Onları kendisine katılmaya davet eder.Proponuje mu, żeby im towarzyszył.
Aksine onu inançlarına davet ederler.Silnie wierzy w swe przekonania.
1876'da Repin Vasnetsov'u Paris'teki Peredvijniki topluluğuna katılmaya davet etti.W 1876 roku Repin zaproponował Wasniecowowi, aby dołączył do kolonii pieriedwiżników w Paryżu.
Üçlü bu daveti kabul eder.Cała trójka zgadza się na ofertę.
Bunun üzerine görevli çok mahcup oldu; özür dileyerek bizi içeri kendisi davet etti.On będzie wzywał Pana przeciwko tobie, a ty obciążysz się grzechem.
Daha sonra Seelie Kraliçesi, Jace'i saraya gelmesi için davette bulunur.Królowa pozwala Helenie zostać na zamku.
Davetli konuşmacı.Ceniony mówca.
Kötü ruhların davetini içerir.Wezwał więc księcia złych duchów.
Beyaz Saray'a da konuk şef olarak davet edildi.Podobny apel wystosował rzecznik Białego Domu.
1959 yılında Hindistan'a Hint Başbakanı Jawaharlal Nehru daveti üzerine gitti.W 1953 Bhutan odwiedził premier Indii Jawaharlal Nehru.
Bu maçtan sonra iki isimde Kaliforniya’daki eğitim görmek için New Japan Inoki Dojo’ya davet edilmişlerdir.Obaj zawodnicy zostali zaproszeni do trenowania w New Japan Inoki Dojo w Santa Monica w Kalifornii.
Anna ile konuşabilme fırsatını yakalayan Will, kızkardeşi Honey'nin doğumgününe Anna'yı davet eder.Ostatecznie Will i Anna udają się na urodzinową imprezę młodszej siostry WIlla - Honey.
Tüm tarafları sakin kalmaya ve şiddetten kaçınmaya davet etti.Wezwali wszystkie strony do wykazania spokoju w celu uniknięcia kolejnych ofiar i przemocy.
Ağrı ve sızıları davet eder.Powoduje cierpienie i ból.
Nişana gelen davetliler, beraberlerinde nişan sahibine "nişan hediyesi" getirirler.Gospodarz zaprosił ich na „kolację z morderstwem”.
Ayrıca önemli günlerde de davetler verilir.W tym dniu goście są szczególnie mile widziani.
Kral bunun üzerine onları saraya tekrar davet eder.Ten jednak każe mu wracać do pałacu.
Turistler askeri kimlik olmadan veya yetkililer tarafından davet edilmedikçe adayı ziyaret edemiyordu.Turyści nie mogą przybywać na wyspę bez pozwolenia mieszkańców lub rządu.
Lady Catherine’e davetli olduğu bir gün Darcy’yle karşılaşırlar.Następnego dnia przychodzi w odwiedziny wraz z panem Darcym.
Xander davetlileri karşılamak için mekana girer.Hilton czeka na gości.
1956 yaz aylarında Kim Il-sung Moskova’ya davet edilir ve ziyareti 6 hafta sürer.Latem 1956 roku Kim Ir Sen został wezwany do Moskwy.
Sonunda İngiliz hükümetinin daveti üzerine Londra'ya gitti.W tym samym roku na zaproszenie rządu emigracyjnego wyjechał do Londynu.
Twitter'dan, takipçilerini Obama'ya oy vermeye davet etti.Powróciwszy do Chicago, Obama działał na rzecz rejestracji głosujących.
Tüm mahalle sakinleri, eş, dost ve akraba davet edilir.Już was żegnam, bracia, siostry, Krewni, przyjaciele.
Honduras ise 2001'de davet edildi.W reprezentacji Hondurasu zadebiutował w 2001.
Yeni iksir öğretmeni Horace Slughorn, Hermione'yi Slug kulübüne davet eder.Dostrzegł to nowy nauczyciel eliksirów, Horacy Slughorn i zaprosił ją do Klubu Ślimaka.
1685'te Friedrich Wilhelm Fransız Huguenotları Mark Brandenburg'a davet etti.W 1685 elektor Fryderyk Wilhelm I zezwolił na osiedlanie się w Brandenburgii francuskim hugenotom.
Düğünler davetiyeli olur, düğüne gelecek olanlar davetiyeleri ile birlikte düğüne iştirak ederler.Te, które pozostają w czasie świąt postanawiają urządzić imprezę, na którą zapraszają chłopaków.
Aşağıdaki tablo sıralama sonuçlarını ve davetsel olayların ana hatlarını göstermektedir.Poniżej zostało przedstawione streszczenie głównego wątku powieści i jego najważniejsze wydarzenia.
Yenge davul zurna ile evleri dolaşır, düğüne davet edermiş.Taka Jagusia chodziła po prośbie i u nas nocowała.
İsveç’e Kraliçe Christina tarafından, kendisine öğretmenlik yapması için davet edilmişti.Maria została koronowana na malowaną królową, przez co oddała Shakti na wychowanie innym ludziom.
