Onları kendisine katılmaya davet eder.Pozve ho, ať jde s s ním na setkání.
Olga'yı pek çok kez dansa davet eder.Musí se proto přestat častěji stýkat s Olgou.
Bunun üzerine aynı zamanda Sırbistan millî futbol takımı ve Kanada millî futbol takımından davet aldı.Lensky zároveň dostal nabídku i z kanadského národního týmu.
Siyasi liderler foruma ilk kez 1974 yılında davet edilmiştir.V roce 1974 tam proto byli poprvé přizváni i politici.
Sandburg bu mektuplardaki davete icabet ederek Peterken'i ziyaret etti.Bimbo viděl, jak Petr ukradl ten dopis.
Lady Catherine’e davetli olduğu bir gün Darcy’yle karşılaşırlar.Na její překvapení je přijde navštívit pan Darcy.
Kötü ruhların davetini içerir.Jsou jí podřízeni různí zlí duchové.
Eylül 2010’da İsrail OECD’ye katılması için davet edildi.V roce 2007 byl Izrael přizván do Organizace pro hospodářskou spolupráci a rozvoj (OECD).
Çekoslovak hükümeti ne davet edilmişti ne de fikri sorulmuştu.Československá vláda nereagovala ani na jeden z těchto návrhů a považovala je za zbytečné.
Angela'yı da şarkı seslendirmesi için davet ederler.Poprosí Cyrana, aby si ji zazpíval s ní.
Mayıs 2014'te Jamaika, turnuva davetini kabul ettiğini açıkladı.V květnu 2014 pak pořadatelé oznámili, že se turnaje místo Číny zúčastní výběr Jamajky.
Bunun üzerine 1928 Eylül ayında Türkiye de davet edilmiş ve 1929 Ocak ayında Türkiye de katılmıştır.Po lidovém referendu se stala Tureckou provincií a 29. června 1939 ji Turecko připojilo ke svému území.
Burada uzun süre kalan sanatçı, 1737 yılında İspanya'ya davet edildi.Na tomto svém posledním rozsáhlém díle pracoval malíř roku 1737.
Grup 2000 yılında Vans Warped Tour'a davet edildi.V roce 2000 byli Anti-Flag pozváni jako účastníci Vans Warped Tour.
Tom Hagen'i evine davet etmiştir.Tom Hagen ji však přesvědčí, aby se vrátila.
Kral bebek prensesin doğum gününü kutlamak için perilerin de davetli olduğu büyük bir parti verir.V předvečer princezniných narozenin se pořádá ples na její oslavu.
Sonrasında imparatorun davetiyle Hindistan'a gitti.Poté odešel s císařským dvorem do Prahy.
Bu nedenle ona bir davetiye gönderdi.Z tohoto důvodu si s ním dává schůzku.
Bu bakımdan, 1669’daki Brunswick Dükü’nün daveti vahimdi.V roce 1689 jej zakoupil vévoda brunšvický.
Şans eseri annesinin işvereni çok ünlü bir mimar olan R. Meltzer'i davet etti.Jeho matce se při návštěvě slavného architekta R.
Hepinizi partiye davet etmek istiyorum.Vreau să vă invit pe toți la petrecere.
Çekoslovak hükümeti ne davet edilmişti ne de fikri sorulmuştu.Guvernul cehoslovac nu a fost nici invitat, nici consultat.
Daha sonrasında Lawrence, Alvarez’i Chicago’daki Gelişimin Yüzyılı sergisini gezmek için davet etti.Lawrence l-a invitat apoi pe Alvarez la un tur al expoziției Century of Progress din Chicago.
EBU, yarışmadaki tüm elli altı aktif üyeye katılım daveti düzenlemiştir.EBU a transmis o invitație de participare tuturor celor 56 de membri activi.
Hazirandan sonra, Babbage, Ada’yı "Fark Makinesi"nin ilk örneğini görmesi için davet etti.În acea lună Babbage a invitat-o să vadă prototipul mașinii diferențiale.
Henry'nin doğumgünü davetlisidir.Este ziua de naștere a lui Alexander.
Dolayısıyla insan kendi evrimini Sufizmde bazen ‘gerçek akıl’ denen şeye doğru itmeye davet edilmektedir.Omul este deci invitat să continue evoluția sa înspre ceea ce în Sufism vine numit 'intelect real'.
Onları kendisine katılmaya davet eder.Ca urmare, este invitat să li se alăture.
Bunu iddia eden kişi tövbeye davet edilir.Cel ce avertizează e scuzat.
19 Temmuz 2012' tarihinde Arjantin U-20 takımında oynaması için davet gönderildi, daveti reddetti.La 19 iulie 2012 a fost convocat pentru prima oară la echipa Argentina Under-20, dar a refuzat invitația.
Onu Capua'ya davet ettikten sonra, Pandulf onu görevden aldığı Capua başpiskoposunun yanına hapse attı.După ce l-a invitat la Capua, Pandulf l-a aruncat pe abate în închisoare.
Angela'yı da şarkı seslendirmesi için davet ederler.Lasă-l pe Andrea să cânte cu tine.
