.
Bill kız için yeni elbiseler çalar ve kızı güzel bir gece geçirmeye davet eder.Rio menyimpan rasa pada gadis cantik itu dan mengajaknya berkencan.
Beta sürümünü denemek isteyen diğer web posta meraklıları, erişim izni veren bir davetiye talep edebildi.Penggemar webmail lain yang ingin mencoba versi beta dapat meminta undangan untuk diberikan akses.
Ventidius'un borcunu ödemek için para gönderir ve Ventidius hemen Timon'un davetine gelir.Dia mengirimkan uang untuk membayar utang Ventidius, dan Ventidius dilepaskan dan bergabung perjamuan.
Google, bağlı kuruluşları ancak davetiye temelinde eklemeye devam edeceğini söyledi.Google mengatakan bahwa hal itu akan terus menambah afiliasi, tetapi hanya atas dasar undangan.
Köyde herkes davet edilir.Mereka mengundang semua warga desa.
Bir davette dönemin maslahatgüzarı ile karşılaşır.Karena kebetulan bertepatan tibanya dengan waktu salat.
Will Anna'yı evine üstüne değiştirmesi için tam yolun karşısındaki evine davet eder.Will meminta maaf dan mengajak Anna untuk ke rumahnya berganti pakaian.
Daha sonra ünlülerin davetli olduğu bir dansa katılır.Penonton diharapkan untuk ikut menari.
Onları kendisine katılmaya davet eder.Dia juga memohon mereka untuk datang mencarinya.
ABD'den resmi olarak davet alan ilk İsrail başbakanıdır.Ia menjadi presiden Amerika pertama yang membuka Olimpiade digelar di Amerika Serikat.
Mahkeme kararı halkı sokağa davet ederek denetlenemez."Hal ini menyebabkan masyarakat tidak aman untuk pergi ke pusat kota."
Ardından Japon İmparatorluğu'ndan Nankin'de bir Japon destekli bir hükûmet kurma davetini kabul etti.Wang menerima tawaran dari Jepang untuk mendirikan pemerintahan yang didukung Jepang di Nanjing.
Centaurlar'ı Peirithoos'un düğününe davet ederler.Pirithous mengundang para kentaur untuk menghadiri pesta pernikahannya.
Savonarolo bu daveti kabul etmedi.Siprianus tidak setuju dengan perpisahan ini.
Bu yaptığınız kaosa davettir.Andalah yang mengakibatkan kekacauan ini!
Yeni üyeler sadece kulüplerin oybirliği ile davet edilmesi sonucu alınmaktadır.Anggota baru hanya dapat bergabung berdasarkan undangan saja.
(Aşka Davet)....Demi Cinta Ni..
Pozitif, destekleyici arkadaşları, yakınları davet etmek gereklidir.Dukungan penggemar yang kuat membantu memberi mereka banyak perhatian.
Anna ile konuşabilme fırsatını yakalayan Will, kızkardeşi Honey'nin doğumgününe Anna'yı davet eder.Setelah wawancara, Anna Scott ternyata bersedia menemani WIll menghadiri ulang tahun adiknya, Honey.
Hediyenin türü tamamiyle davetliye aittir.Fungsi utamanya adalah sebagai tempat menerima tamu.