Lasme, Boston Celtics tarafından 2010 hazırlık kampına davet edildi.Został wybrany w drafcie 2010 przez Boston Celtics.
Aile Charlie'yi evde verilen bir partiye davet eder.Karen urządziła przyjęcie w swoim domu na które zaprosiła wszystkich.
Davetliler ayrılınca Prunier gizlice hizmetkar Lisette'i Bullier kaberesine götürmek için geri gelir.W tym czasie Prunier powraca w tajemnicy, aby odprowadzić Lisette do Bullier'a.
Philaminte bu mektuba hiç aldırmaz ve düğün merasimin yapmak üzere bir noteri evine ivedelikle davet eder.Filemon rozumie to dosłownie i postanawia podarować Bonifacemu gwiazdkę na święta.
Fakat bunu sana kim söyledi? / Düğününe beni davet etmedi.Co w takim razie zaniosłeś żonie? - zapytał jeden z nich.
Bu nedenlerden ötürü 2017 yılında YouTube Rewind'a davet edilmedi.Pojawili się w każdym dotychczasowym YouTube Rewind, oprócz roku 2011.
Zeus, düzenlediği Peleus ile Thetis'in düğüne tanrıçalardan Eris'i davet etmez.Według mitu, Zeus nie zaprosił bogini niezgody Eris na ślub Peleusa i Tetydy.
(Arya Heykel:Don Giovanni! a cenar teco m'invitasti — "Don Giovanni beni aksam yemeğine davet etmiştir.")Utanför står nämligen statyn ("Don Giovanni, a cenar teco m'invitasti").
Siyasi liderler foruma ilk kez 1974 yılında davet edilmiştir.Politiska ledare bjöds in för första gången i januari 1974.
Hepinizi partiye davet etmek istiyorum.Spelet rekommenderas för alla.
13 Mart'ta Tiso'yu Berlin'e davet etti ve 14 Mart'ta Slovakya tek taraflı olarak bağımsızlığını ilan etti.Tiso sammankallade det slovakiska parlamentet, som den 14 mars röstade för självständighet.
Her bölümde konuklar davet edilmiştir.Olika hemliga gäster är inbjudna till varje avsnitt.
Aynı yılın Aralık ayında Minnesota North Stars kadrosuna davet edildi.Redan i maj 1990 hade Minnesota North Stars fått en ny ägare.
Bunun için Harold'ı bir limana davet eder.Vetlanda ville få tillgång till en hamn.
Lord Capulet, baloya kız Juliet’e talip olan Kont Paris’i de davet eder.Familjen Capulet uppmuntrar frieriet från greve Paris till Julia.
Bazıları seyircileri onların arasına katılmaya davet etti.Besökarna uppmanas därför att ta med sådant själva.
Twitter'dan, takipçilerini Obama'ya oy vermeye davet etti.Sanningen att säga röstade Frank ändå på Obama.
Sonrasında imparatorun davetiyle Hindistan'a gitti.Han reste sedan till Ryssland på inbjudan av kejsarinnan Katarina.
Bunun üzerine tacına sahip çıkması için Charles ülkeye davet edilir.Kung Charles böner avbryts när han får besök.
İş için gelen ziyaretçilere yerel davetiye sahibi olmaları gerekir.De som köpt biljetter får bjuda en vän.
İstanbul'a davet edildi ve orada Nisan 1717'de Kapıcılar Kethüdası tayin edildi.Detta beviljades, och i juli 1797 anlände bröderna till Rämen.
2008 zirvesinde Arnavutluk ve Hırvatistan resmen NATO'ya davet edildi.Under toppmötet i april 2008 inbjöds Kroatien och Albanien officiellt att gå med i Nato.
Kısa bir süre sonra besteci Beyaz Saray'a başkan Woodrow Wilson'a resital vermek üzere davet edildi.Kort därefter blev han inbjuden att göra en pianokonsert för president Woodrow Wilson.
Henry'nin doğumgünü davetlisidir.Petter Frändevis födelsedag.
Fakat bunu sana kim söyledi? / Düğününe beni davet etmedi.Jag gjorde det på egen hand. Jag vill inte säga vem som gav mig revolvern.
2013 yılında ise "Günaha Davet" ve "Hediyem Olsun" single'larını piyasaya sürdü.År 2011 kom boken Du och jag, farsan ut på marknaden.
Andronikos, Theodora'yı Beyrut'a davet etti ve ikisi Şam'a kaçtılar.Theodora och Andronikos inledde ett förhållande och rymde till Nur ed-Din i Beirut, där de fick två barn.
Kasım 2006'da Bechdel, Amerikan Mirası Sözlüğünün Kullanım Paneli'nde katılımcı olarak davet edildi.2012 blev hon ombedd att vara med i American Heritage Dictionarys användningspanel.
Mayıs 1938'de Lomax Morton'u bir röportaj için onu davet etmiştir.I maj 1938 började Alan Lomax ta upp intervjuer med Morton för Library of Congress.