davet ile cümle
davet kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Dönemin hayvan hakları savunucuları halkı Sovyet büyükelçiliklerinde protesto yapmaya davet etti.Vários grupos protetores dos direitos animais protestaram em frente das embaixadas soviéticas.
Rose'un ısrarları üzerine Cal müteşekkir olduğunu göstermek için Jack'i ertesi akşam yemeğe davet eder.Por insistência de Rose, Cal convida Jack para jantar na noite seguinte.
Bu şartı davetliler tarafından kabul edildi.O elenco foi aplaudido de pé pelos convidados.
Çete üyesi Peter'dan kurtulmak için onu Don'un kızının düğününe davet eder.Para livrar-se de Peter, um convite para o casamento da filha de Don é enviado a ele.
Duvak sonunda "tahu"lar (davetlilerin getirdikleri hediyeler) toplanır.Ao chegar à cerimônia, eles descobrem que o [[sadhu00 da cerimônia, Bhakti, foi assassinado.
Ayrıca Judith Holofernes'i, bir ziyafete davet ettikten sonra öldürmüştür.Aliás, Judite mata a Holofernes após convidá-lo a um banquete.
Onu da tura davet eder fakat kadın müşterilerle buluşmadığını söyleyerek onu reddeder.Ele a convida a ir junto no passeio, no entanto ela se recusa e lhe diz que não se encontra com clientes.
Siyasi liderler foruma ilk kez 1974 yılında davet edilmiştir.Assim, líderes políticos foram convidados pela primeira vez para Davos em janeiro de 1974.
2008'de Diego Comic-Con ve 2011'de New York Anime Festivalinde önemli davetliler arasında yerini almıştır.Ele foi um dos convidados notáveis em 2008 na San Diego Comic-Con e em 2011 no New York Anime Festival.
18 Temmuz 2015'te, MLS All-Star takımının Tottenham Hotspur ile oynayacağı maçın kadrosuna davet edildi.Em julho de 2015, foi convidado para jogar o MLS All-Star contra o Tottenham.
1876'da Amsterdam Üniversitesine fizik profesörü olarak davet edildi.Em 1876 foi nomeado primeiro professor de física na Universidade de Amsterdão.
İnsanları iyiye, güzele, doğruya davet eder.Ele abençoa aqueles que são justos e andar em seus caminhos.
Google, bağlı kuruluşları ancak davetiye temelinde eklemeye devam edeceğini söyledi.Google também afirmou que iria rever o pedido.
Askerler evlere davet edilir ve yemek ikram edilir.As famílias visitadas oferecem-lhes comida e dinheiro.
Fakat Pauling barışsever olduğunu söyleyip bu daveti geri çevirir.Pauling recusou a proposta, argumentando que era pacifista.
İki defa Amerika Birleşik Devletleri'ne, bir defa da Hindistan'a davet edilerek gitti.Àquela época, viajou por duas vezes aos Estados Unidos, convite do governo daquele país.
Minkowski’ini evde yemeğe davet etti tanışmaları için.Mérida volta para casa para se juntar a sua família para o jantar.
Onları kendisine katılmaya davet eder.Portanto, deseja se unir a ela.
Bu daveti kabul etmemiştir.O convite não foi aceito.
Protego Totalum: Bir bölgeyi davetsiz misafirlerden korumayı sağlar.Tharax - Um submundano que protege a entrada para o Submundo.
1848'te Venedik Cumhuriyeti için destek toplamak amacıyla Manin'in davetiyle Paris'e gitti.Em 1848 foi para Paris, a convite de Daniele Manin, para angariar apoio para a República de Veneza.
Tövbeye davet edilmelidir.O arrependimento será aceite.
Yusuf onları yemeğe davet etti.Will convida Joanna para jantar.
Özgürlükçü bir siyasete davet ediyoruz.Ordem Política de um Povo Livre.
Semele'nin kızkardeşi İno'yu Semele'nin yeni evine davet ederler.Fará com que a vida de sua irmã Naomi vire um inferno.
2003 Viyana Üniversitesi'nde davetli konuşmacı.Viena 2003 (Universidade de Viena.
Komşuların sıkça davet edildiği, müziğin eksik olmadığı bir evde büyüdü.Várias músicas de D'eux apareceram na coletânea On ne change pas.
Zira göz içi basıncını arttırarak akut krizi davet eder.Mas como o SNA percebe que deve aumentar a pressão arterial, por exemplo?
Bunun üzerine Klaus onu bir maça davet etti.Então a Fox ofereceu-lhe um contrato.
Cumhuriyetçi aday Nelson Rockefeller'in kampanyası için çalışmaya davet edilmiştir.A trama foi baseada na obra de Nelson Rodrigues.