Ona bir köleden başka bir şey olmadığını hatırlatıp, Rabbine iman etmeye davet etti.Ei cred în El, și Îi cer iertarea pentru cei care cred: Domnul nostru!
Eylül 2010’da İsrail OECD’ye katılması için davet edildi.În 2010, Israelul a aderat la OCDE.
Toplantıya katılan davetliler niye toplandıklarını anlayamamışlardı.Unii n-au știut de ce au participat.
Bu maksatla valileri ve meşhur ayanları başkentte “meşveret-i ammeye” davet etti.După obicei aceștia, împreună cu oaspeți de onoare intră în interior pentru “Ceremonialul de Curățenie”.
Amerika başkanı George W. Bush onu Beyaz Saray'a davet etmiştir.Acordat de Președintele George Bush, într-o ceremonie la Casa Albă.
13 Mart'ta Tiso'yu Berlin'e davet etti ve 14 Mart'ta Slovakya tek taraflı olarak bağımsızlığını ilan etti.Tiso a convocat Dieta (Parlamentul) slovacă care, pe 14 martie, a proclamat independența Slovaciei.
Şimdi hayat onu, kaybettikleri için savaşa davet ediyor.Acesta este momentul în care se hotărăște să lupte pentru demnitatea sa, demult pierdută.
Temmuz 2011'de Martin Solveig şarkı yazması için Londra'ya davet edildi.În iulie 2011, DJ-ul francez Martin Solveig a fost invitat la o ședință de compunere în Londra.
Bu davette yaklaşık 5000 misafir ağırlanır.În această biserică încap circa 5.000 de persoane.
Hiç kimse buna açıkça davet etmedikçe karşınızdaki insanı taciz etmeyin ve cinsel ilişkiye girmeyin.Trebuie să mai fii atent ca nimeni să nu te urmărească, atunci când introduci parola.
2006 yılında Bana, Sinema Sanatları ve Bilimleri Akademisi tarafından davet edildi.În 2005, a fost invitat să se alăture Academiei de Arte și Științe pentru Filme .
İsa üzerinde yoğunlaşan bu vaazların amacı Hristiyan olmayanları bu dine davet etmektir.Tăgăduitorii lui Hristos sunt oamenii care încerc să găsească fericirea în sfinți.
Langevin gazetenin baş editörünü halkın önünde yapılacak düelloya davet etti.Langevin provoacă la duel pe autorul articolului din acel ziar.
İki defa Amerika Birleşik Devletleri'ne, bir defa da Hindistan'a davet edilerek gitti.Doi ani mai târziu, a vizitat din nou Statele Unite ca reprezentant al Canadei.
Bu turnuva 2005/2006 sezonunu ortaya çıkarmak için davetli oyun olarak başladı.Acest turneu a fost introdus în circuitul mondial în sezonul 2005/2006.
Ağrı ve sızıları davet eder.Boli și dăunători.
Atlético Madrid Başkanı Enrique Cerezo, ona oyunu izletmek için VIP davet etmişti.Președintele lui Atletico, Enrique Cezero, i-a dat o invitație de VIP la meci, dar Torres a refuzat-o.
Delikanlılar konakta beğendiği gençkızı, kına evinde eline kına koyması için davet eder.Este cea pe care o adori ca pe copiii tăi când îi strângi la piept...
Bu esnadaMario ve Luigi, Princess Peach'ten kalesinde yapacağı parti için davet alırlar.Povestea începe când Mario și fratele lui Luigi sunt invitați la o petrecere de către prințesa Peach.
Riccardo'nun genç hizmetlisi Oscar maskeli baloya davetler ile gelir.Pajul Oscar, prezintă lista invitaților la balul mascat ce urmează a avea loc.
Meşgulüm. Aksi takdirde davetini kabul ederdim.Sunt ocupat. În caz contrar, aș fi acceptat invitația ta.
Davet edilmediği için hayal kırıklığına uğradı.El a fost dezamăgit fiindcă nu a fost invitat.
Hem o hem de onun kız kardeşleri partiye davet edilirler.Și el și surorile sale sunt invitați la petrecere.
Hepinizi partiye davet etmek istiyorum.Meg akarlak titeket hívni minden buliba.
Mayıs 2014'te Jamaika, turnuva davetini kabul ettiğini açıkladı.2014 májusában bejelentették, hogy Jamaica fogadta el a meghívást.
“Jane Eyre”in gördüğü büyük ilgi üzerine bir yayıncı, yazarı sık sık Londra’ya davet ediyordu.A Jane Eyre nagy sikerére való tekintettel a kiadója azt javasolta, hogy néha látogasson el Londonba.
Beta sürümünü denemek isteyen diğer web posta meraklıları, erişim izni veren bir davetiye talep edebildi.Más webmail rajongóknak, akik ki akarták próbálni a béta verziót, kérni kellett egy meghívót a tesztbe.
Richter bundan sonra bir toplantı daveti göndermemiştir.Richter egész egyszerűen nem küldött ki meghívókat újabb összejövetelekre.