Capitol Records'tan Johnny Mercer bu şarkıyı kaydetmeleri için Cole'u şirkete davet etti.Jonathan Miller convida-a para gravar um disco para a União Lisboa.
15 Nisan 1931'de, Luciano, Masseria ve iki arkadaşını Coney Island'daki bir restoranda yemeğe davet etti.A 15 de Abril de 1931, Joe Masseria foi assassinado enquanto almoçava em um restaurante no Brooklyn.
Davetlerde de en yakınında oturtmuş, diğer misafirlerden ayrı tutmuştur.Ele também os visitava em casa, tendo laços mais próximos.
Davetli konuşmacı olarak da yurtdışında kongrelerde verdiği konferanslar vardır.Participa ainda, enquanto orador convidado, em conferências relativas aos meios de comunicação.
1900'de Wilhelm Ostwald'ın davetlisi olarak Leipzig Üniversitesi'ne gitti.Obteve o doutorado na Universidade de Leipzig orientado por Wilhelm Ostwald em 1901.
Bir dünya karmasına davet edilen ilk Türk futbolcudur.É o primeiro goleiro a ser expulso de uma copa do mundo.
Davetli Çift ErkeklerGuia dos Curiosos
1942'de Vienna State Opera 'ya davet edilmiştir.Em 1944 ela se associou à Ópera Estatal de Viena.
Pozitif, destekleyici arkadaşları, yakınları davet etmek gereklidir.Perto ou longe, importa lembrar os amigos.
Savonarolo bu daveti kabul etmedi.Walpole não quis aceitar o presente.
Demirtaş Gül'ün davetine gitmiyor".Irmã de Santinha, Rosarinho aparece sem avisar».
Bazen bir hayalet de hikâyeyi dinlemeye gelip davetlileri korkutur.Temerosos, os ouvintes perguntam quando isso acontecerá e se haverá sinais.
Eva Perón'dan kişisel bir davet alınca Buenos Aires'e döndü ve birçok yeni kontrat imzaladı.O problema era que Maysa estava exausta depois de uma turnê em Buenos Aires e cheia de outros compromissos.
İngiliz ve Fransız Başkomutanlarını Şumnu'ya davet etti.Britânicos e franceses para as suas tripulações balão de observação.
Partiye davet edilmedik.Não fomos convidados à festa.
Eğer vaktim olsaydı, onun davetini kabul ederdim.Se eu tivesse tempo eu aceitaria o convite dele.
Onları kim davet etti?Quem os convidou?
22 Temmuz 1991'de Dahmer, Tracy Edwards'ı evine davet etti.Op 22 juli 1991 lokte Dahmer ene Tracy Edwards mee naar zijn woning.
Leibniz daveti reddetti fakat 1671’de Dük ile yazışmalara başladı.Leibniz bedankte toen voor de uitnodiging, maar begon in 1671 wel een correspondentie met de hertog.
Kendisi davet edilmediği için çok kızgındır.Zij is chagrijnig omdat ze niet is uitgenodigd.
Mülûk Bâvendîyye’den “Şehrîyâr” bu dâvete icâbet edenlerin başında gelmekteydi.De buurtschap werd ook gesticht door de bewoners van Goënga in de hooilanden (miede) van dat dorp.
Bu olaydan sonra başka davalara da davet edildi.Na dit optreden werd de groep ook voor andere evenementen uitgenodigd.
Hepinizi partiye davet etmek istiyorum.De politie rekent hen allemaal in.
Özel davetli seyircilerin Salieri'nin eserini tercih ettikleri bildirilmektedir.Het publiek gaf de voorkeur aan het werk van Salieri.
Onları kendisine katılmaya davet eder.Hij vraagt haar om mee te gaan.
1909 yılında, Sergei Diaghilev onu Ballets Russes'te koreograf olarak çalışması için Paris'e davet etti.In 1909 volgde Fokine Sergej Diaghilev naar Parijs en werd choreograaf bij de Ballets Russes.
Seçilen 20 katılımcı Köln'de yapılacak Eurovision Workshop'a davet edilmiştir.Er werden twintig artiesten geselecteerd die mochten deelnemen aan Eurovizijos.
Ayrıca ABD Başkanı Bush'u ekranda tartışmaya davet etti.Tevens nodigde hij de Amerikaanse president Bush uit voor een staatsbezoek aan Iran.
O da, Hamidüddin ismini duyunca; “Baş üstüne, bu davete icabet lazımdır.Wanneer hij iets beslist, dan zegt hij er slechts tegen: "Wees!" en het is.
Daveti reddedenler ise Avari olarak isimlendirildi.Zij die zich bekeerden, werden morisken genoemd.